best - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

best

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"best" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
best s. en iyi
General
best f. geçmek
best f. baskın çıkmak
best f. hakkından gelmek
best f. yenmek
best f. alt etmek
best i. en iyisi
best s. en iyi şekilde
best s. en
best s. birinci sınıf
best s. en uygun
best s. ekstra
best s. en iyi
best s. en çok
best s. en hoş
Linguistics
best good ve well'in en üstünlük derecesi
Places
best teksas eyaletinde şehir
Ottoman Turkish
best feriştah

"best" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
the best (of something) i. en iyisi
General
be among the best f. en iyiler arasında yer almak
be at one's best f. en iyi durumda olmak
be at one's best f. formunda olmak
be best known for one’s f. bir şeyiyle anılmak
be best remembered for f. bir şeyiyle hatırlanmak
be the best f. en iyi olmak
best someone f. birinin hakkından gelmek
bring out the best in someone f. birinin içindeki cevheri çıkarmak
come off best f. baskın çıkmak
do best f. elinden geleni yapmak
do one's best f. mümkün olanı yapmak
do one's best f. elinden geleni yapmak
do one's level best f. elinden geleni yapmak
do the best one can do f. elinden geleni yapmak
extend best wishes f. en iyi dilekleri iletmek
get the best of f. -den kazançlı çıkmak
get the best of f. sırtını yere getirmek
get the best of f. yenmek
get the best of f. alt etmek
get the best out of someone f. birisinden alınabilecek maksimum miktarı almak
give it one's best shot f. elinden geleni yapmak
have the best education f. en iyi eğitimi almak
have the best of it f. üstün olmak
have the best of it f. galip gelmek
hope for the best f. iyi sonuçlanmasını ummak
hope for the best f. en iyi biçimde sonuçlanmasını ummak
hope for the best f. hayırlısı demek
level best f. elden geleni yapmak
look one's best f. göz kamaştırmak
make the best of f. azami derecede yararlanmak
make the best of a bad situation f. kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak
make the best of one's time f. zamanını iyi kullanmak
project one's anger onto one's best friends f. öfkesini en iyi arkadaşına yansıtmak
put one's best foot forward f. diğer insanların takdirini kazanacak şekilde davranmak
put one's best foot forward f. iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak
put your best foot forward f. daha hızlı yürümeye başlamak
race for the best seats in front of the television set f. televizyonun karşısındaki en iyi koltuğu kapmak için yarışmak
race to be the best f. liderliğe oynamak
represent his/her country in the best possible way in the international arena f. ülkesini uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmek
send one's best wishes f. içten dileklerini iletmek
send one's best wishes f. içten dileklerini sunmak
struggle to get the best result f. başa güreşmek
try one's best f. elinden geleni yapmak
use one's best endeavor f. elinden geleni çabayı göstermek
wear one's best clothes f. en güzel kıyafetlerini giymek
all-time best i. gelmiş geçmiş en iyi
best available techniques (bat) i. mevcut en iyi teknikler (met)
best before i. son kullanma tarihi
best bib and tucker i. bayramlıklar
best bib and tucker i. en iyi giysiler
best books i. en iyi kitaplar
best childhood friend i. en iyi çocukluk arkadaşı
best couple of the year i. yılın çifti
best day of your life i. hayatının en iyi günü
best estimator i. en iyi kestirici
best fit i. en uygun
best friend i. en iyi arkadaş
best friend i. en iyi/en yakın arkadaş
best guess i. en iyi tahmin
best man i. nikah şahidi
best man i. sağdıç
best match i. uyumlu karı-koca
best match i. uyumlu çift
best new band i. en iyi çıkış yapan grup
best newcomer band i. en iyi çıkış yapan grup
best of breed i. türünün en iyisi
best of breed i. seçme
best of luck i. çok iyi şans
best practice i. örnek uygulama
best practices i. en iyi uygulamalar
best practises i. en iyi uygulamalar
best practises i. en iyi yöntemler
best seller i. en çok satılan
best seller i. liste başı kitap
best seller i. çoksatar
best seller i. en çok satan kitap
best seller i. en çok satılan (kitap vb)
best seller i. en çok satılan kitap
best seller list i. çok satanlar listesi
best sellers i. çok satan yayınlar
best smasher i. en iyi smaçör
best smasher i. en iyi smaççı
best song ever written i. şimdiye kadar yazılmış en iyi şarkı
best team ever i. gelmiş geçmiş en iyi takım
best technical approach i. en iyi teknik yaklaşım
best value i. en iyi değer
best video return i. en iyi video geri dönüşü
best wishes i. en iyi dilekler
best wishes and kind regards i. dilek ve temennilerimiz
best-case scenario i. en iyi durum senaryosu
best-case scenario i. en iyi senaryo
best-selling author i. çok satan yazar
best-selling products i. en çok satan ürünler
best-selling writer i. çok satan yazar
delivering the best quality products i. en kaliteli ürünlerin sunulması
personal best i. kendi rekoru
the best i. en iyisi
the best bet i. en iyisi
the best in its class i. sınıfında en iyi
the best in its class i. sınıfının en iyisi
the best movies of the past decade i. geçen on yılın en iyi filmleri
the best movies of the past decade i. geçtiğimiz on yılın en iyi filmleri
the best of its age i. çağının en iyisi
the best of its era i. döneminin en iyisi
the best of its kind i. türünün en iyi örneği
the best of its period i. döneminin en iyisi
the best of recent times i. son zamanların en iyisi
the best of the best i. en iyinin iyisi
the best part i. en iyi kısım
the best part i. yarısından fazla
the best part i. çoğu
the best part of the year i. yılın en güzel mevsimi
the best university i. en iyi üniversite
the best village award i. en iyi köy ödülü
the best way to learn language i. dil öğrenmenin en iyi yolu
the very best i. en iyisi
best in class s. sınıfın en iyisi
best in its class s. sınıfında en iyi
best known as s. daha çok bilinen adıyla
best of its era s. çağının en iyisi
best of its era s. döneminin en iyisi
best of its kind s. türünün en iyisi
best of its period s. döneminin en iyisi
best rated s. en fazla puan alan
best rated s. en çok oy alan
best selling s. en çok satan
best selling s. satış rekorları kıran
best-connected s. en iyi bağlantılı
best-known s. en bilindik
best-loved s. en çok sevilen
best-loved s. en sevilen
best-selling s. çok satan
second-best s. performansta en iyiye bir yakın başarı
the best s. daniska
the best s. en yerinde
the best ever s. gelmiş geçmiş en iyi
the best ten s. en iyi on
third-best s. üçüncü en iyi
at best zf. olsa olsa
at best zf. en iyimser görüşle
at best zf. en fazla
at best zf. taş çatlasa
at best zf. en iyi ihtimalle
at best zf. azami
at best zf. nihayet
at best zf. en iyimser görüşle azami
at the best zf. en iyi durum
at the best of times zf. en uygun durumda bile
best by zf. tarihine kadar (son kullanma tarihi)
best of all zf. hepsinin içinde en iyisi
best of all zf. en iyisi
by far the best zf. kat be kat iyi
by far the best zf. en iyi
for the best zf. iyi niyetle
one's best interest zf. çıkarına en iyi hizmet edecek şekilde
one's best interest zf. çıkarına en uygun şekilde
to the best advantage zf. en faydalı şekilde
to the best of her ability zf. yapabildiği kadar
to the best of her ability zf. elinden geldiği kadar
to the best of her ability zf. yeteneğinin elverdiği kadar
to the best of his ability zf. elinden geldiği kadar
to the best of his ability zf. yeteneğinin elverdiği kadar
to the best of his ability zf. yapabildiği kadar
to the best of its knowledge zf. bilgisi dahilinde
to the best of its knowledge zf. bildiği kadarıyla
to the best of my recollection zf. hatırladığıma göre
to the best of our ability zf. elimizden geldiğince
to the best of our ability zf. elimizden geldiği kadar
to the best of our ability zf. şartlarımızı zorlayarak
all the best ünl. her şey gönlünüzce olsun
all the best ünl. her şey gönlünce olsun
all the best! ünl. en iyi dileklerimle (mektubun sonunda)
all the best! ünl. bol şanslar!
all the best! ünl. yolun açık olsun!
best regards ünl. saygılarımızla
best wishes ünl. her şey gönlünüzce olsun
best wishes ünl. iyi dileklerimle
best wishes ünl. her şey gönlünce olsun
with my best wishes ünl. iyi dileklerimle
Phrases
(my) best regards sevgilerimle
(my) best regards sevgiler (mektupta)
all my best her şey gönlünce olsun
all the best iyi çalışmalar
all the best of the new year yeni yılda her şey gönlünce olsun
as best as one can elinden geldiğince
as best as we can elimizden geldiğince
as best as we can elimizden geldiği kadar
best of my knowledge bildiğim kadarıyla
best regards saygılarımla
best regards saygı ve sevgilerimle
best wishes en içten dileklerimle
best wishes on your new job yeni işin hayırlı olsun
best wishes on your new job yeni işiniz hayırlı olsun
best-case scenario en iyi ihtimalle
big-is-best büyük olanı en iyisidir
give my best regards to (eşinize) hürmetlerimi iletin
give my best regards to (eşinize) sevgilerimi iletin
had best do yapsa daha iyi olur
had best do yapmalı
hope the best hayırlısı olsun
hope the best hayırlısı
in the best-case scenario en iyi ihtimalle
many of the best players en iyi oyuncuların bir çoğu
may the best man win iyi olan kazansın
may the best man win hak eden kazanasın
most of the best players en iyi oyuncuların bir çoğu
my best friend forever sonsuza kadar en iyi arkadaşım
old friends and old wine are best eski dostlar ve eski şarap en iyisidir
one of the best en iyilerinden
the best course of action en doğru yol
the best-so-far şu ana kadar en iyisi
to the best of its knowledge eldeki mevcut bilgilere göre
to the best of my belief eğer yanılmıyorsam
to the best of my belief bildiğim kadarıyla
to the best of my belief benim bildiğime göre
to the best of my knowledge bilgim çerçevesinde
to the best of my knowledge benim bildiğime göre
to the best of my knowledge eğer yanılmıyorsam
to the best of my knowledge bildiğim kadarıyla
to the best of my recollection hatırladığım kadarıyla
to the best of one's ability elinden gelen en iyi şekliyle
to the best of our knowledge bilgimiz dahilinde
with my best regards iyi dileklerimle
with my best regards en içten dileklerimle
with my best regards iyi çalışmalar
with my best wishes en içten dileklerimle
Proverb
best defense is a good offense en iyi savunma hücumdur
best is the enemy of the good daha iyisini yapmaya çalıştıkça berbat etme riski vardır
best things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
best things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
best things in life are free hayattaki en değerli şeyler satın alınamayanlardır
best things in life are free bedava sirke baldan tatlıdır
best-laid plans of mice and men oft go astray en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
best-laid plans of mice and men often go astray en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
best-laid schemes o' mice an' men gang aft a-gley en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
east or west, home is best ne doğu ne de batı evdir en rahatı
east, west, home's best ne doğu ne de batı evdir en rahatı
even the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
even the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
experience is the best teacher tecrübe en iyi öğretmendir
experience is the best teacher deneyim en iyi öğretmendir
god takes soonest those he loveth best allah sevdiklerini yanına erken alır
god takes soonest those he loveth best allah sevdiği kulunu yanına erken alır
god takes soonest those he loveth best tanrı sevdiği kulunu yanına erken alır
he who laughs last laughs best son gülen iyi güler
honesty is the best policy dürüstlük en iyi yoldur
honesty is the best policy dürüstlük en iyi politikadır
hope for the best and prepare for the worst en iyiyi umut et en kötüye hazırlıklı ol
hope for the best and prepare for the worst en iyiyi umut et ama en kötüsü için de hazırlıklı ol
hope for the best but expect the worst en iyiyi umut et en kötüye hazırlıklı ol
hope for the best but expect the worst en iyiyi umut et ama en kötüsü için de hazırlıklı ol
hunger is the best sauce açlık bu dünyanın en güzel salçasıdır
hunger is the best sauce açlık adama her şeyi yedirir
laughter is the best medicine gülmek en iyi ilaçtır
make the best of a bad job kötü bir işi elden geldiğince düzeltmek
old poacher makes the best gamekeeper dinsizin hakkından imansız gelir
the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
Colloquial
a dog is a man's best friend köpek insanın en iyi dostudur
all the best iyi şanslar
all the best iyi günler seninle olsun
best of its kind türünün en iyisi
best of luck (to someone) iyi şanslar
best of luck (to someone) şans seninle olsun
best thing we ever did şu ana kadar yaptığımız en iyi şey
by far the best açık arayla en iyi
consider what's best for someone birinin iyiliğini düşünmek
let the best man win iyi olan kazansın
make the best of eldekini en iyi şekilde kullanmak
make the best of sonuna kadar kullanmak
make the best of en iyi şekilde değerlendirmek
man's best friend insanın en iyi dostu
one's best card elindeki koz
one's best card en iyi koz
one's best card as
our best hope en büyük umudumuz
save the best for the last en iyisini en sona saklamak
save the best for the last en iyisini sona saklamak
take your best shot elinden gelenin en iyisini yap
the best bit en iyi kısmı
time is the best healer zaman en iyi ilaçtır
to the best of my belief kişisel düşünceme göre
to the best of my memory hatırladığım kadarıyla
to the best of my memory yanlış hatırlamıyorsam
to the best of one's knowledge bilindiği kadarıyla
want the best for someone birisi için en iyisini istemek
wish you all the best en iyi dileklerimle
wish you all the best herşeyin gönlünüzce olması dileğiyle
Idioms
adam's ale is the best brew şu dünyada su en iyi içkidir
all for the best böylesi daha iyi
all for the best her işte bir hayır vardır
all the best to someone ona iyi dileklerimi ilet
at best en iyi ihtimalle
at best en iyisi
at best taş çatlasa
at the best en iyi ihtimalle
at the best en iyisi
be far and away the best iyiden de öte olmak
be in the best of health çok sağlıklı olmak
be on one's best behavior uslu durmak
be on one's best behavior mümkün olduğunca doğru ve iyi davranmaya çalışmak
be on one's best behaviour mümkün olduğunca doğru ve iyi davranmaya çalışmak
be on one's best behaviour uslu durmak
be on one's best behaviour mümkün olduğunca davranışlarına dikkat etmek
be the best of a bad bunch kötünün iyisi olmak
be the best of a bad lot kötünün iyisi olmak
best bib and tucker en iyi giysiler
best bib and tucker kişilik giysi
best bib and tucker bayramlıklar
best one of its kind türünün en iyisi
best part of something bir şeyin büyük bir bölümü
best part of something bir şeyin önemli bir kısmı
best thing since sliced bread bir grubun en iyisi
best thing since sliced bread el üstünde tutulan
best thing since sliced bread şimdiye kadar görünenler arasında en iyisi
come off second-best ikinci olarak bitirmek
come off second-best ikinci en iyi olmak
come off second-best ikinci olmak
do one's best tüm yolları denemek
do one's best elinden geleni yapmak
do one's level best elinden gelenin en iyisini yapmak
do one's level best elinden gelen her şeyi yapmak
do one's level best elinden geleni yapmak
do one's level best büyük çaba göstermek
do someone's best elinden gelenin en iyisini yapmak
enjoy the best of both worlds bir taşla iki kuş vurmak
enjoy the best of both worlds her ikisinden de yararlanmak
even the best steed sometimes stumbles hatasız kul olmaz
even the best steed sometimes stumbles düşmez kalkmaz bir allah.
far and away the best iyiden de öte
far and away the best tartışmasız en iyi
far and away the best tartışmasız olarak en iyi
far and away the best uzak ara en iyi
first in best dressed erken gelen parsayı toplar
for the best böylesi daha iyi
get the best of birisini yenmek
get the best of alt etmek
get the best of başarmak
get the best of yenmek
get the best of hakkından gelmek
get the best of kazanmak
get the best of someone galebe çalmak
get the best of someone üstün gelmek
get the best of someone galip gelmek
give my best to someone ona iyi dileklerimi ilet
give of one's best elinden geleni yapmak
give of one's best elinden gelenin en iyisini yapmak
give one's best elinden geleni yapmak
give someone six of the best sopayla vurarak cezalandırmak
give someone six of the best sopalamak
have someone's best interest at heart (bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek
have someone's best interests at heart (bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek
have the best of alt etmek
have the best of yenmek
have the best of galip gelmek
have the best of üstesinden gelmek
have the best of kazanmak
have the best of başarmak
have the best of both worlds her ikisinden de yararlanmak
have the best of someone üstün gelmek
have the best of someone galip gelmek
he laughs best who laughs last son gülen iyi güler
he that laughs last laughs best son gülen iyi güler
he who laughs last laughs best son gülen iyi güler
honesty is the best policy doğruluk en iyi yoldur
in one's best interest kendi iyiliğine
in one's best interest kendi yararına
in one's best interests kendi yararına
in one's best interests kendi iyiliğine
in one's own best interest kendi yararına
in one's own best interest kendi iyiliğine
in one's own best interests kendi iyiliğine
in one's own best interests kendi yararına
in one's sunday best en güzel elbiseleriyle
in one's sunday best en güzel elbiselerini giyerek
in one's sunday best en şık kıyafetlerini giyerek
in-one's-sunday-best bayramlıklarıyla
know best en iyisini bilmek
live in the best of both worlds her ikisinden de yararlanmak
make the best of gerekeni yapmak
make the best of elinden geleni yapmak
make the best of birşeyin hakkını vermek
make the best of yapabileceğinin en iyisini yapmak
make the best of a bad bargain her şeye göğüs germek
make the best of a bad bargain yapabileceğinin en iyisini yapmak
make the best of a bad situation zarardan yarar sağlamak
make the best of a bad situation zor koşullar altında elinden gelenin en iyisini yapmak
man's best friend köpek
one's best bib and tucker birinin bayramlığı/en güzel elbiseleri
put on one's best bib and tucker takıp takıştırmak
put one's best foot forward tüm çabasıyla uğraşmak
put one's best foot forward elinden geleni yapmak
put one's best foot forward tüm gücüyle sarılmak
put one's best foot forward pergelleri açmak
see the best in someone birinin (sadece) iyi taraflarını/yönlerini görmek
six of the best sopayla vurarak cezalandırmak
six of the best sopalamak
somebody's best bet en iyi yol
somebody's best bet en çıkar yol
someone's level best elinden gelen
the best advice is found on the pillow iyi bir uyku çektikten sonra bir soruna çözüm bulunabilir
the best bet en çıkar yol
the best bet en iyi yol
the best mother in the world dünyanın en iyi annesi
the best of both worlds iki ayrı durumdan çıkar sağlamak
the best of both worlds her ikisinden de yararlanmak
the best of both worlds iki iyi şeyi bir arada yaşamak
the best of british luck iyi şanslar!
the best of the best en iyisi
the best of the best en iyilerin en iyisi
the best of the lot (içlerinden) en iyisi
the best part of an hour yarım saatten fazla
the best thing since sliced bread mükemmel
the best thing since sliced bread harika
the best thing since sliced bread yok böyle birşey
the best way to overcome a desire is to satisfy it arzuyu yenmenin en iyi ilacı onu tatmin etmektir
the devil has the best tunes şeytana kanmak
the devil has the best tunes şeytana uymak
to the best of one's ability elinden geldiğince
with the best of them diğerleri kadar iyi
with the best of them diğerleriyle aynı yetenekte
with the best of them herkes kadar iyi
with the best will in the world ne kadar isterse istesin
Speaking
all the best her şey gönlünce olsun
all the best to someone ona selam söyle
all the best to someone ona saygılarımı ilet
all the best to someone birisine şans dilemek
all the best to someone ona benden selam söyle
as best (as possible) one can/could tell dili döndüğünce
as your best friend en iyi arkadaşın olarak
best time to hunt avlanmak için en iyi zaman
do the best that one could elinden geleni yapmak
do the best you can yapabileceğinin en iyisini yap
do what's best for all of us hepimiz için en iyisini yap
do what's best for all of us hepimiz için en iyi olanı yap
do your best elinden geleni yap
do your best elinden gelen yap
do your best göreyim seni
do your job the best you can işini en iyi şekilde yap
do your level best elinden geleni yap
does your best friend like chocolate? en iyi arkadaşın çikolata sever mi?
even at the best of times en iyi durumda bile
even in the best of times her şey çok iyi giderken bile
even in the best of times en iyi durumda bile
even in the best of times en uygun durumda bile
everything will work out for the best her şey yoluna girecek
everything will work out for the best her şey düzelecek
give her my best regards çok selam söyle
give him my best regards çok selam söyle
give my best to someone ona selam söyle
give my best to someone ona saygılarımı ilet
give my best to someone ona benden selam söyle
he who laughs last, laughs best son gülen iyi güler
how do you know my best friend? en yakın arkadaşımı nereden tanıyorsun?
how do you learn best? en iyi nasıl öğrenilir?
I wish you all the best senin için herşeyin en iyisini diliyorum
I'll do my best elimden gelenin en iyisini yapacağım
I'll do my best elimden gelenin en iyisini yaparım
I'll do my best elimden geleni yapacağım
i am the best ben en iyiyim
i did my best yapabileceğim kadar yaptım
i haven't told you the best part sana en iyi kısmını söylemedim
i know this probably isn't the best time bunun çok da uygun bir zaman olmadığının farkındayım
i make more in a month now than i did in my best year as a teacher öğretmenlikte yılda kazandığım en yüksek kazancın daha fazlasını şimdi bir ayda kazanıyorum
i still consider you my best friend seni hala en iyi dostum olarak görüyorum
i thought it was the best thing for you senin için en iyisinin bu olduğunu düşünmüştüm
i thought it was the best thing for you senin için en iyisinin bu olduğunu düşündüm
i was your best friend en iyi arkadaşındım
i will do my best elimden gelenin en iyisini yapacağım
i will do my best elimden geleni yaparım
i'm doing the best i can elimden geleni yapıyorum
i'm going to try my best to get permission izin alabilmek için elimden geleni yapmaya çalışacağım
i'm saving the best for last en iyi kısmı sona saklıyorum
i'm saving the best for last en iyisini sona saklıyorum
is that the best you can do? yapabileceğinin en iyisi bu mu?
is this the best you can do? bulabileceğinin en iyisi bu muydu?
is this the best you can do? bula bula bunu mu buldun?
is your best friend generous? en iyi arkadaşın cömert mi?
it seems best en iyisi şudur
it was the best movie I had ever watched izlediğim en güzel filmdi
it's best if en güzeli
it's best if en doğrusu
it's best if... en iyisi...
it's for the best böylesi daha iyi
it's for the best that i take some time off bir süreliğine izin alsam çok iyi olacak
it's in your best interest bu senin çıkarına
it's our best chance bu bizim elimizdeki en iyi fırsat
it's our best shot bu bizim elimizdeki en iyi fırsat
it's the best idea i've ever heard bu şimdiye kadar duyduğum en iyi fikir
let us hope for the best hayırlısı olsun
let's hope for the best hayırlısı olsun
let's hope for the best hayırlısı
let's hope for the best hadi hayırlısı
may the best team win iyi olan kazansın
may the best team win iyi olan taraf kazansın
may the best win iyi olan taraf kazansın
may the best win iyi olan kazansın
mom knows best when it comes to making a decision bir karar vermeye gelince annem en iyisini bilir
my best friend en iyi arkadaşım