| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | yoke i. | boyunduruk | ||
|
Yokes need to be adjusted when the animals' horns grow. Hayvanların boynuzları büyüdükçe boyundurukların yeniden ayarlanması gerekir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | yoke i. | roba | ||
|
The shirt's yoke isn't fitting on your shoulders as it is the wrong size. Yanlış beden olduğu için gömleğin robası omuzlarınıza oturmuyor. More Sentences |
||||
| Genel | yoke i. | omuz sırığı | ||
|
A yoke enables a worker to carry heavy objects suspended from the rounded ends. Omuz sırığı, bir işçinin yuvarlak uçlardan asılı ağır nesneleri taşımasını sağlar. More Sentences |
||||
| Genel | yoke f. | bağlamak | ||
|
It is true that some yokes success to luck. Bazılarının başarıyı şansa bağladığı doğrudur. More Sentences |
||||
| Genel | yoke f. | boyunduruğa koşmak | ||
|
The bulls were yoked in the early morning. Boğalarsabahın erken saatlerinde boyunduruğa koşuldu. More Sentences |
||||
| Genel | yoke f. | koşmak | ||
|
Yoke the oxen to the plow. Öküzleri pulluğa koş. More Sentences |
||||
| Genel | yoke f. | bağlamak | ||
|
It is true that some yokes success to luck. Bazılarının başarıyı şansa bağladığı doğrudur. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | yoke i. | boyunduruk | ||
|
Yokes need to be adjusted when the animals' horns grow. Hayvanların boynuzları büyüdükçe boyundurukların yeniden ayarlanması gerekir. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | yoke i. | roba | ||
|
The shirt's yoke isn't fitting on your shoulders as it is the wrong size. Yanlış beden olduğu için gömleğin robası omuzlarınıza oturmuyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | yoke i. | çift | ||
| Genel | yoke i. | sırık (hamalların kullandığı) | ||
| Genel | yoke i. | hizmet | ||
| Genel | yoke i. | evlilik bağı | ||
| Genel | yoke i. | elbisede basen | ||
| Genel | yoke i. | gömlekte roba | ||
| Genel | yoke i. | hamalların kullandığı sırık | ||
| Genel | yoke i. | yeke | ||
| Genel | yoke i. | kulluk | ||
| Genel | yoke i. | etekte basen kısmı | ||
| Genel | yoke i. | esaret | ||
| Genel | yoke i. | kolon kalıp kelepçesi | ||
| Genel | yoke i. | çatal | ||
| Genel | yoke i. | bağlantı | ||
| Genel | yoke i. | kölelik | ||
| Genel | yoke i. | esaret | ||
| Genel | yoke i. | birleştirme kelepçesi | ||
| Genel | yoke i. | bağlantı kelepçesi | ||
| Genel | yoke i. | kölelik sembolü | ||
| Genel | yoke i. | boyun eğme belirtisi | ||
| Genel | yoke i. | ızdırap simgesi | ||
| Genel | yoke i. | çanın asıldığı çerçeve | ||
| Genel | yoke i. | zilin asıldığı dışbükey parça | ||
| Genel | yoke i. | y şekilli halat, kablo veya zincir | ||
| Genel | yoke f. | boyunduruk geçirmek | ||
| Genel | yoke f. | bağlanmak | ||
| Genel | yoke f. | boyunduruğu altına almak | ||
| Genel | yoke f. | hayvana boyunduruk geçirmek | ||
| Genel | yoke f. | evlendirmek | ||
| Genel | yoke f. | boyunduruğa vurmak | ||
| Genel | yoke f. | boyunduruk takmak | ||
| Genel | yoke f. | boyunduruk vurmak | ||
| Genel | yoke f. | köle etmek | ||
| Genel | yoke f. | esir etmek | ||
| Genel | yoke f. | ağır çalışmaya zorlamak | ||
| Genel | yoke f. | boyun eğmeye zorlamak | ||
| Genel | yoke f. | köleliğe zorlamak | ||
| Genel | yoke f. | bir araya gelmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | yoke i. | bağlantı demiri | ||
| Teknik | yoke i. | bağ | ||
| Teknik | yoke i. | çatal bağlantı | ||
| Teknik | yoke i. | çatal | ||
| Teknik | yoke i. | çeki kancası | ||
| Teknik | yoke i. | kaliper | ||
| Teknik | yoke i. | kelepçe | ||
| Teknik | yoke i. | yapağı yağı | ||
| Teknik | yoke i. | yeke | ||
| Teknik | yoke i. | yumurta sarısı | ||
| Teknik | yoke i. | tasma veya çatal | ||
| Teknik | yoke i. | aynı anda birden fazla parçayı çalmak veya kaydetmek için sıkıca birbirine bağlanmış manyetik kayıt kafaları | ||
| Teknik | yoke i. | tüp içindeki elektron ışınlarının tarama hareketine neden olup onu kontrol eden elektromanyetik bir düzenek | ||
| Teknik | yoke f. | birleştirmek | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | yoke i. | mafsal çatalı | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | yoke i. | basen kısmı | ||
| Tekstil | yoke i. | conta | ||
| Tekstil | yoke i. | etekte üst kısım | ||
| Tekstil | yoke i. | kıyafetin vücuda oturan ve toplanmış kısmı | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | yoke i. | iki mimari elemanı birbirine bağlayan parça | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | yoke i. | beton dökme sırasında kalıbın etrafındaki çelik çerçeve | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | yoke i. | braket | ||
| Otomotiv | yoke i. | mafsal çatalı | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | yoke i. | lövye | ||
| Havacılık | yoke i. | hava taşıtlarını kontrol etmeye yarayan kumanda kolu | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | yoke i. | gemi dümeninde dümen kablolarının bağlı olduğu çapraz çubuk | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | yoke i. | yok | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | yoke i. | boyunduruk ile bağlanmış bir çift çeki hayvanı | ||
| Tarih | ||||
| Tarih | yoke i. | (antik dünyada) bir dik mızrağın üzerine savrulduğu iki dik mızraktan oluşan esaret sembolü | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | yoke i. | esaret | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | yoke i. | top taşıma kolu | ||