giymek - Turc Anglais Dictionnaire

giymek

Sens de "giymek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 28 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
giymek dress v.
Summer can be a challenging season to dress.
Yaz, giyinmek için zorlu bir mevsim olabilir.

More Sentences
giymek wear v.
She wore a long silver dress to the ball.
Baloda uzun gümüş rengi bir elbise giymişti.

More Sentences
giymek put on v.
I put on my shoes and jacket.
Ayakkabılarımı ve ceketimi giydim.

More Sentences
General
giymek have on v.
She is wearing the same dress that she had on yesterday.
Dün giydiği elbisenin aynısını giyiyor.

More Sentences
giymek slip on v.
Slip on your shoes.
Ayakkabılarını giy.

More Sentences
giymek put on v.
I put on my shoes and jacket.
Ayakkabılarımı ve ceketimi giydim.

More Sentences
giymek wear v.
She wore a long silver dress to the ball.
Baloda uzun gümüş rengi bir elbise giymişti.

More Sentences
giymek don v.
On landing, they donned their coats and left the aircraft.
Uçak inince kabanlarını giyip uçaktan ayrıldılar.

More Sentences
giymek get into v.
Tom went to his room, changed into his pajamas, and got into bed.
Tom odasına gitti, pijamasını giydi ve yatağa uzandı.

More Sentences
giymek pull on v.
The young boy pulled on his mother's coat.
Genç çocuk annesinin ceketini giydi.

More Sentences
giymek don v.
On landing, they donned their coats and left the aircraft.
Uçak inince kabanlarını giyip uçaktan ayrıldılar.

More Sentences
giymek slip v.
He slipped into his uniform before the ceremony.
Törenden önce üniformasını giydi.

More Sentences
Phrasals
giymek wear on v.
What is she wearing on her feet?
Ayağına ne giyiyor?

More Sentences
giymek put on v.
I put on my shoes and jacket.
Ayakkabılarımı ve ceketimi giydim.

More Sentences
General
giymek endue v.
giymek draw on v.
giymek puton v.
giymek indue v.
giymek array v.
giymek have something on v.
giymek get on v.
giymek sport v.
giymek assume v.
giymek tog v.
giymek vest v.
giymek habilitate v.
giymek graith [dialect] [uk] v.
giymek drest v.

Sens de "giymek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
gece elbisesi giymek dress v.
hüküm giymek receive a sentence v.
ayağını giymek put on one's shoes v.
elbise giymek costume v.
bir şeyi giymek put something on v.
giymek (defilede belirli bir giysiyi) model v.
üstünü giymek get dressed v.
cüppe giymek vest v.
ayakkabı giymek put on one's shoes v.
bayramlıklarını giymek dress up v.
hüküm giymek be sentenced v.
taç giymek crown v.
hüküm giymek be condemned v.
hüküm giymek be found guilty of v.
taç giymek be crowned v.
çabucak ve gelişigüzel giymek toss on v.
giymek (giysiyi) slip on v.
üstünü giymek dress oneself v.
çabucak giymek pop v.
allar giymek wear red v.
üstünü giymek put on one's clothes v.
giymek (giysiyi) slip into v.
çorap giymek put on socks v.
galoş giymek wear overshoes v.
en güzel kıyafetlerini giymek wear one's best clothes v.
eldiven giymek pull on glove v.
kot giymek wear jeans v.
çorap giymek pull on sock v.
çorap giymek pull on stocking v.
pantolon giymek pull up trousers v.
pantolon giymek pull on trousers v.
palto giymek pull on a coat v.
palto giymek shrug into coat v.
palto giymek shrug on a coat v.
palto giymek throw on a coat v.
paltosunu giymek shrug on one's coat v.
paltosunu giymek throw on one's coat v.
paltosunu giymek shrug into one's coat v.
paltosunu giymek pull on one's coat v.
karşı cinsin giydiği elbiseleri giymek cross-dress v.
(giysi) giymek get into v.
hüküm giymek condemn v.
takım giymek wear a suit v.
üzerine rahat bir şeyler giymek put on something more comfortable v.
gelinlik giymek marry v.
gelinlik giymek wear a wedding gown v.
gelinlik giymek wear a wedding dress v.
pantolon giymek wear a pair of trousers v.
takım elbise giymek put on a suit v.
dekolte giymek wear low-cut v.
dekolte giymek wear revealing clothes v.
mini etek giymek wear mini skirt v.
okul kıyafetlerini giymek put on school uniform v.
üzerine rahat bir şeyler giymek change into comfortable clothes v.
üzerine rahat bir şeyler giymek put on something comfortable v.
beyaz giymek wear white v.
formayı giymek put the jersey on v.
ters giymek wear inside out v.
kazağın önünü arkasına giymek wear a sweater back-to-front v.
kazağın önünü arkasına giymek get the jumper/sweater on back to front v.
kürk giymek wear fur v.
kalın elbiseler giymek wear warm clothes v.
kalın elbiseler giymek wear thick clothes v.
kostüm giymek wear a costume v.
bir şeyi ters giymek wear back to front v.
ceket giymek put on a jacket v.
gösterişli giysi giymek caparison v.
dekolte kıyafet giymek wear revealing clothes v.
fazla rahat giysiler giymek underdress v.
papaz cüppesi giymek vest v.
papaz elbisesi giymek vest v.
kask giymek helmet v.
kötü şekilde giymek miswear [obsolete] v.
yanlış şekilde giymek miswear [obsolete] v.
papaz cüppesi giymek revest [obsolete] v.
papaz elbisesi giymek revest [obsolete] v.
temiz giysiler giymek revest [obsolete] v.
farklı giysiler giymek revest [obsolete] v.
tozluk giymek gaiter v.
galoş giymek galosh v.
elbise giymek gown v.
en güzel kıyafetlerini giymek gussy (up) v.
bornoz giymek robe v.
cübbe giymek robe v.
ses çıkarmayan kıyafet giymek rustle v.
yumuşak ses çıkaran kıyafet giymek rustle v.
takunya giymek clog v.
korse giymek corset v.
güzey giysiler giymek dike (out) [dialect] v.
güzey giysiler giymek dike (up) [dialect] v.
önlük giymek pinafore v.
çarık giymek sandal v.
terlik giymek sandal v.
taç giymek coroun v.
(belirli bir renkten ürünü) bağlılığını göstermek için giymek show v.
terlik giymek slipper v.
(kıyafet) giymek slive v.
(diğerini çıkarıp) giymek change v.
bağlayarak giymek tie v.
kıyafet giymek swathe v.
çalışırken giymek için tasarlanmış work adj.
çalışırken giymek için uygun work adj.
Phrasals
(hızlıca) bir şeyler giymek throw oneself into v.
bir şeyin fermuarını çekip giymek zip something on v.
ne bulduysa giymek slip on v.
(bir şeyin) fermuarını çekip giymek zip on v.
sürekli giymek zorunda kalmak keep on v.
üstüne (başka bir şey) giymek change into (something) v.
(başka bir kıyafet) giymek change into v.
üstüne (başka bir şey) giymek change into v.
(başka bir kıyafet) giymek change into (something) v.
aceleyle giymek clap on v.
'-den hüküm giymek convict of v.
(bir şeyden) hüküm giymek convict of (something) v.
spor kıyafetlerini giymek dress out v.
(bir şeyi) giymek get on (something) v.
(bir şeyi) üstüne giymek get on (something) v.
(biri/bir şey) kıyafeti giymek masquerade as (someone or something) v.
kılıksız (bir şey) giymek grub around in (something)
salaş (bir şey) giymek grub around in (something)
paspal (bir şey) giymek grub around in (something)
pis/pasaklı (bir şey) giymek grub around in (something)
Colloquial
yıkanıp yeni giysi giymek clean oneself up v.
tişört giymek wear a t-shirt v.
beyaz önlük giymek put on a white coat v.
üzerine daha kalın şeyler giymek wear something warmer v.
karşı cinsin kıyafetlerini giymek drag v.
en güzel kıyafetlerini giymek get all gussied up v.
en şık kıyafetlerini giymek get gussied up v.
bayramlıklarını giymek get all gussied up v.
en şık kıyafetlerini giymek get all gussied up v.
bayramlıklarını giymek get gussied up v.
en güzel kıyafetlerini giymek get gussied up v.
bel kısmı sarkan bir pantolon giymek sag v.
üstüne süveter/kazak/hırka giymek sweater up v.
üstüne giymek climb v.
sürekli giymek pack [us] v.
(sporcu, mecazen) forma giymek play v.
Idioms
(elbise vb) giymek have on v.
(öğretmen, avukat) gömleğini giymek have your [teacher's/lawyer's etc.] hat on v.
özel bir olay için en güzel kıyafetlerini giymek get dressed up v.
forma giymek suit oneself up v.
bayramlıklarını giymek/çekmek get into (one's) sunday best v.
en iyi giysilerini giymek get into (one's) sunday best v.
üstüne rahat bir şeyler giymek slip into something more comfortable v.
aynı kıyafetleri birbiriyle farklı kombinasyonlar/eşleştirmeler yaparak giymek mix and match v.
çarpıcı kıyafetler giymek be dressed to kill v.
bayramlıklarını giymek be dressed to kill v.
en güzel kıyafetlerini giymek be in (one's) sunday best v.
bayramlıklarını giymek be in (one's) sunday best v.