permanent - Türkçe İngilizce Sözlük

permanent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

permanent — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kalıcı, sürekli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈpɜːrmənənt/ – BrE /ˈpɜːmənənt/)
Terim Türü:
Sıfat: permanent
Zamanla değişmeyen veya uzun süre devam eden durumu niteleyen sıfattır. Latince permanere (“kalıp sürmek”) kökünden evrilen sözcük, süreklilik anlamına sahiptir. Hukuk, mühendislik ve organizasyon yapılarında geçicilik karşıtı durumları tanımlamak için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
lasting, enduring
Zıt Anlamlılar:
temporary, transient

"permanent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
permanent s. daimi
The European Union seems to be in a state of permanent IGC.
Avrupa Birliği daimi bir Hükûmetlerarası Konferans durumunda gibi görünüyor.

More Sentences
permanent s. kalıcı
We have to equally consider permanent problems associated with climatic and geographical conditions.
İklimsel ve coğrafi koşullarla ilgili kalıcı sorunları da aynı şekilde dikkate almalıyız.

More Sentences
Genel
permanent s. devamlı
I found a permanent job with a decent salary.
İyi bir maaşı olan devamlı bir iş buldum.

More Sentences
permanent s. daimi
The European Union seems to be in a state of permanent IGC.
Avrupa Birliği daimi bir Hükûmetlerarası Konferans durumunda gibi görünüyor.

More Sentences
permanent s. kalıcı
We have to equally consider permanent problems associated with climatic and geographical conditions.
İklimsel ve coğrafi koşullarla ilgili kalıcı sorunları da aynı şekilde dikkate almalıyız.

More Sentences
permanent s. sürekli
In fact, it is even enjoying a phase of permanent expansion at European and global level.
Aslına bakarsan Avrupa'da ve küresel düzeyde sürekli bir genişleme evresinin keyfini çıkarmaktadır.

More Sentences
Siyasal
permanent s. daimi
The European Union seems to be in a state of permanent IGC.
Avrupa Birliği daimi bir Hükûmetlerarası Konferans durumunda gibi görünüyor.

More Sentences
permanent s. sürekli
In fact, it is even enjoying a phase of permanent expansion at European and global level.
Aslına bakarsan Avrupa'da ve küresel düzeyde sürekli bir genişleme evresinin keyfini çıkarmaktadır.

More Sentences
Teknik
permanent s. daimi
The European Union seems to be in a state of permanent IGC.
Avrupa Birliği daimi bir Hükûmetlerarası Konferans durumunda gibi görünüyor.

More Sentences
permanent s. kalıcı
We have to equally consider permanent problems associated with climatic and geographical conditions.
İklimsel ve coğrafi koşullarla ilgili kalıcı sorunları da aynı şekilde dikkate almalıyız.

More Sentences
permanent s. sürekli
In fact, it is even enjoying a phase of permanent expansion at European and global level.
Aslına bakarsan Avrupa'da ve küresel düzeyde sürekli bir genişleme evresinin keyfini çıkarmaktadır.

More Sentences
Genel
permanent i. perma
permanent i. kalıcı şey
permanent i. dayanıklı şey
permanent i. sağlam şey
permanent i. ebedi şey
permanent s. kalımlı
permanent s. sabit
permanent s. daima
permanent s. baki
permanent s. permanant
permanent s. asil
permanent s. temelli
permanent s. yerleşik
permanent s. değişmez
permanent s. uzun süreli
permanent s. uzun vadeli
permanent s. uzun ömürlü
permanent s. dayanıklı
permanent s. silinmeyen
permanent s. yıpranmayan
Ticaret/Ekonomi
permanent s. bordrolu
Teknik
permanent s. düzgün
Matematik
permanent i. permütasyonlar toplamı

"permanent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
permanent water area i. sürekli su alanı
not on the permanent staff i. kadro dışı
permanent wave i. permanant
permanent solution i. kalıcı çözüm
permanent revolution i. sürekli devrim
permanent memory i. kalıcı bellek
permanent wave i. perma
permanent chairman i. daimi başkan
permanent building society i. daimi inşaat firması
permanent income i. daimi gelir
permanent press i. ütü istemez
permanent address i. ikamet adresi
permanent job i. sürekli iş
permanent address i. tebligat adresi
permanent disability i. sürekli sakatlık
permanent disability i. devamlı sakatlık
permanent office i. merkez büro
permanent makeup i. kalıcı makyaj
permanent address i. devamlı adres
permanent damage i. kalıcı hasar
permanent mission i. daimi görev
permanent mission i. diplomatik görev
permanent enemy i. daimi düşman
permanent representation i. daimi temsilcili
permanent settlement i. yerleşik düzen
permanent member i. asil üye
permanent residence i. daimi ikametgah
permanent reason i. daimi sebep
permanent address i. daimi adres
permanent address i. sürekli adres
permanent acceptance i. kati kabul
permanent member i. daimi üye
permanent disability i. kalıcı sakatlık
permanent settlement i. yerleşik hayat
permanent tattoo i. kalıcı dövme
non-permanent membership i. geçici üyelik
permanent vegetative state i. bitkisel hayat
permanent vegetative state i. bitkisel yaşam
permanent lipstick i. kalıcı ruj
permanent red i. pigment kırmızısı
permanent red i. kan kırmızısı
permanent situation i. kalıcı durum
permanent damage i. kalıcı hasar
permanent causality i. kalıcı nedensellik
be permanent f. daim olmak
be permanent f. baki olmak
cause permanent damage f. kalıcı hasara neden olmak
make something permanent f. daim kılmak
make something permanent f. kalıcı hale getirmek
make something permanent f. kalıcılaştırmak
be a permanent member f. daimi üye olmak
become permanent f. kalıcı hale gelmek
permanent [dated] f. (saça) perma yapmak
on the permanent staff s. kadrolu
not on the permanent staff s. kadrosuz
not listed as permanent s. kadrosuz
semi-permanent s. yarı sürekli
non-permanent s. kalıcı olmayan
non-permanent s. geçici
non-permanent s. daimi olmayan
perm (permanent) kısalt. kalıcı şey
perm (permanent) kısalt. sürekli şey
Konuşma
nothing is permanent but change expr. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir
nothing is permanent except change expr. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir
there is nothing permanent except change expr. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir
Ticaret/Ekonomi
permanent asset i. toprak
permanent asset i. aşınıp eskimeyen varlık
permanent asset i. doğal kaynaklar
permanent establishment i. daimi işyeri
permanent employee i. bordrolu çalışan
permanent asset i. süresiz varlık
permanent income hypothesis i. sürekli gelir hipotezi
permanent asset i. sabit varlıklar
permanent file i. sürekli dosya
permanent employee i. bordrolu eleman
permanent employee i. devamlı çalışan
permanent facility i. sabit tesis
permanent investments i. daimi yatırımlar
permanent residence i. daimi ikametgah
permanent representative i. daimi temsilci
permanent income i. daimi gelir
permanent invalidity i. daimi maluliyet
permanent income i. sürekli gelir
permanent government loan i. sürekli hükümet borcu
permanent appropriation i. sürekli tahsisat
permanent assets i. sabit aktifler
permanent investments i. uzun vadeli yatırımlar
permanent general expenses i. umumi sabit masraflar
permanent income theory of consumption i. tüketimin sürekli gelir teorisi
permanent employment i. daimi istihdam
permanent employment contract i. daimi istihdam sözleşmesi
permanent employment i. süresiz istihdam
permanent disability i. sürekli yetersizlik
permanent disability i. daimi yetersizlik
permanent disability payment i. daimi maluliyet ödemesi
permanent disability i. daimi ehliyetsizlik
permanent disability payment i. daimi maluliyet maaşı
permanent general expenses i. genel değişmez giderler
permanent investments i. sürekli yatırımlar
permanent file i. sabit dosya
permanent asset i. sabit kıymet
permanent file i. sabit kayıt
permanent asset i. aşınmayan sermaye aktifi
permanent asset i. daimi varlık
permanent asset i. sabit varlık
permanent audit file i. sürekli denetim dosyası
permanent employment contract i. sürekli iş sözleşmesi
permanent establishment i. devamlı müessese
permanent license i. kalıcı lisans
permanent licence i. kalıcı lisans
permanent supervisor i. daimi nezaretçi
permanent staff i. daimi kadro
permanent personnel i. asil personel
permanent income hypothesis i. daimi gelir hipotezi
permanent worker i. sürekli işçi
Hukuk
independent and permanent right in immovable i. gayrimenkul üzerinde müesses müstakil ve daimi hak
permanent disqualification to hold public office i. amme hizmetlerinden müebbet memnuiyet
permanent zones i. daimi bölgeler
permanent fixture i. daimi demirbaş
permanent alimony i. (boşanma sonrası kadına bağlanan) daimi nafaka
permanent executor i. daimi vasiyeti tenfiz memuru
permanent injunction i. kati mahkeme emri
permanent improvement i. kiracı tarafından yapılan sabit ilave ve iyileştirmeler
permanent court of international justice i. uluslararası daimi adalet divanı
permanent abode i. devamlı ikametgah
permanent abode i. devamlı konut
permanent statute i. süresiz olarak yürürlüğe konulan kanun
permanent injury i. kalıcı sakatlık
permanent injury i. kalıcı şekilde sakatlık
permanent lockdown i. daimi tecrit
permanent authorization i. müstemir yetki
permanent jurisdiction i. müstemir yetki
permanent court of international justice (pcıj) i. uluslararası daimi adalet divanı
permanent court of international justice i. uluslararası sürekli adalet divanı
permanent domicile i. daimi ikamet
permanent search warrant i. daimi arama kararı
permanent injunction i. davaya ilişkin kesin hüküm
permanent injunction i. davaya ilişkin kapatma kararı
Siyasal
permanent representative i. daimi temsilcilik
permanent international secretariat i. daimi uluslararası sekreterya
committee of permanent representatives to the european communities i. avrupa birliği daimi temsilciler komitesi
permanent staff i. norm kadro
permanent committee for employment i. istihdam devamlı komitesi
permanent observation plots i. kalıcı gözlem noktaları
committee of permanent representatives i. daimi temsilciler komitesi
permanent staff i. daimi kadro
permanent end to fighting i. savaşa kalıcı çözüm
european union permanent delegates’ committee i. avrupa birliği daimi temsilciler komitesi
permanent revolution i. sürekli devrim
permanent neutrality i. daimi tarafsızlık