lashing - Türkçe İngilizce Sözlük

lashing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lashing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
şiddetli darbe, sert eleştiri
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈlæʃɪŋ/ – BrE /ˈlæʃɪŋ/)
Terim Türü:
İsim: lashing (lashings)
Yoğun vurma eylemini veya ağır sözlü saldırıyı tanımlayan terimdir; aşırılığı vurgular. Lash fiilinden türemiştir ve süreklilik anlamı kazanmıştır. Günümüzde lashing, özellikle medyada sert eleştirileri tanımlarken kullanılır.
Eş Anlamlılar:
beating, scathing criticism
Zıt Anlamlılar:
praise, restraint

"lashing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lashing i. kırbaçlama
The prisoner died during the lashing.
Mahkum kırbaçlama sırasında öldü.

More Sentences
lashing i. halat
The sailor secured the anchor with a lashing.
Denizci çapayı bir halatla sabitledi.

More Sentences
Hukuk
lashing i. kırbaçlama
The prisoner died during the lashing.
Mahkum kırbaçlama sırasında öldü.

More Sentences
Teknik
lashing i. kırbaçlama
The prisoner died during the lashing.
Mahkum kırbaçlama sırasında öldü.

More Sentences
Genel
lashing i. azarlama
lashing i. fırça atma
lashing i. bağlama
lashing i. azar
lashing i. ip
lashing i. kamçılama
lashing N. şiddetli darbe
lashing N. sert eleştiri
Hukuk
lashing i. kamçılama
lashing i. kamçı ile cezalandırma
lashing i. kamçılama cezası
lashing i. kırbaçlama cezası
lashing i. kırbaç ile cezalandırma
lashing i. kırbaç cezası
Teknik
lashing i. bağ sarma
lashing i. takozlama
lashing i. urgan
Denizcilik
lashing i. laşin
lashing i. palamarlama
lashing i. palamar
lashing i. yüklerin bağlanması

"lashing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lashing rain i. şiddetli yağmur
tongue-lashing i. fırça
a tongue-lashing i. azar
tongue-lashing i. zılgıt
a tongue-lashing i. zılgıt
tongue-lashing i. azar
Deyim
give someone a tongue-lashing f. itin götüne sokmak
get a tongue-lashing f. zılgıt yemek
get a tongue-lashing f. azar işitmek
get a tongue-lashing f. zılgıtı yemek
have a tongue-lashing f. zılgıtı yemek
get a tongue-lashing f. azarlanmak
have a tongue-lashing f. azar işitmek
give someone tongue-lashing f. birini azarlamak
have a tongue-lashing f. azarlanmak
Teknik
lashing hoop i. bağlama halkası
lashing point i. bağlama noktası
lashing points on commercial vehicles for goods transportation i. malların taşınması için ticari araçlardaki bağlama noktaları
lashing chains i. bağlama zincirleri
rack lashing i. bir tür yükü (odun,tahta) bağlama ve sabitleme
rack lashing i. yükün, ipin gerilmesiyle sabitlenmesi
Otomotiv
lashing points on vehicles i. araçlardaki bağlama noktaları
Trafik
lashing force i. yük bağlama kuvveti
Argo
give (one) a tongue-lashing f. (birini) azarlamak
give (one) a tongue-lashing f. (birini) itin götüne sokmak
give (one) a tongue-lashing f. (birine) fırça atmak