brims - Türkçe İngilizce Sözlük

brims

brims — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kenar, ağız payı
Okunuş (IPA):
(AmE /brɪm/ – BrE /brɪm/)
Terim Türü:
İsim: brim (brims)
Şapka kenarı veya bir kabın ağzına yakın kısmını tanımlar. Germen köklerinde “kenar/çeper” fikri vardır; “filled to the brim” gibi kalıplarda sınır çizgisi vurgulanır

"brims" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
brim i. ağız (bardak vb)
Don't fill the pot to the brim.
Tencereyi ağzına kadar doldurmayın.

More Sentences
brim i. siperlik
The hat has a long brim.
Şapkanın uzun bir siperliği var.

More Sentences
brim f. dolmak
My eyes brimmed with tears when I heard the news.
Haberi duyduğumda gözlerim yaşlarla doldu.

More Sentences
brim i. şapka siperi
brim i. ağız bardak
brim i. taşma
brim i. ağız
brim i. bardak ağzı
brim i. şapka kenarı
brim i. kenar
brim i. tam kapasite
brim f. silme dolu olmak
brim f. ağzına kadar dolu olmak
brim f. ağzına kadar dolmak
brim N. ağız payı
Konuşma Dili
brim i. siperli şapka
brim i. siperlikli şapka
brim i. şapka
Teknik
brim i. camın ağız kenarı
Anatomi
brim i. pelvis girimi
Deniz Biyolojisi
brim i. atlantik okyanusunun sıcak sularında bulunan bir çipura
brim i. atlantik çipurası
brim i. atlantik okyanusunun sıcak sularında bulunan bir çipura
Eski Kullanım
brim i. su kütlesinin kenarı
brim s. (hava) sert
brim s. uyanık
brim s. gözü açık

"brims" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 64 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
brim [obsolete] i. okyanus
brim [dialect] [uk] i. fahişe
brim [dialect] [uk] i. hayat kadını
brim [obsolete] i. sel
brim [obsolete] i. deniz
brim [obsolete] i. su
snap-brim i. esnek kenarlı bir şapka modeli
brim with f. dolup taşmak
brim over f. taşmak
brim over f. taşmak (su vb)
brim with f. ağzına kadar dolu olmak
brim over f. fazla olmak
brim over f. fazla gelmek
brim over f. çok gelmek
brim over f. çok olmak
(one's eyes) to brim with tears f. gözü dolmak
(one's eyes) to brim with tears f. gözleri dolmak
fill to the brim f. ağzına kadar doldurmak
full to the brim s. ağzına kadar dolu
full to the brim s. silme
full to the brim s. dopdolu
to the brim zf. ağız ağıza
to the brim zf. ağzına kadar
to the brim zf. imanına kadar
up to the brim zf. ağzına kadar
Öbek Fiiller
brim over with f. -ile dolup taşmak
brim over f. dolup taşmak
brim over f. içinden taşmak
brim over (with something) f. (bir şeyle) dolup taşmak
brim with something f. (bir şeyle) dolup taşmak
Deyim
filled to the brim i. ağzına kadar dolu
full to the brim with (something) i. ağzına kadar (bir şey) ile dolu
brim with (something) f. ağzına kadar (bir şey) dolu olmak
brim with (something) f. (bir şeyle) dolu olmak
brim with (something) f. (bir şeyle, duyguyla) dolmak
brim with (something) f. (bir şey, duygu) dolmak
filled to the brim s. tıka basa dolu
full to the brim s. tıka basa dolu
filled to the brim s. tamamen dolu
filled to the brim s. dopdolu
filled to the brim s. tepeleme dolu
filled to the brim s. hınca hınç dolu
filled to the brim s. tıklım tıklım dolu
filled to the brim s. bir hisle dolmuş
filled to the brim s. bir hissi çok yoğun yaşayan
filled to the brim s. hiç yer kalmamış
filled to the brim s. silme dolu
to the brim expr. ağzına kadar
to the brim expr. tepeleme
filled to the brim expr. dopdolu
Tekstil
snap-brim hat i. keçeden yapılan esnek kenarlı erkek şapkası
snap brim i. fedora şapka
snap brim i. keçeden yapılan esnek kenarlı erkek şapkası
snap-brim hat i. fedora şapka
snap brim i. kaldırılıp indirilebilen şapka kenarı
snap brim i. esnek şapka kenarı
İnşaat
mosaic marble brim machine i. mozaik mermer silme makinesi
Otomotiv
brim the tank f. depoyu ağzına kadar doldurmak
Deniz Biyolojisi
brim [australia] i. tahta balığı
brim [australia] i. çapak balığı
Hayvancılık
brim [dialect] [uk] f. (domuz) kızışmak
brim [dialect] [uk] f. (domuz) çiftleşmek
Osmanlıca
jam-packed filled to the brim expr. lebaleb
full to the brim expr. lebaleb