control - Turc Anglais Dictionnaire

control

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

control — Definition

Signification:
kontrol, denetim
Prononciation (IPA):
(AmE /kənˈtroʊl/ – BrE /kənˈtrəʊl/)
Partie du discours:
İsim: control (controls); Fiil: control (controls – controlled – controlling)
Synonymes:
regulation
Antonymes:
chaos

Sens de "control" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 82 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
control v. denetlemek
As I see it, controlling the enforcers should be a job for the Commission.
Gördüğüm kadarıyla, uygulayıcıları denetlemek Komisyon'un görevi olmalıdır.

More Sentences
control v. kontrol etmek
Always control your tire pressures before driving.
Sürüşten önce daima lastik basınçlarınızı kontrol edin.

More Sentences
General
control n. hakimiyet
The region is still under the control of rebels.
Bölge halen isyancıların hakimiyeti altında.

More Sentences
control n. denetim
In reality, there is no democratic, parliamentary and judicial control.
Gerçekte demokratik, parlamenter ve yargısal denetim yoktur.

More Sentences
control n. kumanda
The volume control of the radio is on the steering wheel.
Radyonun ses seviyesi kumandası direksiyon simidinde yer alır.

More Sentences
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
control n. düzenleme
We discussed gun control in social studies class.
Sosyal bilgiler dersinde silah satışını kısıtlayan düzenlemeyi tartıştık.

More Sentences
control v. hakim olmak
Police officers should be able to control their emotions.
Polis memurları duygularına hakim olabilmelidirler.

More Sentences
control v. idare etmek
You can control the machine with these levers.
Bu kollar ile makineyi idare edebilirsiniz.

More Sentences
control v. denetlemek
As I see it, controlling the enforcers should be a job for the Commission.
Gördüğüm kadarıyla, uygulayıcıları denetlemek Komisyon'un görevi olmalıdır.

More Sentences
control v. kontrol etmek
Always control your tire pressures before driving.
Sürüşten önce daima lastik basınçlarınızı kontrol edin.

More Sentences
control v. kontrol altında tutmak
The main aim of the new regulations is to control herbicide usage.
Yeni düzenlemelerin temel amacı herbisit kullanımını kontrol altında tutmaktır.

More Sentences
control v. zapt etmek
It's nearly impossible to control a wild horse.
Yabani bir atı zapt etmek neredeyse imkansızdır.

More Sentences
Law
control n. düzenleme
We discussed gun control in social studies class.
Sosyal bilgiler dersinde silah satışını kısıtlayan düzenlemeyi tartıştık.

More Sentences
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
Technical
control n. kumanda
The volume control of the radio is on the steering wheel.
Radyonun ses seviyesi kumandası direksiyon simidinde yer alır.

More Sentences
control v. kontrol etmek
Always control your tire pressures before driving.
Sürüşten önce daima lastik basınçlarınızı kontrol edin.

More Sentences
Computer
control n. kontrol tuşu
Press control v to paste the text.
Metni yapıştırmak için kontrol tuşu ile birlikte v'ye basın.

More Sentences
Automotive
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
Medical
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
Statistics
control n. kontrol
We waited for 20 minutes in the passport control line.
Pasaport kontrol kuyruğunda 20 dakika bekledik.

More Sentences
control n. kontrol değişkeni
This fertilizer had a different effect on soybeans than controls.
Bu gübrenin soya fasulyesi üzerinde kontrol değişkenlerinden farklı bir etkisi olmuştur.

More Sentences
Linguistics
control n. denetim
In reality, there is no democratic, parliamentary and judicial control.
Gerçekte demokratik, parlamenter ve yargısal denetim yoktur.

More Sentences
General
control n. komuta
control n. egemenlik
control n. teftiş
control n. idare
control n. otorite
control n. murakabe
control n. sorumluluk
control n. güç
control n. yönetim
control n. etkili ve güvenilir kullanım becerisi
control n. karşılaştırma standardı
control n. doğrulama aracı
control n. kontrol deneyi
control n. spiritüalist bir medyumun söz veya performanslarını harekete geçirdiğine inanılan güç
control n. kontrol eden kimse
control n. kontrolör
control n. sahadaki istihbarat ajanlarının rapor verdiği süpervizör
control v. işletmek
control v. kontrol yapmak
control v. kontrolünü yapmak
control v. düzenlemek
control v. kontrolü sağlamak
control v. kumanda etmek
control v. denetleme yapmak
control v. yoklamak
control v. dizginlemek
control v. etkisini veya şiddetini (zararsız seviyelere) düşürmek
control v. (bilimsel deneyi) paralel deneyle kontrol etmek
control v. (bilimsel deneyi) başka standartla karşılaştırarak doğrulamak
control v. (makineyi) çalıştırmak
control v. (makineyi) kontrol etmek
control v. sağlam anlayışa/bilgiye sahip olmak
control v. tamamen hakim olmak
control v. zapt altına almak
Trade/Economic
control n. murakabe
control n. teftiş
control n. varlıktan ekonomik yarar sağlama gücü
control v. yönetmek
Law
control n. denetleme
control n. idare
control n. murakabe
control n. nizam altına alma
control n. teftiş
control n. yönetim
control v. tanzim etmek
control v. zapt altına almak
Industry
control n. (proje yönetiminde) plana göre gitmeyen faaliyetleri izleyip müdahale etmeye yarayan araç
Computer
control n. bilgisayar kullanıcısının etkileşimde bulunduğu arayüz öğesi
control expr. denetle
Automotive
control n. kontrol düzeneği
Chemistry
control n. denetleme
History
control n. 1887-1948 yılları arasında basılan ingiliz pul sayfalarının kenarlarında yer alan rakam-harf kombinasyonları
control n. (damgada, kaşede) kontrol işareti
Environment
control n. bir bölgede yaban hayatı popülasyonunun öldürme yoluyla azaltılması veya düzenlenmesi
Geography
control n. bir yerin iklimini belirleyen fiziksel faktörler
Geology
control n. belirli bir yerdeki jeolojik oluşumların doğasını belirleyen faktörler
Sport
control n. (araba yarışı, atletizm) yarışmacıların check-in yaptığı kontrol noktası
Baseball
control n. atıcının vuruş bölgesi içinde bir atışın yerini kontrol etme yeteneği

Sens de "control" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
bring under control v. kontrol altına almak
General
shewart quality control charts n. shewart kalite kontrol grafiği
control chart n. kontrol grafiği
control theory n. kontrol teorisi
export control commodity number n. ihraç mal pozisyonu
control room n. yönetim odası
arms control n. silahlanma kontrolü
control points n. denetim noktaları
direction and control n. yönlendirme ve denetleme
partisan of state control n. devletçi
power control n. güç kontrolü
volume control n. volüm ayarı
social control n. sosyal kontrol
flight control n. uçuş kontrolü
traffic control n. trafik kontrol
traffic control point n. trafik kontrol noktası
price control n. fiyat denetimi
communication line control procedure n. iletişim hattı denetim yöntemi
central control agency n. merkez denetim müdürlüğü
pollution control n. kirlilik kontrolü
taguchi methods in quality control n. kalite kontrolde taguchi metodu
fire control n. atış kontrolü
volume control n. ses kontrolü
manufacturing planning and inventory control n. üretim planlaması ve stok kontrolü
safety control n. güvenlik kontrolü
general directorate of protection and control n. koruma ve kontrol genel müdürlüğü
control pad n. playstation ve benzeri oyun platformalarında kullanılan oyun oynama gereci
control engineering n. kontrol mühendisliği
river flood control n. akarsu taşkın kontrolü
climate control n. iklim kontrolü
flood control n. sel kontrolu
total quality control n. toplam kalite kontrolü
missile control circuit n. roket kontrol devresi
access control point n. giriş kontrol noktası
digital control systems n. sayısal kontrol sistemleri
noise control n. gürültü kontrolü
locust control n. çekirge kontrol
chemical process control n. kimyasal işlem kontrolü
price control n. fiyat kontrolü
general directorate of environmental pollution prevention and control n. çevre kirliliğini önleme ve kontrol genel müdürlüğü
digital control systems n. dijital kontrol sistemleri
air traffic control n. hava trafik kontrol
volume control n. ses ayarı
control animal n. kontrol hayvanı
pest control n. haşere mücadelesi
cellular control mechanisms n. hücresel kontrol mekanizması
radio set control n. radyo seti kontrolü
multiple weapon control panel n. çoklu silah kontrol panel
grade control n. kalite kontrolü
biological control systems n. biyolojik kontrol sistemleri
master gain control n. ana kazanç kontrolü
export control n. ihracat kontrol
state control n. devletçilik
food control n. gıda kontrol
nonlinear control theory n. doğrusal olmayan kontrol teorisi
tuning control n. akort ayarı
control charts n. denetim çizgesi
non destructive control n. bozmadan denetleme
quality control charts n. nitelik denetim çizelgesi
self control n. kendini kontrol etme
computer control n. bilgisayar denetimi
adaptive control systems n. uyarlanabilir kontrol sistemleri
field control n. alan kontrolü
rent control n. kira kontrolü
policy of state control n. devletçilik
strict control n. sıkı kontrol
gaining control n. kazanç kontrolü
commodity control n. mal kontrolü
laminar flow control n. düzgün akış denetimi
control box n. kumanda kutusu
food control n. besin denetimi
man vc control setting n. manuel vc kontrol ayarı
total control n. topyekun denetim
birth control pill n. doğum kontrol hapı
control of narcotics n. uyuşturucu kontrolü
control apparatus n. kontrol aygıtı
insect control n. böcek kontrolü
control chart n. denetim çizeneği
span of control n. kontrol kapsamı
passport control n. pasaport kontrolü
pollution control n. kirlenme denetimi
direct digital control n. doğrudan sayısal denetim
servo control n. servokumanda
master control routine n. ana denetim programı
gain control n. kazanç kontrolü
home country control principle n. ev sahibi ülkenin gözetim ve denetim yetkisine sahip olması
intelligent control systems n. akıllı kontrol sistemleri
environmental control n. doğal çevreyi koruma
incoming control n. giriş kontrolü
remote control device n. kumanda aygıtı
quality control programme n. nitelik denetim izleme çizelgesi
entry control n. giriş kontrolü
lack of control n. başıboşluk
control stick n. levye
control wheel n. levye
contamination control n. kirlilik kontrolü
quality control n. kalite kontrol
intermediate control n. ara kontrol
control policy n. denetim politikası
control mechanism n. denetim mekanizması
self control n. irade
self control n. kendine hakim olma
admin control n. admin kontrolü
birth control n. doğum kontrolü
command and control systems n. komuta ve kontrol sistemleri
population control n. nüfus kontrolü
pollution control industry n. kirlenme kontrol endüstrisi
process control n. işlem kontrolü
pollution control n. kirlenme kontrolü
spectator control n. seyirci kontrolü
pollution control equipment n. kirlenme kontrol donanımı
carrier control systems n. taşıyıcı kontrol sistemleri
nuclear arms control n. nükleer silahların kontrolü
flood control n. sel kontrolü
thyristor control n. tristör kontrolü
credit control n. kredi kontrolü
production control n. üretim kontrolü
dust control n. toz kontrolü
pneumatic control n. pnömatik kontrol
architectural control n. mimari kontrol
quality control certificate n. kalite kontrol belgesi
field control n. saha kontrolü
land control n. saha kontrolü
quality control certificate n. kalite kontrol sertifikası
control engineer n. kontrol mühendisi
dispenser control n. fırdöndü
street traffic control lights n. trafik lambaları
optimal control n. optimal kontrol
optimal control n. eniyi denetim
airspace control n. hava sahası kontrolü
computerized control n. bilgisayarlı kontrol
food control n. gıda denetimi
planning and control n. planlama ve kontrol
integrated pollution prevention and control directive n. entegre kirlilik önleme ve kontrolü direktifi
symptom control n. semptom kontrolü
birth control methods n. doğum kontrol yöntemleri
periodical stock control n. periyodik stok kontrol
control center n. yönetim merkezi
anticipating control n. önceden sezme yoluyla kontrol
disease control n. hastalık kontrolü
attitude control n. durum kontrolü
attitude control n. vaziyet kontrolü
identification control n. kimlik kontrolü
security control n. güvenlik kontrolü
id control n. kimlik kontrolü
system and control n. sistem ve kontrol
centralized control n. kumanda merkezi
control point n. güvenlik noktası
concurrency control n. koşut zamanlılığın denetimi
congestion control n. sıkışıklık denetimi