bariz - Türkisch Englisch Wörterbuch

bariz

Bedeutungen von dem Begriff "bariz" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 56 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
bariz obvious adj.
The wireless Internet will be the obvious hunting ground of the troublemaker.
Kablosuz İnternet, sorun çıkaranların bariz avlanma alanı olacaktır.

More Sentences
bariz apparent adj.
General
bariz clear adj.
There is clear evidence of breaking and entering.
Haneye tecavüze ilişkin bariz deliller mevcut.

More Sentences
bariz blatant adj.
All students were shocked by the blatant racism of his remarks.
Tüm öğrenciler onun sözlerindeki bariz ırkçılık karşısında şok oldular.

More Sentences
bariz glaring adj.
How did you manage to overlook such a glaring error?
Bu kadar bariz bir hatayı nasıl görmezden gelebildin?

More Sentences
bariz obvious adj.
The wireless Internet will be the obvious hunting ground of the troublemaker.
Kablosuz İnternet, sorun çıkaranların bariz avlanma alanı olacaktır.

More Sentences
bariz insistent adj.
The insistent noise rising from the construction disrupted their conversation.
İnşaattan gelen bariz gürültü konuşmalarını böldü.

More Sentences
bariz outright adj.
Amber's outright insult made things worse.
Amber'ın bariz hakareti işleri daha da kötüye götürdü.

More Sentences
bariz blatantly adv.
Two major countries have blatantly departed from compliance with the Stability Pact’s rules.
İki büyük ülke İstikrar Paktı kurallarına uymaktan bariz bir şekilde uzaklaştı.

More Sentences
Colloquial
bariz outright adv.
Amber's outright insult made things worse.
Amber'ın bariz hakareti işleri daha da kötüye götürdü.

More Sentences
General
bariz apparentness n.
bariz as plain as a pikestaff adj.
bariz distinct adj.
bariz marked adj.
bariz gross adj.
bariz pronounced adj.
bariz sharp adj.
bariz blazing adj.
bariz to the fore adj.
bariz conspicuous adj.
bariz avowed adj.
bariz as plain as the nose on your face adj.
bariz evident adj.
bariz apodeictic adj.
bariz apodictical adj.
bariz apodictic adj.
bariz apodeictical adj.
bariz clean adj.
bariz ill-concealed adj.
bariz acute adj.
bariz noticeable adj.
bariz thick adj.
bariz transparent adj.
bariz eminent adj.
bariz unabashed adj.
bariz undisguisable adj.
bariz undoubtful adj.
bariz baldfaced adj.
bariz bald-faced adj.
bariz unsubtle adj.
bariz bodacious adj.
bariz openhanded adj.
bariz immediate adj.
bariz out–front adj.
bariz ostensible adj.
bariz out-and-out adj.
bariz conspicuously adv.
bariz egregious N.
Idioms
bariz (as) clear as day adj.
bariz plain as day adj.
bariz plain as the nose on your face adj.
bariz writ large expr.
Law
bariz overt adj.
Geology
bariz phanerite adj.
Archaic
bariz bright adj.
British Slang
bariz bait n.

Bedeutungen, die der Begriff "bariz" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 125 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
(bir yazılı eseri vb) bariz aşırma blatant plagiarism n.
bariz aşırmacılık blatant plagiarism n.
bariz intihal blatant plagiarism n.
bariz neden/sebep obvious reason n.
bariz seçim obvious pick n.
bariz kusurlar glaring defects n.
bariz olan şey truth n.
bariz şey blatancy n.
benzerlerine göre bariz küçük olan şey mini n.
bariz hata gaffe n.
bariz korkak craven n.
bariz yalan blatant lie n.
bariz başarı şansı prospect n.
en bariz örneği quintessence n.
en bariz örnek quintessence n.
bariz etkilemek drive v.
bariz şekilde göstermek pinpoint v.
bariz olmak seem v.
daha bariz distincter adj.
bariz özelliklerle ayırt edilmiş contradistinguished adj.
bariz özelliklerle ayırt edilebilen contradistinguished adj.
en bariz sharpest adj.
bariz olmayan anapodeictic [rare] adj.
bariz olmayan unconspicuous adj.
bariz olmayan understated adj.
bariz olmayan undistinct adj.
bariz olmayan unobvious adj.
yüksek bir ses gibi son derece dikkat çekici ve bariz blaring adj.
bariz işaretler veya izler taşıyan manifest (of) adj.
son derece ve bariz suç olan heinous adj.
bariz olmayan hidden adj.
bariz titreşimli heavy adj.
bariz seçime ait open-and-shut adj.
kullanılamayacağı bariz olan condemned adj.
bariz gibi duran apparent adj.
bariz bir biçimde demonstrably adv.
bariz bir biçimde explicitly adv.
bariz bir şekilde blazingly adv.
bariz bir biçimde saliently adv.
bariz bir şekilde materially adv.
bariz bir şekilde flagrantly adv.
bariz biçimde pointedly adv.
bariz olmayan bir şekilde understatedly adv.
bariz bir şekilde uyumsuz olan bu grupta in this galley adv.
bariz bir şekilde garip olan bu yerde in this galley adv.
bariz şekilde obtrusively adv.
bariz bir şekilde grossly adv.
aşırı bariz şekilde flamingly adv.
bariz bir şekilde out-and-out adv.
bariz biçimde obviously adv.
bariz biçimde patently adv.
Phrasals
(biri/bir şey) için bariz bir hale gelmek grow upon (someone or something) v.
(biri/bir şey) için bariz bir hale gelmek grow on (someone or something) v.
(biri) için bariz bir hale gelmek grow upon (one) v.
bariz bir hale gelmek grow on v.
(biri) için bariz bir hale gelmek grow on (one) v.
bariz bir hale gelmek grow upon v.
(özellikle karşı cinse) bariz ilgi göstermek shine up v.
Phrases
şu bariz gerçeği bir aradan çıkaralım let's address the elephant in the room expr.
şu bariz gerçeği bir ele alalım let's address the elephant in the room expr.
-in bariz göstergesi telltale sign of expr.
Colloquial
bariz olan şey the obvious n.
bariz yalancı bald-faced liar n.
bariz yalancı bold-faced liar n.
bariz yalan bold-faced lie n.
bariz bir hataya neden olan öngörülemeyen şey banana skin n.
bariz yalan a crock n.
çok bariz all-too-obvious adj.
bariz çirkin/suratsız esthetically challenged adj.
çok bariz painfully obvious adj.
aşırı derecede bariz painfully obvious adj.
Idioms
bariz bir şekilde üstün olma a turkey shoot n.
konuşulmayan bariz durum pink elephant n.
görmezden gelinen bariz gerçek the elephant in the corner n.
oralı olunmayan bariz konu the elephant in the corner n.
bariz yalan barefaced lie n.
bariz yalancı barefaced liar n.
bariz yalancı barefaced liar n.
oralı olunmayan bariz konu elephant in the corner n.
bariz yalan söylemek lie through one's teeth v.
bariz bir yalan söylemek tell an outright lie v.
bariz olmak be as plain as the nose on (one's) face v.
bariz olmak be staring someone in the face v.
bariz olmak be staring someone in the face v.
bariz olmak be staring (one) in the face v.
bariz yalan söylemek lie through your teeth v.
bariz yalan söylemek lie through teeth v.
'-i bariz şekilde yapmak make a great show of v.
(bir şeyi) bariz şekilde yapmak make a great show of (doing something) v.
bariz şekilde kayıran in the tank adj.
bariz olmayan in a minor key expr.
bariz bir şekilde ortada (as) clear as the sky is blue expr.
Trade/Economic
bariz fark a marked difference n.
talebin yükselmesi ve arzın düşmesinden kaynaklı bariz enflasyonla nitelenen overheated adj.
Law
bariz şart apparent condition n.
bariz kötülük niyeti express malice n.
bariz kötülük malice in fact n.
bariz yetki tecavüzü manifest excess of power n.
bariz yetki aşımı manifest excess of power n.
kolay ve bariz bir mahkumiyet kararı verilmesine imkan tanıyan open-and-shut adj.
Medical
bariz kanama frank bleeding n.
Psychology
bariz öğrenme explicit learning n.
bariz bilgi ostensive knowledge n.
bariz tanım ostensive definition n.
bariz bir tetikleyici nedene bağlı olmayan depresyon hali endogenous depression n.
(bariz zihinsel veya fiziksel eksiklikler nedeniyle) taleplere yanıt veremeyen inadequate adj.
Optics
tek gözle görülen bir cismin bariz şekilde yer değiştirmesi optical parallax n.
Physics
düşman tarafından kullanılabilecek bariz elektromanyetik göstergelerin açığa çıkmasını engelleme veya yanıltıcı şekilde aktarma faaliyetleri manipulative electromagnetic deception n.
Linguistics
nesneler, özellikler ve bağlantılar üzerine bariz bir şekilde açıklamalar yapan dil material mode n.
orijinal ifadeye yapılan gönderme bariz olacak şekilde birkaç kelimesi değiştirilerek yeniden kullanılan söz snowclone n.
History
yabancı olduğu bariz şekilde anlaşılan kimse guinea [dated] n.
Football
bariz gol şansı a great/clear chance to score goal n.
bariz gol şansı an obvious goal scoring chance n.
bariz gol şansı an obvious/great/clear chance to score n.
bariz gol şansını kaçırmak miss a great/clear chance to score goal v.
bariz gol şansını kaçırmak miss an obvious goal-scoring chance v.
bariz gol şansından yararlanamamak miss a great/clear chance to score goal v.
bariz gol şansından yararlanamamak miss an obvious goal-scoring chance v.
bariz gol şansını değerlendirememek miss a great/clear chance to score goal v.
bariz gol şansını değerlendirememek miss an obvious goal-scoring chance v.
Latin
bariz lider facile princeps n.
Slang
bariz yalan a crock of shit n.
bariz yalan olmak be a crock of shit v.
bariz bir şekilde fark edilir kicky adj.
Modern Slang
bariz yalan alternative truth n.