knot - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

knot

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "knot" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 47 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
knot n. ilmik
knot n. ilmek
knot n. düğüm
General
knot v. düğümle bağlamak
knot v. boğum boğum olmak (kaslar)
knot v. karıştırmak
knot v. dolaştırmak
knot v. düğümlenmek
knot v. dolaşmak
knot v. karmakarışık etmek
knot v. düğüm olmak
knot v. düğüm atmak
knot v. bağlamak
knot v. budaklanmak
knot v. düğümlemek
knot v. ilmek atmak
knot v. düğmek
knot n. yumru
knot n. zorluk
knot n. nat
knot n. hız ölçüsü olarak deniz mili (20 knot yaklaşık saatte 23 millik hız)
knot n. güçlük
knot n. gemi sürat ölçüsü
knot n. fiyonk
knot n. topuz
knot n. sorun
knot n. rabıta
knot n. küme
knot n. boğum
knot n. budak
knot n. büyük kumkuşu
knot n. topluluk
knot n. topuz (saç)
knot n. bağ
knot n. düğüm
knot n. şiş
knot n. bağlılık
Trade/Economic
knot n. deniz mili
Technical
knot n. düğüm
knot n. hız birimi
knot n. saatte bir deniz mili
knot n. 1852m/saat
Woodworking
knot n. budak yeri
Marine
knot n. deniz mili
knot n. gemi sürat ölçü birimi
knot n. not
Zoology
knot n. kızılbacak

Bedeutungen, die der Begriff "knot" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 196 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
cut the gordian knot v. yırtmak
tie the knot v. evlenmek
cut the gordian knot v. paçayı sıyırmak
tie a knot v. düğüm atmak
untie a knot v. düğüm açmak
untie a knot v. düğüm çözmek
knot something together v. birbirine düğümlemek
large knot n. büyük budak
running knot   n. ilmik  
knot that can't be untied n. kördüğüm
loose knot n. gevşek budak
bowline knot n. ızbarço
shroud knot n. çarmık cevizi
granny knot n. acemice düğüm
gordian knot n. kördüğüm
tying a knot n. düğüm atma
knot theory n. düğüm teorisi
loop knot n. ilmek düğümü
knot cluster n. budak kümesi
thumb knot n. ilmek
running knot n. ilmik
balloon knot n. balon ucu
balloon knot n. anüs
cat's paw knot n. kedi pençesi budak
dead knot n. ayrık budak
dead knot n. ölü budak
knot-tying n. bağlama
intergrown knot n. özlü budak
rotten knot n. çürük budak
rotten knot n. çıkar budak
four-in-hand knot n. bir kravat bağlama yöntemi
shoulder knot n. omuz apoleti
shoulder knot n. apolet
non slip knot n. gemici bağı
non slip knot n. balıkçı bağı
hitch knot n. (dağcılık) tam kazık düğümü
inextricable knot n. kör düğüm
top knot n. üst düğüm
tom fool knot n. aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü
tom fool's knot n. aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü
hangman's knot n. idam ipine sekiz ya da dokuz tur dolayarak atılan düğüm
true lover's knot n. aşkı temsil eden dekoratif bir düğüm
true lover's knot n. aşk düğümü
love knot n. aşkı temsil eden dekoratif bir düğüm
love knot n. aşk düğümü
lover's knot n. aşkı temsil eden dekoratif bir düğüm
lover's knot n. aşk düğümü
lovers' knot n. aşkı temsil eden dekoratif bir düğüm
lovers' knot n. aşk düğümü
true lovers' knot n. aşkı temsil eden dekoratif bir düğüm
true lovers' knot n. aşk düğümü
Colloquial
knot up v. bağlamak
knot up v. düğümlemek
knot up v. bağlanmak
knot up v. düğümlenmek
knot up v. germek
knot up v. acılı hale getirmek
knot up v. ıstıraplı hale getirmek
knot up v. skoru berabere yapmak
knot up v. skoru eşitlemek
Idioms
cut the gordian knot v. bir çıkmazı çözmek
cut the gordian knot v. bir sorunu çözmek
get one's knickers in a knot v. boş yere kendini üzmek
cut the gordian knot v. düğümü çözmek
get one's knickers in a knot v. canını sıkmak
tie the knot v. dünya evine girmek
tie the knot v. dünya evine girmek
get one's knickers in a knot v. canı sıkılmak
tie something in a knot v. düğüm atmak
tie the knot v. evlenmek
get one's knickers in a knot v. sinirlenmek
cut the gordian knot v. problemi ustalıkla çözmek
cut the gordian knot v. sorunu çözmek
tie the knot v. (papaz) eşleri evlendirmek
tie the knot v. (din görevlisi) bir çifti evlendirmek
get one's knickers in a knot v. (önemsiz bir şeye) kafasını takmak
get one's knickers in a knot v. (önemsiz bir şey için) canını sıkmak
get (one's) panties in a knot v. boş yere kendini üzmek
get (one's) panties in a knot v. önemsiz bir şey için canını sıkmak
get (one's) panties in a knot v. incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey için üzülmek
get (one's) panties in a knot v. boşuna canını sıkmak
get (one's) panties in a knot v. önemsiz bir şeye kafayı takmak
get (one's) shorts in a knot v. boş yere kendini üzmek
get (one's) shorts in a knot v. önemsiz bir şey için canını sıkmak
get (one's) shorts in a knot v. incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey için üzülmek
get (one's) shorts in a knot v. boşuna canını sıkmak
get (one's) shorts in a knot v. önemsiz bir şeye kafayı takmak
untie the gordian knot v. düğümü çözmek
untie the gordian knot v. sorunu çözmek
untie the gordian knot v. bir çıkmazı çözmek
seek a knot in a bulrush v. öküz altında buzağı aramak
seek a knot in a bulrush v. olmayacak bir işe kalkışmak
seek a knot in a bulrush v. olmayacak bir işle uğraşmak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birinin/kendi) aklını karıştırmak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birinin/kendi) zihnini bulandırmak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birinin/kendi) aklını karman çorman etmek
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birini/kendini) tedirgin etmek
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birini/kendini) çıkmaza sokmak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birini/kendini) alt üst etmek
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birinin/kendinin) elini kolunu bağlamak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birini/kendini) eli kolu bağlı bırakmak
tie (someone or oneself) (up) in(to) a knot v. (birini/kendini) bir şeyin içinde kaybetmek
gordian knot n. büyük İskender'in çözemeyip kılıcı ile kestiği düğüm
gordion knot n. büyük İskender'in çözemeyip kılıcı ile kestiği düğüm
gordian knot n. kördüğüm
gordion knot n. kördüğüm
Trade/Economic
nautical knot n. deniz mili
Technical
bowyer's knot n. çifte ilmek
bowyer's knot n. ayarlanabilir kirişin alt kısmını oluşturan ahşap benzeri düğüm
adjustment knot n. ayar butonu
square knot n. camadan bağı
loose knot n. çıkar budak
unsound knot n. çürük budak
branched knot n. dallanmış budak
knot cord n. düğümlü halat
weaver's knot n. dokumacı düğümü
knot cord n. düğümlü ip
loose knot n. gevşek budak
loop knot n. ilmek düğümü
running knot n. kanar budak
pin knot n. kedigözü budak
black knot n. kördüğüm
stringy knot n. kuyruklu düğme
pin knot n. küçük budak
prusik knot n. prusik düğümü
prussic knot n. prusik düğümü
prolonge knot n. üç gözlü ilmik
round knot n. yuvarlak budak
prusik knot n. (dağcılık) pusik düğümü
Textile
turkish knot n. halı ve kilim yapımında kullanılan bir düğüm
ghiordes knot n. halı ve kilim yapımında kullanılan bir düğüm
weaver's knot n. dokumacı düğümü
knot and loop strength n. düğüm ve halka kopma mukavemeti
weavers knot n. dokumacı düğümü
knot breaking load n. düğüm kopma mukavemeti
french knot n. tohum işi
detached chain with bullion knot n. zincirli rokoko düğümü
slip knot n. hareketli düğüm
Construction
encased knot n. kabuklu budak
Woodworking
spike knot n. (tahta zemin üzerindeki) sivri budak
Marine
crown a knot v. halattaki ipliklerin uçlarını bükmek
crown a knot v. halattaki ipliklerin uçlarını örmek
fisherman knot n. balıkçı düğümü
fisherman's knot n. balıkçı düğümü
stopper knot n. bosa cevizi
reef knot n. camadan
reef knot n. camadan bağı
square knot n. camadan bağı
reef knot n. camadan düğümü
boating knot n. denizci bağı
boating knot n. deniz bağı
sailor's knot n. denizci bağı
sailor's knot n. deniz bağı
french knot n. fransız düğümü
boating knot n. gemici bağı
sailor's knot n. gemici bağı
sailor's knot n. gemici düğümü
figure-of-eight knot n. kropi bağı
eyelet knot n. matafyon bağı
water knot n. perlon düğümü
water knot n. perlon birleştirme düğümü
englishman's knot n. balıkçı düğümü
barrel knot n. fıçı düğümü
kn. (knot) n. deniz mili
Medical
ileocaecal knot n. bağırsak düğümlenmesi
intestinal knot syndrome n. bağırsak düğümlenmesi
intestinal knot n. bağırsak düğümlenmesi
root-knot nematodes n. kök-ur nematodları
Parasitology
root knot nematode n. kök boğum solucanı
Marine Biology
knot net n. düğümlü ağ
knot disease n. düğüm hasatalığı
fisherman's knot n. olta bağı
Zoology
red knot n. büyük kumkuşu
Botanic
pith knot n. delikli budak
black knot n. kara mantar
pith knot n. özlü budak
Forestry
knot hole n. budak deliği
large knot n. büyük budak
knot cluster n. budak kümesi
lighter knot n. çıra
pine knot n. çıra
large knot n. geniş budak
large knot n. iri budak
knot-free adj. budaksız
without knot expr. budaksız
Fishery
truelove knot n. balıkçı düğümü
truelove knot n. olta bağı
true lover's knot n. balıkçı düğümü
true lover's knot n. olta bağı
turle knot n. çeşitli ilmik teknikleri ile yapılan ve olta balıkçılığında kullanılan bir düğüm
turtle knot n. çeşitli ilmik teknikleri ile yapılan ve olta balıkçılığında kullanılan bir düğüm
Military
sword knot n. kılıç püskülü
Slang
don't get your bloomers in a knot n. dur hemen heyecan yapma
don't get your bloomers in a knot expr. dur hemen tribe girme
British Slang
balloon knot n. göt
balloon knot n. kıç