puzzle - Türkçe İngilizce Sözlük

puzzle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

puzzle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bulmaca, şaşırtmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈpʌzəl/ – BrE /ˈpʌzəl/)
Terim Türü:
İsim: puzzle (puzzles); Fiil: puzzle (puzzles – puzzled – puzzling)
Zihni meşgul eden problem veya kafa karıştırmayı tanımlar. Eski Fransızca pusle kökünden evrilmiştir. Eğitim ve eğlence bağlamlarında zihinsel meydan okumayı ifade eder.
Eş Anlamlılar:
confuse, riddle
Zıt Anlamlılar:
clarify

"puzzle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
puzzle i. bulmaca
She spends hours on the online word puzzle.
Online bulmacada saatlerini geçiriyor.

More Sentences
puzzle i. bilmece
Tom couldn't figure out how to solve the puzzle.
Tom bilmeceyi nasıl çözeceğini bulamadı.

More Sentences
Genel
puzzle i. bilmece
Tom couldn't figure out how to solve the puzzle.
Tom bilmeceyi nasıl çözeceğini bulamadı.

More Sentences
puzzle i. yapboz
Leonardo wants a 3-D puzzle as a present.
Leonardo, hediye olarak 3 boyutlu bir yapboz istiyor.

More Sentences
puzzle f. şaşırtmak
These questions have puzzled life scientists since ancient times.
Bu sorular eski çağlardan beri yaşam bilimcilerini şaşırtmıştır.

More Sentences
puzzle f. kafasını karıştırmak
In any case, the public are puzzled by the way powers are apportioned.
Her halükarda, yetkilerin paylaştırılma şekli kamuoyunun kafasını karıştırmaktadır.

More Sentences
puzzle f. şaşkına çevirmek
The viewers were puzzled by his claims on the live TV show.
Canlı TV programındaki iddiaları izleyicilerin şaşkına çevirdi.

More Sentences
puzzle f. çözmek
There was no way to puzzle the mystery out.
Bu gizemi çözmek imkânsızdı.

More Sentences
puzzle i. muamma
puzzle i. sorun
puzzle i. kafası karışma
puzzle i. tereddüt
puzzle i. mesele
puzzle i. şaşkınlık
puzzle i. anlaşılmaz kimse
puzzle i. hayret
puzzle i. çözmece
puzzle i. merak konusu
puzzle f. kafa patlatmak
puzzle f. kafası karışmak
puzzle f. hayrete düşürmek
puzzle f. şaşırmak
puzzle f. hayrete düşmek
puzzle f. karışıklaştırmak
puzzle f. düşündürmek
puzzle f. hayret uyandırmak
puzzle f. şaşkınlık uyandırmak
puzzle f. hayret ettirmek
puzzle f. el yordamıyla aramak
puzzle f. elle kolaçan etmek
puzzle f. muhakeme yoluyla çözmek

"puzzle" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
puzzle casse-tete i.

"puzzle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 71 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
jigsaw puzzle i. yap-boz
Genel
crossword puzzle i. çapraz bulmaca
jigsaw puzzle i. içinden çıkılmaz iş
crossword puzzle i. bulmaca
jigsaw puzzle i. yapboz
jigsaw puzzle i. bozyap
smart puzzle i. akıllı bulmaca
something of a puzzle i. bilinmez bir sır
crossword (puzzle) i. çapraz bulmaca
jigsaw puzzle i. bozyap (oyunu)
a chinese puzzle i. çin bilmecesi
puzzle answers i. bulmaca cevapları
puzzle book i. bulmaca kitabı
puzzle books i. bulmaca kitapları
jigsaw puzzle i. yerleştirmeli bilmece
mechanical puzzle i. mekanik bulmaca
prize puzzle i. ödüllü bulmaca
all the pieces of the puzzle i. bulmacanın tüm parçaları
puzzle solving skill i. bulmaca çözme becerisi
puzzle solving skill i. bilmece çözme becerisi
chinese puzzle i. çin bulmacası
crossword (puzzle) i. çengel bulmaca
puzzle with pictures i. resimli bulmaca
picture puzzle i. resimli bulmaca
chinese puzzle i. çok karmaşık şey
chinese puzzle i. çok zor şey
puzzle one's head f. kafa patlatmak
puzzle over f. kafa patlatmak
puzzle one's brains f. kafa yormak
puzzle one's head f. kafa yormak
puzzle something out f. bir şeyin anlamını bulmaya çalışmak
puzzle over f. çözmeye çalışmak
puzzle out f. çözmek
puzzle something out f. bir şeyin anlamını bulmak
puzzle one's brains f. kafa patlatmak
puzzle over f. çok düşünmek
puzzle something out f. bir şeyi çözmek
puzzle something out f. bir şeyi çözmeye çalışmak
remain puzzle f. esrarını korumak
remain puzzle f. sır olarak kalmak
solve puzzle f. bulmaca çözmek
puzzle over f. -i çok düşünmek
do puzzle f. puzzle yapmak
remain a puzzle f. esrarını korumak
remain a puzzle f. gizemini korumak
do a crossword puzzle f. çapraz bulmaca çözmek
puzzle about f. çözmeye çalışmak
puzzle about f. kafa patlatmak
do puzzle f. yapboz yapmak
do puzzle f. yapboz yapmak
puzzle-headed s. kafası karışmış
Öbek Fiiller
puzzle out (something) f. (bir şeyi) çözmeye çalışmak
puzzle over (someone or something) f. (biri/bir şey) üzerine düşünmek
puzzle over (someone or something) f. (birini/bir şeyi) çözmeye çalışmak
puzzle over (someone or something) f. (biri/bir şey) üzerine kafa patlatmak
puzzle out (something) f. (bir şeyin) anlamını bulmak
puzzle out (something) f. (bir şeyi) çözmek
Konuşma Dili
now the puzzle is completed expr. (hah şimdi) taşlar yerine oturdu işte
now, all the pieces of the puzzle are falling into place expr. (hah şimdi) taşlar yerine oturdu işte
Teknik
puzzle tree i. bulmaca ağacı
jigsaw puzzle i. oymalı bilmece
Bilgisayar
puzzle tree i. bulmaca ağacı
Psikoloji
puzzle box i. bulmaca kutusu
Botanik
monkey puzzle i. şili arokaryası
monkey puzzle (araucaria araucana) i. maymun çıkmaz ağacı
monkey puzzle tree i. şili'de yetişen, iç içe dalları ve yenebilir fındıkları olan kozalaklı bir ağaç
monkey puzzle tree i. maymun çıkmaz ağacı
monkey puzzle (araucaria araucana) i. şili'de yetişen, iç içe dalları ve yenebilir fındıkları olan kozalaklı bir ağaç
monkey's puzzle (araucaria araucana) i. şili'ye özgü çok dallı, iğne yapraklı bir ağaç
monkey-puzzle (araucaria araucana) i. şili ve arjantin'e özgü üst üste binen sivri uçlu yapraklara sahip iğne yapraklı ve herdem yeşil bir ağaç
Argo
puzzle house i. akıl hastanesi/tımarhane