get on - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

get on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "get on" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 42 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
get on v. binmek
General
get on v. azarlamak
get on v. giyinmek
get on v. geçinmek
get on v. birbiriyle geçinmek
get on v. binmek (taşıta)
get on v. dokunmak
get on v. idare etmek
get on v. uçağa binmek
get on v. ilerlemek (zaman/yaş)
get on v. binmek (otobüs/tren/uçağa)
get on v. olmak (belirli bir şekilde)
get on v. ayrılıp gitmek
get on v. otobüse binmek
get on v. geçinmek (birbiriyle)
get on v. gitmek
get on v. anlaşmak
get on v. ilerlemek
get on v. giymek
get on v. yaşlanmak
get on v. iyileşmek
get on v. kötü gitmemek
get on v. iyi gitmek
get on v. (televizyonda vb) çıkmak
get on v. düzelmek
Phrasals
get on v. binmek (otobüs/tren/uçak)
get on v. iyi anlaşmak
get on v. üzerine binmek
get on v. üstüne tırmanmak
get on v. üstüne çıkmak
get on v. üstüne binmek
get on v. işleri rast gitmek/iyileşmek
get on v. başarılı olmak
get on v. işleri yolunda gitmek
get on v. yukarı tırmanmak
get on v. başarı yolunda tırmanmak
get on v. ilerlemek
get on v. ilerleme kaydetmek
get on v. işini yapmak/sürdürmek
get on expr. belirli bir zaman yaklaşıyor
get on expr. belirli bir yaş, miktar yaklaşıyor
Automotive
get on v. binmek

Sens de "get on" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
get on well v. geçinmek
General
get one's own back on somebody v. intikamını almak
get up on the wrong side of the bed v. ters tarafından kalkmak
get on the same page v. bir noktada buluşmak
get together on v. mutabık kalmak
get a grip on v. anlamak
get on well with v. bağdaşmak
get a grasp on oneself v. kendine hakim olmak
get on together v. geçinmek
get on the gravy train v. beleşe konmak
get on somebody's tits v. uyuz etmek
get one's hands on v. eline geçirmek
get something on the cheap v. ucuza almak
get on somebody's nerves v. sinirine dokunmak
get back on the rails v. yoluna girmek
get on somebody's nerves on purpose v. zıt gitmek
get on one's nerves v. sinir bozmak
get on somebody's nerves v. sinirlerini bozmak
get a bang on v. bedenine darbe yemek
help to get on v. bindirmek
get on well v. anlaşmak
get a grasp on oneself v. kendine gelmek
get on with v. anlaşmak
get one's hands on v. yakalamak
get back on the rails v. yoluna koymak
get on one's nerves v. sinir etmek
get on one's nerves v. sinirini bozmak
get on with somebody v. geçinmek
get one's hands on v. sahip olmak
get the show on the road at last v. şeytanın bacağını kırmak
get on for v. yetişmek
get on with v. biriyle iyi geçinmek
get on to somebody v. temasa geçmek
get on with v. devam etmek
get on the stage v. sahneye çıkmak
get on to somebody v. temas kurmak
get on someone's tits v. birisini rahatsız etmek
get on someone's good side v. birinin gözüne girmek
get on well with somebody v. anlaşmak
get on with somebody v. anlaşmak
get on the gravy train v. köşe dönmek
get together on v. anlaşmaya varmak (üzerinde)
get on one's nerves v. birinin sinirine dokunmak
get a line on v. bilgi almak
get a line on v. hatta kalmak
get on with v. iyi geçinmek
get one's hands on v. belirli bir işe başlamak
get one's hands on v. belirli bir işe alışmak
get stuck on v. tutulmak
get stuck on v. aşık olmak
get caught up on v. bitirilmemiş işleri tamamlamak
get one's own back on v. acısını çıkarmak
get one's own back on v. acısını çıkartmak
get back on the road v. yola devam etmek
get one's head screwed on right v. akıllanmak
get the edge on v. avantaj elde etmek
get the edge on v. avantaj sağlamak
get the edge on v. avantajı ele geçirmek
get on the motorcycle v. motosiklete binmek
get on the motorbike v. motosiklete binmek
get on the motorbike v. motora binmek
be unable to get on with others v. çevresi ile geçinememek
get on the bus v. otobüse atlamak
get on the coach v. otobüse binmek
get on the bus v. otobüse binmek
get on the train v. trene binmek
get a scoop on the news v. haber atlatmak
get on the scales v. tartıya çıkmak
get on the tube v. metroya binmek
get on the underground v. metroya binmek
get (something) on the brain v. parmağına sarmak
get (something) on the brain v. parmağına dolamak
get on the tram v. tramvaya binmek
get one's life back on track v. hayatını yeniden rayına oturtmak
get a slap on the wrist v. zılgıtı yemek
get a slap on the wrist v. azar işitmek
get the low-down on him v. onun hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
get stuck on v. -e yapışıp kalmak
get on with v. işini sürdürmek
get on with v. işine gücüne bakmak
get on (with) v. ilişkilerini uyumlu kılmak
get on board v. gemiye binmek
get by on v. bir şeyle yola çıkmak
get to work (on) v. çalışmaya başlamak
get by on v. (yaşayabilmek için) bir şeye dayanmak
get one's hooks on v. kancayı takmak
get on (with) v. gelişme sağlamak
get on without v. yardım almadan da başarmak
get on (with) v. ilerleme göstermek
get to work (on) v. üzerinde çalışmaya başlamak
get on without v. -sız da yapmak
get by on v. birşeyle idare etmek
get on with v. işinin başına dönmek
get to work (on) v. işe koyulmak
get on (with) v. uyumlu ilişki kurmak
get on without v. yardımsız da varlığını sürdürmek
get one’s stake on v. iki ayağını bir pabuca sokmak
get on without v. -sız da başarmak
get on (with) v. ilerlemek
get no returns on one's efforts v. çabalarına karşılık görememek
get no return on /for one's efforts v. çabalarına karşılık görememek
get on tv v. televizyona çıkmak
get on with v. mutabık kalmak
get on with v. birisiyle uyuşmak
get a grip on the situation v. durumu kontrol altına almak
get a fix on v. ne olduğunu anlamaya çalışmak
get a fix on v. hesaplamak
get a fix on v. belirlemek
get a fix on v. çözmeye çalışmak
get slap on the wrist v. hafifçe fırça yemek
get slap on the wrist v. azar işitmek
get down on one's knees v. dizlerinin üstüne çökmek
get down on one's knees v. diz üstü çökmek
get the phone on vibrate v. telefonu titreşime almak
get pregnant on purpose v. kasten hamile kalmak
get pregnant on purpose v. bilerek hamile kalmak
get on the phone v. telefonun başına geçmek
get discourteous on v. nazik davranmamak
get some rash on one's back v. sırtında döküntüler olmak
get someone on the ground v. birini yere yatırmak
get three mortgages on the house v. evin üzerinde üç tane ipotek olmak
get back on one's feet financially v. finansal olarak (yeniden) kendi ayaklarının üzerinde durmak
get back on task v. göreve dönmek
get on a horse v. ata binmek
get on a camel v. deveye binmek
get one's eyes on the presidency v. gözünü başkanlığa dikmek
get on with v. biriyle geçinmek
get a match on fingerprints v. parmak izinde eşleşme bulmak
get on a helicopter v. helikoptere binmek
get on the floor v. (dans vb) piste çıkmak
get on the dance floor v. dans pistine çıkmak
get the jumper/sweater on back to front v. kazağın önünü arkasına giymek
get stuck on the question v. soruda takılmak
try to get a deal on something v. ucuza kapatmaya çalışmak
get on the elevator v. asansöre binmek
get on the shuttle bus v. servise binmek
get on the shuttle vehicle v. servise binmek
get an idea on something v. bir şey hakkında fikir sahibi olmak
get on a bicycle v. bisiklete binmek
get on a bike v. bisiklete binmek
get on the sidewalk v. kaldırıma çıkmak
get on a ski lift v. telesiyeje binmek
get on a chair lift v. telesiyeje binmek
get on a cable car v. teleferiğe binmek
get on the school bus v. okul otobüsüne binmek
get one's dick sewn back on v. cinsel organını yerine geri diktirmek
difficult to get on with adj. geçimsiz
difficult to get on with adj. dirliksiz
Phrasals
get behind on (something) v. bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak
get behind on (something) v. bir taksiti/kirayı vaktinde/zamanında ödeyememek
get behind on (something) v. bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek
get behind on (something) v. bir borcu geç ödeyebilmek
get behind on (something) v. bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak
get behind on (something) v. bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek
get sick on someone v. birinin üstüne kusmak
get sick on someone v. birinin üzerine kusmak
let someone get on with something v. birinin birşeyi yapmayı sürdürmesine izin vermek
get off on v. bir şeyden heyecan duymak veya cinsel açıdan tahrik olmak
get down on (someone or something) v. (birinin veya bir şeyin) üstüne gitmek
get down on (someone or something) v. (birine veya bir şeye) negatif yaklaşmak
get down on (someone or something) v. (birine veya bir şeye karşı) negatif düşüncelere sahip olmak
get down on someone v. birini eleştirmek
get down on someone v. birinin üstüne gitmek
get down on someone v. biriyle uğraşmak
get back (to someone) (on something) v. (birine/bir şeye) dönmek
get back (to someone) (on something) v. (birine/bir şeye) geri dönmek
get back (to someone) (on something) v. (birine/bir şeye) geri dönüş yapmak
get back (to someone) (on something) v. sonradan (biriyle) konuşmaya devam etmek
get back (to someone) (on something) v. (birine) bir bilgiyle geri dönmek
get back (to someone) (on something) v. (birine) bir bilgiyle dönüş yapmak
get (something) on (someone) v. elinde birine karşı suçlayıcı kanıt olmak
get (something) on (someone) v. birine karşı kanıtı/delili olmak
get (something) on (someone) v. birine karşı bir avantajı olmak
get (something) on (someone) v. birine karşı bir üstünlüğü olmak
get someone on(to) someone or something v. birini bir şeye/birine eşlik etmesi için görevlendirmek
get someone on(to) someone or something v. birini bir şeye/birine katılması için görevlendirmek
get someone on(to) someone or something v. birini bir şeye/birine bakması için atamak
get someone on(to) someone or something v. birini bir şeyle/biriyle ilgilenmesi için atamak
get on(to) someone (about something) v. birine (bir şeyi) hatırlatmak
get on(to) someone (about something) v. birine (bir şey) hakkında hatırlatma yapmak
get something on someone v. birinin hakkında ona karşı bir bilgi edinmek
get something on someone v. birinin hakkında ona zarar verecek bir bilgi edinmek
get something on someone v. birinin bir açığını yakalamak
get something on someone v. bir şeye binmek
get something on someone v. bir şeye bindirmek
get something on someone v. üzerine bir şey almak/giymek
get something on someone v. biriyle iyi geçinmek
get something on someone v. biriyle uyumlu olmak
get something on someone v. iyi götürmek
get something on someone v. iyi idare etmek
get something on someone v. iyi gitmek
get something on someone v. bir şeyde ilerlemek
get something on someone v. bir şeyi devam ettirmek
get something on someone v. anlamak
get something on someone v. çakmak
get something on someone v. farkına varmak
get something on someone v. öğrenmek
get on someone v. birinin üstüne gitmek
get on someone v. birini sıkıştırmak
get on someone v. birini taciz etmek
get on someone v. birine sıkıntı vermek
get on someone v. birinin başının etini yemek
get on someone v. birini rahat bırakmamak
get on with it v. bir şeye devam etmek
get on with it v. bir şeye kaldığı yerden devam etmek
get on with it v. bir şeyde ilerlemek
get on with it v. bir konuyu ilerletmek
get on with it v. bir şeyi sürdürmek/devam ettirmek
get on with it v. aksiyon almak
get on with it v. harekete geçmek
Colloquial
not get on well with somebody v. biriyle iyi geçinememek
get in on the act v. avanta kollamak
get in on the act v. avanta ummak
get in on the act v. avantaya yatmak
get in on something v. bir şeye katılmak
get a wire on someone v. birinin üzerine dinleme cihazı bağlamak
get it on with v. işi pişirmek
get it on tape v. teybe kaydetmek
get somewhere on the dot v. tam vaktinde gelmek
get somewhere on the dot v. tam vaktinde varmak
get somewhere on the dot v. tam zamanında ulaşmak
get somewhere on the dot v. tam zamanında varmak
get back on a label v. tekrar albüm yapmak
get down on all fours v. ellerinin ve dizlerinin üstünde durmak
get down on all fours v. ellerinin ve dizlerinin üstünde eğilmek/yere çömelmek
get down on all fours v. dört ayak üzerinde durmak
get (one's) freak on [us] v. seks yapmak
get (one's) freak on [us] v. deli gibi dans etmek
get (one's) freak on [us] v. çılgın gibi dans etmek
get (one's) freak on [us] v. çılgınca dans etmek
get (one's) freak on [us] v. içinden geldiği gibi/gönlünce dans etmek
get (one's) freak on [us] v. deli gibi partilemek/parti yapmak
get (one's) freak on [us] v. deli gibi eğlenmek
get (one's) freak on [us] v. çılgınca partilemek/parti yapmak
get (one's) freak on [us] v. çılgınca eğlenmek
get (one's) freak on [us] v. azıtmak
get (one's) freak on [us] v. içinden geldiği gibi/gönlünce parti yapmak
get (one's) freak on [us] v. içinden geldiği gibi/gönlünce eğlenmek
get (one's) freak on [us] v. delirmek
get (one's) freak on [us] v. çıldırmak
get (one's) freak on [us] v. sinirlenmek
get (one's) freak on [us] v. çılgınca hareketler yapmak
get (one's) freak on [us] v. deli deli hareketler yapmak
get (one's) freak on [us] v. kontrolü kaybetmek
get on (in years) v. (yıllar geçtikçe) yaşlanmak
get on (in years) v. (yıllar geçtikçe) yaş almak
get on (in years) v. ihtiyarlamak
get on (in years) v. kocamak
get on in years v. yıllar geçtikçe yaşlanmak
get on in years v. yıllar geçtikçe yaş almak
get on in years v. ihtiyarlamak
get on in years v. kocamak
get on in years v. yaşlanmak
get on in years v. yaşlanmak
get on in years v. yaş almak
get one over on (one) v. (birini) oyuna getirmek
get one over on (one) v. (birini) kandırmak
get one over on (one) v. (birini) keklemek
get one over on (one) v. (birini) işletmek
get one over on (one) v. (birini) kafaya almak
get one over on (one) v. (birini) sazanlamak
get one over on (one) v. (birini) oyununa düşürmek
get one over on (one) v. (biriyle) kafa bulmak
get one up on somebody v. birinden üstün olmak
get one up on somebody v. birinden bir adım önde olmak
get one up on somebody v. birinden avantajlı durumda olmak
get one up on somebody v. birinden önde olmak
be/get off (on something) v. (işe, yolculuğa) başlamak
be/get off (on something) v. (işe, yolculuğa) koyulmak
be/get off (on something) v. (yolculuğa, tatile) çıkmak
get in on v. katılmak
get in on v. dahil olmak
get in on v. gizli bilgilere ulaşmak
get in on v. gizli bilgileri öğrenmek
get on famously [old-fashioned] v. sıkı fıkı olmak
get on famously [old-fashioned] v. çok iyi anlaşmak
get on famously [old-fashioned] v. iyi geçinmek
get on famously [old-fashioned] v. aralarından su sızmamak
get tough (on somebody) v. (birine karşı) sert olmak
get tough (on somebody) v. (birine karşı) sert davranmak
get tough (on somebody) v. (birine karşı) müsamahasız olmak/davranmak
get tough (on somebody) v. (birine karşı) acımasız olmak/davranmak
get your skates on! expr. acele et!
get a hurry on expr. acele et
get your skates on! expr. çabuk ol!
get a hurry on expr. çabuk ol
get your skates on! expr. elini çabuk tut!
on your mark-get set-go! expr. hazır ol . . . başla!
get a hurry on expr. elini çabuk tut
don't even get me started on expr. hiç ağzımı açtırma şimdi
get a grip on yourself! expr. kendine hakim ol!
get a grip on yourself expr. sakinleş
get down on the ground! expr. yere yat!
get on the floor! expr. yere yat!
on your mark-get set-go expr. yerlerinize . . . hazır . . . başla!
(one had) better get on (one's) horse expr. gitse iyi olur
(one had) better get on (one's) horse expr. yola koyulsa iyi olur
(one had) better get on (one's) horse expr. gidiyor/yola çıkıyor
(one had) better get on (one's) horse expr. kalksa iyi olur
better get on my horse expr. gitsem iyi olur
better get on my horse expr. yola koyulsam iyi olur
better get on my horse expr. kalksam iyi olur
Idioms
get on (someone's) nerves v. canını sıkmak
get on (someone's) nerves v. asabını bozmak
get on (someone's) nerves v. (birinin) sinirine dokunmak
get on (someone's) nerves v. sinirlendirmek
get a new grip on life v. hayata yeni bir anlam katmak
get dunked on v. çuvallamak
get dunked on v. yenilgiye uğramak
get on the gravy train v. kebap gibi bir işe gelmek
get on the gravy train v. az emek harcanan ama çok para kazanılan iş/makam/duruma gelmek
get on the gravy train v. turnayı gözünden vurmak
get on the gravy train v. sağlam yere olta atmak
get on the gravy train v. sağlam yere kapak atmak
get on the gravy train v. işi iş olmak
get back on the horse (that bucked you) v. düşüp yeniden ayağa kalmak
get back on the horse (that bucked you) v. yeniden başlamak
get back on the horse (that bucked you) v. yeniden direksiyona geçmek
get back on the horse (that bucked you) v. sırtından atan ata tekrar binmek
get back on the horse (that bucked you) v. tekrar sahaya çıkmak/sahalara dönmek
get the bulge on (someone or something) v. avantaj/üstünlük elde etmek
get/buy something on tick v. hesaba yazdırarak satın almak
get/buy something on tick v. veresiye satın almak
get one's own back on somebody v. birinden kuyruk acısını çıkarmak
get one's own back on somebody v. birinden intikamını almak
get a cob on v. küplere binmek
get a cob on v. zıvanadan çıkmak
get a cob on v. tepesi atmak
get a cob on v. çileden çıkmak
get a cob on v. fenalık geçirmek
get a cob on v. afakanlar basmak
get a cob on v. tepesinin tası atmak
get on in the company v. (toplumsal, siyasi ve/veya maddi durum) yükselmek
get on in the company v. önceye daha başarılı olmak
get on in the company v. toplumda yükselmek
get on with it v. (iptal, erteleme sonrası) (etkinliğe, programa) dönmek
get on like a house afire v. hemen kaynaşmak
get on like a house afire v. kanı ısınmak
get on like a house afire v. anında can ciğer kuzu sarması olmak
get on like a house afire v. hemen sıkı fıkı olmak
get on like a house afire v. birbirine anında kanı kaynamak
get along (on a shoestring) v. kıt kanaat geçinmek
get along (on a shoestring) v. zar zor geçinmek
get along (on a shoestring) v. kıtı kıtına idare etmek
get along (on a shoestring) v. çok az parayla geçinmek
get by (on a shoestring) v. kıt kanaat geçinmek
get by (on a shoestring) v. zar zor geçinmek
get by (on a shoestring) v. kıtı kıtına idare etmek
get by (on a shoestring) v. çok az parayla geçinmek
ride the high horse; get on the high horse v. abartmak
get on one's high horse v. abartmak
get a move on v. acele etmek
get a hurry on v. acele etmek
get on the stick v. acele etmek
get clear on v. açık olmak
get clear on v. açıklık getirmek
get on the wrong side of the law v. adaletle başı derde girmek
get clear on v. anlam karmaşasına yer vermeyecek şekilde açık bir sekilde belirtmek
get back on one's feet v. ayağı düze basmak
get one's feet on the ground v. ayağını sağlam basmak
get one on one's feet v. ayakları üzerinde durmasına yardım etmek
get on board v. aynı fikirde olmak
get on board v. birine katılmak
get on well with somebody v. biriyle iyi anlaşmak
get on somebody's tits v. birini rahatsız etmek
get on one's high horse v. büyüklenmek
get on someone's nerves v. birini çok kızdırmak
get a grip on v. birileri veya bir şey üzerinde hakimiyet kurmak
get a hard on for someone v. birine kafayı takmak ve onunla uğraşmak
get on somebody's tits v. birine rahatsızlık vermek
get the jump on one v. birinin önüne atlamak
get the jump on one v. birinden önce davranmak
get on someone's nerves v. birisini sıkmak
get on somebody's wick v. birine rahatsızlık vermek
get in on the act v. başarılı bir girişime/işe dahil olmak
get a strong influence on someone v. biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
get a bead on someone v. birisine nişan almak
get in on the ground floor v. başından beri/itibaren bir şeyi yapıyor olmak
get a crush on someone v. birine gönül bağlamak
get the upper hand on someone v. birine karşı avantajlı durumda bulunmak
get off on the wrong foot v. bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
get a handle on v. başa çıkmak
get soft on someone v. birine yumuşak davranmak
get on someone's nerves v. birinin sinirine dokunmak
get one's rocks off on something v. bir şeyden keyif almak
get a head start on something v. bir şeye önde başlamak
get a strong hold on someone v. birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get a head start on something v. bir şeye avantajlı başlamak
get a move on v. başlamak
get secure influence on someone v. birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get a handle on something v. bir şeye hakim olmak
get on someone's wrong side v. birinin gözünden düşmek
get soft on someone v. birini abayı yakmak
get the draw on someone v. birisinden avantajlı durumda olmak
get on your goat v. birini sinirlendirmek
get off on the right foot v. bir şeye iyi başlamak
get a price on one's head v. başına ödül konmuş olmak
get started on something v. bir işe girişmek/başlamak
get somebody back on his legs v. birinin elinden tutmak
get on your goat v. birini gıcık etmek
get on somebody's wick v. birini rahatsız etmek
get on someone's case v. birisiyle uğraşmak
get on a first-name basis with someone v. birini çok iyi tanımak
get soft on someone v. birine gerekli sertlikte davranmak
get this show on the road v. bir şeye başlamak/bir şeyi başlatmak
get the show on the road v. bir şeye başlamak/bir şeyi başlatmak
get a hold on someone v. biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
get on a first-name basis with someone v. biriyle senli benli olmak
get on someone's back v. birisiyle uğraşmak
get soft on someone v. birine gereken sertliği göstermemek
get in on the ground floor v. bir işe/şeye baştan girmek
get on someone's nerves v. birini uyuz etmek
get a line on v. bir konuda bilgi almak
get on someone's wick v. birisini sıkmak
get on a first-name basis with someone v. birisiyle iyi arkadaş olmak
get the upper hand on someone v. bir adım önde olmak
get the draw on someone v. birisini geçmek
get tough on someone v. birisine sert davranmak
get on somebody's case v. birisini rahatsız edecek şekilde eleştirmek
get on the good side of someone v. birinin gözüne girmek
get the upper hand on someone v. birine üstünlük sağlamak
get on someone's wick v. birini çok kızdırmak
get a line on v. bir konuda bilgi edinmek
get on the wrong side of someone v. birinin gözünden düşmek
get on one's high horse v. bilgiçlik taslamak
ride the high horse; get on the high horse v. bilgiçlik taslamak
ride the high horse; get on the high horse v. caka satmak
get on one's high horse v. caka satmak
get one's hooks on v. çengel atmak
get groove on v. dans ederek eğlenmek
get a move on v. çabuk olmak
get on the bandwagon v. çoğunluğa katılmak
get on one's high horse v. caka satmak
get chip on one's shoulder v. çok sinirlenmek
get chip on one's shoulder v. çileden çıkmak
get on someone's nerves v. çok öfkelendirmek
get on someone's wick v. çok öfkelendirmek
get right on something v. derhal/acilen yapmak
get back on one's feet v. deveyi düze çıkarmak
get one's swerve on v. demlenmek (içki içerek)
get egged on v. dolduruşa gelmek
get on the bandwagon v. çoğunluğun görüşüne uymak
get on one's soapbox v. düşüncelerini/fikirlerini cesurca savunmak
get on someone's nerves v. gıcık etmek
get on with the life v. hayatla barışık olmak
get on one's high horse v. gösteriş yapmak
get on someone's case v. eleştirmek
get one's hands on v. ele almak
get one's skates on v. elini çabuk tutmak
get on with life v. hayatla barışık olmak
get on the stick v. elini çabuk tutmak
get a move on v. hızlanmak
get the jump on v. erken davranmak
get a line on v. gerekli bilgiye ulaşmak
get a wiggle on v. elini çabuk tutmak
get on someone's nerves v. gına getirmek
get on someone's back v. eleştirmek
get the drop on v. erken davranmak
get a hurry on v. elini çabuk tutmak
get a slap on the wrist v. fiske yemek
get on someone's wick v. gıcık etmek
get one's hands on v. el atmak
get on one's good side v. gözdesi olarak kalmak
get on like a house on fire v. hemen can ciğer kuzu sarması olmak
get off on the wrong foot v. güne kötü başlamak
get a move on v. elini çabuk tutmak
get a line on v. gerekli bilgilere ulaşmak
get on in the world v. hayatta başarılı olmak
get on in the world v. işler rast gitmek
get on in the world v. işler iyi gitmek
get one's own back on someone v. intikamını almak
get one's fingers on v. işe el atmak
get on a first-name basis with someone v. iyi arkadaşı olmak
get started on something v. ilk adımları atmak
get the show on the road v. işe koyulmak
get one's feet on the ground v. işini sağlama almak
get on the bandwagon v. iyi olan tarafa katılmak
get on well with v. iyi geçinmek/anlaşmak
get off on the right foot v. iyi bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
get on someone's wick v. küplere bindirmek
get on one's high horse v. kibirlenmek
get off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak
get along on what one earn v. kazandığıyla geçinmek/idare etmek
get thin on top v. kelleşmek
get on the wrong side of the law v. kanunla başı derde girmek
get one's hands on v. kavramak
get on one's soapbox v. lafını sakınmamak/esirgememek
get chip on one's shoulder v. öfkesi burnunda olmak
get on the wrong side of the law v. kanunla başı belaya girmek
get chip on one's shoulder v. küplere binmek
get a grip on oneself v. kendine hakim olmak
get off on a sidetrack v. konudan sapmak
get on someone's nerves v. kızdırmak
get on someone's nerves v. küplere bindirmek
get off on the wrong foot v. kötü başlamak
get one's own back on someone v. kuyruk acısını çıkartmak
get on one's high horse v. kibir satmak
ride the high horse; get on the high horse v. kibir satmak
ride the high horse; get on the high horse v. palavra atmak