lick - Turc Anglais Dictionnaire

lick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lick — Definition

Signification:
yalamak, tadına bakmak
Prononciation (IPA):
(AmE /lɪk/ – BrE /lɪk/)
Partie du discours:
Fiil: lick (licks – licked – licking); İsim: lick (licks)
Synonymes:
lap, taste
Antonymes:
avoid

Sens de "lick" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 27 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
lick v. yalamak
When the dog licked his face, his owner decided to give him some food.
Köpek yüzünü yaladığında, sahibi ona biraz mama vermeye karar verdi.

More Sentences
General
lick n. tokat
Corin got very angry after his friend's lick.
Corin arkadaşının attığı tokattan öfkeden deliye döndü.

More Sentences
lick n. yalayış
Even one lick makes me sick.
Tek bir yalayış midemin bulanmasına yeter.

More Sentences
lick v. halletmek
We've got this problem licked.
Bu sorunu hallettik.

More Sentences
lick v. yenmek
He believes he can lick anyone in the team.
Takımdaki herkesi yenebileceğine inanıyor.

More Sentences
lick v. yalamak
When the dog licked his face, his owner decided to give him some food.
Köpek yüzünü yaladığında, sahibi ona biraz mama vermeye karar verdi.

More Sentences
lick v. yalayıp geçmek
The flames licked the hut.
Alevler kulübeyi yalayıp geçti.

More Sentences
lick n. sıra
lick n. hız
lick n. yalama
lick n. tek yalayışta alınan miktar
lick n. sille
lick n. zerre
lick n. çok az miktar
lick n. düzgünce sabitlenmiş saç teli
lick n. gitar ezgisi
lick v. üstesinden gelmek
lick v. alev gibi yalayıp geçmek
lick v. dövmek
lick v. dayak atmak
lick v. galip gelmek
lick v. alt etmek
lick v. hızla geçmek
lick v. sıyırıp geçmek
lick v. tadına bakmak
Technical
lick n. kaya tuzu kaynağı
Music
lick n. (swing müziğinde) bir nota ve sus biçimi

Sens de "lick" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
lick-spittle n. yalak
lick-spittle n. dalkavuk
lick-spittle n. yaltakçı
lick-spigot n. barmen
lick-spigot n. palmiye ağaçlarından şaraplık sıvı toplayıp satan kimse
lick-spigot n. meyhane tezgahçısı
lick off v. yalamak
lick someone's boots v. birine dalkavukluk etmek
lick oneself v. yalanmak
lick somebody's arse v. götünü yalamak
lick out v. yalamak
lick one's chops v. ağzının suyu akmak
lick somebody's boots v. yaltaklanmak
lick the dust v. yeri öpmek
lick somebody's arse v. el etek öpmek
lick one's chops v. düşündükçe ağzı sulanmak
lick clean v. yalayıp temizlemek
lick into shape v. adam etmek
lick the dust v. iki seksen uzanmak
lick somebody's boots v. etek öpmek
lick somebody's boots v. çanak yalamak
lick into shape v. biçim vermek
lick into shape v. şekil vermek
lick the dust v. yere serilmek
lick into shape v. yontmak
lick somebody's boots v. dalkavukluk etmek
lick one's lips v. ağzının suyu akmak
lick somebody's boots v. eteklemek
lick someone's boots v. birinin elini eteğini öpmek
lick somebody's arse v. köpeklenmek
lick up v. yalamak
lick the dust v. öldürülmek
lick the dust v. çanak yalamak
lick the dust v. el etek öpmek
lick someone's boots v. çanak yalamak
donkey-lick [australia] v. haşlamak
donkey-lick [australia] v. utandırmak
donkey-lick [australia] v. pataklamak
donkey-lick [australia] v. yerin dibine sokmak
donkey-lick [australia] v. hırpalamak
lick-alike [ireland] adj. tıpatıp
lick-alike [ireland] adj. birbirine çok benzeyen
lick-alike [ireland] adj. hık demiş burnundan düşmüş
Phrasals
lick up v. yalayıp yutmak
lick up v. yalamak
lick something off of something v. yalayarak çıkarmak (bardağın ucundaki kahve parçasını vb)
lick something off v. yalayarak çıkarmak (bardağın ucundaki kahve parçasını vb)
lick up v. yiyip bitirmek
lick up v. oburca yemek
lick at (something) v. (bir şeyi) durmadan yalamak
lick at (something) v. (alev, bir şeyi) yalamak
lick at (something) v. (bir şeyi) yalamak
lick at (something) v. (bir şeyi) yalayıp durmak
lick (something) up v. (bir şeyi) yalayıp yutmak
lick (something) up v. (bir şeyi) yalayarak yemek/içmek/temizlemek
lick at v. '-i yalayıp durmak
lick at v. '-i durmadan yalamak
lick (something) up v. (bir şeyi) yalamak
lick at v. -i yalamak
Phrases
with a lick and a promise expr. yalapşap
Proverb
If you can't lick 'em, join 'em eğer onları yenemiyorsan o zaman onlara katıl
if you can't lick 'em, join 'em bükemediğin bileği öpeceksin
Colloquial
lick-and-promise n. baştan savma
lick-and-promise n. üstünkörü
cat-lick n. çok kısa duş alma
cat-lick n. hızlıca yıkanma
a lick of paint n. badana boya
a lick of paint n. boyayı tazeleme
lick someone's boots v. yağlamak
lick someone's boots v. yağcılık etmek
lick someone's boots v. ayağını öpmek
lick someone's boots v. dalkavukluk yapmak
lick someone's boots v. kıçını yalamak
lick someone's boots v. yaltaklanmak
lick someone's boots v. yardakçılık yapmak
at a lick expr. dörtnala
at a (fair) lick expr. koştura koştura
at a lick expr. koştura koştura
at a (fair) lick expr. hızlıca
at a lick expr. hızlıca
at a lick expr. çabucak
at a (fair) lick expr. çabucak
at a (fair) lick expr. dörtnala
at a lick expr. hızla
at a (fair) lick expr. hızla
Idioms
lick and a promise n. baştan savma
a lick and a promise n. baştan savma
a lick and a promise n. üstünkörü
a lick and a promise n. sallapati
ain't got a lick of sense n. sersem
ain't got a lick of sense n. aptal
ain't got a lick of sense n. salak
ain't got a lick of sense n. ahmak
a fresh lick of paint n. boyayı tazeleme
a (new) lick of paint n. boyayı tazeleme
a lick of work n. zerre kadar iş
a lick with the rough side of the tongue n. sert bir dille eleştirme/yerme
a (new) lick of paint n. boyayı tazeleme
lick of work n. zerre kadar iş
a lick with the rough side of the tongue n. verip veriştirme
a (new) lick of paint n. baştan boyama
a (new) lick of paint n. baştan boyama
a lick of work n. bir parça iş
a fresh lick of paint n. baştan boyama
lick of work n. bir parça iş
a (new) lick of paint n. yeniden boyama
a lick with the rough side of the tongue n. haşlama
lick of work n. işin bir ucundan tutma
a fresh lick of paint n. yeniden boyama
a (new) lick of paint n. yeniden boyama
a lick of work n. işin bir ucundan tutma
a (new) lick of paint n. tadilat
lick of work n. ufacık bir iş
a fresh lick of paint n. tadilat
a lick with the rough side of the tongue n. paylama
a (new) lick of paint n. tadilat
a (new) lick of paint n. elden geçirme
a lick of work n. ufacık bir iş
a (new) lick of paint n. cilalama
a fresh lick of paint n. rötuş
a (new) lick of paint n. elden geçirme
a (new) lick of paint n. cilalama
a fresh lick of paint n. cilalama
a fresh lick of paint n. elden geçirme
a (new) lick of paint n. rötuş
a lick with the rough side of the tongue n. ağzına geleni söyleme
a (new) lick of paint n. rötuş
lick into shape v. adam etmek
give a lick and a promise v. üstünkörü yapmak
give a lick and a promise v. yalapşap yapmak
lick one's wounds v. yaralarını sarmak
lick someone's boots v. çanak yalamak
lick the dust v. yenilgiye uğramak
lick one's wounds v. acısını hafifletmek
lick one's wounds v. yarasına merhem olmak
lick one's lips v. istek göstermek
lick into shape v. düzenlemek
lick into shape v. şekil vermek
lick into shape v. yontmak
lick one's lips v. ağzı sulanmak
lick into shape v. hale yola sokmak
lick into shape v. şekillendirmek
lick someone's boots v. birisinin götünü yalamak
lick someone's boots v. birisine yalakalık yapmak
give something a lick and a promise v. hızlı silmek/temizlemek
give something a lick and a promise v. bir şeyi üstünkörü yapmak
give oneself a cat-lick v. şöyle bir su dökünmek
lick the dust v. savaşta kaybetmek
lick into shape v. mükemmelleştirmek
lick the spittle of v. övmek