| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | flank i. | böğür | ||
|
The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks. At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum. More Sentences |
||||
| Genel | flank i. | yan | ||
|
The deer was shot by a poacher from its left flank. Geyik, bir kaçak avcı tarafından sol yanından vuruldu. More Sentences |
||||
| Genel | flank i. | kanat | ||
|
The generals decided to attack their enemy's eastern flank. Generaller düşmanlarının doğu kanadına saldırmaya karar verdiler. More Sentences |
||||
| Genel | flank i. | taraf | ||
|
The southern flank of the mountain is much more suitable for climbing. Dağın güney tarafı tırmanmak için çok daha uygun. More Sentences |
||||
| Genel | flank f. | (yanlardan) çevrelemek | ||
|
We cruised through the trees flanking the road. Yolu çevreleyen ağaçların arasından geçtik. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | flank i. | kanat | ||
|
The generals decided to attack their enemy's eastern flank. Generaller düşmanlarının doğu kanadına saldırmaya karar verdiler. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | flank i. | böğür | ||
|
The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks. At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | flank i. | kanat | ||
|
The generals decided to attack their enemy's eastern flank. Generaller düşmanlarının doğu kanadına saldırmaya karar verdiler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | flank i. | cenah | ||
| Genel | flank i. | yan taraf | ||
| Genel | flank i. | kara kullanım | ||
| Genel | flank i. | cephe | ||
| Genel | flank f. | yandan kuşatmak | ||
| Genel | flank f. | kanattan saldırmak | ||
| Genel | flank f. | yanmak | ||
| Genel | flank f. | yan saldırısı yapmak | ||
| Genel | flank f. | yan tarafı korumak | ||
| Genel | flank f. | yanında olmak | ||
| Genel | flank f. | yan taarruzu yapmak | ||
| Genel | flank f. | yandan desteklemek | ||
| Genel | flank f. | her iki yanında olacak şekilde iki koldan eşlik etmek | ||
| Genel | flank f. | yanlamak | ||
| Genel | flank f. | yan tarafa yerleştirilmek | ||
| Genel | flank f. | yan tarafta hareket etmek | ||
| Genel | flank f. | yana doğru ilerlemek | ||
| Genel | flank f. | yanında ilerlemek | ||
| Genel | flank f. | yanında konumlanmak | ||
| Genel | flank f. | (bir şeyin) yanında durmak | ||
| Genel | flank f. | iki taraftan çevrelemek | ||
| Genel | flank f. | her iki tarafına da yerleştirmek | ||
| Genel | flank f. | iki taraftan çevrelemek | ||
| Genel | flank s. | bitişik | ||
| Sanayi | ||||
| Sanayi | flank i. | hayvanın kanadı veya karnından elde edilen deri | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | flank i. | yanak | ||
| Teknik | flank i. | çark dişinin alt kısmının profili | ||
| Teknik | flank i. | çark dişinin alt kısmı ile diş açıklığı dairesi arasında kalan bölüm | ||
| Teknik | flank i. | vida dişinin temas eden yüzü | ||
| Teknik | flank i. | kesici aletlerde keskin yan kısımla kesişen kenar | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | flank i. | dış yanı | ||
| Mekanik | flank i. | serbest yüzey | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | flank i. | hatil | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | flank i. | açma/kapama yanı | ||
| Otomotiv | flank i. | diş yanı | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | flank i. | cenah | ||
| Denizcilik | flank i. | tabya koltuğu | ||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | flank i. | insan ve hayvanlarda en alttaki kaburga ile kalça arasındaki etli kısım | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | flank i. | pençata | ||
| Mutfak | flank i. | hayvanın böğründen kesilmiş et | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | flank i. | antiklinal ve senkinallerde kanatlar | ||