geleneksel - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

geleneksel



Sens de "geleneksel" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 22 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
geleneksel conventional adj.
geleneksel traditional adj.
General
geleneksel groovy adj.
geleneksel classic adj.
geleneksel folksy adj.
geleneksel institutional adj.
geleneksel customary adj.
geleneksel set adj.
geleneksel unwritten adj.
geleneksel orthodox adj.
geleneksel traditional adj.
geleneksel traditionalistic adj.
geleneksel trad adj.
geleneksel custom-blend adj.
geleneksel academic adj.
geleneksel accustomary adj.
Trade/Economic
geleneksel traditional
Computer
geleneksel conventional
Biochemistry
geleneksel trivial
Sport
geleneksel accustomary adj.
geleneksel customary
British Slang
geleneksel vanilla

Sens de "geleneksel" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 233 résultat(s)

Turc Anglais
General
geleneksel hale getirmek traditionalize v.
geleneksel hale getirmek traditionalise v.
geleneksel yol kenarı hanları için kullanılan japonca sözcük ryokan n.
geleneksel değer traditional value n.
pasifik adalarında geleneksel olarak ziyaretçilerin boynuna takılan polinezya çelengi lei n.
kuzey amerika yerlilerine özgü geleneksel bir festival potlatch n.
geleneksel bilgi traditional knowledge n.
geleneksel tipteki uçakların gerektirdiğinden daha kısa pistlerde çalışabilen uçaklar short takeoff and landing n.
geleneksel tıp folk medicine n.
geleneksel konut conventional house n.
japon stili beyaz kağıt ile kaplanmış geleneksel kapı fusuma n.
geleneksel pasta traditional pastry n.
geleneksel japon kapısı fusuma n.
hristiyanların noel arifesinde geleneksel olarak yaptıkları toplu ayin midnight mass n.
geleneksel medya traditional media n.
geleneksel çince traditional chinese n.
geleneksel pazarlama traditional marketing n.
geleneksel basın yayın traditional media n.
geleneksel ispanyolca traditional spanish n.
geleneksel ihracat conventional export n.
geleneksel bir brezilya kokteyli caipirinha n.
geleneksel kıyafet local dress n.
geleneksel kıyafet traditional wear n.
daha geleneksel more traditional n.
geleneksel kimlik traditional identity n.
geleneksel kültür traditional culture n.
geleneksel bahar şenlikleri traditional spring festivals n.
geleneksel şenlik traditional festival n.
geleneksel şenlik traditional fest n.
geleneksel kural traditional rule n.
geleneksel yöntem conventional technique n.
geleneksel fikirlere sahip grup old school n.
geleneksel aile traditional family n.
geleneksel biçim traditional format n.
geleneksel format traditional format n.
geleneksel yaklaşım traditional approach n.
hindistan geleneksel tıbbında kullanılan bir ilaç shilajeet n.
hindistan geleneksel tıbbında kullanılan bir ilaç shilajit n.
geleneksel hayat/yaşam traditional life n.
geleneksel enstrüman traditional instrument n.
geleneksel posta paper mail n.
geleneksel posta postal mail n.
geleneksel posta land mail n.
geleneksel posta snail mail n.
geleneksel kelt müziğini modernize edip sergileyen beş kadından oluşan müzik grubu celtic woman n.
geleneksel bayram traditional holiday n.
geleneksel fikirler/görüşler traditional ideas n.
alp dağları'nda çiftçiler tarafından kullanılan üç metrelik geleneksel çalgı alpenhorn n.
alp dağları'nda çiftçiler tarafından kullanılan üç metrelik geleneksel çalgı alphorn n.
batı afrikaya özgü geleneksel bir saç stili canerows n.
batı afrikaya özgü geleneksel bir saç stili cornrolls n.
batı afrikaya özgü geleneksel bir saç stili cornrows n.
geleneksel yaklaşımlar traditional approaches n.
geleneksel bir yunan şarabı retsina n.
geleneksel okul traditional school n.
geleneksel japon kıyafetleri traditional japanese clothes n.
geleneksel japon kıyafetleri traditional japanese clothing n.
geleneksel toplumlarda hastalığı iyileştirmek amacıyla hastadan kan alan kimse bleeder n.
geleneksel japon banyosu ofuro n.
geleneksel adalet sistemi traditional justice system n.
geleneksel adalet sistemi conventional justice system n.
geleneksel tema veya öge topos n.
geleneksel yemek traditional food n.
geleneksel yiyecek comfort food n.
geleneksel bina/yapı traditional building n.
patates püresinin içine kabak ve/veya lahana karıştırılarak yapılan geleneksel İrlanda yemeği colcannon n.
geleneksel dans traditional dance n.
geleneksel selamlama curtsey n.
geleneksel selamlama curtsy n.
geleneksel havai partisi luau n.
geleneksel türk kahvaltısı traditional turkish breakfast n.
geleneksel ülke traditional country n.
geleneksel yol traditional way n.
geleneksel kahvaltı traditional breakfast n.
geleneksel yemekler traditional dishes n.
geleneksel konaklama traditional accommodation n.
ingiliz kraliçesi ya da kral tarafından her yıl paskalya öncesi perşembe günü geleneksel bir törenle fakirlere verilen özel paralar maundy money n.
geleneksel iskoç oyun kütüğü caber n.
geleneksel lezzet traditional taste n.
geleneksel olarak kol ile vücut arasına sıkıştırılarak çalınan afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı talking drum n.
iskoç ya da irlanda halkının müzik, dans vs. eşliğinde gerçekleştirdiği geleneksel buluşma ceilidh n.
geleneksel olmayan traditionless adj.
kısmen geleneksel semitraditional adj.
geleneksel olmayan nontraditional adj.
geleneksel olmayan nonconventional adj.
geleneksel kıyafetler giymiş habited adj.
geleneksel olmayan unconventional adj.
geleneksel olmayan non-traditional adj.
geleneksel olmayan untraditional adj.
geleneksel olarak institutionally adv.
geleneksel olarak conservatively adv.
geleneksel olarak folksily adv.
geleneksel olarak traditionally adv.
geleneksel olarak conventionally adv.
Phrasals
(iskoç geleneksel dansında) iki partner set çizgisinin arkasında ayrı ayrı dans edip daha orijinal pozisyona geri dönmek cast off v.
Phrases
geleneksel olarak by tradition
Idioms
geleneksel yöntem time-honored practice
geleneksel yöntem time-honoured practice
Speaking
çok yaşa!/uzun yaşa! (geleneksel bir japon selamlama ünlemi) banzai
Trade/Economic
geleneksel satıcı ülke traditional supplier
geleneksel ihracatçı traditional supplier
geleneksel ekonomik sistem traditional economy
geleneksel ekonomi subsistence economy
geleneksel bütçe traditional budget
geleneksel fonlar traditional funds
geleneksel faktoring old-line factoring
geleneksel perakendeci traditional retailer
işlerin çoğunun fiziksel temsilciler vasıtası ile fiziksel ürünler satarak gerçekleştirildiği eski ve geleneksel ticaret yöntemi traditional brick and mortar businesses
fiziki bir faaliyet yeri olmaksızın internet kanalıyla online hizmet veren işletmelerin aksine belirli bir işyerinden (bina veya dükkan) faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri tanımlamak için kullanılan bir terim brick and mortar shop
fiziki bir faaliyet yeri olmaksızın internet kanalıyla online hizmet veren işletmelerin aksine belirli bir işyerinden (bina veya dükkan) faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri tanımlamak için kullanılan bir terim brick and mortar business
geleneksel dağıtım modeli conventional distribution model
geleneksel olmayan çalışma alanı/iş yeri non-traditional workplace
geleneksel eylem tarzına getirilen köklü değişiklik paradigm shift
bir hafta vadeli miktar ve bir ay vadeli geleneksel repo ihaleleri one-week quantity and one-month traditional repo auctions
geleneksel pazarlama conventional marketing
faaliyetlerinde interneti etkin biçimde kullanan geleneksel işletme clicks and-mortar
faaliyetlerinde interneti etkin biçimde kullanan geleneksel işletme clicks-and-mortar
faaliyetlerinde interneti etkin biçimde kullanan geleneksel işletme bricks and clicks
Politics
geleneksel araçlar traditional instruments
geleneksel özellik garantisi traditional speciality guaranteed
geleneksel ihracatçı-geleneksel satıcı ülke traditional supplier
geleneksel değerlendirme traditional assessment
geleneksel özellikleri garanti edilen ürünler daimi komitesi standing committee on traditional specialities guaranteed
polonya devletinin geleneksel ismi rzeczpospolita
geleneksel ürün adı traditional speciality guaranteed
Technical
geleneksel yöntem conventional method
geleneksel cam traditionalglass
geleneksel seramikler traditional ceramics
geleneksel enerji kaynakları conventional energy resources
geleneksel enerji conventional energy
geleneksel elektrik santralı conventional power plant
geleneksel ölçme teknikleri conventional surveying techniques
geleneksel bükülme sertliği conventional flexural stiffness
geleneksel sıkıştırma süresi conventional pressing time
geleneksel işlev ömrü conventional working life
Computer
geleneksel sistem conventional system
geleneksel bellek conventional memory
geleneksel ağ koruma sistemi conventional network protection system
Telecom
geleneksel telefon hizmetleri pots
geleneksel düzenlemeler traditional arrangements
geleneksel posta snail mail
geleneksel  telefon hizmeti plain old telefone service
Textile
geleneksel biçimde örülmüş custom tufted
bir yüzünde geleneksel motifler bulunan parlak kumaş calamanco
Architecture
kağıtla kaplı ahşap çerçeveli geleneksel japon sürgü kapı shoji
Construction
geleneksel seramik ceramic conventional
geleneksel tasarım conventional design
geleneksel yapı pratiği traditional construction practice
geleneksel asfalt conventional asphalt
Aeronautic
tek merkezi koridorlu geleneksel tasarımlı uçak narrow-bodied
geleneksel tipteki uçaklardan daha fazla sayıda yolcu taşıyabilen ve iki ya da daha çok koridoru olan uçak wide-bodied aircraft
Marine
ortası geniş geleneksel ahşap türk yelkenlisi gulet
Medical
geleneksel çin tıbbı tcm (traditional chinese medicine) n.
geleneksel hekim traditional healer
geleneksel tıp traditional medicine
alternatif-geleneksel hekim alternative/traditional healer
alternatif-geleneksel hekim folk healer
doğu-geleneksel tıp oriental traditional medicine
geleneksel miyomektomi conventional myomectomy
geleneksel ilaç traditional medicine
geleneksel zehir traditional poison
geleneksel tıp conventional medicine
Psychology
geleneksel otorite traditional authority
geleneksel eylem traditional action
geleneksel düzey conventional level
geleneksel aile extended family
Dentistry
geleneksel cam iyonomer siman conventional glass-ionomer cement
Printing
geleneksel kurutma conventional drying
Food Engineering
geleneksel gıdalar traditional foods
Gastronomy
geleneksel yolla pişirilen real adj.
geleneksel bir kore yemeği kimchee
japonya'ya özgü geleneksel balık yemeği sashimi
geleneksel bir kore yemeği kimchi
geleneksel bir kore yemeği kimchees
geleneksel fransız sebzeli türlüsü ratatouille
et ve patates ek olarak bir sebzeden yapılan geleneksel ingiliz yemeği meat and two veg
noel zamanında geleneksel olarak servis edilen kurutulmuş meyve ve baharatlar ile doldurulmuş ingiliz menşeli bir turta mince pie
Chemistry
geleneksel monomer formülasyonu conventional monomer formulation
Biology
geleneksel tarım rejimi conventional farming regime
Marine Biology
geleneksel balıkçılık kuşağı traditional fishing zone
Agriculture
geleneksel çiftçilik traditional farming
geleneksel toprak işleme conventional tillage
geleneksel tarım sistemi traditional agriculture system
geleneksel tarım traditional agriculture
geleneksel tarım sistemi conventional agriculture system
geleneksel tarım conventional agriculture
geleneksel zirai uygulamalar traditional agricultural practices
geleneksel tarım uygulamaları traditional agricultural practices
geleneksel ziraat uygulamaları conventional agricultural practices
geleneksel tarım uygulamaları conventional agricultural practices
geleneksel tarımsal uygulamalar conventional agricultural practices
geleneksel tarımsal uygulamalar traditional agricultural practices
geleneksel zirai uygulamalar conventional agricultural practices
geleneksel ziraat uygulamaları traditional agricultural practices
Social Sciences
ayaküstü yemek alışkanlığına (fast food) karşı oluşturulmuş geleneksel yeme biçimlerinin korunmasını teşvik eden hareket slow food
Education
türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi hakkında yönetmelik regulation on foreign language education in higher education institutions and rudiments to conform within foreign language education
geleneksel eğitim traditional education
Linguistics
geleneksel dilbilgisi traditional grammar
bu kitapta kullanılan geleneksel üsluplar conventions used in this book
bu kitapta kullanılan geleneksel yöntemler conventions used in this book
geleneksel güvenirlik kuramı classical reliability theory
geleneksel sınav kuramı classical test theory
geleneksel güvenirlik classical reliability
geleneksel çözümleme classical analysis
Religious
geleneksel musevi melodisinde söylemek cantillate v.
geleneksel musevi melodisinde söyleme cantillation n.
Geology
geleneksel yöntem conventional theory
geleneksel teori conventional theory
geleneksel analiz customary analysis
Sport
geleneksel sporlar traditional sports n.
ingiltere ve iskoçya arasında düzenlenen geleneksel ragbi maçı ve bu maçın galibine verilen kupa calcutta cup
Art
geleneksel biçimcilik academicism n.
geleneksel biçimcilik academism n.
geleneksel şekilcilik academicism n.
geleneksel şekilcilik academism n.
renkli kum veya tozla zemin süsleyerek yapılan geleneksel hint sanatı rangoli n.
geleneksel/klasik animasyon hand-drawn animation
geleneksel/klasik animasyon traditional animation
geleneksel/klasik animasyon classical animation
geleneksel/klasik animasyon cel animation
geleneksel türk tiyatrosu traditional turkish theater
Music
geleneksel arapça sözler barındıran bir tür cezayir müziği rai n.
modern batı popundan etkilenmiş geleneksel cezayir müziği alt yapısına sahip bir tür cezayir popüler müziği rai n.
meksika'nın geleneksel halk müziği ranchera n.
geleneksel bir country müzik türü bluegrass
geleneksel ispanyol müziği yapan küçük meksika sokak grubu mariachi
yaylı bir geleneksel uzak doğu enstrümanı sape
Mythology
kanada pasifik kuzeybatı yerlileri arasında geleneksel hokkabaz raven n.
Archaic
şarkı eşliğinde halka olarak yapılan eski geleneksel ingiliz dansı carol n.
halka olarak yapılan eski geleneksel ingiliz dans türünde şarkıyı söyleyen kişi caroler n.
şarkı eşliğinde daire kurularak olarak yapılan eski geleneksel ingiliz dansı carrol n.
British Slang
geleneksel irlanda müziği diddly diddly music
geleneksel irlanda müziği diddly dum