cloud - Türkisch Englisch Wörterbuch

cloud

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

cloud — Definition

Bedeutung:
bulut, gölge, belirsizlik
Aussprache (IPA):
(AmE /klaʊd/ – BrE /klaʊd/)
Wortart:
İsim: cloud (clouds)

Bedeutungen von dem Begriff "cloud" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 57 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
cloud n. bulut
The sky was covered with dark clouds.
Gökyüzü kara bulutlarla kaplanmıştı.

More Sentences
General
cloud n. sıkıntı veren şey
The sad news of her friend's death has been a cloud on all family members.
Arkadaşının üzücü ölüm haberi tüm aile bireyleri için sıkıntı yarattı.

More Sentences
cloud n. küme
A cloud of smoke coming from the factory was alarming.
Fabrikadan gelen duman kümesi endişe vericiydi.

More Sentences
cloud v. bulandırmak
But perhaps that was deliberate and intended to cloud the issue.
Ancak belki de bu kasıtlı ve konuyu bulandırmaya yönelikti.

More Sentences
cloud v. gölgelemek
The big fight among the boys clouded her birthday party.
Çocuklar arasındaki büyük kavga doğum günü partisini gölgeledi.

More Sentences
cloud v. kapatmak
The morning fog has clouded the view from my window.
Sabah sisi penceremden gördüğüm manzarayı kapatıyor.

More Sentences
cloud v. gölge düşürmek
All the latest gossips clouded my judgment about him.
En son dedikodular onunla ilgili düşüncelerime gölge düşürdü.

More Sentences
cloud v. kararmak
Pedro left the room when Ann's face got clouded with anger.
Ann'in yüzü öfkeden kararınca Pedro odayı terk etti.

More Sentences
cloud v. buğulandırmak
The heavy rain clouded my windshield, making driving hard.
Sağanak yağmur ön camımı buğulandırdığı için arabayı güçlükle kullandım.

More Sentences
cloud adj. bulut
Cloud storage prices have gone up as many work remotely these days.
Bugünlerde birçok kişi uzaktan çalıştığı için bulut depolama fiyatları arttı.

More Sentences
cloud n. duman veya toz bulutu
cloud n. sürü
cloud n. herhangi bir şeyden yoğun yığın
cloud n. bulanıklık
cloud n. leke
cloud n. gölge
cloud n. gaz bulutu
cloud n. karışıklık
cloud n. yanlış anlama
cloud n. şüphe bulutu
cloud n. havada yüzer gibi görünen hafif ve kabarık kütle
cloud n. esrarengiz ve tekinsiz durum
cloud n. geniş, hafif ve gevşek örülmüş başörtüsü
cloud n. büyük mutluluk
cloud v. bulutla kaplamak
cloud v. örtmek
cloud v. karartmak
cloud v. bulutlanmak
cloud v. lekelemek
cloud v. berbat etmek
cloud v. bulanmak
cloud v. şüphe altında bırakmak
cloud v. bozmak
cloud v. içi kararmak
cloud v. içini karartmak
cloud v. depresifleşmek
cloud v. depresifleştirmek
cloud v. alacalaşmak
cloud v. alaca hale getirmek
cloud v. bulut şeklinde yükselmek
cloud v. (şeffaf yüzey) leke veya çizgi ile dolmak
cloud v. uyuşuk hale getirmek
cloud v. tembelleştirmek
cloud v. buğulanmak
cloud adj. dertli
cloud N. belirsizlik
Colloquial
cloud n. gerçek dışılık
Technical
cloud n. pus
Computer
cloud n. kablosuz internet bağlantısı sunulan geniş alan
cloud n. internet üzerinden veri ve hizmet toplama
cloud n. bulut bilişimi destekleyen bilgisayar ve bağlantılar
cloud adj. bulut bilişime ait
cloud adj. bulut bilişimle ilgili
cloud adj. internetle ilgili
cloud adj. internet üzerinde ticaret yapan
Zoology
cloud n. beraberce uçan küçük canlılardan oluşan sürü
Meteorology
cloud v. bulutlanmak

Bedeutungen, die der Begriff "cloud" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
mushroom cloud n. özellikle nükleer patlama sonucunda mantar şeklinde yükselen bulut
anvil cloud n. örs biçiminde bulut
cirrus cloud n. saçakbulut
storm cloud n. tehlike
nimbus cloud n. nimbus bulutu
storm cloud n. fırtına bulutu
banner cloud n. bayrak bulut
cirrus cloud n. sirüs bulutu
layer of cloud n. bulut katmanı
low cloud n. alçak bulut
middle cloud n. orta bulut
luminous cloud n. ışıklı bulut
cumulus cloud n. kümebulut
cumulus cloud n. kümülüs
rain cloud n. yağmur bulutu
cumulonimbus cloud n. kümülonimbüs bulutu
cumulus cloud n. küme bulut
cloud bank n. bulut kümesi
electron cloud n. elektron bulutu
cloud-cuckoo-land n. hayal ürünü
cloud-cuckoo-land n. ütopik ülke
cloud-cuckoo-land n. hayal alemi
cloud nine n. mutluluk
cloud nine n. büyük mutluluk
vapor cloud n. buhar bulutu
mushroom-cloud n. atom bombası bulutu
cloud of dust n. toz bulutu
dust cloud n. toz bulutu
cloud forest n. bulut ormanı
cloud of smoke n. duman bulutu
cloud engineer n. bulut mühendisi
heavy cloud n. kapalı hava
cloud controller n. bulut denetleyicisi
mushroom-shaped cloud n. (nükleer bomba) patlamadan sonra gökyüzünde oluşan mantar şeklinde moloz ve toz bulutu
mushroom-shaped cloud n. mantar bulutu
dark cloud n. kara bulut
cloud over v. bulanmak
cast a cloud on something v. gölgelemek
be under a cloud v. şüphe altında olmak
be under a cloud of suspicion v. şüphe altında olmak
cloud over v. bulutlanmak
cloud over v. bulutla kaplamak
cast a cloud on something v. berbat etmek
be on cloud nine v. havalara uçmak
cloud up v. bulutlar kaplamak
one's face cloud over v. (yüz vb) parlaklığını yitirmek
one's face cloud over v. (yüz vb) buruşmak
cloud up v. bulutlanmak
cloud over v. bulutlar kaplamak
cloud up v. hava kapanmak
cloud over v. hava kapanmak
one's face cloud over v. bozulmak
cloud up v. buğulanmak
cloud up v. buğulandırmak
on cloud nine adj. son derece mutlu
cloud capped adj. bulutlarla kaplı (dağ tepesi)
cloud-capped adj. bulutlu
cloud-capped adj. bulutlarla kaplı (dağ tepesi)
cloud-built adj. bulutlarda yapılmış
cloud-built adj. önemsiz
cloud-built adj. hayali
cloud-built adj. bulutlardan yapılmış
cloud-covered adj. bulutla dolu
under cloud of suspicion adv. bir şüphe bulutu altında
under cloud of night adv. karanlıktan istifade ederek
Phrasals
cloud up v. yüreği sızlamak
cloud up v. ağlamaklı olmak
cloud up v. hüzünlü olmak
cloud up v. mahzunlaşmak
cloud up v. ağladı ağlayacak durumda olmak
cloud up v. kederlenmek
cloud up v. çok üzülmek
cloud up v. eseflenmek
Phrases
under a cloud expr. şüphe altında
under a cloud expr. dertli
Proverb
every cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
every cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
every cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every cloud has a silver lining her hayırda bir şer her şerde bir hayır vardır
every silver lining has a cloud iyi şeyler kötü şeylere gebedir
every silver lining has a cloud her iyi şeyin kötü bir yanı vardır
every silver lining has a cloud çok gülen çok ağlar
every silver lining has a cloud bir anda her şey ters yüz olabilir
every silver lining has a cloud her hayırda bir şer vardır
every silver lining has a cloud her an her şey olabilir
every dark cloud has a silver lining her felakette bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her yokuşun bir inişi vardır
every dark cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining gün doğmadan neler doğar
every dark cloud has a silver lining her gecenin bir sabahı vardır
every dark cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
Colloquial
on cloud nine expr. sevincin doruklarında
on cloud nine expr. mutluluğun doruklarında
under a cloud expr. şüphede
under a cloud expr. adı çıkmış
under a cloud expr. şüpheli
under a cloud expr. kuşkulu
under a cloud expr. kuşku altında
in the cloud expr. dalgın
in the cloud expr. ayakları yere basmaz
in the cloud expr. hayal aleminde
coming up a cloud expr. yağmur yağmak üzere
coming up a cloud expr. yağmur yağacak
Idioms
cloud cuckoo land n. aşırı iyimser
every cloud has a silver lining n. gün doğmadan neler doğar
a cloud on the horizon n. ufuktaki kara bulut
a cloud on the horizon n. muhtemel tehlike
a cloud hangs over (someone or something) n. üzerinde kara bulutlar olma
a cloud hangs over (someone or something) n. üzerinde kara bulutlar dolaşma
a cloud hangs over somebody/something n. birinin/bir şeyin üzerinde kara bulutlar dolaşmak
a (small) cloud on the horizon n. ufuktaki kara bulut
a cloud hangs over somebody/something n. birinin/bir şeyin üzerinde kara bulutlar olmak
a (small) cloud on the horizon n. tehlike çanı
a (small) cloud on the horizon n. muhtemel zorluk/sıkıntı
cloud cuckoo land n. hayal dünyası
cloud of suspicion n. şüphe bulutu
cloud of suspicion n. şüpheli ortam
cloud on the horizon n. muhtemel tehlike
cloud on the horizon n. ufuktaki kara bulut
cloud of suspicion n. sis perdesi
cloud-cuckoo land n. ütopik ülke
cloud on the horizon n. tehlike çanı
cloud on the horizon n. muhtemel zorluk/sıkıntı
cloud cuckoo land n. düşler ülkesi
cloud-cuckoo land n. hayal alemi
cloud-cuckoo land n. pembe bulutların üstü
cloud of suspicion n. güvensiz ortam
cloud-cuckoo land n. hayal dünyası
cloud-cuckoo land n. hayal alemi
cloud-cuckoo land n. ütopik ülke
cloud-cuckoo land n. ütopya
cloud-cuckoo land n. hayal ürünü
dark cloud on the horizon n. kötü günlerin geleceğinin göstergesi
dark cloud on the horizon n. ufuktaki kara bulutlar
dark cloud on the horizon n. kötüye gideceğinin göstergesi
dark cloud on the horizon n. muhtemel tehlike
dark cloud on the horizon n. tehlike çanları
be on cloud nine v. sevinçten havalara uçmak
be on cloud nine v. mutlu olmak
be under a cloud v. şüphe altında olmak
be on cloud nine v. ağzı kulaklarına varmak
be on cloud nine v. aşırı mutlu olmak
be on cloud nine v. çok mutlu olmak
be under a cloud v. zan altında olmak
be on cloud nine v. etekleri zil çalmak
cast a cloud over v. gölgelemek
cast a cloud over v. bozmak
cast a cloud over v. berbat etmek
cast a cloud over v. karartmak