directly - Türkçe İngilizce Sözlük

directly

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

directly — Definition

Anlamı ve Tanımı:
doğrudan, hemen, açıkça
Okunuş (IPA):
(AmE /dəˈrektli/ – BrE /daɪˈrektli/)
Terim Türü:
Zarf
Araya dolaylı adımlar sokmadan gerçekleşmeyi; bazen de “az sonra/hemen” anlamında zamanı belirtmeyi anlatan zarftır. Direct kökünden -ly ile türemiştir; modern kullanımda directly, hem mekânsal/doğrusal temas fikrini hem de iletişimde “lafı dolandırmama” tutumunu kısa bir zarfta toplar.
Eş Anlamlılar:
immediately, straightaway
Zıt Anlamlılar:
indirectly, obliquely

"directly" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
directly zf. doğrudan doğruya
These sentences are not directly linked.
Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.

More Sentences
directly zf. doğrudan
Environmental problems directly affect the quality of people's lives.
Çevre sorunları insanların yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir.

More Sentences
directly zf. direkt
He went directly to a sporting goods shop, where he purchased a jersey.
Direkt bir spor malzemeleri dükkanına gitti ve oradan bir forma satın aldı.

More Sentences
Genel
directly zf. doğrudan
Environmental problems directly affect the quality of people's lives.
Çevre sorunları insanların yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir.

More Sentences
directly zf. hemen
I can connect to the manager directly.
Hemen müdürü bağlayabilirim.

More Sentences
directly zf. direkt olarak
It doesn't generally cause deaths directly.
Genelde direkt olarak ölüme sebebiyet vermez.

More Sentences
directly zf. doğruca
Tom went directly to his room as soon as he got home.
Tom eve gelir gelmez doğruca odasına gitti.

More Sentences
directly zf. direkt
He went directly to a sporting goods shop, where he purchased a jersey.
Direkt bir spor malzemeleri dükkanına gitti ve oradan bir forma satın aldı.

More Sentences
directly zf. doğrudan doğruya
These sentences are not directly linked.
Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.

More Sentences
directly zf. derhal
Tell her directly to join the online meeting.
Ona derhal çevrimiçi toplantıya katılmasını söyle.

More Sentences
directly zf. hemen
I can connect to the manager directly.
Hemen müdürü bağlayabilirim.

More Sentences
directly zf. tam
The mall is directly opposite the station.
Alışveriş merkezi istasyonun tam karşısında.

More Sentences
directly bağ. derhal
Tell her directly to join the online meeting.
Ona derhal çevrimiçi toplantıya katılmasını söyle.

More Sentences
directly zf. açıkça
directly zf. düpedüz
directly zf. yapar yapmaz
directly zf. dosdoğru
directly zf. anlaşılır biçimde
directly zf. dolaysız
directly zf. en kısa yoldan
directly zf. tereddütsüz bir şekilde
directly zf. açık bir şekilde
directly zf. yüz yüze
directly zf. şahsen
directly zf. birazdan
directly zf. içtenlikle
directly zf. açık yürekle
directly zf. samimiyetle
directly zf. açıkça
directly zf. dürüstçe
Konuşma Dili
directly zf. direkman
Matematik
directly zf. doğru orantıyla
directly zf. doğru oranla

"directly" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
say directly f. doğrudan söylemek
be directly associated with f. doğrudan alakalı olmak
be directly connected to f. doğrudan bağlantılı olmak
be directly related to f. doğrudan ilişkili olmak
be directly linked to f. doğrudan ilişkili olmak
be directly associated with f. doğrudan bağlantılı olmak
be directly linked to f. doğrudan bağlantılı olmak
be directly associated with f. doğrudan ilişkili olmak
be directly connected to f. doğrudan alakalı olmak
be directly related to f. doğrudan alakalı olmak
be directly linked to f. doğrudan alakalı olmak
be directly connected to f. doğrudan ilişkili olmak
be directly related to f. doğrudan bağlantılı olmak
directly influence the decision f. kararı doğrudan etkilemek
directly affect the decision f. kararı doğrudan etkilemek
be directly responsible for f. doğrudan sorumlu olmak
be directly accountable for f. doğrudan sorumlu olmak
be directly proportionate to f. doğru orantılı olmak
go directly to the source f. doğrudan kaynağa gitmek
handle (a/the) problem directly f. sorunla doğrudan ilgilenmek
punch someone directly in the face f. yüzünün ortasına yumruğu patlatmak
directly proportional s. doğru orantılı
directly elected s. doğrudan seçilmiş
directly or indirectly zf. doğrudan veya dolaylı
directly or indirectly zf. doğrudan veya dolaylı olarak
directly away zf. ters yönde
directly away (each other) zf. (birbirlerinin) tersi yönünde
directly [uk] zf. hemen sonra
directly [uk] zf. en kısa sürede
Ticaret/Ekonomi
charged to expenses of the period directly i. doğrudan gider yazılanlar
directly related s. doğru yönlü ilişki
Siyasal
this regulation shall be binding in its entirety and directly applicable in the member states expr. bu tüzük üye devletlerde bütünüyle bağlayıcıdır ve doğrudan uygulanır
Teknik
milled directly in the shaft i. doğrudan mile frezeli
directly powered repeater i. doğrudan beslemeli yineleyici
directly-heated thermistor i. direkt ısıtmalı termistör
directly-heated cathode i. direkt ısıtmalı katot
directly heated negative temperature coefficient thermistor i. doğrudan ısıtalan negatif sıcaklık katsayılı termistör
directly heated positive temperature coefficient thermistor i. doğrudan ısıtılan pozitif sıcaklık katsayılı termistör
directly heated positive step-function temperature coefficient thermistor i. doğrudan ısıtılan pozitif sıcaklık katsayılı termistor
directly buried optical telecommunication cables i. doğrudan gömülü optik haberleşme kabloları
directly reduced iron ore i. doğrudan indirgenmiş demir cevheri
directly buried hot water network i. doğrudan yer altına gömülü sıcak su şebekesi
directly heated negative temperature coefficient thermistor i. doğrudan ısıtılan negatif sıcaklık katsayılı termistör
be exposed directly to x and gama rays f. doğrudan x ve gama ışınlarıyla pozlanmak
directly-heated positive step f. doğrudan ısıtılmış pozitif basamak
directly heated s. doğrudan ısıtılmış
directly heated s. doğrudan ısıtılan
directly-soldered s. doğrudan lehimlenen
directly-heated s. doğrudan ısıtılmış
buried directly in the ground s. toprağa doğrudan gömülü
Bilgisayar
directly powered repeater station i. doğrudan beslemeli yineleyici
directly powered repeater i. doğrudan beslemeli yineleyici
edit directly in cell expr. hücre içinde düzenle
print directly to the printer expr. doğrudan yazıcıya yazdır
Radyo
directly heated cathode i. direkt ısılı katod
İnşaat
directly buried hot water network i. doğrudan gömülmüş sıcak su şebekesi
directly buried hot water networks i. doğrudan yer altına gömülü sıcak su şebekeleri
Medikal
directly observed treatment i. doğrudan gözetimli tedavi
directly observed treatment "doğrudan gözetimli tedavi
Matematik
directly proportional quantities i. doğru orantılı çokluklar
directly proportional s. doğru orantılı
Çevre
directly ionizing particle i. doğrudan iyonlaştırıcı parçacık
Argo
pidooma (pulled it directly out of my ass) expr. kaynak kıçım
pidooma (pulled it directly out of my ass) expr. bir tarafından uydurulmuş bilgi
pidooma (pulled it directly out of my ass) expr. kıçtan uydurma bilgi