| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bury f. | gömmek | ||
|
The workers accidentally broke off the internet cable buried into the ground. İşçiler yanlışlıkla toprağa gömülü internet kablosunu kopardılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bury f. | saklamak | ||
|
The key details of the incident were buried at the back of the document. Olayın kilit detayları belgenin arkasına saklanmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | defnetmek | ||
|
His body was buried in Zincirlikuyu Cemetery. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | gizlemek | ||
|
Her identity card was buried under a pile of documents. Kimlik kartı bir yığın belgenin altına gizlenmişti. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | toprağa vermek | ||
|
The veteran buried most of his comrades in arms. Gazi, silah arkadaşlarının çoğunu toprağa verdi. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | gömmek | ||
|
The workers accidentally broke off the internet cable buried into the ground. İşçiler yanlışlıkla toprağa gömülü internet kablosunu kopardılar. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | (ölümle) kaybetmek | ||
|
Carly buried her dear dog. Carly sevgili köpeğini kaybetti. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | aklından çıkarmak | ||
|
He couldn't bury his painful experience. Yaşadığı acı deneyimi aklından çıkaramıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | saplamak | ||
|
The stranger suddenly buried the knife in the young man's stomach. Yabancı aniden bıçağı genç adamın karnına sapladı. More Sentences |
||||
| Genel | bury f. | (toprak altında vb.) bırakmak | ||
|
The tiny house was buried in the soil after the landslide. Heyelanın ardından minik ev toprak altında kaldı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | bury f. | gömmek | ||
|
The workers accidentally broke off the internet cable buried into the ground. İşçiler yanlışlıkla toprağa gömülü internet kablosunu kopardılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bury i. | gömülme derinliği | ||
| Genel | bury f. | cenazeyi kaldırmak | ||
| Genel | bury f. | örtmek | ||
| Genel | bury f. | daldırmak | ||
| Genel | bury f. | cenaze kaldırmak | ||
| Genel | bury f. | örtüp bastırmak | ||
| Genel | bury f. | derin bir şekilde konsantre olmak | ||
| Genel | bury f. | içine çekmek | ||
| Genel | bury f. | terk etmek | ||
| Genel | bury f. | karartmak | ||
| Genel | bury f. | önemini yok ederek değersiz kılmak | ||
| Genel | bury f. | (oyunda yapılan atış) rakibi gömmek | ||
| Genel | bury f. | gömülmek | ||
| Genel | bury f. | gemi pruvasını suya sokmak | ||
| Genel | bury f. | gömmek gibi saklamak | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | bury i. | sebzeleri donmaya karşı korumak için toprakta açılan çukur | ||
| Tarım | bury i. | çukurda saklanan ürün miktarı | ||
| Tarım | bury i. | ürün yığını | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | bury i. | ingiltere'de yerleşim yeri | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | bury f. | uzak mesafeli şutu gömmek | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | bury f. | kartı yatırmak | ||
| İskambil | bury f. | kartları geçici olarak oyun dışı bırakmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | bury f. | büyük farkla yenmek | ||