| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | indirect s. | dolaylı | ||
|
Electronics became costly because of indirect taxes. Elektronik aletlerin maliyeti dolaylı vergiler nedeniyle yükseldi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | indirect s. | dolambaçlı | ||
|
We tried the indirect way to avoid the traffic. Trafiğe takılmamak için dolambaçlı yoldan gitmeyi denedik. More Sentences |
||||
| Genel | indirect s. | kinayeli | ||
|
Cora's way of complimenting was indirect. Cora'nın iltifat etme şekli kinayeliydi. More Sentences |
||||
| Genel | indirect s. | dolaylı | ||
|
Electronics became costly because of indirect taxes. Elektronik aletlerin maliyeti dolaylı vergiler nedeniyle yükseldi. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | indirect s. | dolaylı | ||
|
Electronics became costly because of indirect taxes. Elektronik aletlerin maliyeti dolaylı vergiler nedeniyle yükseldi. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | indirect s. | dolaylı | ||
|
Electronics became costly because of indirect taxes. Elektronik aletlerin maliyeti dolaylı vergiler nedeniyle yükseldi. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | indirect s. | dolaylı | ||
|
Electronics became costly because of indirect taxes. Elektronik aletlerin maliyeti dolaylı vergiler nedeniyle yükseldi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | indirect s. | aldatıcı | ||
| Genel | indirect s. | vasıtalı | ||
| Genel | indirect s. | doğru olmayan | ||
| Genel | indirect s. | imalı | ||
| Genel | indirect s. | dolaşık | ||
| Genel | indirect s. | araçlı | ||
| Genel | indirect s. | aktarmalı | ||
| Genel | indirect s. | endirekt | ||
| Genel | indirect s. | doğrudan hedeflenmeyen | ||
| Genel | indirect s. | (etki, uygulama, kuvvet) doğrudan olmayan | ||
| Genel | indirect s. | açık olmayan | ||
| Genel | indirect s. | doğrudan başarılmayan | ||
| Genel | indirect s. | adil ve şeffaf olmayan | ||
| Genel | indirect s. | direkt kaynaklanmayan | ||
| Genel | indirect s. | dürüst olmayan | ||
| Genel | indirect s. | halkın veya seçmenlerin eylemlerinden etkilenmeyen | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | indirect s. | (miras) babadan oğula geçmeyen | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | indirect s. | endirekt | ||
| Teknik | indirect s. | indirek | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | indirect s. | indirekt | ||
| Parazitbilim | ||||
| Parazitbilim | indirect s. | (parazit) birden fazla konakta yaşayan | ||
| Parazitbilim | indirect s. | heteroksenöz | ||
| Mantık | ||||
| Mantık | indirect s. | (teoremi/önermeyi) olumsuzlanmasının saçmalığa veya çelişkiye yol açtığını göstererek kanıtlayan | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | indirect s. | dolaylı anlatım belirten | ||
| Dilbilim | indirect s. | (edilgen fiil) fiil etken hale getirildiğinde öznesi edilgen nesne haline gelen | ||
| Dilbilim | indirect s. | dolaylı fiil cümlesi | ||
| Spor | ||||
| Spor | indirect s. | indirekt (serbest vuruş) | ||