Proof - Türkçe İngilizce Sözlük

Proof

"Proof" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 94 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
proof i. kanıt
proof i. ispat
Genel
proof i. tecrübe
proof i. alkol derecesi
proof i. kanıtlama
proof i. ispat etme
proof i. belgit
proof i. düzelti
proof i. deneme
proof i. imtihan
proof i. senet
proof i. delil
proof i. kanıt
proof i. içkinin alkol derecesinin ölçüsü
proof i. ispat
proof i. sınama
proof i. aksiyomdan teoreme götüren ifade veya formüller zinciri
proof i. delilleri inceleyerek ikna olma
proof i. (levha, blok veya taştan alınan) deneme baskısı
proof i. kitabın kırpılmamış olduğunun kanıtı olarak kabul edilen bitişik yaprak çifti
proof i. düzeltme veya inceleme için alınan baskı
proof i. gravürde prova baskı
proof i. arşivleme amaçlı erken dönemde basılan sikke numunesi
proof i. fotoğraf negatifinden elde edilen prova baskı
proof i. ekipman veya mühimmatın uygunluğunu belirleyen deneme
proof i. hamurun standart hafifliğe getirilmesi
proof i. alkol numunesinin asgari kuvveti
proof f. dayanıklı hale getirmek
proof f. düzeltmek
proof f. son okumasını yapmak
proof f. son okuma yapmak
proof f. … geçirmez hale getirmek
proof f. (maya) uyanınca kabarıp köpürmek
proof f. düzeltmenlik yapmak
proof f. (bir şeye karşı) dayanıklı kılmak
proof f. (hamuru) uygun hafiflik için gece boyu mayalamak
proof s. dirençli
proof s. emin
proof s. kuvvetli
proof s. işlemez
proof s. dayanıklı
proof s. (içki) belli bir ayarda olan
proof s. geçirmez
proof s. -e karşı dayanıklı
proof s. maksimum gerilmeye göre test ederek sağlamlık ölçen
proof s. prova baskı niteliğinde olan
proof s. azami gerilme testi yapan
proof s. arşive ait olup mükemmel saflık derecesinde olan (sikke)
Ticaret/Ekonomi
proof i. ispat aracı
proof i. işletmede kullanılan her türlü defter ve belgeler
Hukuk
proof i. belgeleme
proof i. beyyine
proof i. delil
proof i. ispat
proof i. kanıt
proof i. tespit
Teknik
proof i. deneme baskısı
proof i. delil
proof i. kanıt
proof i. prova baskı
proof f. teste sokmak
proof f. kanıt aramak
proof f. prova baskısını yapmak
proof f. deneme amaçlı basmak
proof f. (hamuru) uygun hafifliğe getirmek
proof f. (mayayı) su ve şekerle aktive etmek
proof f. kalitesini artırmak
proof f. kurşun geçirmez yapmak
proof f. iyice sağlamlaştırmak
proof s. dayanıklı
proof s. geçirmez
Bilgisayar
proof i. sağlama
proof s. tamamlanmaya yakın
proof expr. tanıt
Baskı Teknikleri
proof f. yazıcıda basmak
proof f. (gravür) deneme baskısı almak
Mutfak
proof i. içkideki alkol oranı
Matematik
proof i. ispat
proof i. kanıtlanım
Askeri
proof i. deneme baskısı
Silah/Atıcılık
proof i. namlu ve mekanizmaların sağlamlığından emin olmak için yapılan yüksek şarjlı deneme atışı
Resim
proof i. deneme baskısı
Fotoğrafçılık
proof i. ayar
Matbaa
proof i. prova
Osmanlıca
proof i. burhan
Eski Kullanım
proof i. test edilip onaylanmış olma
proof i. kurşun geçirmezlik
proof i. dayanıklılık
proof i. çok dayanıklı olma
proof i. kaliteli olma
proof i. sağlamlık
proof zf. doğrulanmış olarak
proof zf. kesinlikle
proof zf. teyitli biçimde

"Proof" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
galley proof i. ilk dizgi
revise proof i. tashih nüshası
proof positive i. kesin deliller
proof and certification i. kanıt ve belgelendirme
proof theory i. kanıt teorisi
proof positive i. kesin bir delil
bullet proof vest i. kurşun geçirmez yelek
proof stress i. zorlama gerilimi
positive proof i. kesin delil
fire proof district i. yangın geçirmez bölüm
burden of proof i. kanıtlama zorunluluğu
proof of drunkenness i. sarhoşluğun tespiti
bullet-proof vest i. kurşun geçirmez yelek
fire-proof door i. yangına dayanır kapı
proof-by-contradiction i. açma olana indirgeme
proof-by-contradiction i. olmayana ergi
proof-by-contradiction i. abese irca
identity proof i. kimlik belgesi
proof of payment i. yolcu giriş kartı
proof of payment i. ödeme belgesi
proof of payment i. toplu taşıma araçlarında gösterilmesi zorunlu olan paso
spill-proof drinking cup i. damla akıtmayan/damlatmaz bardak
water-proof watch i. su geçirmez saat
stab proof vest i. (özellikle bıçaklı saldırılar için kullanılan) koruyucu yelek
page proof i. (son) prova baskı
galley proof i. (son) prova baskı
living proof i. canlı kanıt
proof of purchase i. satın alma kanıtı
proof of purchase i. satın alım kanıtı
clinching proof i. aksi iddia edilemeyen kanıt
proof of life i. yaşam kanıtı
proof of delivery i. teslim belgesi/kanıtı
proof of work i. talep edilen bir iş için gerekli eforun sarfedildiğini kanıtlayan gösterge
proof of work i. çalışma ispatı
uncorrected proof i. doğrulanmamış kanıt
solid proof i. sağlam kanıt
india proof paper i. hint prova kağıdı
proof of reserve i. rezerv kanıtı
right to proof i. ispat hakkı
foul proof i. düzeltilmemiş nüsha
foul proof i. taslak
skeleton proof i. (yalnızca fırça darbesi ile yazılmış) gravür veya baskı provası
proof [obsolete] i. sonuç
proof reader i. son okuma yapan kimse
proof charge i. test edilecek silaha deneme amacıyla bolca doldurulan mühimmat
proof load i. normal mühimmattan daha ağır bir barutla yapılan test fişeği
proof of concept i. uygulanabilirliği belirleme amaçlı yapılan kısa sunum
proof [dialect] i. iyi durumda olma
proof [obsolete] i. netice
proof [dialect] i. kalite
proof reader i. düzeltmen
proof reader i. düzeltici
proof [obsolete] i. tanık
proof reader i. musahhih
proof [obsolete] i. zırh
proof [obsolete] i. teşebbüs
put to the proof f. sınamak
give proof f. kanıt göstermek
produce proof f. kanıt göstermek
give proof f. delil göstermek
age-proof f. bir şeyi eskimez kılmak
age-proof f. bir şeyi eskimez yapmak
future-proof f. uzun ömürlü kılmak
proof-arm f. dayanıklı zırhla silahlanmak
future-proof f. gelecekteki gelişmelere hazır etmek
proof-arm f. sağlamca korumak
bomb proof s. bombaya dayanıklı
cold proof s. soğuk geçirmez
cold proof s. soğuk geçirmeyen
bomb-proof s. bombaya dayanıklı
accident-proof s. kaza güvenceli
accident-proof s. kazaya yol açmayan
bomb-proof s. bomba geçmez
fail-proof s. tedbirli
bullet-proof s. kurşun geçirmez
corrosion-proof s. aşınmaya dayanıklı
light-proof s. ışık geçirmez
conscience-proof s. yüzsüz
fail-proof s. hazırlıklı
dust-proof s. toz geçirmez
conscience-proof s. duygusuz
crease-proof s. buruşmaz
explosion-proof s. antigrizu
frost-proof s. donma yapmaz
damp-proof s. rutubet geçirmez
fool-proof s. insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış
drip-proof s. sızdırmaz
frost-proof s. donmaz
fool-proof s. hatasız
escape-proof s. sızdırmaz
explosion-proof s. patlamaönler
storm-proof s. fırtınadan etkilenmez
storm-proof s. fırtınaya dayanıklı
-proof s. geçirmez
shatter-proof s. kırılmaz
vandal-proof s. vandalizme dayanıklı
mildew-proof s. küflenmez
weather proof s. her çeşit havaya dayanıklı
ex-proof s. alev sızdırmaz
storm-proof s. fırtınaya karşı dayanıklı
future-proof s. gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen
smoke-proof s. duman geçirmez
food-proof s. gıda maddelerine dayanıklı
vermin-proof s. haşaratı önleyen
shot-proof s. kurşun geçirmez
acid proof s. aside dayanıklı
scratch-proof s. çizilmez
idiot proof s. insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış
drug-proof s. ilaç etki etmez
drug-proof s. ilaca dayanıklı
age-proof s. eskimeyen
age-proof s. eskimez
age-proof s. yaşlanmayan
child-proof s. çocuğa zarar vermeyen
child-proof s. çocukların zarar görmeyeceği şekilde tasarlanmış
child-proof s. çocuklar için tehlikeli olmayan
fly-proof s. sinek geçirmez
high-proof s. çok damıtılmış
high-proof s. çok güçlü alkollü
high-proof s. herhangi bir teste dayanan
burglar-proof s. soyguna karşı korumalı
pilfer-proof s. aşırılamaz
pilfer-proof s. araklanamaz
plot-proof s. komplolara karşı korunan
shame-proof s. hayasız
shame-proof s. utanmaz
shame-proof s. arlanmaz
proof-proof s. yanlışta ısrar eden
proof-proof s. aksi yöndeki kanıtlara aldırmadan bildiğini okuyan
future-proof s. geleceğe hazır
prf. (proof) kısalt. kanıt
prf. (proof) kısalt. ispat
İfadeler
the proof of the pudding is in the eating expr. bir şeyin değeri kullanıldığında anlaşılır
Atasözü
proof in the pudding expr. denemeden bilemeyiz
the proof of the pudding is in the eating bir düşüncenin doğru olup olmadığı denemeden anlaşılmaz
proof is in the pudding bir şeyi yapmadan/denemeden bilemezsin
the proof of the pudding is in the eating yaşamadan bilemezsin
the proof of the pudding (is in the eating) denemeden bilemezsin
the proof will be in the pudding denemeden bilemezsin
the proof of the pudding is in the eating denemeden bilemezsin
the proof of the pudding (is in the eating) yaşamadan bilemezsin
the proof will be in the pudding yaşamadan bilemezsin
The proof of the pudding is in the eating bir şeyin kalitesini/içeriğini denemeden bilemezsin
Konuşma Dili
proof positive i. son test
proof positive i. son deneme
rabbit-proof fence i. bazı avustralya eyaletleri arasında tel örgüyle belirlenmiş sınır
proof of the pudding i. denemeden bilinemeyecek olan netice
goof-proof f. sağlam ve kullanılması kolay hale getirmek
goof-proof f. hatasız hale getirmek
goof-proof f. hata yapılması/hatalı kullanılması zor hale getirmek