Brit - Türkçe İngilizce Sözlük

Brit

"Brit" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
brit i. ingiliz
brit i. britanyalı
brit i. (kısaca) ingiliz
brit N. Britanyalı (informal)
Deniz Biyolojisi
brit i. ringa ve benzeri balıkların yavrusu
brit i. calanus cinsine ait çok küçük bir deniz organizması
brit i. küreayaklılardan oluşan planktonlar
brit i. gümüşbalığı

"Brit" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
brit tab i.
brit tab i.

"Brit" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blash (brit) i. sıçrayan su veya çamur
cotton buds (brit) i. kulak temizleme pamuğu
careful [brit] i. pinti
careful [brit] i. cimri
careful [brit] i. aşırı tutumlu
raver [brit] i. serbest hayat yaşayan kimse
raver [brit] i. çılgın kimse
carry-on [brit] i. ahlaksız davranış
carry-on [brit] i. aptalca davranış
carry-on [brit] i. uygunsuz davranış
carry-on [brit] i. sıradışı davranış
backword [brit] i. vaadini tutamama
backword [brit] i. sözünde duramama
chartered librarian [brit] i. diplomaya ek olarak ingiliz kütüphaneciler derneğinden lisans da almış olan kütüphaneci
chartered surveyor [brit] i. yeminli eksper
chartered surveyor [brit] i. mesleki gereksinimlerini karşılayacak niteliklere, eğitime ve deneyime sahip lisanslı bilirkişi
natter [brit] i. gevezelik
natter [brit] i. boş muhabbet
needler [brit] i. ambalaj diken kimse
tenter [brit] i. diğer işçilere el emeği ile yardım eden nispeten vasıfsız işçi
tenter [brit] i. bir şeyden sorumlu olan kimse
term of reference [brit] i. atanmış görev
term-trotter [brit] i. üniversiteye veya mahkemeye düzensiz olarak, bir süreliğine katılan kimse
term of reference [brit] i. tanımlanmış görev
term of reference [brit] i. tanımlanmış faaliyet alanı
the birch [brit] i. falaka sopasıyla dövme cezası
the palace [brit] i. sarayda yaşayanlar
thieftaker [brit] i. hırsızları tutuklayan kimse
thieftaker [brit] i. eşkıyaları tutuklayan kimse
the warm [brit] i. sıcak yer
the working classes [brit] i. işçi sınıfı
the whole time [brit] i. her zaman
thieves' kitchen [brit] i. çocukların kolayca suça sürüklendiği, hırsızların barındığı gecekondu mahallesi
remit [brit] i. kapsam
third story [brit] i. zemin kattan sonraki üçüncü kat
thomasing [brit] i. 21 aralık'ta st. thomas gününde evden eve dolaşıp dilenmek
ticket [brit] i. kartvizit
ticket [brit] i. kütüphane ödünç alma kartı
tied cottage [brit] i. lojman
tied cottage [brit] i. işverene ait, çalışanın kullanımına sunulmuş ev veya yazlık
time [brit] i. (bar) kapanma zamanı
tiger [brit] i. damatlık giyen damat
tiny [brit] i. ufacık çocuk
tier ranger [brit] i. yalı hırsızı
tiny [brit] i. bebek
tinker [brit] i. gezgin
time bill [brit] i. ders programı
time bill [brit] i. program
tipp-ex® [brit] i. daktilo silgisi
tippet [brit] i. celladın kullandığı ip
time bill [brit] i. tarife
tipp-ex® [brit] i. daksil
tiswas [brit] i. anksiyete hali
tiswas [brit] i. heyecan hali
tod [brit] i. gür yığın
toby [brit] i. otoban
toby [brit] i. yol
toby [brit] i. otoban soygunu
tod [brit] i. dolaşık ve kaba kütle
toby [brit] i. sokak
toke [brit] i. yiyecek
toke [brit] i. bir parça ekmek
tombola [brit] i. biletlerin döner bir tamburdan çekildiği bir piyango türü
ton [brit] i. saatte yüz mil hız yapma
tops [brit] i. aristokrat sınıfı
tops [brit] i. kaymak tabaka
totting [brit] i. çöpten kullanılabilir veya satılabilir eşya arama
trade card [brit] i. kartvizit
train-spotting [brit] i. tren istasyonuna gidip tren sayılarını kaydetme faaliyeti
general [brit] i. genel işleri gören hizmetçi
translator [brit] i. giysi, şemsiye veya eski ayakkabı tamircisi
trap [brit] i. polis memuru
trap [brit] i. dedektif
transport café [brit] i. kamyoncu lokantası
translater [brit] i. giysi, şemsiye veya eski ayakkabı tamircisi
trilby hat [brit] i. fötr şapka
trotter [brit] i. telaşlı kimse
trotter [brit] i. getir götür işleri yapan eleman
trotter [brit] i. kurye
trotter [brit] i. hızlı hareket eden kimse
trug [brit] i. eski bir buğday ölçüm birimi
trug [brit] i. uzun ve sığ bir sepet türü
truss [brit] i. çeşitli saman ölçü birimlerine verilen ad
tub [brit] i. eski dönemlerde alkol kaçakçılığında kullanılan büyük fıçı
tug [brit] i. kaba saba kimse
tuck [brit] i. ziyafet
tuck–in [brit] i. ziyafet
tuck–in [brit] i. çok miktarda yemek
tug [brit] i. ahlaksız kimse
tuck-out [brit] i. ziyafet sofrası
tuck-out [brit] i. büyük öğün
turnip ghost [brit] i. şalgamdan yapılmış cadılar bayramı feneri
turnip ghost [brit] i. öcü
turnip ghost [brit] i. umacı
twig [brit] i. moda
twicer [brit] i. iki kere kaybeden kimse
twist [brit] i. kuvvetli iştah
twist [brit] i. külah biçimi verilmiş saklama kağıdı
almous [brit] i. sadaka
ambulancewoman [brit] i. (kadın) ambulans görevlisi
ambulancewoman [brit] i. (kadın) ambulans çalışanı
sub [brit] i. üyelik ücreti
analysation [brit] i. analiz etme
ancillary [brit] i. birine hizmet eden kimse
ealderman [brit] i. şehir ayanı
ealderman [brit] i. belediye meclis üyesi
ealderman [brit] i. ihtiyar heyeti üyesi
saint austin's summer [brit] i. eylül ayında görülen pastırma yazı
eho [brit] i. çevre sağlığı memuru
eho [brit] i. halk sağlığı müfettişi
accoutre (brit.) f. askeri giyecek vermek
accoutre (brit.) f. askeri teçhizat sağlamak
exocitise [brit] f. egzotikleştirmek
tip [brit] f. çöp atmak
tip [brit] f. parmak uçlarında yürümek
tip [brit] f. ufak adımlarla gitmek
tip [brit] f. (içkiyi) bir dikişte içmek
tip [brit] f. yuvarlanmak
tip [brit] f. yuvarlamak
translate [brit] f. (ayakkabı, giysi) onararak, yenileyerek veya eski malzemelerden üreterek dönüştürmek
turn up [brit] f. (bir kitaba) bakmak
turn up [brit] f. (bir kitaba) danışmak
turn up [brit] f. kartı çevirip açmak
turn up [brit] f. bir kitapta (kelime, bilgi, cümle) aramak
twizzle [brit] f. dönmek
earlierise [brit] f. daha erken bir tarihte yapmak
earlierise [brit] f. erkene almak
come [brit] f. yapmak
sceptical [brit] s. şüpheci
accoutered (brit.) s. askeri olarak teçhizalandırılmış
estival (brit.) s. yaz
estival (brit.) s. yaz ile ilgili
thrustful [brit] s. saldırgan
thrustful [brit] s. agresif
tictocking [brit] s. saatin çıkardığı tik tak sesi
tophole [brit] s. çok güzel
tophole [brit] s. müthiş
tophole [brit] s. türünün en iyisi
transportable [brit] s. sürgün edilebilir
transportable [brit] s. sürgün cezası verilebilir
transportable [brit] s. sürgün içeren
twee [brit] s. fazla zarif
twee [brit] s. fazla şık
twee [brit] s. çıtkırıldım
on attachment [brit] s. bir yerde sınırlı süreyle çalışmakta olan
unadopted [brit] s. (yerel otorite tarafından) bakımı sağlanmayan
unadopted [brit] s. (yerel otorite tarafından) iyi halde tutulmayan
out of one's way [brit] s. bir kimsenin faaliyet veya ilgi alanı dışında
tinker's curse [brit] zf. şu kadarcık bile
tinker's curse [brit] zf. zerre kadar