lines - Türkçe İngilizce Sözlük

lines

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"lines" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lines i. ana hatlar
Those were the broad lines agreed by everyone at Doha.
Doha'da herkes tarafından üzerinde mutabık kalınan ana hatlar bunlardı.

More Sentences
Teknik
lines i. replik
An actor has to memorize his lines.
Bir aktör repliklerini ezberlemek zorundadır.

More Sentences
Sanat
lines i. replik
An actor has to memorize his lines.
Bir aktör repliklerini ezberlemek zorundadır.

More Sentences
Teknik
lines i. yüzey çizikleri
Bilgisayar
lines i. satır sayısı
Otomotiv
lines i. borular
Bahisçilik
lines i. bahisçilere sunulan oranlar
Tiyatro
lines i. rol

"lines" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lines per minute i. dakikadaki satır sayısı
lines per frame i. resim başına satır
contour lines i. eşyükselti eğrileri
ridge lines i. sırt çizgileri
lines terms i. düzenli hat koşulları
contour lines i. harita üzerinde eş yükseklikte bulunan noktaları birleştiren eğriler
pencil of lines i. doğrular kalemi
strip transmission lines i. şerit iletim hatları
radio lines i. radyo hatları
between the lines i. satır araları
power lines i. elektrik hatları
luders' lines i. luders çizgileri
lot lines i. arsa sınırları
neat lines i. kenar çizgileri
body lines i. vücut hatları
telephone lines i. telefon hatları
forehead lines i. alın çizgileri
two lines i. iki sıra
two lines i. iki çizgi
two lines i. iki hat
two lines i. iki satır
wisdom lines i. yüzdeki (özellikle alın bölgesindeki) kırışıklık(lar)
author of these lines i. bu satırların yazarı
the writer of these lines i. bu satırların yazarı
fine lines i. ince çizgiler
pickup lines i. tavlama numaraları
obscured lines i. belirsiz çizgiler
lines of communications i. ikmal hatları
lines of communications i. haberleşme hatları
lines of communications i. ulaştırma hatları
laughter lines i. göz kenarı kırışıklıkları
laughter lines i. kaz ayakları
marriage lines [uk] i. evlilik cüzdanı
marriage lines i. (el falında) elde bulunan, yaşam ve kader çizgisinden daha uzun olan, evlilik ve gönül ilişkilerinin yaklaşık zamanları ile ilgili bilgi veren çizgi
hard lines [uk] i. kötü şans
hard lines [uk] i. şanssızlık
read between the lines f. kapalı anlamını keşfetmek
jam the lines f. telefonları kitlemek
read between the lines f. bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek
jam the phone lines f. telefonları kitlemek
cross state lines f. eyalet sınırlarını aşmak
on conservancy lines zf. eski usulde
with the main lines zf. ana hatlarıyla
on the same lines zf. aynı cinsten
İfadeler
on the lines of ... expr. benzer tarzda
on the lines of (something) expr. (bir şeye) çok yakın
on the lines of ... expr. ... şekilde
on the lines of ... expr. benzer şekilde
on the lines of (something) expr. (bir şey) tarzında
on the lines of ... expr. gibi
on the lines of ... expr. benzer çizgide
on the lines of ... expr. benzer
on the lines of (something) expr. (bir şeye) kabaca/genel hatlarıyla benzer
on the lines of (something) expr. (bir şeye) üç aşağı beş yukarı benzer
on the lines of (something) expr. (bir şeye) çok benzer
along the lines of ... expr. benzer
along the lines of ... expr. benzer tarzda
on the lines of ... expr. … gibisinden
on the lines of ... expr. benzer hatlara sahip
on the lines of ... expr. … tarzında
along the lines of ... expr. benzer hatlara sahip
along the lines of ... expr. benzer çizgide
along the lines of ... expr. benzer şekilde
along the lines of ... expr. benzer çizgilere sahip
on the lines of ... expr. benzer çizgilere sahip
along the lines of ... expr. ... şekilde
along the lines of ... expr. … tarzında
on the lines of ... expr. … minvalinde
along the lines of ... expr. … minvalinde
along the lines of ... expr. … gibisinden
along the lines of ... expr. gibi
Konuşma Dili
blurred lines i. gizli saklı mesele
pickup lines i. tavlama sözleri/cümleleri
lines [uk] i. evlilik cüzdanı
read between the lines f. kapalı anlamı bulmak
read between the lines f. denilmek isteneni anlamak
read between the lines f. saklı anlamı bulmak
read between the lines f. satır aralarını okumak
read between the lines f. altındaki anlamı çıkarmak
hard lines! expr. ne şanssızlık!
hard lines! expr. ne talihsizlik!
along the lines of something expr. benzer
along the lines of something expr. gibi
along the lines of expr. gibi
along the lines of expr. tarzında
along the lines of expr. minvalinde
along the lines of expr. benzeri
along the lines of expr. benzer çizgide
along the lines of expr. benzer şekilde
along the lines of expr. benzer tarzda
along the lines of expr. benzer çizgilere/hatlara sahip
along the lines of expr. tarzında
along the lines of expr. benzer şekilde
along the lines of expr. benzer tarzda
along the lines of expr. gibi
along the lines of expr. benzer çizgide
along the lines of expr. minvalinde
along the lines of expr. benzeri
along the lines of expr. benzer çizgilere/hatlara sahip
hard lines [uk] expr. ne talihsizlik
hard lines [uk] expr. ne şanssızlık
hard lines [uk] expr. kötü şans
Deyim
the battle lines are drawn i. sözün bittiği yer
drop someone a few lines f. birine iki satır yazmak
read between the lines f. satır aralarını okumak
have one's lines crossed f. kafası karışmak
get one's lines crossed f. kafası karışmak
get one's lines crossed f. yanlış anlamak
have one's lines crossed f. yanlış anlamak
read between the lines f. ima edileni anlamak
read between the lines f. altında yatan anlamı anlamak
read between the lines f. altındaki anlamı çıkarmak
read between the lines f. gizli anlamı çıkarmak
read between the lines f. denmek isteneni anlamak
read between the lines f. söylenmek isteneni anlamak
feed someone lines f. gözünü boyamak
feed someone lines f. göz boyamak
put some sweet lines on someone f. tatlı dil dökerek birisini ikna etmeye çalışmak
put some sweet lines on someone f. yağcılık ederek birini kandırmaya çalışmak
lay some sweet lines on someone f. tatlı dil dökerek birisini ikna etmeye çalışmak
lay some sweet lines on someone f. yağcılık ederek birini kandırmaya çalışmak
muff one's lines f. (tiyatro oyununda) söyleyeceklerini şaşırmak
fluff one's lines f. (tiyatro oyununda) söyleyeceklerini şaşırmak
fluff one's lines f. (tiyatro oyununda) sözlerini/söyleceklerini unutmak
muff one's lines f. (tiyatro oyununda) sözlerini/söyleceklerini unutmak
blow one's lines f. (tiyatro oyununda) sözlerini/söyleceklerini unutmak
blow one's lines f. (tiyatro oyununda) söyleyeceklerini şaşırmak
draw the battle lines f. aykırılıkları/karşıtlıkları ortaya koymak
be on the right lines f. (bir yöntemi izlerken) doğru yolda olmak
run down some lines f. sohbet etmek
run down some lines f. laflamak
run down some lines f. konuşarak ayartmak/baştan çıkartmak
run down some lines f. konuşmak
color inside the lines f. belirlenmiş kurallara göre hareket etmek ve düşünmek
colour inside the lines f. belirlenmiş kurallara göre hareket etmek ve düşünmek
clear (one's) lines f. golü engellemek
clear (one's) lines f. ragbi ve futbolda topu kale çizgisinden çevirmek
clear (one's) lines f. kale çizgisi üzerinde ya da yakınında topa vurmak
clear (one's) lines f. kaleye giden topu kale çizgisinde durdurmak
clear (one's) lines f. golü çizgiden çıkarmak
color outside the lines f. sınırların dışına çıkmak
color outside the lines f. kuralların dışına çıkmak
color outside the lines f. kural tanımamak
color outside the lines f. kurallara riayet etmemek
color outside the lines f. uçarı davranmak
color outside the lines f. sınırları zorlamak
color outside the lines f. alışılmışın dışında davranmak
get one's lines crossed f. hatları karışmak
get one's lines crossed f. (birisiyle) frekansı tutturamamak
get one's lines crossed f. uyuşamamak