handle - Turc Anglais Dictionnaire

handle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

handle — Definition

Signification:
sap, ele almak
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈhændəl/ – BrE /ˈhændəl/)
Partie du discours:
İsim: handle (handles); Fiil: handle (handles – handled – handling)
Synonymes:
grip, manage
Antonymes:
neglect

Sens de "handle" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 116 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
handle n. sap
The handle of the hunting knife is also important.
Av bıçağının sapı da önemlidir.

More Sentences
handle n. kulp
The handle of the cup was already broken.
Fincanın kulpu zaten kırılmıştı.

More Sentences
handle n. tutamak
Let go of the handle.
Tutamağı bırak.

More Sentences
handle v. işlemek
More and more people handle ever greater quantities of sensitive personal information.
Her geçen gün daha fazla sayıda insan, daha büyük miktarlarda hassas kişisel bilgileri işlemektedir.

More Sentences
handle v. idare etmek
I am amazed that she is quite good at handling such a big truck.
Bu kadar büyük bir kamyonu idare etmekte oldukça iyi olmasına şaşırdım.

More Sentences
handle v. (meseleyi) ele almak
We shall also have to look into how this information is handled by the institutions involved.
Ayrıca bu bilgilerin ilgili kurumlar tarafından nasıl ele alındığını da incelememiz gerekecek.

More Sentences
handle n. tutacak
handle n. el tutma yeri
General
handle n. kol
Let go of the handle.
Kolu bırak.

More Sentences
handle v. dokunmak
Wash your hands before you handle the food.
Yemeğe dokunmadan önce ellerini yıka.

More Sentences
handle v. ellemek
Please do not handle the exhibits.
Lütfen sergilenenleri ellemeyin.

More Sentences
handle v. üstesinden gelmek
How are you going to handle this?
Bunun nasıl üstesinden geleceksiniz?

More Sentences
handle v. el sürmek
Don't handle the merchandise.
Mallara el sürme.

More Sentences
handle v. satmak
The trift shop near my office handles the most beautiful antiques.
Ofisimin yakınındaki eskici dükkânı en güzel antikaları satıyor.

More Sentences
handle v. meşgul olmak
I'm going to handle this myself.
Bununla kendim meşgul olacağım.

More Sentences
handle v. geçinmek
Tom is easy to handle.
Tom'la geçinmek kolaydır.

More Sentences
handle v. başa çıkmak
We need to teach our children how to handle stress and uncertainty.
Çocuklarımıza stres ve belirsizlikle nasıl başa çıkacaklarını öğretmeliyiz.

More Sentences
handle v. kullanmak
Basically, we want to see how they are handling your money and your personal information.
Temel olarak, paranızı ve kişisel bilgilerinizi nasıl kullandıklarını görmek istiyoruz.

More Sentences
handle v. halletmek
The company handled most of the paperwork for her visa application.
Vize başvurusu için gerekli evrak işlerinin çoğunu şirket halletti.

More Sentences
handle v. uğraşmak
The old lady was quite difficult to handle because she was too demanding.
Yaşlı kadınla uğraşmak oldukça zor oldu çünkü çok talepkâr biriydi.

More Sentences
handle v. dayanmak
He couldn't handle the pressure so he quit his job.
Baskıya dayanamayarak işinden ayrıldı.

More Sentences
handle v. tutmak
She taught her sons to handle the cats gently.
Oğullarına kedileri nazikçe tutmayı öğretti.

More Sentences
handle v. yürütmek
He resigned from the cabinet in July in protest at her handling of the exit negotiations.
Çıkış müzakerelerini yürütmesini protesto etmek için Temmuz ayında kabineden istifa etti.

More Sentences
Technical
handle n. kapı kolu
You can tighten a loose door handle with a screwdriver.
Gevşek kapı kolunu tornavida ile sıkabilirsiniz.

More Sentences
handle n. kol
Let go of the handle.
Kolu bırak.

More Sentences
handle n. kulp
The handle of the cup was already broken.
Fincanın kulpu zaten kırılmıştı.

More Sentences
handle n. sap
The handle of the hunting knife is also important.
Av bıçağının sapı da önemlidir.

More Sentences
handle v. kullanmak
Basically, we want to see how they are handling your money and your personal information.
Temel olarak, paranızı ve kişisel bilgilerinizi nasıl kullandıklarını görmek istiyoruz.

More Sentences
Textile
handle v. başa çıkmak
We need to teach our children how to handle stress and uncertainty.
Çocuklarımıza stres ve belirsizlikle nasıl başa çıkacaklarını öğretmeliyiz.

More Sentences
handle v. ellemek
Please do not handle the exhibits.
Lütfen sergilenenleri ellemeyin.

More Sentences
handle v. el sürmek
Don't handle the merchandise.
Mallara el sürme.

More Sentences
handle v. idare etmek
I am amazed that she is quite good at handling such a big truck.
Bu kadar büyük bir kamyonu idare etmekte oldukça iyi olmasına şaşırdım.

More Sentences
handle v. tutamak
Let go of the handle.
Tutamağı bırak.

More Sentences
handle v. yönetmek
In other words, you need more hard drive space and bandwidth to handle all the visitors.
Başka bir deyişle, tüm ziyaretçileri yönetmek için daha fazla sabit disk alanına ve bant genişliğine ihtiyacınız var.

More Sentences
Automotive
handle n. sap
The handle of the hunting knife is also important.
Av bıçağının sapı da önemlidir.

More Sentences
Marine
handle v. elleçlemek
It would have authorised shippers to use inexperienced, untrained and temporary labour to handle their own cargo.
Göndericilerin kendi yüklerini elleçlemek için deneyimsiz, eğitimsiz ve geçici iş gücü kullanmalarına izin verecekti.

More Sentences
General
handle n. kabza
handle n. vasıta
handle n. tutak
handle n. bahane
handle n. tokmak
handle n. çıkar yol
handle n. olanak
handle n. vesile
handle n. imkan
handle n. yol
handle n. tutaç
handle n. tutamaç
handle n. alet
handle n. lakap
handle n. takma ad
handle n. anlama
handle n. kavrayış
handle n. yönetme
handle v. kıvırmak
handle v. köpürmek
handle v. eğitmek
handle v. ele gelmek
handle v. eline almak
handle v. ele almak
handle v. elden geçirmek
handle v. muamele etmek
handle v. elleri kullanmak
handle v. kendini savunabilmek
handle v. tabaklama işlemi sırasında çukurdaki derileri yukarı aşağı hareket ettirmek
handle v. vakıf olmak
handle v. yetkin olmak
handle v. başarmak
handle v. tamamlamak
handle v. kararında içmek
handle v. yargılama yetkisinin alanında olmak
handle v. görüşmek
handle v. tartışmak
handle v. yönetmek için belirli bir şekilde davranmak
handle v. ele almak
handle v. teslimat gerçekleştirmek
Trade/Economic
handle v. ticaret yapmak
Law
handle v. davaya bakmak
Technical
handle n. anahtar kolu
handle n. elcik
handle n. tutamaç
handle n. tutum
handle n. tanıtıcı
handle n. tutma yeri
handle n. en büyük endeks değeri
handle n. en yüksek fiyat
handle n. top ile homeomorfik olup iki alt boyutlu topun ürünü olarak görülen topolojik uzay
handle v. ele almak
handle v. kol tutamak
Computer
handle n. dosya aracı
handle n. işleyici
handle n. işleyici tanıtıcı dosya aracı
handle n. tanıtıcı değer
handle n. işleyici
handle n. tanıtıcı
Textile
handle n. manivela
handle n. tutum
handle n. (işte) kullanmak
handle v. bulundurmak
handle v. eline almak
handle v. kontrol altında tutmak
Construction
handle v. elden geçirmek
handle v. taşımak
Automotive
handle v. başa çıkabilmek
Marine
handle v. eleçlemek
Gastronomy
handle n. alet edavat sapı
Military
handle n. kabza
Hunting
handle v. öldürmek
Sport
handle v. (topa) elle dokunmak
handle v. (topu) elle almak
Football
handle v. elle topa dokunmak
handle v. elle oynamak
Wagering
handle n. belirli bir gün veya dönemde yapılan bahislerin toplamı
handle n. hasılat
Slang
handle n. tutacaklı bira bardağı
handle n. birisinin ismi, soy ismi veya lakabı

Sens de "handle" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
crank handle n. çalıştırma kolu
door handle n. kapı kolu
starting handle n. çalıştırma kolu
door handle n. kapı tokmağı
pump handle n. pompa kolu
handle bars n. gidon
emergency handle n. imdat kolu
alarm signal handle n. imdat freni çekme kolu
commode handle n. dolap tutamağı
the handle of the umbrella n. şemsiye sapı
umbrella handle n. şemsiye sapı
door handle n. kapının kolu
umbrella handle n. şemsiyenin sapı
the handle of the umbrella n. şemsiyenin sapı
pickaxe handle n. kazma sapı
handle bar n. bisiklet gidonu
handle bar n. gidon
bread carriage handle n. ekmek kızartma makinesi kolu
square handle n. kare tutamak
rope handle n. ipten kapı/pencere sapı
rope handle n. ipten çanta sapı
rope handle n. ipten yapılmış çanta askısı/sapı/tutacağı
rope handle n. ipten kapı sapı
detergent dispenser handle n. deterjan çekmece panosu
handle side n. (tarak vb) tutma yeri
love handle n. aşk tutacağı
love handle n. belin yan kısımları
bag handle n. çanta sapı
brass knob handle n. pirinç topuz kulp
scalpel handle n. bistüri sapı
fork handle n. kürek sapı
rake handle n. tırmığın sapı
rake handle n. tırmığın tutma yeri
rake handle n. tırmık sapı
axe handle n. balta sapı
ax handle n. balta sapı
handle-bars n. yönelteç
handle-bars n. gidon
handle [dialect] n. yaklaşık 0,473 litrelik bira ölçüsü
handle [new zealand] n. hissiyat
handle-bars n. gidon kolu
handle [nz] n. (kumaş, deri) doku
broom handle n. süpürge sapı
mop handle n. paspas sapı
love handle n. bel bölgesinde bulunan fazla yağ
love handle n. simit bölgesi yağı
be unworthy to handle v. hakkını verememek
fly off the handle v. tepesi atmak
be unworthy to handle v. layığıyla kullanamamak
handle somebody with tact v. nabzına göre şerbet vermek
rough handle v. itip kakmak
give a handle v. fırsat tanımak
fly off the handle v. küplere binmek
fly off the handle v. çok kızmak
be unworthy to handle v. kıvıramamak
handle somebody tactfully v. suyuna gitmek
handle without gloves v. sert davranmak
handle with kid gloves v. tatlılıkla idare etmek
handle with kid gloves v. yumuşak davranmak
handle without gloves v. kaba davranmak
handle something as a whole v. bütün olarak ele almak
handle the subject v. konuyu ele almak
fly off the handle v. çılgına dönmek
handle a relationship v. ilişki yürütmek
handle a relationship v. ilişki sürdürmek
handle the situation v. durumla ilgilenmek
handle the situation v. durumu kontrol altında tutmak
handle the situation v. durumu idare etmek
handle the situation v. durumun icabına bakmak
handle the situation v. durumu kontrol etmek
handle the situation v. durumun üstesinden gelmek
handle the situation v. durumla başa çıkmak
handle the crisis in his own way v. krizle kendi yöntemiyle başa çıkmak
handle the crisis in his own way v. krizle kendi yöntemiyle baş etmek
handle the rest v. geri kalanı halletmek
handle (a/the) problem directly v. sorunla doğrudan ilgilenmek
pull the handle v. kolu çekmek
handle stress v. stresle baş etmek
bag handle v. çanta içinde sürtünerek (madeni paraların) aşınmasına neden olmak
unworthy to handle holy things adj. kutsal şeyleri tutmaya layık olmayan
having a handle adj. kulplu
having a handle adj. saplı
too hot to handle adj. el değmeyecek kadar sıcak
too hot to handle adj. elle tutulamayacak kadar sıcak
too hot to handle adj. el yakacak kadar sıcak
too hot to handle adj. dokunulamayacak kadar sıcak
the door handle has come off expr. kapının kolu koptu
the handle has come off expr. (makineye ait) kol yerinden çıktı
the handle has come off expr. tutamaç yerinden çıktı
hdl (handle) abrev. kulp
Phrasals
handle (someone or something) with gloves v. (birini/bir şeyi) el üstünde tutmak
handle (someone or something) with gloves v. (birini/bir şeyi) pamuklara sararak sakınmak
handle (someone or something) with gloves v. (birini/bir şeyi) şımartmak
handle (someone or something) with gloves v. (birinin/bir şeyin) üstüne titremek
handle (someone or something) with gloves v. (birine/bir şeye) el bebek gül bebek davranmak
handle (someone or something) with gloves v. (birini/bir şeyi) nazlı alıştırmak
handle (someone or something) with gloves v. (birini/bir şeyi) göz gibi sakınmak
handle (someone or something) with gloves v. (birine/bir şeye) çok yumuşak/nazik davranmak
Colloquial
handle the jandal v. işten anlamak
handle the jandal v. işi bilmek
handle the jandal v. işin nasıl yapılacağını bilmek
handle the jandal v. işi yapabilmek
handle (oneself) v. (kendi) başının çaresine bakabilmek
handle (oneself) v. (kendi) başının çaresine bakmak
handle (oneself) v. (kendini) idare etmek
handle (oneself) v. (kendini) savunmak
handle (oneself) v. (kendini) yönetmek
Idioms
too hot to handle n. ele alması zor/güç (konu)
a handle to (one's) name n. kişinin lakabı
a handle to (one's) name n. kişinin takma adı
a handle on something n. bir şeyi anlamanın yolu/çaresi
handle to one's name n. kişinin lakabı
handle to one's name n. kişinin takma adı
fly off the handle v. zıvanadan çıkmak
handle with kid gloves v. gözü gibi sakınmak
handle with kid gloves v. pamuklara sararak sakınmak
get a handle on v. başa çıkmak
handle someone with kid gloves v. birine karşı çok nazik ve hassas davranmak
handle someone with kid gloves v. birine karşı itina ile davranmak
fly off the handle v. şalteri atmak
fly off the handle v. tepesi atmak
fly off the handle v. balatayı sıyırmak
fly off the handle v. balatayı yakmak
have a handle on something v. bir şeye hakim olmak
get a handle on something v. bir şeye hakim olmak
get a handle on something v. (soruna) çözüm bulmak
be too hot to handle v. ele alması zor/güç olmak
fly off the handle v. dinden imandan çıkmak
handle without mittens v. sert davranmak
handle without mittens v. kaba davranmak
handle without mittens v. eldiven kullanmadan ele almak
handle with gloves v. alttan almak
handle with gloves v. yumuşak davranmak
handle with gloves v. tatlılıkla idare etmek
handle with gloves v. nazik davranmak
go off the handle v. deliye dönmek
go off the handle v. çok kızmak
go off the handle v. kontrolünü kaybetmek
go off the handle v. balatayı yakmak
go off the handle v. çileden çıkmak
go off the handle v. tepesi atmak
go off the handle v. balatayı sıyırmak
go off the handle v. şalteri atmak
go off the handle v. çılgına dönmek
go off the handle v. gözü kararmak
go off the handle v. tepesi atmak
go off the handle v. küplere binmek
get/have a handle on somebody/something v. birine/bir şeye hakim olmak
get/have a handle on somebody/something v. birini/bir şeyi anlamak
get/have a handle on somebody/something v. birine/bir şeye aşina olmak