spill - Türkçe İngilizce Sözlük

spill

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spill — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dökmek
Okunuş (IPA):
(AmE /spɪl/ – BrE /spɪl/)
Terim Türü:
Fiil: spill (spills – spilled/spilt – spilling)
Bu fiil, sıvı veya içeriğin kontrolsüz biçimde dağılmasını tanımlar. Eski İngilizce spillan kökünden evrilmiştir. Kaza ve israf anlatımlarında yer alır

"spill" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 72 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
spill f. dökmek
I spilt my coffee all over the desk.
Kahvemi masanın her yerine döktüm.

More Sentences
Genel
spill i. düşme
She took a nasty spill while snowboarding and broke her leg.
Snowboard yaparken fena bir düşme geçirerek bacağını kırmış.

More Sentences
spill i. sızıntı
The oil spill was devastating for local wildlife.
Petrol sızıntısı bölgedeki yaban hayatı açısından tahrip ediciydi.

More Sentences
Teknik
spill f. dökülmek
Over 10 thousand football fans spilt onto streets to celebrate the victory.
10 binden fazla futbol taraftarı zaferi kutlamak için sokaklara döküldü.

More Sentences
Genel
spill i. tutuşturma tahtası
spill i. dökme
spill i. taşma
spill i. tapa
spill i. tıkaç
spill i. düşürme
spill i. düşüş
spill i. üzerinden atma
spill i. tutuşturma kağıdı
spill i. dökülen miktar
spill i. tiyatro veya fotoğraf ışığının odak noktasının dışında kalan ve istenmeyen yeri aydınlatan ışık
spill i. kopmuş tahta parçası
spill i. kıymık
spill i. sigara yapımında tütünün içine ittirildiği kağıt kılıf
spill i. kap görevi gören rulo veya koni şeklindeki kağıt
spill f. kazara dökmek
spill f. dökmek (sıvı/kan vb)
spill f. saçılmak
spill f. düşmek
spill f. söylemek
spill f. açığa vurmak
spill f. serpmek
spill f. üstünden atmak (at)
spill f. saçmak
spill f. akıtmak
spill f. dökmek (su vb)
spill f. düşürmek
spill f. (kalabalık) dağınık halde akıp geçmek
spill f. şaldır şaldır dökülmek
spill f. yuvarlanmak
spill f. düzensizce ve hızla yayılmak
spill f. taşar gibi çökmek
spill f. taşacak kadar dolu olmak
spill f. sırları ifşa etmek
spill f. itimada ihanet etmek
Irregular Verb
spill f. spilled/spilt - spilled/spilt
Ticaret/Ekonomi
spill i. fiyatta ani ve sert düşüş
Teknik
spill i. atık su savağı
spill i. akıtma
spill i. boşaltma
spill i. metal çubuk
spill i. savaklama
spill i. sıvı akma yolu
spill i. taşma savağı
spill i. döküm kalıbının pul dolu çatlağı veya ek yeri
spill i. dikkatsiz haddeleme sonucu oluşan katlantı
spill i. fısıh bayramı'nda yenilen mayasız ekmeği fırından çıkarırken kullanılan, ahşap saplı metal plak
spill f. boşaltmak
spill f. dışarı akmak
spill f. kaptan dökülmek
spill f. taşmak
Denizcilik
spill f. (yelkeni) rüzgarın basıncından kurtarmak
spill f. (rüzgarın) yelken üzerindeki baskısını yelkenin yönünü değiştirerek veya yelkeni halatlarla ayarlayarak hafifletmek
Maden
spill i. gevşek zeminde kotu arttırırken ana kirişin önüne yatay olarak yerleştirilen kalın çıta veya direkler
Tiyatro
spill i. tiyatro veya fotoğraf ışığının odak noktasının dışında kalıp istenmediği hale aydınlanan sahne bölümü
Eski Kullanım
spill i. küçük meblağ
spill i. az para
spill i. armağan
spill i. hibe
spill f. öldürmek
spill f. yok etmek
spill f. müsrifçe kullanmak
spill f. bol keseden harcamak
spill f. israf etmek
spill f. har vurup harman savurmak
spill f. işe yaramaz hale getirmek
spill f. mahvetmek
spill f. bozmak

"spill" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
spill-proof drinking cup i. damla akıtmayan/damlatmaz bardak
spill-over i. taşmış şey
spill-over i. dağılma
spill light i. tiyatro veya fotoğraf ışığının odak noktasının dışında kalan ve istenmeyen yeri aydınlatan ışık
spill over with f. dolu olmak
spill over f. taşmak
take a spill f. atın sırtından düşmek
spill blood f. kan dökmek
spill over into f. kadar yayılmak (bir yere)
spill over f. dökülmek
spill the beans f. ağzından baklayı çıkarmak
spill the beans f. baklayı ağzından çıkarmak
have a spill f. atın sırtından düşmek
spill out into the streets f. sokaklara dökülmek
spill the meal over oneself f. yemeği üstüne dökmek
spill the meal over oneself f. yemeği üzerine dökmek
spill out hatred against f. öfke kusmak
spill out hatred against f. öfkesini kusmak
spill coffee on one’s shirt f. gömleğine kahve dökmek
spill coffee on one’s shirt f. gömleğine kahve dökmek
spill [obsolete] f. mahvolmak
spill [obsolete] f. ölmek
spill [obsolete] f. ölüme veya yıkıma sebep olmak
spill [obsolete] f. bozulmak
spill [obsolete] f. kötüleşmek
spill [obsolete] f. yok olmak
Öbek Fiiller
spill (over) into something f. dolup taşmak
spill (out) into something f. dolup taşmak
spill over on f. üzerine dökülmek/saçılmak
spill out (of something) f. (bir şeyden) etrafa dökülmek/saçılmak
spill over onto (something) f. sınırları aşıp (bir şeye/yere) yayılmak
spill over on (someone or something) f. (birine/bir şeye) yayılmak
spill over onto (something) f. sınırlarından (başka bir yere/şeye) taşmak
spill over on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) etkilemek
spill over on (something) f. sınırları aşıp (bir şeye/yere) saçılmak
spill over on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne taşmak
spill over onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) sıçramak
spill over onto (someone or something) f. (birini/bir şeyi) etkilemek
spill over on (something) f. sınırları aşıp (bir şeye/yere) yayılmak
spill over on (something) f. sınırlarını aşıp (başka bir yere/şeye) taşmak
spill over onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) yayılmak
spill over onto (something) f. sınırlarının dışına çıkmak
spill over on (something) f. sınırlarından (başka bir yere/şeye) taşmak
spill over on (someone or something) f. (birine/bir şeye) sıçramak
spill over onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) bulaşmak
spill over on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne dökülmek
spill over on (something) f. sınırlarının dışına çıkmak
spill over onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne dökülmek
spill over onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne taşmak
spill over onto (something) f. sınırlarını aşıp (başka bir yere/şeye) taşmak
spill over onto (something) f. sınırları aşıp (bir şeye/yere) saçılmak
spill over on (someone or something) f. (birine/bir şeye) bulaşmak
spill out f. -e dökülmek
spill into f. -in içine doğru taşmak
spill out f. -e taşmak
spill out into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) taşmak
spill out into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sıçramak/yayılmak
spill into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sıçramak/yayılmak
spill into f. -e sıçramak/yayılmak
spill over into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) taşmak
spill into (something or some place) f. taşıp (bir şeye/bir yere) dökülmek
spill over into (something or some place) f. taşıp (bir şeye/bir yere) dökülmek
spill into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) taşmak
spill over into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sıçramak/yayılmak
spill out into (something or some place) f. (bir şeyin/bir yerin) içine taşmak
spill into (something or some place) f. (bir şeyin/bir yerin) içine taşmak
spill into f. -e taşmak
spill out f. etrafa dökülmek/saçılmak
spill out f. kusmak
spill out into (something or some place) f. taşıp (bir şeye/bir yere) dökülmek
spill over into (something or some place) f. (bir şeyin/bir yerin) içine taşmak
spill over f. kazayla veya aşırı yoğunluk sebebiyle başka bir bölgeye girmek
spill over f. dolup taşmak
spill over f. boşaltılmak
spill out f. (duygular) dizginlenmeden serbest kalmak
Konuşma Dili
spill the tea f. dedikodu yapmak
Deyim
spill the beans f. ağzından kaçırmak
spill the beans f. ağzındaki baklayı çıkarmak
spill the beans f. ağzında bakla ıslanmamak
spill the beans f. (sırrı vb) yaymak
spill the beans f. (sırrı vb) açık etmek
spill the beans f. (sırrı vb) ötmek
spill the beans f. (sırrı vb) açıklamak
spill the beans f. baklayı ağzından çıkarmak
spill the works f. (sırrı vb) açık etmek
spill the works f. (sırrı vb) açıklamak
spill the works f. (sırrı vb) ötmek
spill the works f. baklayı ağzından çıkarmak
spill the works f. ağzından baklayı çıkarmak
spill the works f. ağzındaki baklayı çıkarmak
spill the works f. (bir sürprizi vb) yanlışlıkla söyleyivermek
spill the works f. (bir sürprizi vb) ağzından kaçırmak
spill the beans f. (bir sürprizi vb) ağzından kaçırmak
spill the beans f. (bir sürprizi vb) yanlışlıkla söyleyivermek
spill the tea f. dedikodu etmek
spare at the spigot and spill at the bung f. ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da kontrolsüzce büyük miktarda para harcamak
spare at the spigot and spill at the bung f. ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da büyük miktarda israf veya savurganlık yapmak
spill a bibful f. sırrı ağzından kaçırmak
spill a bibful f. sırrı aşikar etmek
spill one's guts on someone f. birine sırlarını dökmek
spill one's guts on someone f. birine içini dökmek
spill one's guts on someone f. birine açılmak
Konuşma
spill the beans i. ağzındaki baklayı çıkar
Ticaret/Ekonomi
spill-over i. dışsal ekonomiler
spill-over i. açılma etkisi
Siyasal
spill-overs i. politikaların birbirlerine olan etkisi
spill [australia] i. daha üst düzeydeki yetkili kadrosunun boş olmasından ötürü altındaki birkaç makamı da boş ilan etme
Teknik
spill strip i. pin parçası
spill plate i. dökme plakası
spill deflector i. spil deflektör
inlet and spill ports i. dolaşım ve dolum deliği
spill valve i. spil valf
spill water i. savaklanan su
spill and fill valve i. boşaltma ve doldurma valfi
spill-over valve i. taşma vanası
spill-over valve i. taşma valfi
oil spill kit i. petrol/yakıt sızıntı seti
oil spill kit i. petrol/yakıt sızıntısı müdahale seti
spill-over i. taşma
Bilgisayar
word spill i. sözcük kaydırma
Telekom
oil spill i. petrol yayıntısı
spill-forward feature i. ileriye gönderme özelliği
spill-over i. dağılma
spill-over i. taşma
İnşaat
spill-through abutment i. iki tarafa taşmalı köprü ayağı
Aydınlatma
spill shield i. örtücü
Otomotiv
spill ring i. ölçüm bileziği
Denizcilik
oil spill i. petrol dökülmesi
spill tray i. taşıntı tavası
spill the sail f. yelkeni boşaltmak
Maden
oil spill i. petrol yayılması
oil spill i. petrol döküntüsü
spill pocket i. dökülme cebi
Patoloji
spill over f. (bulaşıcı hastalık) bir hayvan türünden başka bir türe, özellikle de insanlara geçmek
Kimya
spill tray i. taşkan kabı
Biyoloji
biological oil spill control i. biyolojik yağ döküntü denetimi
Deniz Biyolojisi
spill-over i. taşmış
Çevre
oil spill i. petrol sızıntısı
oil spill response i. petrol kirliliğine müdahale
oil spill response i. petrol sızıntısına müdahale
Jeoloji
biological oil spill control i. biyolojik yağdöküntü denetimi
Askeri
substance spill i. maddenin dökülmesi
substance spill i. maddenin boşaltılması
Argo
take a spill f. düşmek
spill one's guts f. içini dökmek
spill guts f. içini dökmek
spill guts f. derdini dökmek
spill guts f. sırlarını dökmek
spill guts f. her şeyi açıklamak
spill guts f. açılmak