trace - Turc Anglais Dictionnaire

trace

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

trace — Definition

Signification:
iz, izini sürmek
Prononciation (IPA):
(AmE /treɪs/ – BrE /treɪs/)
Partie du discours:
İsim: trace (traces); Fiil: trace (traces – traced – tracing)
Synonymes:
mark, track
Antonymes:
obliterate

Sens de "trace" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 92 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
trace n. iz
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
trace v. izini sürmek
This research traces the development of the feminist movement.
Bu araştırma feminist hareketin gelişiminin izini sürmektedir.

More Sentences
trace v. iz sürmek
The chain of events leading to the disaster must also be traced.
Felakete yol açan olaylar zincirinin de izi sürülmelidir.

More Sentences
trace v. izlemek
It can be traced to the storage of organic grains in a warehouse that had been used in the past to store pesticides.
Geçmişte böcek ilacı depolamak için kullanılan bir depoda organik tahılların depolanmasına kadar izlenebilir.

More Sentences
trace n. işaret
General
trace n. belirti
There was a trace of anger in her voice.
Sesinde bir öfke belirtisi vardı.

More Sentences
trace n. zerre
There was no trace of evil in her.
Onda kötülüğün zerresi bile yoktu.

More Sentences
trace n. iz
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
trace n. eser
There is no trace of subsidiarity in this report.
Bu raporda yerindelikten eser yoktur.

More Sentences
trace n. takip
The CIA put a trace on all of his calls.
CIA onun tüm aramalarını takibe aldı.

More Sentences
trace n. çizgi
The blue trace tells us if you are lying or not.
Mavi çizgi bize yalan söyleyip söylemediğinizi gösteriyor.

More Sentences
trace n. kayış
He fastened the traces directly to breast collars.
Kayışları doğrudan göğüs yakalarına bağladı.

More Sentences
trace v. dayanmak
His fear of heights was traced back to a childhood incident.
Yükseklik korkusu çocukluğunda yaşadığı bir olaya dayanıyor.

More Sentences
trace v. dayandırmak
The causes of this can be traced back to a number of factors.
Bunun nedenleri bir dizi faktöre dayandırılabilir.

More Sentences
trace v. izini takip etmek
He traced his finger along the crack in the wall.
Parmağıyla duvardaki çatlağın izini takip etti.

More Sentences
trace v. izini bulmak
The FBI hopes to trace her before it is too late.
FBI çok geç olmadan onun izini bulmayı umuyor.

More Sentences
trace v. kopyalamak
They traced the layout of the construction site.
İnşaat alanının planını kopyaladılar.

More Sentences
trace v. takip etmek
The transfers take place without documentation and can therefore never be traced.
Transferler belgelenmeden gerçekleşiyor ve bu nedenle asla takip edilemiyor.

More Sentences
Technical
trace n. iz
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
trace v. izlemek
It can be traced to the storage of organic grains in a warehouse that had been used in the past to store pesticides.
Geçmişte böcek ilacı depolamak için kullanılan bir depoda organik tahılların depolanmasına kadar izlenebilir.

More Sentences
Medical
trace adj. eser
There is no trace of subsidiarity in this report.
Bu raporda yerindelikten eser yoktur.

More Sentences
Food Engineering
trace n. iz
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
trace adj. eser
There is no trace of subsidiarity in this report.
Bu raporda yerindelikten eser yoktur.

More Sentences
Linguistics
trace n. iz
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
General
trace n. yer
trace n. patika (orman)
trace n. ipucu
trace n. telem
trace n. karine
trace n. ufacık bir miktar
trace n. tarihçe
trace n. koşum kayışı
trace v. kopya etmek
trace v. tasarlamak
trace v. izinden gitmek
trace v. oymak
trace v. ortaya çıkmak
trace v. çizmek
trace v. safha safha vermek (bir olayın tarihini belirli bir süre boyunca)
trace v. üzerine şeffaf bir kağıt koyup kopyasını çıkarmak
trace v. kalke etmek
trace v. çizimi aktarmak
trace v. keşfetmek
trace v. bulmak
trace v. ilerlemek
trace v. içyüzünü araştırmak
trace v. tarihçesine ulaşmak
trace v. yolunu bulmak
trace v. örmek
trace v. örgü yaparak sabitlemek
trace adj. zerre kadar
trace adj. standart limitin altında
Trade/Economic
trace n. yerine ulaşmayan sevkıyatlarla ilgili yapılan soruşturma
trace v. bulup çıkarmak
Technical
trace n. iki düzlem arasında dönme sağlayan bağlantı çubuğu
trace n. krank kolu
trace n. hareketi aktaran çubuk şeklinde parça
trace n. org düğmesini dönmesini sağlayan parça
trace n. kalıntı
trace n. tarihçe
trace v. (grafikte bir değişkeni) kaydetmek
trace v. geçirmek
trace v. işlemek
trace adj. eser (miktar)
Computer
trace n. izleme
trace expr. izle
Textile
trace v. (tasarımı) kumaş üzerine baskı yapmak
Automotive
trace n. sızıntı belirleme boyası
Transportation
trace n. atın koşum takımını faytona bağlayan yan kayışlar
Psychology
trace n. bellek
trace n. olayın sinir sisteminde bıraktığı psişik etki
Math
trace n. çizgi veya yüzeyin koordinat düzlemiyle kesiştiği nokta
Botanic
trace n. yaprak veya dalı besleyen damar yolu
Agriculture
trace n. örgüyle sabitlenmiş ot/lif
trace v. kuru otları örterek demet halinde sabitlemek
Fishery
trace n. oltanın kancasına takılan bir parça naylon
Linguistics
trace n. soru kelimesi ve pasif gibi yapıların oluşturulmasında kullanılan, fonolojik değeri olmayan sembol
Meteorology
trace n. ölçülemeyecek kadar az miktarda yağış
trace n. trase
Military
trace v. (askeri üssün) izini sürmek
Art
trace v. yaprak şeklindeki oymalarla süslemek
trace v. çizgilerle süslemek
Librarianship
trace v. katalog kartına kaydetmek
Archaic
trace n. rota
trace n. yaşam biçimi
trace n. sülale
trace n. davranış tarzı
trace n. insan konvoyu
trace v. bir şeyin yanından (yavaşça/dikkatlice) geçmek
trace v. boydan boya geçmek
trace v. dans figürleri yapmak
trace v. (atı) koşum ile zapt etmek

Sens de "trace" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
leave a trace v. iz bırakmak
General
trace to n. bırakılan izlerin birini belirli bir yere kadar götürmesi
trace program n. takip programı
forward trace n. ileri doğru izleme
macro trace n. makro iz
trace amount n. eser miktar
electric trace heating n. elektrikli yüzey ısıtma
trace [obsolete] n. ayak izi
trace to v. bazı ipuçlarını kullanarak (bir olayı) (belirli bir nedene) bağlamak
vanish without a trace v. hiç iz bırakmadan kaybolmak
sink without a trace v. sırra kadem basmak
trace the shape of v. taslağını yapmak
vanish without a trace v. sırra kadem basmak
trace to v. bazı ipuçlarını izleyerek birinin yerini saptamak
trace over v. kopya etmek
trace to v. saptamak (silsileyi geçmişte belirli bir zamana kadar)
trace out v. planını çizmek
obliterate one's trace v. izini kaybettirmek
remove one's trace v. izini kaybettirmek
disappear without a trace v. hiçbir iz bırakmadan kaybolmak
disappear without a trace v. izini kaybettirmek
vanish without a trace v. hiçbir iz bırakmadan kaybolmak
vanish without a trace v. izini kaybettirmek
trace to v. uzanmak (geçmişte belirli bir zamana kadar)
lose all trace of v. izini kaybetmek
trace back v. başlangıç noktasını bulmak
trace back v. kaynağını bulmak
trace back v. kökenini taramak
trace back v. kökeninin izini sürmek
trace back v. geçmişe doğru izini sürmek
bear trace v. iz taşımak
bear the trace v. izi taşımak
bear trace v. izi taşımak
bear the trace v. izini taşımak
bear trace v. izini taşımak
lose trace of someone v. izini kaybetmek
trace [obsolete] v. devrilmek
trace [dialect] v. yorgun argın yürümek
trace [obsolete] v. serbestçe düşmek
trace [dialect] v. amaçsızca ilerlemek
trace [dialect] v. yürüyüş yapmak
having a trace adj. izli
trace-dependent adj. ize bağlı
a trace of adj. az miktarda
a trace of adj. az miktar
with every trace adv. bütün izleriyle birlikte
Phrasals
trace around something v. dış hatlarını veya silüetini (kağıda) çizmek
trace around something v. şeklini kağıda çizmek
trace around something v. şablonunu/kalıbını çıkarmak/kağıda dökmek
trace back to v. geriye doğru izini sürmek
trace back to v. geriye doğru takip etmek
trace back to v. -ye kadar izini sürmek/kökenini bulmak
trace out v. planını çizmek
trace over (something) v. (bir şeyi) kopya kağıdıyla kopya etmek
trace over (something) v. (bir şeyi) üzerinden geçerek kopya etmek
Phrases
without a trace expr. iz bırakmadan
with no trace expr. arkada/geride iz bırakmadan
with no trace expr. iz bırakmadan
with no trace expr. arkada/geride kanıt bırakmadan
with no trace expr. kanıt bırakmadan
Colloquial
not a trace (of something) expr. biraz bile (bir şey) yok
not a trace (of something) expr. (bir şeyden) eser yok
not a trace (of something) expr. küçücük (bir şey) bile yok
not a trace (of something) expr. az da olsa (bir şey) yok
Idioms
sink without trace v. unutulmak
sink without trace v. tamamen unutulmak
lose trace of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) ihmal etmek
lose trace of (someone) v. (biriyle) iletişimi zamanla kesilmek
lose trace of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) gözden kaybetmek
lose trace of someone or something v. birinin/bir şeyin izini kaybetmek
lose trace of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) unutmak
lose trace of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) farkındalığını yitirmek
lose trace of (someone) v. zamanla (biriyle) teması yitirmek
lose trace of (someone) v. (biriyle) iletişimi azalarak yok olmak
lose trace of v. -in farkındalığını yitirmek
lose trace of v. '-i gözden kaybetmek
lose trace of v. '-i unutmak
lose trace of v. '-i ihmal etmek
Law
leave no trace of evidence v. hiçbir delil bırakmamak
leave no trace of evidence v. hiçbir kanıt bırakmamak
leave trace evidence v. delil bırakmak
leave trace evidence v. kanıt bırakmak
Technical
time oriented trace n. zamana yönelik izleme
statement trace n. açıklama izlemesi
trace off strap pattern n. izleyici şerit dizini
selective trace n. seçimli izleme
statement trace n. deyim izlemesi
diagnostic trace routine n. hata bulucu izleme yordamı
trace program n. izleme programı
instruction trace n. komut izleme
data base trace n. veri tabanı izi
electrical resistance trace heating n. elektriksel ısı izleme direnci
variable trace n. değişken iz
subroutine trace n. altyordam izlemesi
trace log n. izleme günlüğü
trace of a matrix n. matrisin izi
terminal trace n. terminal izleme
variable trace n. değişken izleme
return trace n. resim başı
trace accessibility n. iz erişilebilirliği
dark trace screen n. karanlık izli ekran
trace statement n. izleme deyimi
trace-driven simulator n. iz sürümlü simülatör
trace quantity n. eser miktar
trace metals n. eser metalleri
trace metal n. eser metal
trace element n. iz element
trace element n. eser öğe
scratch trace n. çizik dağlama izi
trace element n. eser element
determination of trace quantities of water soluble chloride and sodium ions n. suda çözünebilen eser derişimdeki klorür ve sodyum iyonlarının tayini
track and trace system n. takip ve izleme sistemi
determination of trace elements using atomic absorption spectrometry with graphite furnace n. grafit fırınlı atomik absorpsiyon spektrometrisi kullanılarak eser elementlerin belirlenmesi
determination of trace elements n. eser elementlerin tayini
determination of trace elements n. eser elementlerin belirlenmesi
determination of trace-element content by electrothermal atomic absorption spectrometric method n. elektrotermal atomik absorpsiyon spektrometrik yöntemle eser element içeriğinin belirlenmesi tayini
trace addition n. eser miktarda ekleme
trace chain n. araba falakasının bağlandığı kısa zincir
trace-bearer n. sarkmayı önlemek için takılan ilmekli kayış
trace chain n. halkalı zincir
trace chain n. araba falakası ile bağlanan iki veya daha fazla koşum hayvanına bağlanan uzun ve sağlam zincir
ray-trace v. ışın izlemek
trace the error v. hatayı takip etmek
trace the error v. hatayı izlemek
re-trace v. (harita) tekrar çizmek
Computer
trace options n. izleme seçenekleri
trace settings n. izleme ayarları
trace version n. izleme sürümü
trace level n. izleme düzeyi
trace file name n. izleme dosyası adı
trace table n. izleme çizelgesi
trace tags n. izleme etiketleri
trace file n. izleme kütüğü
trace logs n. izleme günlükleri
trace mask n. iz maskesi
trace guid n. izleme guid'si
trace file n. izleme dosyası
trace tags n. iz etiketleri
when to trace n. izleme zamanı
memory trace n. belleği gözden geçirme
data trace n. veri izleme
execution trace n. yürütüm izi
trace destructor n. iz silici
terminal trace n. terminal izleme
data base trace n. veri tabanı izi
diagnostic trace routine n. hata bulucu izleme yordamı
variable trace n. değişken izleme
variable trace n. değişken iz
macro trace n. makro iz
macro trace n. makro izleme