heap - Turc Anglais Dictionnaire

heap

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

heap — Definition

Signification:
yığın
Prononciation (IPA):
(AmE /hiːp/ – BrE /hiːp/)
Partie du discours:
İsim: heap (heaps); Fiil: heap (heaps – heaped – heaping)
Synonymes:
pile
Antonymes:
order

Sens de "heap" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 39 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
heap n. yığın
There was a heap of old clothes near the wall.
Duvarın yanında bir yığın eski giysi vardı.

More Sentences
heap n. öbek
General
heap v. yağdırmak (hediye/hakaret)
The answer is that you heap invective on yourselves and you deserve it.
Cevap şu ki, kendi kendinize hakaretler yağdırıyorsunuz ve bunu hak ediyorsunuz.

More Sentences
heap v. yığmak
James heaped the old books in front of the door.
James eski kitapları kapının önüne yığdı.

More Sentences
heap v. tepeleme doldurmak
She heaped her plate with salad.
Tabağını salatayla tepeleme doldurdu.

More Sentences
Technical
heap n. yığın
There was a heap of old clothes near the wall.
Duvarın yanında bir yığın eski giysi vardı.

More Sentences
Computer
heap n. yığın
There was a heap of old clothes near the wall.
Duvarın yanında bir yığın eski giysi vardı.

More Sentences
British Slang
heap n. külüstür
How much did you pay for such a heap?
Böyle bir külüstüre kaç para ödedin sen?

More Sentences
General
heap n. birikinti
heap n. çok miktar
heap n. hurda yığını
heap n. döküntü
heap n. bir sürü
heap n. yığınak
heap n. yığıntı
heap n. kalabalık
heap n. güruh
heap n. külçe
heap n. dağ
heap n. küme
heap n. rakiplerin tümü
heap n. yarışmacıların hepsi
heap n. kalabalık
heap n. izdiham
heap v. yüklemek
heap v. kümelemek
heap v. ağzına kadar doldurmak
heap v. cömertçe bağışlamak
heap v. yığın haline getirmek
heap v. yığın haline gelmek
heap v. tıka basa doldurmak
heap v. yığınla doldurmak
heap v. öbeklerle kaplamak
heap v. yığınlarla doldurmak
Technical
heap n. küme
Computer
heap n. alt yığın
Informatics
heap n. bellek yığını
Slang
heap n. eski araba
heap n. hurda araba

Sens de "heap" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
rubbish heap n. çöplük
scrap heap n. kırpıntı yığını
garbage heap n. çöp yığını
scrap heap n. hurda yığını
ash heap n. küllük
trash heap n. çöp yığını
heap of junk n. külüstür
heap of junk n. hurda yığını
dung heap n. gübre yığını
ash heap n. kül birikintisi
ash heap n. kül yığını
junk heap n. çöp yığını
garbage heap n. çöplük
rubbish heap n. çöp yığını
dung heap n. pis ve pasaklı kimse
dung heap n. leş gibi olma
dung heap n. pis yer
heap together v. kümelemek
fall in a heap v. düşmek
heap up v. yağdırmak
heap up v. yığmak
heap up v. kümelenmek
be at the bottom of the heap v. diğerlerine göre daha kötü durumda olmak
heap together v. kümelenmek
heap up v. kümelemek
throw on the scrap heap v. çürüğe çıkarmak
heap up v. toplamak
collapse in a heap v. yığılıp kalmak
heap ridicule upon v. dalga geçmek
heap ridicule on v. istihza etmek
heap ridicule on v. dalga geçmek
heap ridicule on v. alay etmek
heap ridicule upon v. alay etmek
heap ridicule upon v. istihza etmek
heap praise on v. övgü yağdırmak
a heap of adj. çok
Phrasals
heap something upon someone v. birine çok fazla bir şey vermek
heap something on someone or something v. birine/bir şeye bir şey yüklemek
heap something on someone v. birine çok fazla yüklenmek
heap something upon someone or something v. birinin/bir şeyin sırtına aşırı derecede bir şey yüklemek
heap something upon someone or something v. birine/bir şeye bir şey yüklemek
heap something on someone or something v. bir şeyi birinin/bir şeyin üstüne bindirmek
heap something upon someone or something v. bir şeyi birinin/bir şeyin üstüne bindirmek
heap something upon someone v. birine çok fazla yüklenmek
heap something on someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne bir şey yığmak
heap something on someone or something v. birinin/bir şeyin sırtına aşırı derecede bir şey yüklemek
heap something on someone v. birine çok fazla bir şey vermek
heap something upon someone v. birine çok fazla bir şey yüklemek
heap something on someone v. birine çok fazla bir şey yüklemek
heap something upon someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne bir şey yığmak
heap something with something v. bir şeye/yere bir şey yığmak
heap something with something v. bir şeye/yere bir şey kümelemek
heap with v. ile tıka basa/ağzına kadar doldurmak
heap (someone or something) with (something) v. (birine/bir şeye bir şey) yüklemek
heap something up v. bir şeyi kümelemek
heap on v. sırtına aşırı derecede bir şey yüklemek
heap something up v. bir şeyi yığmak
heap something with something v. bir şeyi bir şeyle doldurmak
heap on v. üstüne bir şey yığmak
heap with v. yığmak/toplamak/kümelemek
heap something with something v. bir şeyi bir şeyle ağzına kadar/tıka basa doldurmak
heap something with something v. bir şeye bir şey yüklemek
heap something up v. bir şeyi biriktirmek/toplamak
heap on v. üstüne bindirmek
heap (someone or something) with (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyle) doldurmak
heap with v. ile doldurmak
heap on v. -e çok fazla yüklenmek
heap something with something v. bir şeyi bir şeyde/yerde biriktirmek
Colloquial
in a heap adj. karmakarışık
in a heap adj. bir yığın içerisinde
in a heap adj. karman çorman
in a heap adj. yere yığılmış
in a heap adj. zilzurna sarhoş
in a heap adj. bir yığın halinde
in a heap adj. körkütük sarhoş
in a heap adj. dağınık bir yığın halinde
in a heap adj. sarhoş
a whole heap expr. dünya kadar
a whole heap expr. çok fazla
a whole heap expr. pek çok
a whole heap expr. çok büyük oranda/ölçüde
a whole heap expr. bir sürü
(a) heap of (something) expr. çok fazla (bir şey)
(a) heap of (something) expr. bir tomar (bir şey)
(a) heap of (something) expr. epey (bir şey)
heap of expr. (bir şey) yığını
heap of expr. çok
(a) heap of (something) expr. çok (bir şey)
(a) heap of (something) expr. bir yığın (bir şey)
thanks a heap expr. çok teşekkürler
thanks a heap expr. çok sağ ol/sağ olun
Idioms
bottom of the heap n. en kötü
bottom of the heap n. kötünün kötüsü
the top of the heap n. en tepe
top of the heap n. en iyisi
(a) heap sight n. çok fazla
a heap sight n. pek
(a) heap sight n. bayağı
a heap sight n. çok
(a) heap sight n. hayli
a heap sight n. fazla
throw on the scrap heap v. kaale almamak
throw on the scrap heap v. adam yerine koymamak
be struck all of a heap v. (şaşkınlıktan) küçük dilini yutmak
heap coals of fire on someone's head v. taş atana gül atmak
heap coals of fire on someone's head v. taş atana ekmek atmak
be struck all of a heap v. küçük dilini yutmak
be knocked all of a heap v. küçük dilini yutmak
knock all of a heap v. şok etkisi yaratmak
strike all of a heap v. kafasını karıştırmak
strike all of a heap v. çok şaşırtmak
strike all of a heap v. şok etkisi yaratmak
knock all of a heap v. çok şaşırtmak
knock all of a heap v. kafasını karıştırmak
heap coals of fire on someone's head v. kötülük yapana iyilik ederek onun suçluluk duymasını sağlamak
strike all of a heap v. şaşkına çevirmek
strike all of a heap v. şaşkınlığa uğratmak
heap pelion on ossa v. durumu içinden çıkılmaz bir hale sokmak
heap pelion on ossa v. durumu iyice kötüleştirmek
do someone a heap of good v. iyi hissetmesini saglamak
do someone a heap of good v. iyi gelmek
fall in a heap v. kendini kaybedip ağlamaya başlamak
fall in a heap v. sinirleri boşanmak
fall in a heap v. kendini koyvermek
be thrown on the scrap heap v. kaale alınmamak
be thrown on the scrap heap v. bir köşeye atılmak
throw on the scrap heap v. başından savmak
throw on the scrap heap v. elden çıkarmak
heap praises on v. methiyeler düzmek
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında olumsuz veya kötü konuşmak
heap scorn on (one's) head v. (biri) hakkında aşağılayıcı şekilde konuşmak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında küçümseyici sözler söylemek
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında aşağılayıcı şekilde konuşmak
heap scorn on (one's) head v. (biri) hakkında küçümseyici sözler söylemek
heap scorn on (one's) head v. (biri) hakkında tepeden bakarak konuşmak
heap scorn on (one's) head v. (biri) hakkında saygısızca konuşmak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında saygısızca konuşmak
be struck all of a heap v. aşırı telaş yapmak
collapse in a heap v. yığılıp kalmak
fall in a heap v. yığılıp kalmak
collapse into a heap v. yığılıp kalmak
fall into a heap v. yığılıp kalmak
do (one) a heap of good v. (birine) iyi gelmek
do (one) a heap of good v. (birine) yaramak
do (one) a heap of good v. (birinin) iyi hissetmesini sağlamak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında saygısızca konuşmak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak
heap coals of fire on (one's) head v. taş atana gül atmak
heap scorn on somebody/something v. biri/bir şey hakkında küçümseyici sözler söylemek