when - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

when

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"when" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
when zf. ne zaman
General
when i. zaman
when zf. ne zaman
when zf. ne vakit
when bağ. -diği (gün)
when bağ. -dığı zaman
when bağ. -dığında/-diğinde
when bağ. -ması gerektiği halde
when bağ. -diği zaman
when bağ. sırasında
when bağ. (olması gerektiği) halde
when bağ. vakit
when bağ. (mümkün olduğu) halde
when bağ. -diğinde
when bağ. -ince
when bağ. iken
when bağ. -ması mümkün olduğu halde
when bağ. -diğine göre
when bağ. -de
when bağ. -dığında
when bağ. -ken
when bağ. -ınca
Technical
when ne zaman
Computer
when koşul
when tarih
when zamanı

"when" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
when? zf. ne zaman?
General
exert one's strength when bearing a child or defecating f. ıkınmak
fail to pay the invoice when due f. faturanın gününü geçirmek
know when one is not wanted f. istenmediğini bilmek
quit when you are on top f. zirvede bırakmak
period when the courts are closed i. adli tatil
as and when required zf. gerektiğinde ve gerektikçe
at the time when zf. vaktaki
barely...when zf. -er...-mez
hardly.... when zf. -maz
hardly.... when zf. -r
no matter when zf. her ne zaman olursa olsun
no matter when zf. ne zaman olursa olsun
only when zf. ancak o zaman
only when zf. ancak o vakit
regardless when zf. ne zaman olduğuna bakmayarak
scarcely when zf. -er
scarcely when zf. -emez
since when zf. o zamandan beri
since when zf. ne zamandan beri
until when zf. ne zamana kadar
until when zf. o zamana kadar
until when zf. ne zamana kadar?
when analyzed zf. incelendiğinde
when conditions are suitable zf. koşullar münasip olduğunda
when conditions are suitable zf. şartlar uygun olduğunda
when considered zf. dikkate alındığında
when considered zf. düşünüldüğünde
when desired zf. dilediğinde
when examined zf. bakıldığında
when it is considered zf. düşünüldüğünde
when it is considered zf. dikkate alındığında
when it is taken into consideration zf. dikkate alındığında
when necessary zf. sırasında
when needed zf. gerekli olduğunda
when needed zf. gerektiği zaman
when needed zf. gerekli olunca
when needed zf. gerektiğinde
when needed zf. ihtiyaç duyulduğu zaman
when occasion serves zf. fırsat düşünce
when possible zf. olası olduğunda
when required zf. gerektiği zaman
when required zf. gerekli olduğunda
when required zf. gerekli olunca
when required zf. gereğinde
when required zf. ihtiyaç duyulduğu zaman
when required zf. gerektiğinde
when taking into consideration zf. nazara alındığında
when taking into consideration zf. dikkate alındığında
when the time comes zf. zaman geldiğinde
when then zf. o zaman
when then zf. her ne zaman olsa
when there zf. orada
when there zf. her nerede olsa
when there is a need zf. ihtiyaç olduğunda
when there is a need zf. ihtiyaç duyulduğunda
when there is a need zf. ihtiyaç halinde
when they grace us with their presence zf. teşrif buyurduklarında
when? zf. ne zaman?
where and when zf. nerede ve ne zaman
regardless of when ed. ne zaman olduğuna bakmayarak
when intending to ed. derken
as and when bağ. ne zaman
even when bağ. -de dahi
when (something to happen) bağ. olduğu zaman
hit a man when he's down! ünl. vur abalıya!
Phrases
even when dogs bark, the parade goes on it ürür kervan yürür
knowledge grows when shared bilgi paylaştıkça büyür
when all else fails başka hiçbir şey işe yaramadığında
when all else fails tüm çareler tükendiğinde
when all is said and done en son
when all these reasons are taken into consideration/account bütün bu nedenler düşünüldüğünde
when appropriate yeri geldiğinde
when circumstances allow koşullar el verdiğinde
when circumstances allow şartlar el verdiğince
when compared to (ile) karşılaştırıldığında
when considered from this point of view bu açıdan bakıldığında
when considering nazara alındığında
when considering dikkate alındığında
when convenient uygun zamanda
when disaster strikes felaket/afet vurduğunda/vurunca
when due zamanında
when due vadesinde
when elephants fight ants die filler tepişir karıncalar ezilir
when everything is considered her şey göz önüne alındığında
when examining bakıldığında
when examining bakacak olursak
when first seen ilk görüldüğünde
when in fact rağmen
when in fact mademki
when in fact -ken
when it comes to söz konusu olduğunda
when it comes to denince
when it comes to söz konusu olunca
when it comes to denilince
when it comes to the push sorun ciddileşirse
when it does not have to zorunluluğu bulunmamakla birlikte/bulunmadığında
when it is taken into account dikkate alındığında
when it is taken into account düşünüldüğünde
when it is thought düşünülünce
when it is thought düşünüldüğünde
when looking back geriye dönüp baktığında
when looking back geriye dönüp baktığımda
when looking from outside dışarıdan bakınca
when necessary ihtiyaç olduğunda
when necessary yeri gelir
when necessary gerekli olunca
when necessary gerektiğinde
when needs be ihtiyaç halinde
when needs be ihtiyaç olduğunda
when needs be gerektiğinde
when not otherwise specified aksi belirtilmedikçe
when occasion serves gereğinde
when occasion serves fırsat olunca
when one thinks düşünüldüğü zaman
when possible fırsat oldukça
when taken into account dikkate alındığında
when taken into account düşünüldüğünde
when the chips are down zora düşüldüğünde
when the circumstances allow şartlar el verdiğinde
when the circumstances allow şartlar el verdiğince
when the going gets tough işler sarpa sarınca
when the need arises ihtiyaç duyulduğunda
when the need arises gereksinim doğduğunda
when the need arises ihtiyaç halinde
when the need arises gereksinim olduğunda
when the need arises ihtiyaç olduğunda
when the occasion arises yeri geldikçe
when the occasion arises sırası geldikçe
when viewed from this aspect bu açıdan bakıldığında
when we consider göz önünde bulundurursak
when we consider göz önünde bulundurduğumuzda
when we first met(meet) ilk görüştüğümüzde
when we look at the present günümüze baktığımızda
when we look more closely daha yakından baktığımızda
when we look today günümüze baktığımızda
when you say denilince
when you say denince
when you speak of denilince
when you speak of denince
Proverb
anyone can hold the helm when the sea is calm sakin denizde herkes kaptan kesilir
anyone can hold the helm when the sea is calm deniz sakinken dümeni herkes tutar
hoist your sail when the wind is fair su akıyorken testiyi doldur
hoist your sail when the wind is fair su akarken testiyi doldurmalı
liar is not believed even when he tells the truth yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz
liar is not believed even when he tells the truth yalancının evi yanmış kimse inanmamış
liar is not believed when he tells the truth yalancının mumu yatsıya kadar yanar
liar is not believed when he tells the truth yalancının evi yanmış kimse inanmamış
liar is not believed when he tells the truth yalancı kırk yılda bir doğru söylese de inanan olmaz
needs must when the devil drives çaresizlik insana herşeyi yaptırır
needs must when the devil drives çaresizlik insana neler yaptırmaz
needs must when the devil drives aç elini kora sokar
when in rome, do as the romans do roma'da romalılar gibi davran
when in rome, do as the romans do bulunduğun yerin kurallarına göre hareket et
when one door shuts another opens bir kapı kapanır bir kapı açılır
when one door shuts another opens bir kapı kapanır bir diğeri açılır
when one door shuts, another opens bir kapı kapanır bir kapı açılır
when poverty comes in at the door love flies out at the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
when poverty comes in at the door love flies out of the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
when poverty comes in at the door, love flies out at the windows yokluk kapıdan girince aşk pencereden uçar
when the cat's away the mice will play kedi gidince meydan farelere kalır
when the cat's away, the mice will play kedilerin olmadığı yerde meydan farelere kalır
when the going gets tough, the tough get going işler zorlaştığında güçlü olan sıyrılır geçer
when the wolf comes in at the door, love creeps out of the window yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar
When you lie down with dogs you get fleas itle yatan pireyle kalkar
When you lie down with dogs you get fleas körle yatan şaşı kalkar
why buy a cow when milk is so cheap nerede beleş oraya yerleş
why buy a cow when milk is so cheap maşa varken elimi niye ateşe sokayım
why buy a cow when milk is so cheap bedava bulabiliyorsam neden para vereyim
why buy a cow when you can get milk for free maşa varken elimi niye ateşe sokayım
why buy a cow when you can get milk for free bedava bulabiliyorsam neden para vereyim
why buy a cow when you can get milk for free nerede beleş oraya yerleş
you can't take it with you when you die dünya malı dünyada kalır
Colloquial
as/when the spirit moves him/her keyfi gelince
cross that bridge when you come to it o işi de/onu da zamanı gelince hallederiz
say when (özellikle birisinin bardağına bir şeyler doldururken) yeter de
since when do you care? ne zamandan beri umurunda?
since when? ne zamandır
some people just don't know when to give up bazı insanlar nerede/ne zaman duracağını bilmiyorlar/bilmezler
some people just don't know when to stop bazı insanlar nerede/ne zaman duracağını bilmiyorlar/bilmezler
when the time is right zamanı gelince
Idioms
hit a man when he's down düşene tekme atmak
hoist your sail when the wind is fair koşullar uygun olduğunda harekete geçmek
I'll look you up when I'm in town (bir daha) şehre gelince/geldiğimde, seni ararım
it'll be a long day in january (when something happens) olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil
it'll be a long day in january (when something happens) asla olmaz/gerçekleşmez
kick somebody when they're down düşene bir tekme daha vurmak
let's cross that bridge when we come to it olmamış bir şey için endişelenmeyelim
look me up when you're in town (bir daha şehre) geldiğinde/uğradığında beni ara
not know when to give up ne zaman duracağını bilmemek
not know when to quit ne zaman duracağını bilmemek
not know when to stop ne zaman duracağını bilmemek
one does not need a guide when the village is in sight görünen köy kılavuz istemez
smile when you say that yapmazsın sen!
smile when you say that şaka yapıyorsun!
when a bald man dies, they say he had golden hair kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olur
when hell freezes over çıkmaz ayın son çarşambası
when hell freezes over balık kavağa çıkınca
when hell freezes over asla
when hell freezes over hiç
when hell freezes over hiçbir zaman
when hell freezes over çıkmaz ayın son çarşambasında
when it comes right down to it her şey göz önüne alındığında
when it comes to the crunch en zor aşamaya gelinirse
when it comes to the crunch iş ciddiye bindiğinde
when it comes to the crunch en zor aşamaya gelindiğinde
when least expected beklenmedik bir anda
when least expected ummadık anda
when one is good and ready hazır olduğunda
when one's ship comes home çok zengin olunca
when one's ship comes in köşeyi döndüğünde
when one's ship comes in zengin olduğunda
when one's ship comes in çok zengin olunca
when pigs fly kırmızı kar yağınca
when pigs fly balık kavağa çıkınca
when push comes to shove iş o noktaya gelirse
when push comes to shove iş o raddeye gelirse
when push comes to shove bıçak kemiğe dayanırsa
when push comes to shove en olmadı (öyle yaparız)
when somebody was a mere twinkle in their father's eye daha babanın yemediği portakalda vitaminken
when somebody was a twinkle in their father's eye daha babanın yemediği portakalda vitaminken
when the cat is away the mice will play kedi gidince meydan farelere kalır
when the chips are down bıçak kemiğe dayanınca
when the chips are down çok önemli bir noktaya erişildiğinde
when the chips are down çok önemli bir karar alınması gerektiğinde
when the chips are down karar verme zamanı geldiğinde
when the chips are down bütün kozlar oynandığında
when the chips are down önemli noktada
when the chips are down çok önemli bir noktaya ulaştığında
when the chips are down kozlar oynandığında
when the chips are down işler rayına oturunca
when the chips are down önemli bir noktaya varıldığında
when the chips are down kritik zamanlarda
when the chips are down harekete geçme zamanı geldiğinde
when the cows come home balık kavağa çıkınca
when the cows come home çıkmaz ayın son çarşambası
when the cows come home çıkmaz ayın son çarşambasında
when the cream rises to the top heyecanın doruğa ulaştığı an
when the crunch comes zor zamanlar başladığında
when the crunch comes iş ciddiye bindiğinde
when the dust settles toz duman dağıldığında
when the dust settles ortalık yatışınca
when the dust settles ortalık durulunca
when the pigs fly çıkmaz ayın son çarşambasında
when the pigs fly çıkmaz ayın son çarşambası
when the pigs fly balık kavağa çıkınca
when the spirit moves you bir şeyi keyfi gelince yapmak
when the spirit moves you bir şeyi ancak istediğinde yapmak
when the time comes zamanı gelince
when two hungry people lie together, a beggar is born iki çıplak bir hamamda yakışır
when two sundays come together iki cihan bir araya gelse
when two sundays come together çıkmaz ayın son çarşambası
when two sundays come together asla
when two sundays come together balık kavağa çıkınca
zigged when one should've zagged birşeyi olması gerektiğinin tersi şekilde yapmak
Speaking
call me when you get there oraya vardığında/ulaştığında beni ara
come back when you can stay longer daha uzun vaktiniz olduğunda yine gelin
did my mother cry when she saw me? annem beni görünce ağladı mı?
did you ever keep a journal when you were a kid? çocukken hiç günlük tuttun mu?
didn't you see me when you came in? girerken beni görmedin mi?
do you know when you'll be home? ne zaman evde olacağını biliyor musun?
do you remember that night when the kid got kidnapped? çocuğun kaçırıldığı geceyi hatırlıyor musun?
don't run when you lose kaybedince kaçma
don't whine when it hurts canın yandığında sızlanma
he used to swim when he was young o gençken yüzerdi
how old was he when he died? kaç yaşında öldü?
how old was she when she died? kaç yaşında öldü?
I always help people when they need help ben her zaman insanlara ihtiyacı olduklarında yardım ederim
I felt so excited when I looked at the envelope zarfa baktığımda çok heyecanlandım
I felt so excited when I looked at the envelope zarfa baktığım zaman çok heyecanlandım
I felt so excited when I looked at the envelope zarfa bakınca çok heyecanlandım
I like smoking cigarettes when I'm high kafam güzelken sigara içmeyi severim
I paid the rent when it was due kirayı zamanında ödedim
I play volleyball when I am in stress ben stresliyken voleybol oynarım
I play volleyball when I am in stress ben stres anında voleybol oynarım
I used to cry very much when I was a child çocukken çok ağlardım
I wanna be a stylist when I grow up büyüyünce stilist olmak istiyorum
I want to be a stylist when I grow up büyüyünce stilist olmak istiyorum
I want to be like him when I grow up büyüyünce onun gibi olmak istiyorum
I want to be like him when I grow up büyüdüğümde onun gibi olmak istiyorum
I was very mischievous when I was a kid küçükken çok yaramazmışım
I was very mischievous when I was a kid çocukken çok yaramazmışım
I was very mischievous when I was young küçükken çok yaramazmışım
I was very mischievous when I was young çocukken çok yaramazmışım
I was very naughty when I was a kid küçükken çok yaramazmışım
I was very naughty when I was a kid çocukken çok yaramazmışım
I was very naughty when I was young küçükken çok yaramazmışım
I was very naughty when I was young çocukken çok yaramazmışım
I'll believe it when I see it görürsem inanırım
It'll be a long day in january when something happens olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil/olmayan
i don't know when i'll be back ne zaman dönerim bilmiyorum
i don't want to kick a man when he's down düşene bir tekme de ben vurmak istemiyorum
i got beaten up a lot when i was young gençken çok dayak yedim
i was here when it happened o olay sırasında buradaydım
i was on the verge of leaving when he arrived o geldiğinde ben gitmek üzereydim
i was surprised when i saw her on tv onu televizyonda görünce şaşırdım
i was surprised when i saw him on tv onu televizyonda görünce şaşırdım
if not now, when? şimdi değil ise ne zaman?
i'll believe it when i see it gözümle görmeden inanmam
i'll call you when i get in vardığımda seni seni ararım
i'm taking it with me when i leave giderken onu yanımda götüreceğim
it doesn't know when to stop nerede duracağını bilmez
it only hurts when i breathe sadece nefes aldığımda acıyor
it's always so tragic when one loses a child birinin çocuğunu kaybetmesi her zaman trajik olmuştur
just let me know when you hear anything at all bir şeyler öğrenirsen bana da haber ver
let me know when you're done işin bitince haber ver
let us know when you come geldiğinizde bize haber verin
let us know when you come geldiğinde bize haber ver
let us know when you're done işiniz bitince haber verirsiniz
life is beautiful when we share it hayat onu paylaştığımızda güzel
mom knows best when it comes to making a decision bir karar vermeye gelince annem en iyisini bilir
my parents divorced when i was really young annem ve babam ben çok küçükken boşandılar
my wife gets nervous when i'm held up ben gecikince karım endişeleniyor
remind me when we get back home eve döndüğümüzde bana hatırlat
see you when i see you görüştüğümüz zaman görüşürüz
see you when i see you ne zaman rast gelirsek görüşürüz
she used to swim when she was young o gençken yüzerdi
since when? ne zamandan beri?
some people just don't know when to quit bazı insanlar nerede/ne zaman duracağını bilmiyorlar/bilmezler
sometimes i don't know when you're kidding bazen ne zaman şaka yaptığını anlamıyorum
their mother died when they were young anneleri küçükken öldü
they broke the mould when they made somebody eşi benzeri olmayan
they broke the mould when they made something eşi benzeri olmayan
they could swim when they were five beş yaşında yüzebiliyorlardı
time flies when you're having fun eğlenirken / keyifliyken zamanın nasıl geçtiğini farketmezsin
time was (when...) (olduğu vb) zamanlarda
until when? ne zamana kadar?
wake me up when it's all over her şey bittiğinde beni uyandır
wake me up when it's all over tum bunlar geçtiğinde beni uyandır
we came here when i was little buraya ben küçükken geldik
we can have a nice long talk when i come back döndüğümde uzun uzun konuşuruz
what did you have for breakfast when you were a child? çocukken kahvaltıda ne yerdin?
what did you want to be when you were a kid? çocukken ne olmak isterdin?
what difficulties do you have when writing poetry? şiir yazarken nasıl/ne gibi zorluklar yaşıyorsun?
what do you buy when you go shopping? alışverişe çıktığında ne alırsın?
what do you do when you get home from school? okuldan gelince ne yaparsın?
what do you do when you get home from school? okuldan geldiğinde ne yaparsın?
what do you do when you get home from school? okuldan eve gelince ne yaparsın?
what do you want to be when you grow up? büyüyünce ne olmak istiyorsun?
what happened when you got home? eve gittiğinde ne oldu?
what happens when you catch the flu? gribe yakalandığında ne olur?
what happens when you catch the flu? grip olduğunda ne olur?
what is the first thing that should be done when a car starts to skid? araba kaymaya başladığında yapılması gereken ilk şey nedir?
what makes you feel better when you are in a bad mood? kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda size kendinizi ne iyi hissettirir?
what went through your head when you did that? bunu yaparken aklından neler geçiyordu?
what will you be when you grow up büyüdüğünde ne olacaksın
when all is said and done tüm bunlardan sonra
when all is said and done şöyle bir bakıp düşündüğünde
when all is said and done her şey düşünülüp tartıldığında
when all is said and done herşeyden önemlisi
when all is said and done aslına bakarsan
when an alarm goes alarm çaldığında
when are you coming home? eve ne zaman dönüyorsun?
when are you due? doğum ne zaman?
when are you free? ne zaman müsaitsin?
when are you free? ne zaman boşsun?
when are you going to accept it? ne zaman kabul edeceksin?
when are you going to give me some food? bana ne zaman yiyecek bir şeyler vereceksin?
when are you going to marry? ne zaman evleneceksin?
when are you going? ne zaman gidiyorsun?
when are you going? ne zaman gidiyorsunuz?
when are you planning to come? ne zaman gelmeyi planlıyorsun?
when are you two getting married? ne zaman evleniyorsunuz bakalım?
when can he come and visit you? seni ne zaman gelip görebilir?
when can you come here? buraya ne zaman gelebilirsin?
when can you get here? buraya ne zaman gelebilirsin?
when considering nazara alındığında
when considering dikkate alındığında
when did he become an architect? ne zaman mimar oldu?
when did he die? ne zaman öldü?
when did she/he get up? o ne zaman kalktı?
when did the robbery happen? soygun ne zaman oldu?
when did this happen? bu ne zaman oldu?
when did this happen? ne zaman olmuş bu?
when did we meet? ne zaman tanıştık?
when did you come ne zaman geldin
when did you come back? ne zaman döndün?
when did you do all this? bütün bunları ne zaman yaptın?
when did you do this? bunu ne zaman yaptın?
when did you do this? bunu ne zaman yaptınız?
when did you find out that you were pregnant? hamile olduğunu ne zaman öğrendin?
when did you find out? ne zaman öğrendin?
when did you get robbed? ne zaman soyuldun?
when did you go there? oraya ne zaman gittin?
when did you go there? oraya ne zaman gittiniz?
when did you go there? oraya ne ara gittin?
when did you go to the university? ne zaman üniversiteye gittin?
when did you go to the university? üniversiteye ne zaman gittin?
when did you last see her? onu en son ne zaman gördünüz?
when did you last see him? onu en son ne zaman gördünüz?
when did you learn to read and write? okuma yazmayı ne zaman öğrendin?
when did you learn to read? okumayı ne zaman öğrendin?
when did you say he was here last? o buraya en son ne zaman geldi dediniz?
when did you start smoking? ne zaman sigaraya başladın?
when did you wake up? ne zaman uyandın?
when did you watch? ne zaman izledin?
when did you watch? ne zaman seyrettin?
when do we eat? ne zaman yiyoruz?
when do we start tomorrow? yarın ne zaman başlıyoruz?
when do we start tomorrow? yarın saat kacta başlıyoruz?
when do we start tomorrow? yarın kaçta başlıyoruz?
when do we talk about money? para konusuna ne zaman geleceğiz?
when do you come home? ne zaman eve gelirsin?
when do you go to work? işe ne zaman gidiyorsun?
when do you go to work? işe ne zaman gidersin?
when do you go to work? işe ne zaman gideceksin?
when do you have breakfast? ne zaman kahvaltı yaparsınız?
when do you have breakfast? ne zaman kahvaltı yaparsın?
when do you have time? ne zaman zamanın olur?
when do you start this job? bu işe ne zaman başlıyorsun?
when do you use your computer? bilgisayarını ne zaman kullanırsın?
when do you wake up in the mornings? sabahları kaçta kalkıyorsun?
when does it start ne zaman başlıyor
when does the bell ring? ne zaman zil çalacak?
when does the bell ring? zil ne zaman çalacak?
when does the marathon take place every year? maraton her yıl ne zaman gerçekleşiyor?
when does the train leave? tren ne zaman kalkıyor?
when does the train leave? tren ne zaman ayrılıyor?
when does your father wash his car? baban arabasını ne zaman yıkıyor?
when does your father wash his car? baban arabasını ne zaman yıkar?
when have you ever heard her say anything like that? sen şimdiye kadar onun böyle bir şey söylediğini ne zaman duydun mu?
when he comes for you senin için geldiğinde
when he comes home o, eve geldiğinde
when he was twenty yirmi yaşındayken
when he went o gittiğinde
when I am grown up büyüdüğümde
when I come home eve geldiğimde
when I feel stressed stresli olduğum anlarda
when I feel stressed ben stresliyken
when I feel stressed stresli olduğum zamanlarda
when I grow up ben büyüyünce
when I opened the door kapıyı açtığımda
when I returned home from school okuldan eve döndüğümde
when I saw him/her onu gördüğümde
when I see him/her onu gördüğümde
when I wake up uyandığımda
when I was a child ben çocukken
when I was in my bed yatağımdayken
when I was your age senin yaşındayken
when I was your age sizin yaşınızdayken
when I woke up uyandığımda
when I'm sad üzgünken
when I'm upset üzgünken
when i came to kendime geldiğimde
when i didn't hear from you senden haber almayınca
when i feel that way ne zaman öyle hissetsem
when i find a chance fırsat buldukça
when i first saw you seni ilk gördüğümde
when i get back döndüğümde
when i get some time off work işten izin aldığımda
when i grow up büyüyünce
when i grow up büyüdüğümde
when i had my first baby i wanted to go home to mother ilk bebeğim olduğunda anneme gitmek istemiştim
when i had the chance fırsatım varken
when i have/can find the time fırsat buldukça
when i look at my own life kendi hayatıma baktığımda
when i look back geriye dönüp baktığımda
when i said that i was retired that was a lie emekli olduğumu söylediğimde yalan söylüyordum
when i see you again seni tekrar gördüğümde
when i tell you to sana söylediğimde
when i was 16 years old ben 16 yaşındayken
when i was a kid çocukken
when i was a little boy küçük bir çocukken
when i was a little girl ben küçük bir kızken
when i was away ben yokken
when i was in school okuldayken
when i was little ben küçükken
when i was young gençliğimde
when i was young ben gençken
when i was your age senin yaşındayken
when i'm gone ben gittiğimde
when i'm ready ne zaman hazır olursam
when is the last time you ate pizza? en son ne zaman pizza yedin?
when is the last time you had something to eat? en son ne zaman yemek yedin?
when is the wedding? düğün ne zaman?
when is your birthday? doğum gününüz ne zaman?
when is your birthday? doğum günün ne zaman?
when is your exam? sınavın ne zaman?
when it comes right down to it gerçekten düşününce
when it comes to creativity iş yaratıcılığa geldiğinde
when it comes to finance iş finansa geldiğinde
when it comes to money iş paraya geldiğinde
when it comes to money iş paraya gelince
when it comes to money iş para konusuna gelince
when it comes to money konu para olduğunda
when it comes to money konu paraya gelince
when it is said söylenildiğinde
when it is the case hal böyle olunca
when it's just the two of us biz bizeyken
when it's ready (wir) hazır olduğunda
when it's sunny hava güneşli iken
when it's sunny hava güneşliyken
when monday comes pazartesi geldiğinde/olduğunda
when my mother was pregnant with me annem bana hamileyken
when push comes to shove işin şakası kalmayınca
when push comes to shove iş ciddileşince
when push comes to shove bıçak kemiğe dayandığında
when push comes to shove işler ciddiye binince
when shall we meet? ne zaman buluşalım?
when shall we meet? ne zaman buluşacağız?