defends - Türkçe İngilizce Sözlük

defends

defends — Definition

Anlamı ve Tanımı:
savunmak, korumak
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈfend/ – BrE /dɪˈfend/)
Terim Türü:
Fiil: defend (defends – defended – defending)
Birini/şeyi saldırıdan, eleştiriden veya zarardan korumayı; gerektiğinde gerekçe sunarak savunmayı tanımlamaktadır. Latince defendere (“geri itmek, korumak”) kökünden Fransızca üzerinden İngilizceye geçmiştir; modern kullanımda fiziksel savunmadan hukukî savunmaya kadar geniş bir alanı kapsar.
Eş Anlamlılar:
protect, justify
Zıt Anlamlılar:
attack, accuse

"defends" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
defend f. savunmak
She couldn't afford to have a lawyer to defend her in the case.
Davada kendisini savunacak bir avukat tutacak parası yoktu.

More Sentences
Genel
defend f. korumak
The legendary wrestler defended his belt for nine years.
Efsanevi güreşçi kemerini dokuz yıl boyunca korudu.

More Sentences
defend f. müdafaa etmek
Layla tried to defend Sami.
Layla Sami'yi müdafaa etmeye çalıştı.

More Sentences
defend f. savunmak
She couldn't afford to have a lawyer to defend her in the case.
Davada kendisini savunacak bir avukat tutacak parası yoktu.

More Sentences
defend f. savunma yapmak
The young player defended so well that the opponent couldn't score any points.
Genç oyuncu o kadar iyi savunma yaptı ki rakibi hiç sayı atamadı.

More Sentences
Hukuk
defend f. müdafaa etmek
Layla tried to defend Sami.
Layla Sami'yi müdafaa etmeye çalıştı.

More Sentences
defend f. savunmak
She couldn't afford to have a lawyer to defend her in the case.
Davada kendisini savunacak bir avukat tutacak parası yoktu.

More Sentences
Genel
defend f. saklamak
defend f. kanat açmak
defend f. arkasında olmak
defend f. himaye etmek
Hukuk
defend f. kabul etmemek
defend f. reddetmek

"defends" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
defend oneself f. korunmak
defend from f. korumak
defend himself f. kendini savunmak
defend opinion f. fikir savunmak
defend oneself in court f. mahkemede kendini savunmak
defend an opinion f. bir düşünceyi savunmak
defend one's rights f. haklarını korumak
defend against f. -e karşı savunmak
defend one’s honor f. namusunu korumak
defend one’s honour f. namusunu korumak
defend one's personal rights f. kişilik haklarını savunmak
defend one's honour f. şerefini korumak
defend one's interests f. çıkarlarını savunmak
defend gay marriage f. eşcinsel evliliği savunmak
defend oneself f. kendini savunmak
defend the opinion f. fikri savunmak
Öbek Fiiller
defend someone with something f. birisini bir şey ile savunmak
defend someone against something f. birisini bir şeye karşı savunmak
defend (someone or something) against (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) karşı savunmak
defend (someone or something) against (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) karşı müdafaa etmek
defend (someone or something) against (someone or something) f. (birini/bir şeyi biri/bir şey) karşısında müdafaa etmek
defend against f. -e karşı müdafaa etmek
defend (oneself or someone) with (something) f. (kendini/birini bir şeyle) savunmak
defend (oneself or someone) with (something) f. (kendini/birini bir şeyle) korumak
defend (oneself or someone) with (something) f. (kendini/birini bir şeyle) müdafaa etmek
defend with f. ile korumak
defend with f. ile savunmak
defend with f. ile müdafaa etmek
defend (someone or something) against (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) karşı korumak
defend against f. -e karşı korumak
defend against f. karşısında müdafaa etmek
defend against f. karşısında savunmak
defend (someone or something) against (someone or something) f. (birini/bir şeyi biri/bir şey) karşısında savunmak
defend against f. -e karşı savunmak
İfadeler
your first duty is forever to preserve and to defend the turkish independence and the turkish republic expr. birinci vazifen, türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir
Deyim
defend to the death f. ölümüne savunmak
Konuşma
I can defend myself expr. kendimi savunabilirim
I don't defend what he does expr. ben savunmuyorum yaptığı şeyi
Siyasal
if some day you are compelled to defend your independence and your republic, you must not tarry to weigh the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty i. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!
defend a cause f. dava savunmak
defend the frontier f. sınırı korumak
defend the frontier f. sınırı beklemek