ikincil - Türkçe İngilizce Sözlük

ikincil

"ikincil" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 41 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ikincil secondary s.
It's a question of secondary importance.
Bu ikincil öneme sahip bir sorudur.

More Sentences
Genel
ikincil subordinate s.
In other words, women are reverting to their traditional subordinate role of being the property of the male.
Başka bir deyişle kadınlar erkeğin malı olma şeklindeki geleneksel ikincil rollerine geri dönüyorlar.

More Sentences
ikincil subsidiary s.
The EWC Directive talks of subsidiary requirements.
EWC Direktifi ikincil gerekliliklerden bahsetmektedir.

More Sentences
ikincil secondary s.
It's a question of secondary importance.
Bu ikincil öneme sahip bir sorudur.

More Sentences
ikincil collateral s.
His PTSD is still seen as collateral damage from his time in Iraq.
Yaşadığı posttravmatik stres, Irak'ta geçirdiği dönemin ikincil zararı olarak hala kendisini göstermekte.

More Sentences
Teknik
ikincil collateral s.
His PTSD is still seen as collateral damage from his time in Iraq.
Yaşadığı posttravmatik stres, Irak'ta geçirdiği dönemin ikincil zararı olarak hala kendisini göstermekte.

More Sentences
ikincil secondary s.
It's a question of secondary importance.
Bu ikincil öneme sahip bir sorudur.

More Sentences
İnşaat
ikincil secondary s.
It's a question of secondary importance.
Bu ikincil öneme sahip bir sorudur.

More Sentences
Gıda
ikincil secondary i.
It's a question of secondary importance.
Bu ikincil öneme sahip bir sorudur.

More Sentences
Genel
ikincil extraneous s.
ikincil derivative s.
ikincil side s.
ikincil subaltern s.
ikincil minor s.
ikincil back-burner s.
ikincil auxiliary s.
ikincil pendant s.
ikincil adjective s.
ikincil accidental s.
ikincil remote s.
ikincil understrapping s.
ikincil by s.
ikincil postliminary s.
ikincil postliminiary s.
ikincil segmental s.
ikincil semiclassical s.
ikincil shadow s.
ikincil sophomore s.
ikincil subministrant s.
ikincil succursal s.
ikincil lesser s.
ikincil incidental s.
ikincil peripheral s.
ikincil sub- ök.
Teknik
ikincil secondary air i.
ikincil sub s.
Bilgisayar
ikincil minor s.
Havacılık
ikincil subtask s.
Botanik
ikincil partial s.
Dilbilim
ikincil historical s.
Eski Kullanım
ikincil petit s.

"ikincil" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ikincil dönemeç secondary winding i.
ikincil mesele side issue i.
ikincil depo secondary storage i.
ikincil mevzuat secondary legislation i.
ikincil konuma itme subordination i.
ikincil metabolit secondary metabolite i.
ikincil şey secondary i.
ikincil zarar collateral damage i.
ikincil çalışma secondary work i.
ikincil hücre secondary cell i.
asıl ve ikincil özellikleri intrinsic and extrinsic properties i.
asıl ve ikincil özellikler intrinsic and extrinsic properties i.
ikincil işlem subprocess i.
ikincil radyatör additional radiator i.
ikincil etki knock-on effect i.
ikincil ürün by-product i.
ikincil gelir dağılımı redistribution of income-wealth i.
ikincil etki spin-off i.
ikincil merkez substation i.
ikincil soru secondary question i.
ikincil sonlanım noktaları secondary endpoints i.
ikincil önemde back seat i.
ikincil yol backstreet i.
ikincil etki backwash i.
ikincil etki aftereffect i.
ikincil ürün byproduct i.
ikincil araştırma desk research i.
ikincil araştırma secondary research i.
var olan ikincil veriler derlenerek gerçekleştirilen araştırma desk research i.
ikincil ancak kendi özgü bir özelliği olan şey edge i.
ikincil faktör underactor i.
ikincil unsur underactor i.
ikincil unsur underagent i.
ikincil etken underagent i.
ikincil etken underactor i.
ikincil faktör underagent i.
ikincil yönetici underkeeper i.
ikincil usta undermaster i.
ikincil memur underofficer i.
ikincil yetkili underofficer i.
ikincil öneme sahip şey by i.
ikincil mesele by i.
ikincil sonuç by-product i.
ikincil sonuç byproduct i.
ikincil amaç by-end i.
ikincil mesele bye i.
ikincil konu bye i.
ikincil öneme sahip çalışma alanı byway i.
ikincil yol by-path i.
ikincil öneme sahip yer byway i.
dehşet verici bir olayın ikincil sonucu grue i.
ürünleri ikincil şirket tarafından yeniden paketlenip satılan firma oem i.
ikincil faaliyet offshoot i.
ikincil etki coeffect i.
ikincil dokunun koruyucu tabakası periderm i.
esas resme şerit çeken ikincil resim predella i.
esas eğlenceden önce izletilen ikincil önemdeki gösteri preshow i.
ikincil kimse scrub i.
ikincil öneme sahip kimse scrub i.
ikincil kademeden kimse scrub i.
ikincil renk secondary i.
ikincil cinsiyet karakteri secondary sex character i.
ikincil cinsiyet özelliği secondary sex character i.
ikincil kaynak secondary source i.
ikincil sonuç sequela i.
ikincil şey sideline i.
ikincil durum sidetrack i.
ikincil fikir subidea i.
ikincil öneme sahip hanedanlık arması subordinary i.
ikincil önem subordinateness i.
ikincil referans subreference i.
ikincil konu subplot i.
ikincil ürün subproduct i.
ikincil olay örgüsü subplot i.
ikincil ölçüm standardı substandard i.
ikincil öncül sumption i.
ikincil şey supplemental i.
ikincil şey supplementary i.
ikincil bölge periphery i.
(gaz, sıvı) ikincil borudan geçirmek bypass f.
(gaz, sıvı) ikincil borudan geçirmek by-pass f.
değersiz ve ikincil duruma düşmek degenerate f.
(kaval gibi üflemeli çalgıları) kuvvetlice üfleyip istenmeyen ikincil sesler çıkarmak overblow f.
ikincil unsurların olmadığı undiluted s.
ikincil işlev gören mezzanine s.
ikincil önemde olan semiclassical s.
ikincil sorunlar veya zorluklar içermeyen simple s.
ikincil olarak dualistically zf.
ikincil bir şekilde derivatively zf.
ikincil olarak subsidiarily zf.
ikincil anlamı veren ön ek by- ök.
ikincil bozunma ürünleri olarak kabul edilen çeşitli kimyasal madde sınıflarından birine ait olma anlamı veren ön ek deutero- ök.
ikincil anlamı veren ön ek deuto- ök.
ikincil anlamı veren ön ek deut- ök.
ikincil anlamı veren ön ek deuter- ök.
ikincil anlamı veren ön ek deutero- ök.
ikincil bozunma ürünleri olarak kabul edilen çeşitli kimyasal madde sınıflarından birine ait olma anlamı veren ön ek deuter- ök.
ikincil anlamına gelen bir ön ek super- ök.
Konuşma Dili
ikincil durumdaki şey back-burner i.
Ticaret/Ekonomi
ikincil teminatsız tahviller subordinated debentures i.
ikincil emek piyasaları secondary labor markets i.
ikincil rezervler secondary reserves i.
ikincil sektör secondary sector i.
ikincil veriler second hand source i.
menkul kıymetlerin alınıp satıldığı ikincil piyasa after market i.
ikincil borç secondary debt i.
ikincil bölüm bilgisi secondary segment information i.
ikincil sermaye benzeri borç secondary subordinated debt i.
işletme içi ikincil veriler internal secondary data i.
ikincil piyasalar secondary markets i.
ikincil ipotekli tahviller second mortgage bonds i.
ikincil piyasalar secondary market i.
ikincil ana kuruluş next most senior parent i.
ikincil piyasa secondary market i.
dışsal ikincil veriler external secondary data i.
ikincil piyasada yatırımcılarla menkul değer alım satımı yapan şirket security brokerage i.
ikincil piyasa after market i.
ikincil laboratuvar secondary laboratory i.
ikincil kalibrasyon secondary calibration i.
ikincil standart secondary standard i.
ikincil sanayi secondary industry i.
ikincil menkul kıymetler subordinated issues i.
ikincil banka secondary bank i.
ikincil dağıtım secondary distribution i.
ikincil sınıflandırma secondary classification i.
ikincil ürün by-product i.
ikincil ürün a secondary or additional product i.
ikincil teminat soft collateral i.
ikincil sınıf subordinated class i.
ikincil ipotek piyasası secondary mortgage market i.
ikincil rol subsidiary role i.
ikincil halka arz secondary equity offering (seo) i.
ikincil halka arz secondary market offering i.
ikincil piyasa secondary market i.
ikincil derecede ödeme önceliğine sahip olan borçlanma aracı subordinated debt i.
ev kredileri için ikincil bir piyasa sağlamakla görevli bir kuruluş federal home loan mortgage corporation i.
ikincil dağıtım secondary i.
ikincil istek secondary want f.
ikincil piyasa menkul değer işlemi yapmak secondary market trading f.
ikincil (borç) subordinated s.
Hukuk
ana iddiaya bağlı ikincil bir iddia subclaim i.
(amfetamin dahil) ikincil en tehlikeli madde class b drug i.
davacının davalıya yönelttiği ikincil suçlama crossclaim i.
ikincil kaynak subsidiary source f.
borcu ikincil mükellefe dava açmadan evvel asıl borçludan tahsil etmek discuss f.
(hukuk kaynakları) ikincil supplemental s.
Siyasal
ikincil kuruluş subsidiary organ i.
ikincil koruma subsidiary protection i.
ikincil göç secondary migration i.
Sanayi
(buğday öğütme işleminde) ikincil işlem görmüş ürün shorts i.