superior - Türkçe İngilizce Sözlük

superior

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

superior — Definition

Anlamı ve Tanımı:
üstün, amir
Okunuş (IPA):
(AmE /suːˈpɪriər/ – BrE /sjuːˈpɪəriə/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: superior (superiors)
Nitelik, konum veya yetki bakımından daha üst düzeyde olma hâlidir. Latince superior kökü, karşılaştırmalı üstünlüğü hem sıfat hem hiyerarşik rol olarak sabitler.
Eş Anlamlılar:
higher-ranking, better
Zıt Anlamlılar:
inferior, subordinate

"superior" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 93 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
superior i. amir
She told her superior what she thought.
Amirine ne düşündüğünü söyledi.

More Sentences
superior s. üst (rütbe)
He appealed the case in a superior court.
Davayı bir üst mahkemede temyize götürdü.

More Sentences
superior s. üstün
Some fellow MEPs give the impression that the most restrictive view is automatically the ethically superior one.
Bazı AP üyeleri, en kısıtlayıcı görüşün otomatik olarak etik açıdan en üstün görüş olduğu izlenimini vermektedir.

More Sentences
Genel
superior i. amir
She told her superior what she thought.
Amirine ne düşündüğünü söyledi.

More Sentences
superior i. üst (rütbe)
I will report these comments to my superiors.
Bu yorumları üstlerime rapor edeceğim.

More Sentences
superior s. üstün
Some fellow MEPs give the impression that the most restrictive view is automatically the ethically superior one.
Bazı AP üyeleri, en kısıtlayıcı görüşün otomatik olarak etik açıdan en üstün görüş olduğu izlenimini vermektedir.

More Sentences
superior s. seçkin
This 3-star Superior hotel is situated opposite the Hamburg Altona Train Station.
Bu 3 yıldızlı seçkin otel, Hamburg Altona Tren İstasyonu'nun karşısında yer almaktadır.

More Sentences
superior s. daha iyi
Your car is vastly superior to mine.
Arabanız benimkinden çok daha iyi.

More Sentences
superior s. üsttenci
Her rather superior manner is getting on my nerves.
Üsttenci tavırları sinirlerimi bozuyor.

More Sentences
superior s. üst kalite
The shop offers a wide range of superior scotch whiskies.
Dükkân çok çeşitli üst kalite viskiler sunuyor.

More Sentences
Teknik
superior s. üstün
Some fellow MEPs give the impression that the most restrictive view is automatically the ethically superior one.
Bazı AP üyeleri, en kısıtlayıcı görüşün otomatik olarak etik açıdan en üstün görüş olduğu izlenimini vermektedir.

More Sentences
Genel
superior i. üstün kimse
superior i. üst
superior i. dini lider
superior i. derebeyi
superior i. derebeyinin varisi
superior i. üst simge olarak yazılan karakter
superior i. büyük savaşçı
superior s. üstteki
superior s. kibirli
superior s. faik
superior s. daha yüksek rütbeli
superior s. daha çok
superior s. üstün nitelikli
superior s. olağanüstü
superior s. yüksek
superior s. yüksek (rütbe, sınıf)
superior s. daha kuvvetli
superior s. üstün kaliteli
superior s. ala
superior s. üstünlüklü
superior s. kendini bir şey zannettiğini gösteren
superior s. üstünlük taslayan
superior s. asil
superior s. yüksek kaliteli
superior s. fevk
superior s. ilgisiz
superior s. kayıtsız
superior s. metanetli
superior s. dirençli
superior s. dayanıklı
superior s. yılmaz
superior s. boyun eğmez
superior s. cesur
superior s. daha büyük
superior s. daha fazla
superior s. daha yüksek
superior s. (tren) geçiş üstünlüğü bulunan
superior s. üst satırda yer alan
superior s. üstte yer alan
superior s. (üst gövde parçası) superior bölgede yer alan
superior s. (üst gövdede bulunan bir bölüm) daha yukarıda bulunan
superior s. (dört ayaklı gövdede) daha önde yer alan
superior s. (dört ayaklı gövdede) dorsal
superior s. (bitkinin bir bölümü) diğer organın üzerinde yer alan
superior s. (çanak) yumurtalığa bağlı
superior s. (çanak) yumurtalıktan çıkan
superior s. (yumurtalık) çanaksız
superior s. adaksiyal
superior s. (mantar halkası) sap üzerinde yer alan
superior s. daha kapsamlı
superior s. daha kapsayıcı
superior s. bağışıklık kazanmış
superior s. alışmış
superior s. duyarsızlaşmış
superior s. (terim veya önerme) jenerik
superior s. (terim veya önerme) genelleyici
superior zf. üstünlük göstererek
superior zf. büyüklük göstererek
superior zf. büyüklenerek
superior zf. üstün bir şekilde
superior zf. nitelikli bir şekilde
Teknik
superior s. daha yüksek
superior s. ortalamanın üzerinde
superior s. üst
Medikal
superior s. arka
superior s. süperiyor
Anatomi
superior s. (organ, vücut bölümü) baş bölgesine yakın
superior s. (organ, vücut bölümü) başa doğru olan
Gökbilim
superior s. (gezegen) yörüngesi güneşe daha uzak olan
superior s. (kavuşum açısı) güneş, dünya ile küçük bir gezegen arasındayken oluşan
Coğrafya
superior i. arizona eyaletinde şehir
superior i. wyoming eyaletinde yerleşim yeri
superior i. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
superior i. kolorado eyaletinde şehir
superior i. wisconsin eyaletinde şehir
superior i. montana eyaletinde yerleşim yeri
superior i. nebraska eyaletinde şehir
superior i. iowa eyaletinde şehir
superior i. superior gölü
superior i. dünya'daki en büyük tatlı su gölü
Askeri
superior i. üst
Osmanlıca
superior efdal

"superior" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
superior supr kısalt.
Anatomi
superior rostra s.

"superior" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 133 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
superior planet i. dış gezegen
superior critique i. üst eleştiri
limit superior i. üst sınır
superior skill i. üstün beceri
gift to a superior i. sungu
superior man i. üstünlüklü insan
superior culture i. üst kültür
doctrine of superior responsibility i. üstün sorumluluk doktrini
superior ability i. üstün yetenek
superior-high intelligence i. üstün zeka
superior intelligence i. ileri zeka
superior powers i. üstün güçler
mother superior i. baş rahibe
superior mind i. üst akıl
superior-subordinate relationship i. ast üst ilişkisi
superior-subordinate communication i. ast üst ilişkisi
superior virtue i. üstün erdem
superior virtue i. üstün erdem
superior pharyngeal i. solungaç kemerine ait kemik
superior pharyngeal i. farinks ve solungaçlara ait yapı
superior pharyngeal i. (gerçek kemikli balıkta) farinks ve solungaç kemiği
superior spirits of hell i. cehenneme ait en önemli altı şeytan
superior spirits of hell i. baş altı cehennem şeytanı
be superior f. üstün olmak
far superior than others f. cebinden çıkartmak
be far superior than (somebody) f. taş çıkarmak
be far superior than (somebody) f. taş çıkartmak
make something superior f. üstün kılmak
act superior f. küçük görmek
act superior f. patronluk taslamak
superior to ed. -den üstün
Deyim
superior orders i. kendi iradesiyle değil başkasının emirleriyle suç işlediğini ve suçlu bulunmaması gerektiğini belirten savunma
superior orders i. müdafinin eylemlerini sadece üstlerinden aldığı emirleri yerine getirdiğini söyleyerek savunması
superior orders i. üstten gelen/alınan emirler
act superior f. amirane davranmak
act superior f. emirler yağdırmak
act superior f. üstünlük taslamak
think himself superior f. kendini başkalarından üstün görmek
think himself superior f. kendini üstün görmek
Ticaret/Ekonomi
superior good i. normal mallar
superior-worker effect i. yetenekli işçi etkisi
superior quality i. en iyi kalite
superior goods i. üstün mallar
respondent superior i. işverenin işçinin davranışlarından sorumlu olması
Hukuk
superior court i. temyiz mahkemesi
superior court of justice i. yüksek adalet mahkemesi
superior court i. mafevk mahkeme
superior court i. üst mahkeme
superior court i. yüksek mahkeme
Turizm
superior room i. lüks oda
Teknik
possible superior i. olası büyük
superior class i. üst düzey sınıf
superior reference i. üst düzey başvurusu
system superior class i. sistem üst düzey sınıfı
Bilgisayar
add superior expr. üst ekle
Bilişim
highly superior autobiographical memory i. son derece üstün otobiyografik bellek
Denizcilik
superior air mass i. yüksek hava kütlesi
Medikal
surgical reconstruction of the coeliac and the superior mesenteric artery i. çölyak ve süperiyor mezenterik arterin cerrahi rekonstrüksiyonu
superior vena cava syndrome i. superior vena cava sendromu
superior bacteriological eradication rates i. üstün bakteriyolojik eradikasyon oranları
superior sulcus tumor i. pankost tümörü
superior sulcus tumor i. akciğer apikal bölge tümörü
smv (superior mesenteric vein) i. superior mezenterik ven
sma (superior mesenteric artery) i. superior mezenterik arter
post-traumatic superior sagittal sinus thrombosis i. post travmatik superior sagital sinüs trombozu
superior mesenteric artery i. süperior mezenterik arter
superior and inferior articular facets i. superior ve inferior eklem yüzeyleri
superior and inferior articular surface i. superior ve inferior eklem yüzeyleri
superior sulcus tumor i. süperior sulkus tümörü
superior semicircular canal dehiscence syndrome i. süperiyor semisirküler kanal dehissansı sendromu
external branch of the superior laryngeal nerve i. süperior larenjeal sinirin eksternal dalı
superior semicircular canal dehiscence i. süperior semisirküler kanal dehissansı
superior labial artery musculo-mucosal flap i. süperiyor labial arter muskulo-mukozal flep
superior laryngeal nerve injury i. superior laringeal sinir hasarı
superior vocal cord i. yalancı vokal kordlar
superior temporal gyrus i. üst temporal girus
Anatomi
superior diaphragmatic artery i. diyafram üst atardamarı
rectus superior i. üst rektus kası
rectus superior i. göz küresini yukarıya baktıran kas
arteria alveolaris superior i. üst dişleri besleyen alveoler atardamar
arteria labialis superior i. yüz arterinin üst dudağı besleyen kolu
superior alveolar artery i. üst alveoler arter
superior alveolar artery i. üst dişleri besleyen alveoler atardamar
arteria labialis superior i. süperiyor labiyal arter
arteria alveolaris superior i. üst alveoler arter
superior vena cava i. üst ana toplardamar
vena cerebrum superior i. serebral yarımkürenin dorsal konveksitesini drene eden ve kavernöz sinüse açılan bir serebral ven
superior cerebral vein i. serebral yarımkürenin dorsal konveksitesini drene eden ve kavernöz sinüse açılan bir serebral ven
superior pulmonary vein i. akciğerlerinin alt loblarındaki kanı döndüren iki pulmoner damardan her biri
vena pulmonalis superior i. akciğerlerinin alt loblarındaki kanı döndüren iki pulmoner damardan her biri
superior epigastric veins i. yüzeysel epigastrik artere eşlik eden toplardamarlar
vena labialis superior i. alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol
superior labial vein i. alt dudağın venöz kanını fasiyal vene ileten bir kol
serratus posterior superior i. dörtgen şekilli ince bir kas türü
serratus posterior superior i. serratus posterior superior kası
superior rectus i. üst rektus
superior ophthalmic vein i. superior oftalmik ven
superior colliculus i. superior kollikulus
superior colliculus i. retina ile çizgili korteks arasında yer alan görme merkezi
superior rectus i. kasılması ile göz küresini yukarı ve ortaya kaydıran bir tür göz kası
superior colliculus i. yüksek tepecik
superior labial artery i. superior labial arter
superior labial artery i. üst dudağı besleyen arter
superior cerebellar artery i. superior serebellar arter
superior rectus i. üst rektus kası
superior rectus muscle i. kasılması ile göz küresini yukarı ve ortaya kaydıran bir tür göz kası
superior rectus muscle i. üst rektus
superior rectus muscle i. üst rektus kası
superior thyroid vein i. superior tiroid ven
superior thalamostriate vein i. superior talamostriat ven
Psikoloji
superior function i. üst işlev
superior intelligence i. üstün zeka
Patoloji
superior vena cava syndrome i. vena kava süperiyor sendromu
Baskı Teknikleri
superior figure i. üst simge olarak yazılmış karakter
superior figure i. üst simge
Mutfak
vsop (very special (or superior) old pale) i. konyak, porto şarabı gibi içkilerin 20 ila 25 yıllık olduğunu belirtmek için kullanılan bir ifade
vso (very superior old) i. konyak, porto şarabı gibi içkilerin 12 ila 17 yıllık olduğunu belirtmek için kullanılan bir ifade
Matematik
limit superior i. üst limit
limit superior i. eküs ereyi
Gökbilim
superior planet i. dış gezegen
superior conjunction i. üst kavuşma konumu
superior conjunction i. üst kavuşum
Botanik
superior ovary i. üst durumlu yumurtalık
Dini
superior general i. tarikat lideri
Coğrafya
lake superior i. kuzey amerika'da yer alan büyük göller'in en derini olan, dünyanın en büyük tatlı su gölü
lake superior i. superior gölü
superior lake i. büyük göller'in en büyüğü olan göl
superior lake i. superior gölü
Meteoroloji
superior air i. süperiyor hava
Askeri
superior provost court i. merkez komutanlığı yüksek mahkemesi
assaulting or willfully disobeying superior commissioned officer i. amire saldırı ve bilerek itaat etmeme
Latince
respondeat superior i. işverenin sorumluluğu
lex superior derogat legi inferiori expr. üst kanun alt kanunları ilga eder