as - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

as

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"as" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 36 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
as zf. olarak
as ed. gibi
General
as zf. -dikçe
as zf. dahi
as zf. babında
as ed. için
as ed. kadar
as ed. karşın
as ed. -e rağmen
as ed. rağmen
as bağ. -dukça
as bağ. olduğu gibi
as bağ. madem
as bağ. (olduğu) halde
as bağ. -diği için
as bağ. -irken
as bağ. olduğundan
as bağ. -dıkça
as bağ. mademki
as bağ. ki
as bağ. iken
as bağ. -diğine göre
as bağ. mademki
as bağ. -den dolayı
as bağ. -ken
as bağ. -dığı için
as bağ. -diği gibi
as bağ. çünkü
as bağ. -in kadar
Phrases
as noktasında
Computer
as tür
as yeni türü
as aşağıdaki gibi
as türü
as yeni değer
as adı

"as" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 10 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
as ace i.
General
as ermine i.
as superstar i.
as crack i.
as stoat i.
Colloquial
as one's best card
as in the front rank
as one's trump card
Chemistry
as symbol of arsenic
Card
as ace

"as" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
as a result zf. sonuç olarak
just as zf. tıpkı
General
accept as a gift f. hediye olarak kabul etmek
accept as a present f. hediye olarak kabul etmek
accept as an evidence f. delil olarak kabul etmek
accept as is f. olduğu gibi kabul etmek
acclaim someone as king f. kral ilan etmek
act as f. görevi görmek
act as f. başkasının vazifesini yapmak
act as f. olarak bulunmak
act as f. sıfatıyla hareket etmek
act as f. gibi davranmak
act as f. işlevi görmek
act as a f. görevi görmek
act as a brake f. fren vazifesi görmek
act as a brake f. fren görevi görmek
act as a brake on f. fren vazifesi görmek
act as a broker f. brokerlik yapmak
act as a broker f. komisyonculuk yapmak
act as a go-between f. köprü olmak
act as a prostitute f. fuhuş yapmak
act as a vote-hunter f. oy avcılığı yapmak
act as a witness f. tanıklık etmek
act as a witness f. şahitlik etmek
act as if f. gibi davranmak
act as if he/she was smart f. akıllı/zeki geçinmek
act as interpreter f. tercümanlık yapmak
act as interpreter f. tercümanlık etmek
act as referee f. hakem görevi görmek
adopt as a point of view f. felsefe edinmek
adopt as a principle f. ilke edinmek
adopt as a principle f. felsefe edinmek
adopt quality as a principle f. kaliteyi ilke edinmek
allege as a pretext f. mazeret olarak göstermek
allege as a pretext f. bahane üretmek
allege as a pretext f. bahane uydurmak
appear as f. gibi gözükmek
appear as a guest on a tv show f. konuk olmak (bir tv programına vb)
appear as a guest on a tv show f. konuk olarak katılmak (bir tv programına vb)
appear as an on-air guest f. canlı yayın konuğu olmak
appear as an on-air guest f. canlı yayın konuğu olarak katılmak
appoint a person as an agent f. vekil tayin etmek
appoint someone as distributor f. distribütör tayin etmek
approve as it is f. aynen onamak
as is evident from it's name f. adından anlaşılmak
authorize somebody as assignee f. vekil nasp etmek
be accepted as f. sanılmak
be accepted as f. olarak geçmek
be appointed as a teacher f. öğretmen olarak atanmak
be as busy as a beaver f. başını kaşıyacak vakti olmamak
be as busy as a bee f. başını kaşıyacak vakti olmamak
be as busy as grand central station f. karınca yuvası gibi kaynamak
be as different as night and day f. birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak
be as good as f. geri kalmamak
be as good as f. gibi olmak
be as good as one's bond f. son derece güvenilir olmak
be as good as one's promise f. sözünü tutmak
be as good as one's promise f. sözünde durmak
be as good as one's promise f. sözünü yerine getirmek
be as good as one's word f. sözünde durmak
be as good as one's word f. sözünü tutmak
be as good as one's word f. sözünü yerine getirmek
be as good as your word f. verdiği sözü tutmak
be as happy as lark f. zevkten dört köşe olmak
be as happy as larry f. zevkten dört köşe olmak
be as pissed as a newt f. dut gibi olmak
be as pissed as a newt f. zom olmak
be as pissed as a newt f. leyla olmak
be as sick as a dog f. çok hasta olmak
be as sick as a dog f. yatak döşek hasta olmak
be as sick as a dog f. yataklara düşmek
be as strong as a lion f. aslan kesilmek
be assumed as f. addedilmek
be at a loss as to whom to believe f. iki arada kalmak
be awarded as a prize f. ödül olarak verilmek
be called as f. isimle anılmak
be circulated as a rumour f. ağızdan ağıza yayılmak
be cited as an example f. örnek gösterilmek
be considered as f. olarak anılmak
be considered as f. olarak görülmek
be counted as f. addedilmek
be counted as an offense f. suç sayılmak
be elected as president f. başkan olarak seçilmek
be held as a back up f. yedekte bulundurulmak
be impounded as evidence f. delil olarak el konulmak
be inducted as a commander f. komutan olarak atanmak
be inducted as a governor f. vali olarak atanmak
be kept as a back up f. yedekte bulundurulmak
be mentioned as f. olarak anılmak
be named as f. olarak adlandırılmak
be nominated as a candidate f. aday gösterilmek
be nominated as a candidate f. aday olarak gösterilmek
be perceived as f. olarak algılanmak
be perceived as different f. ayrımsanmak
be pledged as a collateral f. teminat olarak gösterilmek
be pronounced as written f. yazıldığı gibi okunmak
be ranked as the f. (birinci, ikinci, onuncu vb) sırada yer almak
be recorded as absent f. (okula/derse) yok yazılmak
be recorded as absent f. (okula/derse) gelmedi yazılmak
be reflected as an expense f. masraf olarak yansıtılmak
be regarded as f. olarak sayılmak
be regarded as f. olarak kabul edilmek
be regarded as f. sanılmak
be regarded as invalid f. geçersiz sayılmak
be regarded as strange f. garip gelmek
be regarded as strange f. garipsenmek
be regarded as too little f. azımsanmak
be regarded as unfair f. haksız bulunmak
be required as (a qualification) f. şart aranmak
be seen as f. olarak görülmek
be selected as village of the year f. yılın kasabası/köyü seçilmek
be shown as a model f. örnek gösterilmek
be shown as an example f. örnek gösterilmek
be sly as a fox f. tilki gibi kurnaz olmak
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
be so kind as to f. lütfetmek
be supplied as a collateral f. teminat olarak gösterilmek
be supplied to the consumer as fresh f. tüketiciye taze olarak sunulmak
be taken as a basis f. baz alınmak
be taken as a basis f. esas alınmak
be taken as a reference f. referans alınmak
be taken as references f. referans alınmak
be treated as f. gibi davranılmak
be treated as f. gibi muamele görmek
be treated as a fool f. enayi yerine konmak
be used as an aphrodisiac f. afrodizyak olarak kullanılmak
be used as animal feeds f. hayvan beslemede kullanılmak
be used to be known as f. eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek
become as gentle as a lamb f. kuzu kesilmek
become known as f. olarak tanınmak
become known as f. olarak bilinmeye başlamak
behave as an older sister f. ablalık etmek
behave as an older sister (toward) f. ablalık etmek
call as f. olarak anmak
come true as desired f. istenen şekilde gerçekleşmek
come true as expected f. istenen şekilde gerçekleşmek
come true as hoped f. istenen şekilde gerçekleşmek
come true as required f. istenen şekilde gerçekleşmek
come true as wished f. istenen şekilde gerçekleşmek
consider as an evidence f. delil olarak kabul etmek
consider as an obligation f. zorunluluk olarak görmek
consider education as an investment in the future f. eğitimi geleceğe yatırım olarak görmek
consider someone as/to be one's son f. oğlu gibi görmek
consider something as a threat f. tehdit olarak görmek
consider something as significant f. önemli saymak
consider something as significant f. önemli bulmak
consider something as significant f. önemli görmek
construe as criticism f. eleştiri olarak algılamak/yorumlamak
count as f. olarak saymak
count as f. olarak görmek
count as f. gibi saymak
designate someone as f. olarak tayin etmek
designate someone as f. olarak atamak
designate someone as f. olarak belirlemek
die as a hero f. kahraman olarak ölmek
die as a result of one's gunshot wounds f. kurşun yaralarından ölmek
die as an unbeliever f. imansız gitmek
disguise as f. olarak kılık değiştirmek
do as much harm as possible f. etmediğini komamak
do as much harm as possible f. etmediğini bırakmamak
do as one says f. denileni yapmak
double up as a bed f. açılınca yatak olmak
dress as if it is summer f. baharı başına vurmak
elect as president f. başkan olarak seçmek
emerge from something as something f. bir şeyden -e olarak çıkmak/vücut bulmak
employ someone as something f. -e olarak işe almak/çalıştırmak
enable to function as f. olarak işlemesini sağlamak
enable to operate as f. olarak işlemesini sağlamak
enable to perform as f. olarak işlemesini sağlamak
engage someone as something f. olarak işe almak
envision someone as someone else f. birisini bir başkasıymış gibi düşünmek/hayal etmek
fancy oneself as something f. kendini bir şey sanmak
finger someone as someone f. birisini birisi olarak tanıtmak/işaret etmek/göstermek
function as f. işlevini görmek
function as an ambassador f. elçilik etmek
get as red as betroot f. pancar gibi kızarmak
get drunk as a skunk f. zurna olmak
get drunk as a skunk f. zil zurna sarhoş olmak
get drunk as a skunk f. alkol komasına girmek
give as a gift f. hediye etmek
give as a pretext f. bahane göstermek
give as good as one gets (in an argument) f. laf altında kalmamak
give as security f. rehin vermek
give something as an excuse f. bahane göstermek
give up as a bad job f. işin ucunu bırakmak
give up as a bad job f. işin peşini bırakmak
handle something as a whole f. bütün olarak ele almak
happen/take place as expected f. istenen şekilde gerçekleşmek
have a rare talent as an artist f. bir sanatçı olarak nadir bir yeteneğe sahip olmak
have a rare talent as an artist f. bir sanatçı olarak nadir bulunan bir yeteneğe sahip olmak
have as a guest f. misafir olarak kabul etmek
have as a meaning f. anlam olarak almak
have as a purpose f. amaç olarak almak
hold as a hostage f. rehine olarak tutmak
hold as a security f. teminat olarak tutmak
hold up as f. örnek göstermek
inaugurate someone as f. -e olarak tanıtmak
indicate as f. şeklinde belirtmek
interpret as f. şeklinde yorumlamak
keep as a back-up f. yedekte bulundurmak
keep as a security f. teminat olarak tutmak
label (someone) as f. bir kişiyi ... şeklinde yaftalamak
label as f. sınıflandırmak
lay (something) down as a condition f. şart getirmek
lay (something) down as a condition f. şart koymak
lay (something) down as a condition f. şart koşmak
lay down as a condition f. şart koymak
lay down as a condition f. şart koşmak
lead to the same result as another f. aynı yola çıkmak
leave something as it was f. aynen bırakmak
leave things as they are f. (işleri) olduğu gibi bırakmak
live as a slave f. köle gibi yaşamak
look as if f. gibi görünmek
look on someone as mad f. deli yerine koymak
look upon education as an investment in the future f. eğitimi geleceğe yatırım olarak görmek
lose as casualties f. kurban vermek
make (someone) a personal visit (as an act of deference) f. ayağına gelmek
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do f. yola getirmek
make as if f. yapar gibi görünmek
make so bold as to do something f. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
make so bold as to do something f. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
mark so as not to forget f. mim koymak
masquerade as f. kılığına girmek
masquerade as f. taslamak
masquerade as f. kendini ... gibi göstermek
masquerade as f. rolü yapmak
masquerade as f. ayağına yatmak
masquerade as something f. kılığına girmek
materialize as desired f. istenen şekilde gerçekleşmek
materialize as expected f. istenen şekilde gerçekleşmek
materialize as hoped f. istenen şekilde gerçekleşmek
materialize as required f. istenen şekilde gerçekleşmek
nominate as a candidate f. aday göstermek
not as it seems f. göründüğü gibi olmamak
not as young as one used to be f. eskisi gibi genç olmamak
not do as well as expected at the box office f. gişede umduğunu bulamamak
not end up as one had hoped f. fos çıkmak
not get enough love as a child f. çocukken yeterli sevgiyi almamak/görmemek
not get enough love as a child f. çocukken sevgiden yoksun büyümek
occur at the same time as f. denk düşmek
occur at the same time as f. denk gelmek
ordain someone as something f. birini papaz/din adamı/din görevlisi yapmak
ordain someone as something f. papaz olarak atamak/görevlendirmek
pass as f. olarak geçmek
pass as good f. sağlam addedilmek
pass oneself off as f. kendini ... diye satmak
pass oneself off as f. süsü vermek
pass oneself off as f. diye geçinmek
pay as one goes f. peşin parayla alışveriş etmek
perceive something as a threat f. tehdit olarak görmek
play as a playmaker f. oyun kurucu olarak oynamak
pledge as a collateral f. teminat olarak göstermek
pledge something as security f. teminat olarak göstermek
pledge something as security f. teminat olarak vermek
point a reed (for use as a pen) f. kalem açmak
point as a target f. hedef göstermek
portray something/someone as a target f. hedefe koymak
pose as f. kılığına girmek
pose as f. süsü vermek
pose as f. kendine ... süsü vermek
present oneself as f. kesilmek
present oneself as f. kendini .... olarak tanıtmak
provide as a guarantee f. teminat olarak göstermek
provide something as collateral for (a loan) f. teminat olarak göstermek
punish as a warning or deterrent to others f. ibreti alem için cezalandırmak
punish as a warning or deterrent to others f. başkalarına ibret olsun diye cezalandırmak
punish as a warning or deterrent to others f. ibret-i alem olsun diye cezalandırmak
put in somebody as intermediary f. araya koymak
put someone down as f. bir başkası zannetmek
put someone down as f. birinin (bir başkası) olduğunu zannetmek
qualify as news f. haber değeri taşımak
rank as f. yer almak
rank as f. sayılmak
receive someone as an honored guest f. birini onur konuğu olarak kabul etmek
reckon as f. farzetmek
reckon as f. varsaymak
reckon as f. saymak
refer to as f. olarak tanımak
refer to as f. olarak bilmek
regard (somebody/something) as completely unimportant f. hiçe saymak
regard as f. gözüyle bakmak
regard as f. gözü ile bakmak
regard as f. nazarıyla bakmak
regard as f. saymak
regard as f. telakki etmek
regard as f. görmek
regard as f. kabul etmek
regard as f. olarak görmek
regard as f. bilmek
regard as a stranger f. yadırgamak
regard as an enemy f. düşman gözüyle görmek
regard as an enemy f. düşman görmek
regard as burdensome f. yüksünmek
regard as commendable f. övgüye değer bulmak
regard as exceptional f. istisna gözüyle bakmak
regard as exceptional f. istisna olarak görmek
regard as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
regard as impossible f. imkansız gözüyle görmek
regard as possible f. ihtimal vermek
regard as too little f. az bulmak
regard as too little f. azımsamak
regard someone as a son f. oğlu gibi görmek
regard someone as friend f. dost bilmek
regard someone as mad f. deli yerine koymak
regard someone as responsible f. sorumlu tutmak
regard something as a threat f. tehdit olarak görmek
regard something as considerable f. makul karşılamak
regard something as good riddance f. bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak
regard something as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
regard something as inadequate f. yetersiz görmek
regard something as necessary f. gerekli görmek
regard something as necessary f. zorunlu görmek
regard something as necessary f. gerek görmek
regard something as necessary f. lüzumlu görmek
regard something as necessary f. gerek duymak
regard something as significant f. önemli saymak
regard something as significant f. önemli görmek
regard something as significant f. önemli bulmak
regard something as strange f. garip karşılamak
regard something as strange f. tuhaf karşılamak
regard something as unnecessary f. gereksiz görmek
regard something as unnecessary f. lüzumsuz görmek
register as revenue f. irad kaydetmek
remain as a memory in the past f. hayal olmak
remove oneself as a candidate f. adaylıktan çekilmek
rename as f. ...olarak yeniden adlandırmak
represent oneself as f. kendini olarak tanıtmak
represent oneself as f. kendini ... olarak tanıtmak
rock as tough on a spring f. yaylanmak
run as an independent f. bağımsız aday olmak
save as f. yeni adla saklamak
see someone as a brother f. kardeş gibi görmek
see someone as a friend f. arkadaş olarak görmek
see someone as a rival f. rakip görmek
see someone as a rival f. rakip olarak görmek
see someone as a role model f. birini rol model olarak görmek
see someone as a role model f. birini rol model görmek
see someone as an enemy f. rakip görmek
see someone as an enemy f. düşman olarak görmek
see someone as an enemy f. düşman görmek
see someone as an enemy f. rakip olarak görmek
see someone as an opponent f. rakip olarak görmek
see someone as an opponent f. rakip görmek
see someone as responsible f. sorumlu tutmak
see something as a threat f. tehdit olarak görmek
see something as impossible f. imkansız gözüyle bakmak
see something as irritating f. bir şeyi rahatsız edici bulmak
see something as necessary f. gerekli görmek
see something as necessary f. gerek duymak
see something as necessary f. lüzumlu görmek
see something as necessary f. zorunlu görmek
see something as necessary f. gerek görmek
see something as unnecessary f. lüzumsuz görmek
see something as unnecessary f. gereksiz görmek
seem as if f. gibi gelmek
sell as f. olarak satmak
serve as f. işlevini görmek
serve as a brake on f. fren görevi görmek
serve as a deputy f. milletvekilliği yapmak
serve as a model f. emsal olmak
serve as a model f. emsal teşkil etmek
serve as a model f. örnek olmak
serve as a model f. örnek teşkil etmek
serve as a model f. emsal oluşturmak
serve as a shield f. kalkan görevi görmek
serve as a soldier f. askerliğini yapmak
serve as a warning f. uyarı niteliğinde olmak
serve as a warning f. uyarı teşkil etmek
serve as a warning f. uyarı görevi görmek
serve as an offset to something f. bir şeyin güzelliğini belirtmek
serve as basis f. esas oluşturmak
serve as basis f. dayanak teşkil etmek
sober as a judge f. tamamen ayık olmak
sound as if f. gibi gelmek
stamp someone as f. bir şey birinin belirli bir gruba ait olduğunu göstermek
stand as a candidate in something f. adaylığını koymak
stand as still as a statue f. put gibi durmak
start out as f. olarak çalışmaya başlamak
start someone in as f. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
start someone out as f. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
state as f. şeklinde belirtmek
state as f. diye belirtmek
stigmatize as f. damgalamak
stigmatize as f. belirli bir şeyin damgasını vurmak
stigmatize as f. belirli bir şekilde damgalamak
stigmatize as f. damgasını vurmak
straighten up and do as one is supposed to do f. yola gelmek
stroll along (such as a river) f. yanından geçmek (nehir vb)
supply as a collateral f. teminat olarak göstermek
tag someone as f. birine (birşeyin) damgası vurmak
tag someone as f. birine belirli bir damga vurmak
take as a fundamental belief f. felsefe edinmek
take as a goal f. amaç edinmek
take as a reference f. referans olarak almak
take as an example f. örnek almak
take as an example f. pay biçmek
take as principle f. prensip edinmek
take as references f. referans olarak almak
take it as one's duty f. görev bilmek
take it as one's duty f. gayret etmek
take it as one's duty to f. görev kabul etmek
take shape as f. biçimini almak
take someone as a model f. model almak
take someone as an example f. model almak
take something as a collateral f. teminat olarak almak
take something as a mission f. misyon edinmek
take something as a primary issue f. öncelikli tutmak
take something as a prime concern f. öncelikli tutmak
take something as pledge f. teminat almak
take something as security f. teminat almak
take something as starting f. başlangıç olarak almak
take something as starting f. başlangıç almak
take something on as a duty f. görev edinmek
take/regard/consider something as an insult f. hakaret saymak
take/regard/consider something as an insult f. hakaret kabul etmek
taken as granted f. bahşedilmiş gibi saymak
taken as granted f. bahşedilmiş saymak
throw in as a bonus f. (bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek
treat as unimportant f. hafife almak
treat somebody as an enemy f. düşmanlık etmek
treat something as a joke f. işi şakaya vurmak
turn as red as a beet f. pancar gibi olmak
undertake as a duty f. görev edinmek
use as a base f. baz olarak almak
use as a means of f. araç olarak kullanmak
use as a reference f. kaynak almak
use as a reference f. kaynak olarak kullanmak
use as a screen f. paravan olarak kullanmak
use as a shield f. siper etmek
use as a source f. kaynak olarak kullanmak
use as a source f. kaynak almak
use as a trump card f. koz olarak kullanmak
use as an alternative to f. alternatif olarak kullanmak
use somebody as a tool f. maşa gibi kullanmak
use someone as a cat's paw f. birini maşa olarak kullanmak
use something as a model f. bir şeyi model olarak kullanmak
use something as bait f. yem olarak kullanmak
use something as base f. baz almak
use something as base f. temel olarak kullanmak
use something as base f. temel almak
use something as base f. dayanak almak
use something as starting f. başlangıç almak
use something as starting f. başlangıç olarak almak
view something as a threat f. tehdit olarak görmek
view something as significant f. önemli saymak
view something as significant f. önemli bulmak
view something as significant f. önemli görmek
work as a laborer f. ırgatlık etmek
work as a lawyer f. avukat olarak çalışmak
work as a lawyer f. avukatlık yapmak
work as a teacher f. öğretmen olarak çalışmak
work as a team f. takım/ekip halinde çalışmak
work as a team f. bir takım gibi çalışmak
work as a team f. bir ekip gibi çalışmak
work as a team f. takım olarak çalışmak
work as an apprentice f. çıraklık etmek
work as an intern f. stajyer olarak çalışmak
a face as long as a fiddle i. suratı iki karış
a man dressed as father christmas i. noel baba kılığında bir adam
a person with the same name as another i. adaş
adopted girl brought up as a servant i. ahretlik
as an exception i. istisna olarak
as much again i. bir misli daha
as sixteenths i. onaltıda bir
as the crow flies i. kuş uçuşu
as-sirāt (arabic) i. sırat köprüsü
as-sirat al-mustaqeem (arabic) i. sırat köprüsü
as-sirat al-mustaqim (the straight path) i. doğru yol
catch-as-catch-can i. serbest güreş
child as laborer i. işçi çocuk
deaf as a doorpost i. duvar gibi sağır
dogs as laboratory animals i. laboratuvar hayvanları olarak köpekler
education as institution i. eğitim kurumu
fish as laboratory animals i. laboratuvar hayvanları olarak balıklar
formerly known as i. önceden ..olarak bilenen
grain as feed i. yemlik tahılları
grain as feed i. yemlik tahıllar
mash used as dog food i. yal
musicians as authors i. müzisyen yazarlar
noteworthy as news i. haber nitelikli
pay-as-you-go phone i. kontörlü hat
people such as these i. bu gibiler
petroleum as fuel i. akaryakıt
petroleum as fuel i. akar-yakıt
population as a whole i. toplam nüfus
representation of oneself as i. kendini olarak tanıtma
representation of oneself as i. kendini ... olarak tanıtma
requirement as to form i. şekil şartı
sale of foodstuffs by a municipality so as to regulate the prices i. tanzim satışı
same deal as before i. önceki anlaşmanın aynısı
start off as a waiter and end up as the owner of the restaurant i. restoranda garson olarak çalışmaya başlayıp sonunda restoranın sahibi olmak
suicide as a social problem i. toplumsal bir sorun olarak intihar
test of english as a foreign language i. yabancı dil olarak ingilizce testi
test of english as a foreign language i. toefl
the average daily earning taken as basic to premium i. ortalama günlük kazanç
the average daily earning taken as basic to premium i. prime esas
the country as a whole i. ülkenin bütünü
the country as a whole i. ülkenin tamamı
turkish as a foreign language i. yabancı dil olarak türkçe