Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
tarjeta sim
Eidverweigerer
servants'
Sanitizer
full-matrix network
internal angles
sat back
benthic eggs
noise problem
wach
mitsi
sand devil
bating mistakes
Geiger counter
honey paste
... kadar ... olmak
Geçmiş
Cümleler
"... kadar ... olmak"
teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç
Kategori
Türkçe
İngilizce
Genel
1
Genel
... kadar ... olmak
rival
f.
"... kadar ... olmak"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
Türkçe
İngilizce
Genel
1
Genel
ağzına kadar dolu olmak
brim with
f.
2
Genel
arada dağlar kadar fark olmak
be far apart
f.
3
Genel
ağzına kadar dolu olmak
brim
f.
4
Genel
gırtlağına kadar borçlu olmak
be up to one's ears in debt
f.
5
Genel
gırtlağına kadar borçlu olmak
be up to one's eyes in debt
f.
6
Genel
kadar iyi olmak
measure up to
f.
7
Genel
göz açıp kapayıncaya kadar olmak
happen in the blinking of an eye
f.
8
Genel
göz açıp kapayıncaya kadar olmak
happen in a blink
f.
9
Genel
aralarında dağlar kadar fark olmak
be poles apart
f.
10
Genel
ulaşılmayacak kadar uzakta olmak
get out of reach
f.
11
Genel
yerden göğe kadar haklı olmak
be absolutely right
f.
12
Genel
geri dönemeyecek kadar yol almış olmak
be too far gone to go back now
f.
13
Genel
araba kullanamayacak/süremeyecek kadar sarhoş olmak
be too drunk to drive
f.
14
Genel
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak
be as different as night and day
f.
15
Genel
kapıdan geçemeyecek kadar iri olmak
not fit through the door
f.
16
Genel
dört işlem yapabilecek kadar matematik bilgisine sahip olmak
numerate
f.
17
Genel
bir dereceye kadar etkili olmak
carry weight
f.
18
Genel
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak
velocitize
f.
19
Genel
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak
velocitise
f.
20
Genel
ağzına kadar dolu olmak
be stuffed
f.
21
Genel
... kadar zamanı olmak
have
f.
22
Genel
ağzına kadar dolu olmak
burst
f.
23
Genel
taşacak kadar dolu olmak
overfill
f.
24
Genel
iç bayacak kadar doyurucu olmak
cloy
f.
25
Genel
sağır edecek kadar gürültülü olmak
deafen
f.
26
Genel
taşacak kadar dolu olmak
spill
f.
27
Genel
rakip olacak kadar iyi olmak
rival
f.
Öbek Fiiller
28
Öbek Fiiller
yeteri kadar olmak
go around (us)
f.
29
Öbek Fiiller
yeteri kadar olmak
go round (uk)
f.
30
Öbek Fiiller
sonuna kadar destek olmak
see through
f.
31
Öbek Fiiller
beklenildiği kadar başarılı olmak
succeed as (something)
f.
32
Öbek Fiiller
(bir ürününü veya hizmetin) fiyatı … kadar olmak
charge (something) for (something)
f.
33
Öbek Fiiller
(birinin) umduğu kadar iyi olmak
live up to (someone's) expectations
f.
34
Öbek Fiiller
(birinin) beklediği kadar iyi olmak
live up to (someone's) expectations
f.
35
Öbek Fiiller
(belli bir zamana) kadar göz kulak olmak
keep until (some point in time)
f.
36
Öbek Fiiller
(biri/bir şey) kadar iyi olmak
stack up to someone or something
f.
37
Öbek Fiiller
(biri/bir şey) kadar saygıdeğer/değerli olmak
stack up to someone or something
f.
38
Öbek Fiiller
(bir şey) kadar olmak
add up to (something)
f.
39
Öbek Fiiller
kadar iyi olmak
measure up (to)
f.
40
Öbek Fiiller
(beklenen/umulan/tahmin edilen) kadar olmak
live up to (something)
f.
41
Öbek Fiiller
(biri/bir şey) kadar iyi olmak
match up to (someone or something)
f.
42
Öbek Fiiller
(biri/bir şey) kadar iyi olmak
measure up (to someone or something)
f.
43
Öbek Fiiller
(biri/bir şey) iyileşene/düzlüğe çıkana kadar yanında olmak
nurse (someone or something) through (something)
f.
44
Öbek Fiiller
iyileşene/düzlüğe çıkana kadar yanında olmak
nurse through
f.
45
Öbek Fiiller
kadar iyi olmak
stack up to
f.
46
Öbek Fiiller
kadar saygıdeğer/değerli olmak
stack up to
f.
Atasözü
47
Atasözü
bazen sabırlı olup beklemek de ön saflarda olmak kadar önemlidir
they also serve who (only) stand and wait
48
Atasözü
saygın bir isme sahip olmak maddi miras kadar önemlidir
a good name is a second inheritance
Konuşma Dili
49
Konuşma Dili
ünlü olmak için ne kadar aşağılayıcı veya küçük düşürücü olduğuna bakılmaksızın, bir şeyi yapmaya istekli olan kişi
fame whore
i.
50
Konuşma Dili
kadar iyi olmak
touch
f.
51
Konuşma Dili
arada dağlar kadar fark olmak
they're chalk and cheese
f.
52
Konuşma Dili
inanamayacağın kadar (sıcak, hızlı) olmak
be as (something) as all get-out
f.
53
Konuşma Dili
bir şeyden istendiği kadar olmak
be well off for something
f.
54
Konuşma Dili
bir şeyden gerektiği kadar olmak
be well off for something
f.
55
Konuşma Dili
(bir sürecin belli bir noktasına kadar) gelmiş/ulaşmış olmak
be into
f.
56
Konuşma Dili
'-e kadar ulaşmış/gelmiş olmak
be into
f.
57
Konuşma Dili
(birinin) baş edemeyeceği kadar çok olmak
be too many for (someone)
f.
58
Konuşma Dili
zerre kadar umurunda olmak
care a whit
f.
59
Konuşma Dili
zerre kadar umurunda olmak
care a button
f.
60
Konuşma Dili
zerre kadar umurunda olmak
care a jackstraw
f.
61
Konuşma Dili
(kavgada, tartışmada) rakibi kadar başarılı olmak
hold own
f.
Deyim
62
Deyim
birinin alt edemeyeceği kadar çok sayıda veya daha güçlü olmak
be (one) too many for someone
i.
63
Deyim
aç kalmayacak kadar parası olmak
keep the wolf from the door
f.
64
Deyim
iliğine kadar ıslanmış olmak
look like a drowned rat
f.
65
Deyim
dağlar kadar fark olmak
be as different as chalk and cheese
f.
66
Deyim
gırtlağına kadar işe gömülmüş olmak
be up to the elbows
f.
67
Deyim
söylendiği kadar kötü biri olmak
be as black as one is painted
f.
68
Deyim
düşünüldüğü kadar kötü biri olmak
be as black as one is painted
f.
69
Deyim
sakinleşemeyecek kadar sinirli olmak
be like a cat on a hot tin roof
f.
70
Deyim
işe yaramayacak kadar yaşlı olmak
be over the hill
f.
71
Deyim
gırtlağına kadar batakta olmak
be in deep water
f.
72
Deyim
işitilemeyecek kadar uzakta olmak
be out of earshot of
f.
73
Deyim
hiç şanssızlık yaşamayacak kadar şanslı olmak
lead a charmed life
f.
74
Deyim
dünya kadar parası olmak
have money to burn
f.
75
Deyim
rahatsız edecek kadar yakın olmak
be too close for comfort
f.
76
Deyim
duyamayacak kadar uzakta olmak
be out of earshot
f.
77
Deyim
duyamayacak kadar uzak olmak
be out of earshot
f.
78
Deyim
bir yere kadar yeterli/yararlı olmak
go a long way
f.
79
Deyim
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak
be up to your chin in something
f.
80
Deyim
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak
be up to one's eyeballs in something
f.
81
Deyim
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak
be up to your eyes in something
f.
82
Deyim
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak
be up to one' ears in something
f.
83
Deyim
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak
be like chalk and cheese
f.
84
Deyim
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak
be as different as chalk and cheese
f.
85
Deyim
yeteri kadar/çok zamanı olmak
have too much time on one's hands
f.
86
Deyim
istemediği kadar çok zamanı olmak
have all the time in the world
f.
87
Deyim
(miktar para kadar) borçlu olmak
be in the hole
f.
88
Deyim
bir şeye boğazına kadar batmış olmak
stand knee-deep in something
f.
89
Deyim
bir şeye boğazına kadar batmış olmak
be knee-deep in something
f.
90
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
cost the earth
f.
91
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
cost (somebody) a pretty penny
f.
92
Deyim
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak
be as thin as a rake (brit/aus)
f.
93
Deyim
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak
be as thin as a rail (us)
f.
94
Deyim
ölüyü diriltecek kadar yüksek sesli olmak
wake the dead
f.
95
Deyim
(bir şey için) yeteri kadar iyi olmak
make the cut
f.
96
Deyim
ekonomik sıkıntı çekmeden yaşayabilecek kadar parası olmak
be comfortably off
f.
97
Deyim
dünya kadar vakti olmak
have all the time in the world
f.
98
Deyim
birbirlerinden gece ile gündüz kadar farklı olmak
be like oil and water
f.
99
Deyim
ağzına kadar dolu olmak
be packed to the rim
f.
100
Deyim
avuç içi kadar olmak
not have room to swing a cat
f.
101
Deyim
aptallık yapacak kadar sarhoş olmak
have drunk wine of ape
f.
102
Deyim
çocuk oyuncağı kadar kolay olmak
be (as) easy as one-two-three
f.
103
Deyim
söylendiği/anlatıldığı/düşünüldüğü/adının çıktığı kadar kötü olmak (olmamak)
be (not) as black as (someone or something) is painted
f.
104
Deyim
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle
f.
105
Deyim
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) like a fish needs a bicycle
f.
106
Deyim
asil ya da övgüye değer olmak (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün)
be big of (one)
f.
107
Deyim
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak
need (something) (about) as much a fish needs a bicycle
f.
108
Deyim
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
not know (one is) born
f.
109
Deyim
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
not know you are born
f.
110
Deyim
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
not know you are born
f.
111
Deyim
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
not know (one is) born
f.
112
Deyim
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak
be up to chin in (something)
f.
113
Deyim
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak
be up to one's chin in (something)
f.
114
Deyim
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak
be up to ears in (something)
f.
115
Deyim
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak
be up to one's ears in (something)
f.
116
Deyim
dünya/dünyalar kadar farklı olmak
be a world away (from something)
f.
117
Deyim
sonuna kadar/ardına kadar açık olmak
be wide open
f.
118
Deyim
dünyalar kadar farklı olmak
be worlds away
f.
119
Deyim
boğazına/gırtlağına kadar işlere gömülmüş/batmış durumda olmak
be up to your ears in something
f.
120
Deyim
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar belief
f.
121
Deyim
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar description
f.
122
Deyim
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar description
f.
123
Deyim
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar belief
f.
124
Deyim
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar belief
f.
125
Deyim
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak
beggar description
f.
126
Deyim
zorluklarla başa çıkabilecek kadar esnek ve dayanıklı olmak
bend in the wind
f.
127
Deyim
aşikar çözümü seçecek kadar sağduyu sahibi olmak
know enough to come in out of the rain
f.
128
Deyim
yapması gerekeni seçecek kadar aklı olmak
know enough to come in out of the rain
f.
129
Deyim
çok basit bir işi bile yapamayacak kadar beceriksiz/güçsüz olmak
can't punch one's way out of a paper bag
f.
130
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
cost the earth
f.
131
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
pay the earth
f.
132
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
charge the earth
f.
133
Deyim
dünya kadar paraya mal olmak
pay the earth
f.
134
Deyim
-ecek kadar saygılı olmak
have the courtesy to do something
f.
135
Deyim
ölse daha iyi olacak kadar kötü durumda olmak
be better off dead
f.
136
Deyim
önünü göremeyecek kadar sarhoş olmak
have the sun in (one's) eyes
f.
137
Deyim
gözünün önünü görmeyecek kadar sarhoş olmak
have the sun in (one's) eyes
f.
138
Deyim
(biri hakkında) söyledikleri sapına kadar doğru olmak
get (one) bang to rights
f.
139
Deyim
(biri) tırnağına kadar (asker, savaşçı) olmak
be a (something) to (one's) fingertips
f.
140
Deyim
(biri) sapına kadar (asker, savaşçı) olmak
be a (something) to (one's) fingertips
f.
141
Deyim
(bir şeyden) dağlar kadar farklı olmak
be far/further/furthest removed from (something)
f.
142
Deyim
(bir şeyle) aralarında dağlar kadar fark olmak
be far/further/furthest removed from (something)
f.
143
Deyim
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the (good) grace to do something
f.
144
Deyim
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the courtesy to (do something)
f.
145
Deyim
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the (good) grace to (do something)
f.
146
Deyim
dünya kadar parası olmak
have more money than god
f.
147
Deyim
(bir şey) boğazına kadar olmak
have (something) up the yin-yang
f.
148
Deyim
(bir şeyden) dünya/dünyalar kadar farklı olmak
be worlds world away (from something)
f.
149
Deyim
dünya kadar farklı olmak
be a world away
f.
150
Deyim
(bir şeyden) dünya/dünyalar kadar farklı olmak
be a world away (from something)
f.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of ... kadar ... olmak
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy