Driving - Türkisch Englisch Wörterbuch

Driving

Bedeutungen von dem Begriff "Driving" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 34 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
driving n. sürme
driving n. sevk
driving n. sürücülük
driving n. sürücü
driving n. sürüş
driving n. işletme
driving n. çalıştırma
driving n. ilerletme
driving n. araç kullanma
driving adj. çeviren
driving adj. şiddetli
driving adj. itici
driving adj. dinamik
driving adj. enerjik
driving adj. sert
driving adj. hareket ettirici
driving adj. canlı
driving adj. işleten
driving adj. hareket ettiren
driving adj. çalıştıran
driving adj. süren
driving adj. yoğun
driving adj. heyecanlı ve merak uyandıran
driving adj. sürükleyici
driving adj. astlarını aşırı çalıştıran
driving adj. yön veren/itici (mecaz)
Technical
driving n. ilerleme
driving n. pinyon dişli
Automotive
driving n. sürme
driving n. tahrik sağlama
Marine
driving n. çakma
Meteorology
driving adj. şiddetli (rüzgar, yağmur)
driving adj. sert ve kuvvetli (rüzgar, yağmur)
Sport
driving n. golf topuna oyuna başlama yerindeki yuvasındayken vurma

Bedeutungen, die der Begriff "Driving" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
driving licence n. ehliyet
driving (someone) crazy n. delirtme
General
driving force n. itici güç
automobile driving n. otomobil sürme
driving licence n. ehliyet
driving fast n. sürek
driving in n. kakma
drink driving [uk] n. alkollü araç kullanma
driving power n. muharrik kuvvet
drunk driving n. içkili araba sürme
driving licence n. sürücü belgesi
unlicensed driving n. ehliyetsiz araç kullanma
automobile driving n. otomobil kullanma
electric driving n. elektrik şiddeti
driving licence n. şoför ehliyeti
driving axle n. işletme mili
driving spring n. zemberek
electric driving n. elektrikle tahrik
drink driving [uk] n. içkili araç kullanma
driving rain n. şiddetli yağmur
driving mirror n. şoför aynası
lorry driving n. kamyonculuk
driving course n. sürücü kursu
driving techniques n. sürüş teknikleri
driving factor n. itici faktör
driving test n. sürücü belgesi sınavı
driving power n. itici güç
drunk driving n. alkollü araç kullanma
drunk driving n. sarhoş araç kullanma
reckless driving n. dikkatsiz taşıt kullanma
careless driving n. dikkatsiz taşıt kullanma
careless driving n. dikkatsiz araç sürme
reckless driving n. dikkatsiz araç sürme
reckless driving n. dikkatsiz araç kullanma
careless driving n. dikkatsiz araç kullanma
careless driving n. dikkatsiz taşıt sürme
reckless driving n. dikkatsiz taşıt sürme
driving pleasure n. sürüş keyfi
driving lesson n. direksiyon dersi
driving lessons n. direksiyon dersleri
driving test n. direksiyon sınavı
drug driving n. uyuşturucu maddenin etkisinde araç kullanma
defensive driving n. yaşamları tehlikeye atmadan zamandan ve paradan tasarruf edecek şekilde araç kullanma
driving school n. sürücü kursu
driving school n. sürücü okulu
advanced driving n. ileri sürücülük
remedial driving course n. iyileştirici/düzeltici/geliştirici sürücü kursu
driving car n. araba kullanma
driving school manager n. sürücü kursu müdürü
defensive driving n. aracın diğer sürücülerin hatalarına karşı tedbirli kullanılması
driving teacher n. direksiyon hocası
driving instructor n. sürücü eğitmeni
madd (mothers against drunk driving) n. alkollüyken araç kullanmaya karşı annelerin oluşturduğu bir örgüt
driving (someone) crazy n. delirtme
driving iron n. ağaç dikme gibi faaliyetlerde deliklere sokulan sivri uçlu çelik çubuk
be driving on a suspended driving licence v. ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak
take out a driving licence v. sürücü ehliyeti almak
be banned from driving v. trafikten menedilmek
have a driving licence v. ehliyeti olmak
have a driving license v. ehliyeti olmak
have a driving license v. sürücü belgesi olmak
have a driving licence v. sürücü belgesi olmak
talk on a cell phone while driving v. araba kullanırken telefonla konuşmak
be charged with drunk driving v. alkollü araç kullanmakla suçlanmak
be charged with drunk driving v. alkollü halde trafiğe çıkmakla suçlanmak
text while driving v. araç kullanırken mesajlaşmak
text while driving v. araç kullanırken sms atmak
hard-driving adj. tutkulu
hard-driving adj. istekli
hard-driving adj. aşırı hırslı
hard-driving adj. ihtiraslı
hard-driving adj. hevesli
on suspicion of driving while intoxicated and on causing an accident adv. alkollü araç kullanma ve kazaya neden olma şüphesiyle
Phrasals
serve as the driving force (behind someone or something) v. (bir şeyi) körükleyen/teşvik eden etken olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. (bir şeyi) yapmaya sevk/teşvik etmek
serve as the driving force v. (birini/bir şeyi) harekete geçiren/teşvik eden etken/güç olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. (birini/bir şeyi) harekete geçiren/teşvik eden etken/güç olmak
serve as the driving force v. (bir şeyi) körükleyen/teşvik eden etken olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. (birinin/bir şeyin) arkasındaki itici güç olmak
serve as the driving force v. (bir şeyi) yapmaya sevk/teşvik etmek
serve as the driving force v. (birinin/bir şeyin) arkasındaki itici güç olmak
Colloquial
dwai (driving while ability impaired) expr. alkollü/uyuşturucu etkisinde araç kullanma
what is (one) driving at? expr. nereye varmaya çalışıyor?
what is (one) driving at? expr. ne kastediyor?
what is (one) driving at? expr. ne demeye çalışıyor?
what is (one) driving at? expr. ne demek istiyor?
Idioms
driving force n. olayın arkasındaki insan
driving force n. destekçi
driving force n. itici güç
driving force n. cesaret veren kişi
the driving force behind n. arkasındaki itici güç
the driving force behind n. ardındaki itici güç
driving force behind (something) n. (bir şeyin) arkasındaki kışkırtıcı güç/unsur
the driving force (behind something) n. (bir şeyin arkasındaki) motive edici güç
the driving force (behind something) n. (bir şeyin ardındaki) körükleyici/teşvik edici etken
driving force behind (something) n. (bir şeyin) arkasındaki itici güç
driving force behind (something) n. (bir şeyin) arkasındaki motive edici güç
the driving force (behind something) n. (bir şeyin arkasındaki) itici güç
driving force behind (something) n. (bir şeyin) ardındaki körükleyici/teşvik edici etken
the driving force (behind something) n. (bir şeyin arkasındaki) kışkırtıcı güç/unsur
driving force behind (something) n. (bir şeyin) arkasındaki neden/sebep
the driving force (behind something) n. (bir şeyin arkasındaki) neden/sebep
what (one) is driving at n. (birinin) ne demek istediği
what (one) is driving at n. (birinin) demek istediği şey
be in the driving seat v. kontrol altında olmak
be in the driving seat (brit) v. kontrolü eline almak
be the driving force behind someone v. birinin arkasındaki itici güç olmak
become the driving force behind someone v. birinin arkasındaki itici güç olmak
be in the driving seat v. kontrolü elinde tutmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. arkasındaki neden/sebep/itici güç olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. arkasında olup cesaret/güç vermek
serve as the driving force (behind someone or something) v. (birinin/bir şeyin arkasında) yüreklendirici güç/unsur olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. (birinin/bir şeyin arkasında) motive eden/motivasyon veren güç olmak
serve as the driving force v. kışkırtıcı güç/unsur olmak
serve as the driving force (behind someone or something) v. (birinin/bir şeyin arkasında) kışkırtıcı güç/unsur olmak
serve as the driving force v. motivasyon veren/motive eden güç olmak
serve as the driving force v. yüreklendirici güç/unsur olmak
in the driving seat [uk] expr. güçlü durumda
in the driving seat [uk] expr. kontrolü altında
in the driving seat [uk] expr. kontrolü eline almış
in the driving seat [uk] expr. direksiyonda
Speaking
do not use this function while driving expr. sürüş esnasında bu fonksiyonu kullanmayınız
what he/she is driving at expr. demek istediği şey
what are you driving at? expr. nereye varmaya çalışıyorsun?
what are you driving at? expr. ne demek istiyorsun?
I have a driving licence expr. sürücü belgem var
I don't have a driving licence expr. ehliyetim yok
I don't have a driving license expr. sürücü belgem yok
I have a driving license expr. sürücü belgem var
I have a driving licence expr. ehliyetim var
I have a driving license expr. ehliyetim var
I don't have a driving licence expr. sürücü belgem yok
I don't have a driving license expr. ehliyetim yok
do you have a driving license? expr. ehliyetin var mı?
do you have a driving licence? expr. ehliyetin var mı?
I spilled coffee on myself while I was driving expr. araba sürerken üzerime kahve döktüm
it is driving me mad expr. bu beni delirtiyor
it is driving me mad expr. bu beni deli ediyor
you are driving me nuts expr. beni delirtiyorsun
you are driving me crazy expr. beni delirtiyorsun
you are driving me crazy expr. beni çıldırtıyorsun
you are driving me nuts expr. beni çıldırtıyorsun
Law
driving licence n. sürücü belgesi
drink-driving [uk] n. alkollü araç kullanma
drinking and driving n. alkollü araç kullanma
driving under the influence of alcohol n. alkollü araç kullanma
drunk driving n. alkollü araç kullanma
drug-impaired driving n. uyuşturucu etkisi altında araç kullanma
cause death by dangerous driving v. bilinçli taksirle trafik kazası sonucu ölüme sebebiyet vermek
Politics
committee on the driving licences n. sürücü belgeleri komitesi