feet - Türkçe İngilizce Sözlük

feet

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

feet — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ayaklar, ölçü birimi
Okunuş (IPA):
(AmE /fiːt/ – BrE /fiːt/)
Terim Türü:
İsim: feet (plural of foot)
Foot sözcüğünün çoğul biçimi olarak insan ve hayvanlarda hareketi sağlayan uzuvları; ayrıca İngiliz ölçü sisteminde uzunluk birimini ifade etmektedir. Eski İngilizce fōt köküne dayanır; hem anatomik hem ölçüsel kullanım, beden merkezli algının dile yansımasıdır.
Eş Anlamlılar:
foot (plural form)

"feet" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
feet i. fit
The walls are approximately 10 meters high (33 feet) and about 4 meters thick.
Duvarlar yaklaşık 10 metre yüksekliğinde (33 fit) ve yaklaşık 4 metre kalınlığındadır.

More Sentences
feet i. ayaklar
She has many tattoos on her feet.
Ayaklarında birçok dövme var.

More Sentences
Genel
feet i. ayak
They are trying to stay on their feet using such methods.
Bu tür yöntemlerle ayakta kalmaya çalışıyorlar.

More Sentences
Teknik
feet i. fit
The walls are approximately 10 meters high (33 feet) and about 4 meters thick.
Duvarlar yaklaşık 10 metre yüksekliğinde (33 fit) ve yaklaşık 4 metre kalınlığındadır.

More Sentences
Genel
feet i. foot ölçüsü
feet N. ölçü birimi

"feet" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
crow's feet i. göz kenarındaki kırışıklık
horse with white feet i. alabacak
ground under the feet i. ayakaltı
webbed feet i. perdeli ayak
square feet i. feet kare
feet-first dive i. çivileme
crow's feet i. kazayağı bölgesi
square feet i. kadem kare
square feet i. dördül ayak
dirty feet i. kirli ayaklar
stinky feet i. kokan ayak
smelly feet i. kokan ayak
calves' feet i. paça
feet of clay i. kritik hata
feet of clay i. zayıf yön
feet of clay i. kadı kızında da olan kusur
feet of clay i. beklenmeyen hata
itchy feet i. yerinde duramama
spring to one's feet f. ayağa fırlamak
be dead on one's feet f. ayakta uyumak
run somebody off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
sweep somebody off his feet f. aklını başından almak
stand on one's own feet f. kendi yağıyla kavrulmak
rush somebody off one's feet f. sıkboğaz etmek
fall at somebody's feet f. dizlerine kapanmak
stand on one's own two feet f. kendi yağıyla kavrulmak
sweep someone off one's feet f. kendine aşık etmek
set on his feet f. sağlığına yeniden kavuşmak
cut the ground from under someone's feet f. birinin savunduğu noktaları çürütmek
fall on one's feet f. sıyrılmak
jump to one's feet f. ayağa fırlamak
cut the ground out from under one's feet f. birinin dayanak noktalarını çürütmek
sweep someone off one's feet f. tamamen ikna etmek
rush somebody off one's feet f. acele ettirmek
alight on one's feet f. ayağa kalkmak
have both one's feet on the ground f. gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek
rush somebody off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
sweep someone off one's feet f. kalbini çalmak
have both one's feet on the ground f. aklı başında olmak
land on one's feet f. dört ayak üzerine düşmek
fall on one's feet f. dört ayağının üstüne düşmek
sweep someone off one's feet f. ayaklarını yerden kesmek
get cold feet f. korkmak
shuffle one's feet f. ayak diremek
get cold feet f. çekinmek
run somebody clean off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
fall on one's feet f. atlatmak
be on one's feet f. ayakta olmak
start to one's feet f. birdenbire ayağa sıçramak
have cold feet f. çekinmek
drag one's feet f. ağırdan almak
rush somebody clean off his feet f. iki ayağını bir pabuca sokmak
fall on one's feet f. başarmak
land on one's feet f. şansı yaver gitmek
put one's feet up f. dinlenmek
feet go numb f. ayakları uyuşmak
get numb feet f. ayakları uyuşmak
wipe one's feet f. ayağının altını silmek
wipe one's feet f. ayağını silmek
wipe one's feet f. ayaklarını silmek
swing one's feet f. ayaklarını sallamak
(one's shoes) press against one's feet f. ayakkabı ayağını vurmak
(one's shoes) pinch one's feet f. ayakkabı ayağını vurmak
(one's shoes) press against one's feet f. ayağını sıkmak
(one's shoes) pinch one's feet f. ayağını sıkmak
feel dead on one's feet f. hali olmamak
feel dead on one's feet f. kolunu kaldıracak hali olmamak
stand on one's own feet f. kendi ayakları üzerinde durmak
be carried out feet foremost f. toprağa verilmek
sweep someone off his/her feet f. aklını başından almak
land on one's feet f. dört ayak üstüne düşmek
keep someone on one's feet f. ayakta tutmak
keep someone on one's feet f. ayakta durmasına neden olmak
rise to one's feet f. ayağa kalkmak
drag one's feet f. işi ağırdan almak
walk without lifting the feet f. ayağını kaldırmadan yürümek
get to one's feet f. ayağa kalkmak
lay something at someone's feet f. (birinin ayaklarının ucuna) bir şey koymak
put something at someone's feet f. (birinin ayaklarının ucuna) bir şey koymak
push someone’s feet up with one’s hands f. elleriyle birini ayaklarından kaldırarak yukarıya doğru itmek
get back on one's feet financially f. finansal olarak (yeniden) kendi ayaklarının üzerinde durmak
change feet f. ayakkabı değiştirmek
standing on four feet s. dört ayak üstünde duran
at one's feet zf. ayağının dibinde
on one's feet zf. ayakta
at the feet of zf. ayaklarının dibinde
from the top of the head to the bottom of the feet zf. tepeden tırnağa
Atasözü
paradise lies at the feet of the mother cennet annelerin ayakları altındadır
paradise lies at the feet of the mother cennet annelerin ayaklarının altındadır
a closed mouth gathers no feet pot kırmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet gaf yapmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet çam devirmemek için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet bilmiyorsan sus ki adam sansınlar
a closed mouth gathers no feet söz gümüşse sükut altındır
the cat would eat fish, but would not wet her feet başarı yolu taşlıdır/zorludur
the cat would eat fish, but would not wet her feet ekmek yemek isteyen elini hamura bulaştırır
the cat would eat fish, but would not wet her feet istediğini elde etmek için bazı zorluklara katlanman gerekebilir
a closed mouth gathers no feet söz gümüşse sükut altındır
a closed mouth gathers no feet pot kırmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet çam devirmek yerine susmak yeğdir
a closed mouth gathers no feet bilmiyorsan sus ki bir şey sansınlar
the cat would eat fish, but would not wet her feet istediğini elde etmek için bazı zorluklara katlanman gerekebilir
the cat would eat fish, but would not wet her feet ekmek yemek isteyen elini hamura bulaştırır
the cat would eat fish, but would not wet her feet başarı yolu taşlıdır/zorludur
the cat would eat fish, but would not wet her feet aç elini kora sokar
a closed mouth gathers no feet boş konuşmaktansa susmak daha iyidir
a closed mouth gathers no feet boş boğazlık etmektense susmak daha iyidir
a closed mouth gathers no feet gereksiz bir şey söylemektense susmak daha iyidir
a closed mouth gathers no feet sırf bir şey söylemiş olmak için konuşmamak gerekir
the cat would eat fish, but would not wet her feet istediğine ulaşmak için sıkıntılara/zorluklara katlanmalısın
the cat would eat fish, but would not wet her feet istediğine ulaşmak için risk almaktan korkmamalısın
the cat would eat fish, but would not wet her feet istediğine ulaşmak için elini taşın altına sokmalısın
Konuşma Dili
balls of the feet i. ayak parmak ucu
balls of one's feet i. ayak parmak ucu
itchy feet i. devamlı bir yerlere gitmek isteme
itchy feet i. seyahat etme zorlantısı
drag one's feet f. ayak sürümek
drag one's feet f. oyalanmak
have/get itchy feet f. bulunduğu yerden ayrılmayı istemek
have/get itchy feet f. bulunduğu yerden uzaklaşmayı istemek
dead on one's feet s. yorgun
feet first zf. ölmüş halde
feet first zf. ölü halde
feet first zf. önce ayaklar girecek şekilde
feet first zf. çivileme
feet first zf. ölmüş olarak
feet first zf. ölü olarak
dead on one's feet expr. ayakta duracak mecali kalmamış
dead on one's feet expr. bitap düşmüş
dead on one's feet expr. bitip tükenmiş
dead on one's feet expr. mecali kalmamış
dead on one's feet expr. yıpranmış
in one's stocking feet expr. çoraplarıyla
in one's stockinged feet expr. çoraplı ayaklarıyla
in one's stockinged feet expr. çoraplarıyla
in one's stocking feet expr. çoraplı ayaklarıyla
feet off the seat expr. ayaklarını indir
take good care of your feet expr. ayaklarınıza iyi bakın
keep your feet dry expr. ayaklarınızı kuru tutun
on your feet! expr. kalk ayağa!
world at (one's) feet expr. (bütün dünya) ayaklarına kapanmış
world at (one's) feet expr. çok başarılı
world at (one's) feet expr. (herkes) ayaklarına kapanmış
world at (one's) feet expr. popülerlik kazanmış
Deyim
cold as a welldigger's feet (in January) i. aşırı soğuk
patter of tiny feet i. çocuk cıvıltısı
feet of clay i. gizli kusur
feet of clay i. görünmez kusur
the patter of little feet i. çocuk sesleri
the patter of little feet i. çocukların ortamda bulunması