stricken - Türkçe İngilizce Sözlük

stricken

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stricken — Definition

Anlamı ve Tanımı:
vurulmuş, ağır etkilenmiş
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈstrɪkən/ – BrE /ˈstrɪkən/)
Terim Türü:
Sıfat: stricken
Ani ve yıkıcı bir olaydan ciddi biçimde etkilenmiş olma hâlini betimleyen sıfattır. Strike fiilinin eski geçmiş biçimi, sonuç durumunu nitelik olarak sabitlemiştir.
Eş Anlamlılar:
afflicted, devastated
Zıt Anlamlılar:
unaffected, unharmed

"stricken" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
stricken s. yakalanmış
I was stricken by illness and vomited.
Hastalığa yakalanmıştım ve kusuyordum.

More Sentences
stricken s. (dert) çeken
When others are stricken, we are affected.
Başkaları acı çektiğinde biz de etkileniriz.

More Sentences
stricken s. uğramış
stricken s. yaralı
stricken s. felakete uğramış
stricken s. tutulmuş
stricken s. ıstırap çeken
stricken s. üzgün
stricken s. (hastalık) çeken
stricken s. hastalığa yakalanmış
stricken s. çarpılmış
stricken s. tahrip olmuş
stricken s. (hastalıkla) sarsılmış
stricken s. muzdarip
stricken s. gelişmiş
stricken s. olgunlaşmış
stricken s. ilerlemiş
stricken s. ilerleme kaydetmiş
stricken s. dengelenmiş
stricken s. (ölçü olarak) silme
stricken s. mahrum bırakan
stricken s. uygunsuz hale getiren
stricken s. yetersiz hale getiren
stricken s. aciz bırakan
stricken s. kısıtlayan
stricken s. sınırlandıran
stricken s. çıkarılmış
stricken s. atılmış
stricken s. silik
stricken s. silinmiş
stricken s. ortadan kaldırılmış
stricken s. ağır etkilenmiş
stricken s. vurulmuş
Askeri
stricken s. (savaş gemisi) envanterden çıkarılan

"stricken" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
panic-stricken crowds i. paniğe kapılmış kalabalıklar
stricken village i. savaş veya doğal afetten etkilenmiş köy
be stricken with grief f. acılı olmak
be stricken with griefs f. acılar yaşamak
be grief-stricken f. acılı olmak
be stricken with an ailment f. bir hastalığa yakalanmak
stricken with plague s. vebalı
poverty stricken s. çok yoksul
stricken in years s. yaşlı
panic stricken s. paniğe kapılmış
grief stricken s. çok kederli
disaster stricken s. afetzede
stricken by s. -den ıstırap çeken
grief-stricken s. dertli
horror-stricken s. dehşete düşmüş
horror-stricken s. dehşete kapılmış
heart-stricken s. kalbinden vurulmuş
grief-stricken s. talihsiz
grief-stricken s. büyük bir üzüntü içinde olan
heart-stricken s. acılı
heart-stricken s. kalbinden yaralı
heart-stricken s. yüreği yanmış
poverty-stricken s. yokluk çeken
panic-stricken s. paniğe kapılmış
panic-stricken s. panik
poverty-stricken s. sefil
poverty-stricken s. aşırı yoksul
poverty-stricken s. zavallı
poverty-stricken s. çok fakir
poverty-stricken s. yoksul
poverty-stricken s. çok yoksul
poverty-stricken s. gariban
plague-stricken s. vebalı
plague-stricken s. vebaya yakalanmış
plague-stricken s. vebanın vurduğu
conscience-stricken s. vicdan azabı çeken
terror-stricken s. dehşete kapılmış
grief-stricken s. yas dolu
cancer-stricken s. kansere yakalanmış
famine-stricken s. kıtlığın vurduğu
famine-stricken s. kıtlık yaşayan
horror-stricken s. korkudan eli ayağı kesilmiş
horror-stricken s. dizinin bağı çözülmüş
love-stricken s. aşk ile canlanan
love-stricken s. aşkı depreşen
love-stricken s. aniden aşka gelen
heart-stricken s. korkutulmuş
heart-stricken s. şok olmuş
planet-stricken s. bir gezegenin zararlı etkisi altında kalmış
planet-stricken s. paniğe kapılmış
poverty-stricken s. yoksulluk içinde
Siyasal
stricken regions i. zarara uğramış bölgeler
stricken regions i. felakete uğramış bölgeler
Çevre
flood-stricken s. sel basmış
flood-stricken s. sel vurmuş