Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
geronto-
Teak
heavy atom
suture set
Abyssal
cold pack
ebullitor
current chopper
aldf
floor manager
three-dimensional model
trailing spaces
colour deviation
the host
Faulteich
fixed debt
glycol solution
misthrows
equipped engine
unit factor
work train
standard text
creative services
galaico
fenchanone
Driving
Geçmiş
Cümleler
"Driving"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 34 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
driving
i.
sürme
2
Genel
driving
i.
sevk
3
Genel
driving
i.
sürücülük
4
Genel
driving
i.
sürücü
5
Genel
driving
i.
sürüş
6
Genel
driving
i.
işletme
7
Genel
driving
i.
çalıştırma
8
Genel
driving
i.
ilerletme
9
Genel
driving
i.
araç kullanma
10
Genel
driving
s.
çeviren
11
Genel
driving
s.
şiddetli
12
Genel
driving
s.
itici
13
Genel
driving
s.
dinamik
14
Genel
driving
s.
enerjik
15
Genel
driving
s.
sert
16
Genel
driving
s.
hareket ettirici
17
Genel
driving
s.
canlı
18
Genel
driving
s.
işleten
19
Genel
driving
s.
hareket ettiren
20
Genel
driving
s.
çalıştıran
21
Genel
driving
s.
süren
22
Genel
driving
s.
yoğun
23
Genel
driving
s.
heyecanlı ve merak uyandıran
24
Genel
driving
s.
sürükleyici
25
Genel
driving
s.
astlarını aşırı çalıştıran
26
Genel
driving
s.
yön veren/itici (mecaz)
Teknik
27
Teknik
driving
i.
ilerleme
28
Teknik
driving
i.
pinyon dişli
Otomotiv
29
Otomotiv
driving
i.
sürme
30
Otomotiv
driving
i.
tahrik sağlama
Denizcilik
31
Denizcilik
driving
i.
çakma
Meteoroloji
32
Meteoroloji
driving
s.
şiddetli (rüzgar, yağmur)
33
Meteoroloji
driving
s.
sert ve kuvvetli (rüzgar, yağmur)
Spor
34
Spor
driving
i.
golf topuna oyuna başlama yerindeki yuvasındayken vurma
"Driving"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Yaygın Kullanım
1
Yaygın Kullanım
driving licence
i.
ehliyet
2
Yaygın Kullanım
driving (someone) crazy
i.
delirtme
Genel
3
Genel
driving force
i.
itici güç
4
Genel
automobile driving
i.
otomobil sürme
5
Genel
driving licence
i.
ehliyet
6
Genel
driving fast
i.
sürek
7
Genel
driving in
i.
kakma
8
Genel
drink driving [uk]
i.
alkollü araç kullanma
9
Genel
driving power
i.
muharrik kuvvet
10
Genel
drunk driving
i.
içkili araba sürme
11
Genel
driving licence
i.
sürücü belgesi
12
Genel
unlicensed driving
i.
ehliyetsiz araç kullanma
13
Genel
automobile driving
i.
otomobil kullanma
14
Genel
electric driving
i.
elektrik şiddeti
15
Genel
driving licence
i.
şoför ehliyeti
16
Genel
driving axle
i.
işletme mili
17
Genel
driving spring
i.
zemberek
18
Genel
electric driving
i.
elektrikle tahrik
19
Genel
drink driving [uk]
i.
içkili araç kullanma
20
Genel
driving rain
i.
şiddetli yağmur
21
Genel
driving mirror
i.
şoför aynası
22
Genel
lorry driving
i.
kamyonculuk
23
Genel
driving course
i.
sürücü kursu
24
Genel
driving techniques
i.
sürüş teknikleri
25
Genel
driving factor
i.
itici faktör
26
Genel
driving test
i.
sürücü belgesi sınavı
27
Genel
driving power
i.
itici güç
28
Genel
drunk driving
i.
alkollü araç kullanma
29
Genel
drunk driving
i.
sarhoş araç kullanma
30
Genel
reckless driving
i.
dikkatsiz taşıt kullanma
31
Genel
careless driving
i.
dikkatsiz taşıt kullanma
32
Genel
careless driving
i.
dikkatsiz araç sürme
33
Genel
reckless driving
i.
dikkatsiz araç sürme
34
Genel
reckless driving
i.
dikkatsiz araç kullanma
35
Genel
careless driving
i.
dikkatsiz araç kullanma
36
Genel
careless driving
i.
dikkatsiz taşıt sürme
37
Genel
reckless driving
i.
dikkatsiz taşıt sürme
38
Genel
driving pleasure
i.
sürüş keyfi
39
Genel
driving lesson
i.
direksiyon dersi
40
Genel
driving lessons
i.
direksiyon dersleri
41
Genel
driving test
i.
direksiyon sınavı
42
Genel
drug driving
i.
uyuşturucu maddenin etkisinde araç kullanma
43
Genel
defensive driving
i.
yaşamları tehlikeye atmadan zamandan ve paradan tasarruf edecek şekilde araç kullanma
44
Genel
driving school
i.
sürücü kursu
45
Genel
driving school
i.
sürücü okulu
46
Genel
advanced driving
i.
ileri sürücülük
47
Genel
remedial driving course
i.
iyileştirici/düzeltici/geliştirici sürücü kursu
48
Genel
driving car
i.
araba kullanma
49
Genel
driving school manager
i.
sürücü kursu müdürü
50
Genel
defensive driving
i.
aracın diğer sürücülerin hatalarına karşı tedbirli kullanılması
51
Genel
driving teacher
i.
direksiyon hocası
52
Genel
driving instructor
i.
sürücü eğitmeni
53
Genel
madd (mothers against drunk driving)
i.
alkollüyken araç kullanmaya karşı annelerin oluşturduğu bir örgüt
54
Genel
driving (someone) crazy
i.
delirtme
55
Genel
driving iron
i.
ağaç dikme gibi faaliyetlerde deliklere sokulan sivri uçlu çelik çubuk
56
Genel
be driving on a suspended driving licence
f.
ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak
57
Genel
take out a driving licence
f.
sürücü ehliyeti almak
58
Genel
be banned from driving
f.
trafikten menedilmek
59
Genel
have a driving licence
f.
ehliyeti olmak
60
Genel
have a driving license
f.
ehliyeti olmak
61
Genel
have a driving license
f.
sürücü belgesi olmak
62
Genel
have a driving licence
f.
sürücü belgesi olmak
63
Genel
talk on a cell phone while driving
f.
araba kullanırken telefonla konuşmak
64
Genel
be charged with drunk driving
f.
alkollü araç kullanmakla suçlanmak
65
Genel
be charged with drunk driving
f.
alkollü halde trafiğe çıkmakla suçlanmak
66
Genel
text while driving
f.
araç kullanırken mesajlaşmak
67
Genel
text while driving
f.
araç kullanırken sms atmak
68
Genel
hard-driving
s.
tutkulu
69
Genel
hard-driving
s.
istekli
70
Genel
hard-driving
s.
aşırı hırslı
71
Genel
hard-driving
s.
ihtiraslı
72
Genel
hard-driving
s.
hevesli
73
Genel
on suspicion of driving while intoxicated and on causing an accident
zf.
alkollü araç kullanma ve kazaya neden olma şüphesiyle
Öbek Fiiller
74
Öbek Fiiller
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(bir şeyi) körükleyen/teşvik eden etken olmak
75
Öbek Fiiller
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(bir şeyi) yapmaya sevk/teşvik etmek
76
Öbek Fiiller
serve as the driving force
f.
(birini/bir şeyi) harekete geçiren/teşvik eden etken/güç olmak
77
Öbek Fiiller
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) harekete geçiren/teşvik eden etken/güç olmak
78
Öbek Fiiller
serve as the driving force
f.
(bir şeyi) körükleyen/teşvik eden etken olmak
79
Öbek Fiiller
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) arkasındaki itici güç olmak
80
Öbek Fiiller
serve as the driving force
f.
(bir şeyi) yapmaya sevk/teşvik etmek
81
Öbek Fiiller
serve as the driving force
f.
(birinin/bir şeyin) arkasındaki itici güç olmak
Konuşma Dili
82
Konuşma Dili
dwai (driving while ability impaired)
expr.
alkollü/uyuşturucu etkisinde araç kullanma
83
Konuşma Dili
what is (one) driving at?
expr.
nereye varmaya çalışıyor?
84
Konuşma Dili
what is (one) driving at?
expr.
ne kastediyor?
85
Konuşma Dili
what is (one) driving at?
expr.
ne demeye çalışıyor?
86
Konuşma Dili
what is (one) driving at?
expr.
ne demek istiyor?
Deyim
87
Deyim
driving force
i.
olayın arkasındaki insan
88
Deyim
driving force
i.
destekçi
89
Deyim
driving force
i.
itici güç
90
Deyim
driving force
i.
cesaret veren kişi
91
Deyim
the driving force behind
i.
arkasındaki itici güç
92
Deyim
the driving force behind
i.
ardındaki itici güç
93
Deyim
driving force behind (something)
i.
(bir şeyin) arkasındaki kışkırtıcı güç/unsur
94
Deyim
the driving force (behind something)
i.
(bir şeyin arkasındaki) motive edici güç
95
Deyim
the driving force (behind something)
i.
(bir şeyin ardındaki) körükleyici/teşvik edici etken
96
Deyim
driving force behind (something)
i.
(bir şeyin) arkasındaki itici güç
97
Deyim
driving force behind (something)
i.
(bir şeyin) arkasındaki motive edici güç
98
Deyim
the driving force (behind something)
i.
(bir şeyin arkasındaki) itici güç
99
Deyim
driving force behind (something)
i.
(bir şeyin) ardındaki körükleyici/teşvik edici etken
100
Deyim
the driving force (behind something)
i.
(bir şeyin arkasındaki) kışkırtıcı güç/unsur
101
Deyim
driving force behind (something)
i.
(bir şeyin) arkasındaki neden/sebep
102
Deyim
the driving force (behind something)
i.
(bir şeyin arkasındaki) neden/sebep
103
Deyim
what (one) is driving at
i.
(birinin) ne demek istediği
104
Deyim
what (one) is driving at
i.
(birinin) demek istediği şey
105
Deyim
be in the driving seat
f.
kontrol altında olmak
106
Deyim
be in the driving seat (brit)
f.
kontrolü eline almak
107
Deyim
be the driving force behind someone
f.
birinin arkasındaki itici güç olmak
108
Deyim
become the driving force behind someone
f.
birinin arkasındaki itici güç olmak
109
Deyim
be in the driving seat
f.
kontrolü elinde tutmak
110
Deyim
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
arkasındaki neden/sebep/itici güç olmak
111
Deyim
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
arkasında olup cesaret/güç vermek
112
Deyim
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin arkasında) yüreklendirici güç/unsur olmak
113
Deyim
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin arkasında) motive eden/motivasyon veren güç olmak
114
Deyim
serve as the driving force
f.
kışkırtıcı güç/unsur olmak
115
Deyim
serve as the driving force (behind someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin arkasında) kışkırtıcı güç/unsur olmak
116
Deyim
serve as the driving force
f.
motivasyon veren/motive eden güç olmak
117
Deyim
serve as the driving force
f.
yüreklendirici güç/unsur olmak
118
Deyim
in the driving seat [uk]
expr.
güçlü durumda
119
Deyim
in the driving seat [uk]
expr.
kontrolü altında
120
Deyim
in the driving seat [uk]
expr.
kontrolü eline almış
121
Deyim
in the driving seat [uk]
expr.
direksiyonda
Konuşma
122
Konuşma
do not use this function while driving
expr.
sürüş esnasında bu fonksiyonu kullanmayınız
123
Konuşma
what he/she is driving at
expr.
demek istediği şey
124
Konuşma
what are you driving at?
expr.
nereye varmaya çalışıyorsun?
125
Konuşma
what are you driving at?
expr.
ne demek istiyorsun?
126
Konuşma
I have a driving licence
expr.
sürücü belgem var
127
Konuşma
I don't have a driving licence
expr.
ehliyetim yok
128
Konuşma
I don't have a driving license
expr.
sürücü belgem yok
129
Konuşma
I have a driving license
expr.
sürücü belgem var
130
Konuşma
I have a driving licence
expr.
ehliyetim var
131
Konuşma
I have a driving license
expr.
ehliyetim var
132
Konuşma
I don't have a driving licence
expr.
sürücü belgem yok
133
Konuşma
I don't have a driving license
expr.
ehliyetim yok
134
Konuşma
do you have a driving license?
expr.
ehliyetin var mı?
135
Konuşma
do you have a driving licence?
expr.
ehliyetin var mı?
136
Konuşma
I spilled coffee on myself while I was driving
expr.
araba sürerken üzerime kahve döktüm
137
Konuşma
it is driving me mad
expr.
bu beni delirtiyor
138
Konuşma
it is driving me mad
expr.
bu beni deli ediyor
139
Konuşma
you are driving me nuts
expr.
beni delirtiyorsun
140
Konuşma
you are driving me crazy
expr.
beni delirtiyorsun
141
Konuşma
you are driving me crazy
expr.
beni çıldırtıyorsun
142
Konuşma
you are driving me nuts
expr.
beni çıldırtıyorsun
Hukuk
143
Hukuk
driving licence
i.
sürücü belgesi
144
Hukuk
drink-driving [uk]
i.
alkollü araç kullanma
145
Hukuk
drinking and driving
i.
alkollü araç kullanma
146
Hukuk
driving under the influence of alcohol
i.
alkollü araç kullanma
147
Hukuk
drunk driving
i.
alkollü araç kullanma
148
Hukuk
drug-impaired driving
i.
uyuşturucu etkisi altında araç kullanma
149
Hukuk
cause death by dangerous driving
f.
bilinçli taksirle trafik kazası sonucu ölüme sebebiyet vermek
Siyasal
150
Siyasal
committee on the driving licences
i.
sürücü belgeleri komitesi
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of Driving
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy