en - Türkçe İngilizce Sözlük

en

"en" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
en i. fiil
en i. n harfi
Matbaa
en i. em ölçüsünün yarısı genişliğindeki boşluğa verilen ad

"en" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 22 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
en width i.
The main thing to pay attention to is the width of the door.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey kapının genişliğidir.

More Sentences
en most s.
The southern façade is most richly equipped and was the former main entrance.
Güney cephesi en zengin donanıma sahiptir ve eski ana giriştir.

More Sentences
Genel
en width i.
The main thing to pay attention to is the width of the door.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey kapının genişliğidir.

More Sentences
en the very s.
You feel drawn to this person from the very beginning.
En başından beri bu kişiye çekildiğinizi hissediyorsunuz.

More Sentences
en best s.
So, once again, my best congratulations!
Bu nedenle bir kez daha en içten tebriklerimi sunarım!

More Sentences
en very zf.
Once again, I would like to express my very sincere thanks!
Bir kez daha en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum!

More Sentences
en most zf.
She is one of the most intelligent students at school.
Okuldaki en zeki öğrencilerden biri.

More Sentences
en most snk.
The southernmost city in Argentina is the coldest one.
Arjantin'in en güneyindeki şehir en soğuk olanıdır.

More Sentences
Teknik
en width i.
The main thing to pay attention to is the width of the door.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey kapının genişliğidir.

More Sentences
Tekstil
en width i.
The main thing to pay attention to is the width of the door.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey kapının genişliğidir.

More Sentences
Genel
en diameter i.
en brand i.
en latitude i.
en breadth i.
en maist [scotland] s.
en mest s.
en mostwhat s.
en wth (width) kısalt.
Teknik
en breadth i.
Bilgisayar
en wide i.
Denizcilik
en beam i.
Coğrafya
en latitude i.

"en" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
en iyisi the best (of something) i.
en iyi best s.
en çok most s.
en az least s.
en az at least zf.
en azından at least zf.
en sonunda finally zf.
en önce first of all zf.
Genel
en iyisi the best i.
en heyecanlı yeri thick i.
en parlak zaman pride i.
everest'ten sonra dünyanın en yüksek dağı k2 i.
yazın en sıcak günleri dog days i.
en iyi kısım cream i.
birinin en kötü huyu one's besetting sin i.
yerel idarelerin en küçük birimleri county i.
en çok beğenilen favorite i.
en üst kat the top floor i.
en temel kurallar rudiments i.
iskambilde en yüksek dört beş koz honor i.
büyük bir projenin en monoton ve sıkıcı bölümü scutwork i.
en iyisi the best bet i.
en yüksek sınıftan adam patrician i.
herhangi bir alanda en büyük ödül blue ribbon i.
en üstün derece superlative i.
en yüksek nokta height i.
en son noktaya erişme culmination i.
en kızışık an white heat i.
en güçlü olanın yaşamasını sürdürme ilkesi survival of the fittest i.
en uygun durum optimum i.
en iyi kısım the fat i.
en yakın olma proximateness i.
en iyisi cream of the crop i.
müsaade edilen en büyük sayı veya miktar limit i.
en küçük üst sınır least upper bound i.
en uç nokta extreme i.
en yüksek mahkemelerde dava görebilen avukat barrister i.
bir şeyin değerlendirilmesinde kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat cap i.
hayatın en dinç ve güzel devresi the prime of life i.
en gözde şey prize possession i.
en önemli bölüm highlight i.
atmosferin en yüksek tabakası exosphere i.
grubun en kıdemli üyesi doyen i.
kelimenin en eski şekli etymon i.
en kötü örnek shocker i.
en önemli nokta pivot i.
en çok nefret edilen pet aversion i.
en büyük yük peak load i.
en kötüsü the worst of all i.
en yüksek otorite supreme authority i.
en güzel dönem pink i.
en büyük boy kingsize i.
en küçük öğe least element i.
deniz harp okulunun en yeni öğrencisi plebe i.
en değerli şey prize possession i.
en güzel parça tidbit i.
en az geciktirme kodlaması minimum delay coding i.
en güzel zaman prime i.
en yakın aile bireyleri immediate family i.
iberya yarım adasında bulunan en büyük nehir tagus i.
en küçük eleman lowest element i.
yeryüzünün en güneyindeki kıta antarctica i.
en büyük çocuk olma primogeniture i.
en küçük ortakkat lowest common multiple i.
bir şeyin en alası cream of the crop i.
en iyileyici optimizer i.
meyve kabuğunun en dış tabakası epicarp i.
kişinin en güçlü tarafı forte i.
en yüksek nokta culmination i.
sırtın en dar kısmı the small of the back i.
bir bölgenin en büyük kenti anlamında amerikan asıllı bir terim metropolis i.
en iyi star i.
en iyisi cream i.
en kötü oyuncuya verilen ödül booby prize i.
en yüksek mevki pride of place i.
en fazla miktar most i.
en üstte olma archness i.
en kötüsü the unkindest cut of all i.
en aşağı nokta rock bottom i.
kan damarının en dış tabakası extima i.
izin verilebilir en yüksek sıcaklık artışı maximum permissible temperature rise i.
en ağır kısım (saldırı/azarlama/baskı vb'nin) brunt i.
en güzel dönem (bir kimsenin/bir şeyin) prime i.
en önemlilik cardinality i.
en üst aşama summit i.
en iyi kısım the best part i.
bir assolistin ismini en üst kısımda verme top billing i.
en düşük akışkanlaşma hızı minimum fluidization velocity i.
dünyanın en iyi şaraplarının üretildiği fransa'da malikane chateau mouton rothschild i.
en parlak dönem heyday i.
muhtemel en kötü hal reasonable worst case i.
zihinsel potansiyeli ve lisan becerilerini en üst düzeyde kullanmayı öğreten bir eğitim neuro linguistic programming i.
en kalın kadın sesi contralto i.
en çok sevilen favorite i.
en iyi kitaplar best books i.
refah dönemlerindeki en üst noktası zenith i.
bir şeyin en üst bölümü hill i.
en güney uç southernmost corner i.
en parlak dönem (bir kimsenin/bir şeyin) prime i.
en iyi oyuncu powerhouse i.
denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum low water i.
en büyük yardımcı handmaid i.
en mükemmel örnek quintessence i.
izin verilen en yüksek basınç maximum permissible pressure i.
izin verilen en yüksek doz maximum permissible dose i.
en iyisi topflighter i.
en büyük kısım the most part i.
iş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman rush hour i.
bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem low season i.
en iyisi plum i.
en yüksek su seviyesi maximum water level i.
en önemli nokta cruxes i.
suçlamanın en ağır kısmı gravamen i.
en üstün yer top i.
en üst kat top i.
en eski kaptan commodore i.
en iyisi flagship i.
güneybatı amerika ve meksika'nin çöllerinde yetişen ağaç şeklindeki en büyük kaktüs türlerinden biri saguaro i.
en yetkili makam top i.
bir konuda en usta kimse king i.
en kutsal ve mukaddes olma durumu veya seviyesi sacrosanctity i.
bir tepenin en üst noktası knap i.
en önemsiz kimse least i.
küçükayı kuşağındaki ikinci en parlak yıldız beta ursae minoris i.
en ileri öncelik top priority i.
yılın en güzel mevsimi the best part of the year i.
küçükayı kuşağındaki ikinci en parlak yıldız kochab i.
trafiğin en sıkışık olduğu saatler peak traffic hours i.
en fenası the worst i.
suyun en hızlı aktığı yer rapids i.
en uzak aşama apogee i.
en az erişim süreli programlama minimum access programming i.
en kaliteli finest quality i.
en çok satılan kitap best seller i.
en üst yönetici top executive i.
en üst seviye top level i.
en iyisi the finest i.
en parlak devir heyday i.
en az eylem least action i.
en kıdemli üye doyen i.
en üst seviyeye ulaşma peaking i.
musevi mabedinin en iç kısmı holy of holies i.
en büyük ortakçarpan greatest common factor i.
en çok satılan best seller i.
en büyük iyilik the ultimate good i.
hayatın en verimli dönemi the prime of life i.
kafatasının en geniş transvers kutrunun uçlarından her biri euryon i.
en kötüsü the worst i.
en iyi lokma titbit i.
en önemli destek backbone i.