| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | sprawl f. | yayılmak | ||
|
You can sprawl on the couches in front of the fire and enjoy the winter. Şöminenin karşısındaki kanepeye yayılıp kışın tadını çıkarabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | sprawl f. | yayılıp yatmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | sprawl i. | yayılma | ||
|
The suburban sprawl and car culture have become increasingly in demand worldwide. Banliyöye doğru yayılma ve araba kültürü dünya genelinde giderek daha fazla rağbet görüyor. More Sentences |
||||
| Genel | sprawl f. | genişlemek | ||
|
The transport infrastructure isn't sufficient as the city keeps sprawling. Şehir genişlemeye devam ettiği için taşımacılık altyapısı yetersiz kalıyor. More Sentences |
||||
| Genel | sprawl f. | uzanmak | ||
|
Tom is sprawled out on the sofa. Tom kanepeye uzandı. More Sentences |
||||
| Genel | sprawl i. | gelişigüzel yayılma | ||
| Genel | sprawl i. | serilme | ||
| Genel | sprawl i. | dağılma | ||
| Genel | sprawl i. | dağınıklık | ||
| Genel | sprawl i. | düzensiz dağılmış grup | ||
| Genel | sprawl i. | dağınık grup | ||
| Genel | sprawl f. | sere serpe uzanmak | ||
| Genel | sprawl f. | serilmek | ||
| Genel | sprawl f. | çok geniş bir alana yayılmak | ||
| Genel | sprawl f. | yayılarak oturmak | ||
| Genel | sprawl f. | sürünerek tırmanmak | ||
| Genel | sprawl f. | sürünerek ilerlemek | ||
| Genel | sprawl f. | acemice ilerlemek | ||
| Genel | sprawl f. | acemice tırmanmak | ||
| Genel | sprawl f. | düzensiz yayılmak | ||
| Genel | sprawl f. | düzensiz gelişmek | ||
| Genel | sprawl f. | dağınık olmak | ||
| Genel | sprawl f. | yoldan sapmak | ||
| Genel | sprawl f. | (bacak veya kollarını) gelişigüzel ayırmak | ||
| Genel | sprawl f. | düzensizce hareket ettirmek | ||
| Genel | sprawl f. | dağıtmak | ||
| Genel | sprawl f. | dağınık bir şekilde saçmak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | sprawl i. | dağınık yayılma | ||
| Coğrafya | sprawl i. | (bir şehrin kırsal kesime genişlemesi ile şekillenen) kentsel alan | ||