| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lick f. | yalamak | ||
|
When the dog licked his face, his owner decided to give him some food. Köpek yüzünü yaladığında, sahibi ona biraz mama vermeye karar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lick i. | tokat | ||
|
Corin got very angry after his friend's lick. Corin arkadaşının attığı tokattan öfkeden deliye döndü. More Sentences |
||||
| Genel | lick i. | yalayış | ||
|
Even one lick makes me sick. Tek bir yalayış midemin bulanmasına yeter. More Sentences |
||||
| Genel | lick f. | halletmek | ||
|
We've got this problem licked. Bu sorunu hallettik. More Sentences |
||||
| Genel | lick f. | yenmek | ||
|
He believes he can lick anyone in the team. Takımdaki herkesi yenebileceğine inanıyor. More Sentences |
||||
| Genel | lick f. | yalamak | ||
|
When the dog licked his face, his owner decided to give him some food. Köpek yüzünü yaladığında, sahibi ona biraz mama vermeye karar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | lick f. | yalayıp geçmek | ||
|
The flames licked the hut. Alevler kulübeyi yalayıp geçti. More Sentences |
||||
| Genel | lick i. | sıra | ||
| Genel | lick i. | hız | ||
| Genel | lick i. | yalama | ||
| Genel | lick i. | tek yalayışta alınan miktar | ||
| Genel | lick i. | sille | ||
| Genel | lick i. | zerre | ||
| Genel | lick i. | çok az miktar | ||
| Genel | lick i. | düzgünce sabitlenmiş saç teli | ||
| Genel | lick i. | gitar ezgisi | ||
| Genel | lick f. | üstesinden gelmek | ||
| Genel | lick f. | alev gibi yalayıp geçmek | ||
| Genel | lick f. | dövmek | ||
| Genel | lick f. | dayak atmak | ||
| Genel | lick f. | galip gelmek | ||
| Genel | lick f. | alt etmek | ||
| Genel | lick f. | hızla geçmek | ||
| Genel | lick f. | sıyırıp geçmek | ||
| Genel | lick f. | tadına bakmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | lick i. | kaya tuzu kaynağı | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | lick i. | (swing müziğinde) bir nota ve sus biçimi | ||