idare - Turc Anglais Dictionnaire

idare

Sens de "idare" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 76 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
idare administration n.
In particular such improvements should be made urgently as far as the maritime administration is concerned.
Özellikle, denizcilik idaresiyle ilgili olarak, bu iyileşmelere acilen ihtiyaç vardır.

More Sentences
idare management n.
General
idare stewardship n.
The city has become a much safer place under her stewardship.
Şehir onun idaresi altında çok daha güvenli bir yer haline geldi.

More Sentences
idare administration n.
In particular such improvements should be made urgently as far as the maritime administration is concerned.
Özellikle, denizcilik idaresiyle ilgili olarak, bu iyileşmelere acilen ihtiyaç vardır.

More Sentences
idare corporation n.
The housing corporation's mission is to offer people safe, affordable, energy-efficient housing.
Konut idaresinin misyonu, insanlara güvenli, uygun fiyatlı ve enerji tasarruflu konutlar sunmaktır.

More Sentences
Trade/Economic
idare administration n.
In particular such improvements should be made urgently as far as the maritime administration is concerned.
Özellikle, denizcilik idaresiyle ilgili olarak, bu iyileşmelere acilen ihtiyaç vardır.

More Sentences
Law
idare administration n.
In particular such improvements should be made urgently as far as the maritime administration is concerned.
Özellikle, denizcilik idaresiyle ilgili olarak, bu iyileşmelere acilen ihtiyaç vardır.

More Sentences
Sport
idare administration n.
In particular such improvements should be made urgently as far as the maritime administration is concerned.
Özellikle, denizcilik idaresiyle ilgili olarak, bu iyileşmelere acilen ihtiyaç vardır.

More Sentences
General
idare sparing n.
idare helm n.
idare board n.
idare dominion n.
idare dominium n.
idare handling n.
idare regimen n.
idare discipline n.
idare sway n.
idare wire n.
idare admin n.
idare frugality n.
idare thrift n.
idare rein n.
idare running n.
idare charge n.
idare policy n.
idare control n.
idare direction n.
idare grip n.
idare retrench n.
idare government n.
idare dispensation n.
idare austerity n.
idare economy n.
idare guidance n.
idare conn n.
idare oversight n.
idare supervision n.
idare mastery n.
idare disposal n.
idare regime n.
idare conduct n.
idare steering n.
idare rudder n.
idare chancellery n.
idare ruling n.
idare manipulation n.
idare steerage n.
idare management n.
idare service n.
idare disposition n.
idare chancellory n.
idare officer n.
idare dispense [obsolete] n.
idare disple [obsolete] n.
idare orchestration n.
idare housekeeping n.
idare stern [obsolete] n.
idare ex (executive) abrev.
idare mgmt (management) abrev.
idare mgmt. (management) abrev.
idare mgt (management) abrev.
idare mgt. (management) abrev.
Trade/Economic
idare supervision n.
idare management n.
idare governance n.
idare directorship n.
idare rule n.
idare managery n.
Law
idare control n.
idare government n.
Politics
idare governance n.
idare lap n.
Technical
idare handling n.
idare direction n.
Marine
idare steerage n.
Archaic
idare compendium n.

Sens de "idare" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
idare etmek handle v.
idare etmek make out v.
idare etmek conduct v.
idare etmek administer v.
idare etmek manage v.
idare edilebilir manageable adj.
General
ustalıkla durumu idare etme finessing n.
bölgesel idare territorial dominion n.
idare edici handler n.
idare etme controlling n.
şirketin idare merkezi home office n.
örfi idare martial law n.
idare amiri chief n.
evi idare eden kadın lady of the house n.
amerikan futbolu oyunu idare eden oyuncu quarterback n.
idare binası administration building n.
mahalli idare local administration n.
idare merkezi home office n.
mülki idare civilian administration n.
kötü idare mismanagement n.
sovyet rusya idare meclisi soviet n.
iktisat yaparak idare etme economising n.
idare etme husbandry n.
kendi kendini idare etme self government n.
başpiskoposun idare bölgesi archdiocese n.
özerk olarak idare edilen ilçe county borough n.
özellikle rahipler veya rahibeler tarafından idare edilen misafirhane/yurt hospice n.
yerel idare bölümü department of local government n.
sevk ve idare management n.
idare edilebilirlik manageability n.
ingiltere'de kontluk idare bölgesi shire n.
idare amiri administrator n.
idare etme managing n.
av köpeklerini idare eden kimse whip n.
piskoposlarla idare usulü episcopalism n.
dümenle idare steerage n.
il idare kurulu board of governors n.
genel idare kurulu general administrative board n.
idare meclisi board of governors n.
piskoposlarla idare usulü piskoposluk episcopalianism n.
idare lambası night light n.
üretme ve idare production and direction n.
at yarışlarını idare eden klüp jockey club n.
idare etme running n.
gözetip denetleyerek idare etme supervision n.
büyük mağazalarda işi idare eden ve müşterilere yardımcı olmak üzere dolaşan görevli floorwalker n.
idare etme guidance n.
sevk ve idare conduct n.
kötü idare misconduct n.
kötü idare mishandling n.
idare heyeti administrative committee n.
mahalli idare bölümü local administration body n.
idare etme government n.
av köpeklerini idare eden kimse whipper-in n.
idare etme manipulation n.
bir işi idare etme handling n.
hayvan sürüsü idare eden kişi herder n.
hayvan sürüsü idare eden kişi herdsman n.
hayvan sürüsü idare eden kişi drover n.
idare etme directing n.
sevk ve idare administration n.
özel idare special administration n.
idare etme supervising n.
iktisat yaparak idare etme economizing n.
iyi planlanmış ve idare edilmiş askeri operasyon set piece n.
yerel idare commune n.
kontun bağımsız idare bölgesi county palatine n.
idare edilebilen balon aeronat n.
yük beygirini idare eden kimse lademan [obsolete] n.
idare edilebilirlik tractability n.
iktisadi idare economy n.
iyi idare eutaxy n.
kötü idare maleadministration [obsolete] n.
tazı sürüsünü idare eden erkek master n.
işletme ve idare m and a (management and administration) n.
bir atı terbiye veya idare etme tekniği manage n.
idare konusundaki beceri management n.
sanat ve ustalıkla yapılan idare management n.
ustalıklı idare manipulation n.
becerikli operasyon ve uzman fiziki idare içeren yöntem manoeuver n.
becerikli idare manipulation n.
mahkeme süreçlerini yürütmesi ve şerifinkine benzer çeşitli görevleri yerine getirmesi için abd'nin her bir daire kazasına atanan idare memuru marshall n.
yönlendirme, etkileme ve idare etme konusunda yetenekli kimse whisperer n.
elde idare edilecek kadar küçük olan şey hand-held n.
(özellikle elle) idare eden kimse handler n.
bir kimsenin evi idare ettiği yer menage n.
kötü idare eden kimse mismanager n.
işleri idare ederken sergilenen maharet diplomacy n.
işleri idare ederken gösterilen incelik diplomacy n.
idare edilme rule n.
evi idare eden kadın goodwife n.
ev idare etme sanatı domiculture n.
sınıf, laboratuvar ve idare merkezi yerine sahaya inilerek yapılan araştırma field work n.
ön idare preadministration n.
ihtiyatlı idare etme pourveyance n.
ihtiyatlı idare etme purveyance n.
(fransa) yerel idare bölgesinden sorumlu yetkililik subprefecture n.
(fransa) yerel idare bölgesinden sorumlu yetkili subprefect n.
evi idare eden kimse houseperson n.
düşük kademeli sivil idare memuru petit constable n.
paşanın idare bölgesi pachalic n.
paşanın idare bölgesi pashalic n.
paşanın idare bölgesi pashalik n.
dümen ile idare stern [obsolete] n.
ustalıkla durumu idare etmek finesse v.
idare etmek bestride v.
olmadan idare etmek do without v.
idare etmek make it do v.
idare etmek husband v.
idare etmek steer v.
kötü idare etmek misgovern v.
idare etmek scrape v.
sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek (tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden) fly blind v.
ev idare etmek keep house v.
idare etmek tolerate v.
idare etmek be sufficient v.
kıtı kıtına idare etmek eke out a living v.
bir işyerini başarılı bir şekilde idare etmek make a go of v.
idare etmek make shift v.
idare etmek spin out v.
parayı idare etmek manage money v.
idare etmek make do v.
idare edilememek get out of hand v.
idare etmek subsist v.
iktisat yaparak idare etmek economise v.
idare etmek boss v.
idare etmek (geçim) get by v.
idare etmek control v.
idare etmek officer v.
olmadan idare etmek go without v.
idare etmek cover up v.
idare etmek lead v.
iyi kötü idare etmek muddle along v.
tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek fly by the seat of one's pants v.
idare etmek content oneself v.
idare etmek mastermind v.
yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak be thrown back on one's own resources v.
bir meseleyi haksız olarak kendi menfaatine idare etmek gerrymander v.
idare etmek rein in v.
kıtı kıtına idare etmek live from hand to mouth v.
kötü idare etmek mismanage v.
idare etmek rub along v.
idare etmek supervise v.
idare etmek to be sufficient v.
iki tarafı da idare etmek play a double game v.
idare etmek quarterback v.
kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak make the best of a bad situation v.
idare etmek get on v.
idare etmek direct v.
gözetip denetleyerek idare etmek supervise v.