neck - Türkisch Englisch Wörterbuch

neck

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

neck — Definition

Bedeutung:
boyun, boğaz kısmı
Aussprache (IPA):
(AmE /nɛk/ – BrE /nɛk/)
Wortart:
İsim: neck (necks)
Antonyme:
torso

Bedeutungen von dem Begriff "neck" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 67 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
neck n. boyun
I love that scarf around your neck!
Boynundaki eşarba bayıldım!

More Sentences
General
neck n. sap (telli çalgılarda)
There is a crack in the neck of your guitar.
Gitarınızın sapında bir çatlak var.

More Sentences
neck n. boğaz
Some people are up to their necks in debt.
Bazı insanlar boğazına kadar borca batmış durumda.

More Sentences
neck n. yaka (elbisede)
I sewed the neck part beautifully, as I had already cut it to size.
Boyun kısmını güzelce diktim, çünkü zaten ölçüsüne göre kesmiştim.

More Sentences
neck n. boyun
I love that scarf around your neck!
Boynundaki eşarba bayıldım!

More Sentences
neck n. bölge
We are fully aware of Turkey's concerns, especially, as regards, possible action in its neck of the woods.
Türkiye'nin özellikle de kendi bölgesindeki olası eylemlere ilişkin endişelerinin tamamen farkındayız.

More Sentences
Colloquial
neck n. küstahlık
The fact that you have the neck to treat me like this disgusts me.
Bana bu şekilde davranma küstahlığını göstermeniz beni iğrendiriyor.

More Sentences
Technical
neck n. boyun
I love that scarf around your neck!
Boynundaki eşarba bayıldım!

More Sentences
Automotive
neck n. boyun
I love that scarf around your neck!
Boynundaki eşarba bayıldım!

More Sentences
Anatomy
neck n. boyun
I love that scarf around your neck!
Boynundaki eşarba bayıldım!

More Sentences
Geography
neck n. dar toprak parçası
That neck between Belgium and France belongs to Luxembourg.
Belçika ve Fransa arasındaki bu dar toprak parçası Lüksemburg'a aittir.

More Sentences
General
neck n. boyun (şişede)
neck n. yaka
neck n. berzah
neck n. kıstak
neck n. dil
neck n. (giyside) yaka
neck n. kıl payı
neck n. burun farkı
neck n. art
neck n. peş
neck n. bölüm
neck v. sarmaş dolaş olmak
neck v. sarılmak
neck v. yiyişmek
neck v. koklaşmak
neck v. sarmaş dolaş öpüşmek
neck v. sarmaş dolaş sarılmak
neck v. boynuna sertçe şaplak atmak
neck v. başını kesmek
neck v. kellesini uçurmak
neck v. boynunu kırarak öldürmek
neck v. etrafına bir oluk yaparak çapını azaltmak
neck N. boğaz kısmı
Colloquial
neck n. utanmazlık
neck v. sıkıca kavrayarak sevgiyle öpmek
neck v. kesiti daralmak
Technical
neck n. kaplarda ağza yakın dar kısım
neck n. muylu (merdane)
Textile
neck n. düğmelerde ipin bağlandığı sap kısmı
Architecture
neck n. sütun kornişi
neck n. sütunda başın hemen altındaki dar kısım
Construction
neck n. dik veya çift katlı bir duvarın her iki tarafına yerleştirilmiş, özel ölçüleri olan bir tuğla duvar
neck n. köprü
Aeronautic
neck n. kaplarda ağza yakın dar kıısm
Mining
neck n. değerli taşın dar ve dikey gövdesi
Anatomy
neck n. vücutta bir organ veya bölümün daralan kısmı
neck n. rahim boynu
neck n. serviks
Dentistry
neck n. dişin taç ve kök arasında kalan kısmı
Printing
neck n. yazı tipi karakteri üzerinde yükseltilmiş eğim
Gastronomy
neck n. gerdan
Marine Biology
neck n. istiridye gibi çift kabuklu yumuşakçalarda emici boru
Botanic
neck n. kabak gibi meyvelerin ince ucu
neck n. bitkinin sapı ve kökü arasındaki varsayımsal sınır
neck n. kök boynu
Breeding
neck v. (hayvanları) boynuna halat takarak gevşek bir şekilde birbirine bağlamak
Geography
neck n. kıstak
Geology
neck n. sönmüş volkanın ağzını kapatan ve çevresindeki kayaların aşınmasıyla ortaya çıkan katı lav bloğu
Hunting
neck n. yivli silah kovanlarında çekirdeği kavrayan kısım
Music
neck n. çalgı sapı
neck n. sap
neck n. telli çalgılarda sap
neck n. yaylı ve telli çalgılarda sap
Printery
neck n. yazıcıda başı omuza bağlayan kısım
British Slang
neck v. içmek
neck v. öpüşmek

Bedeutungen, die der Begriff "neck" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
pain in the neck n. baş belası
back of the neck n. ense
General
neck stiffness n. ense sertliği
neck rigidity n. ense sertliği
neck stiffness n. boyun tutulması
stiff neck n. tutulmuş boyun
base of the neck n. ense kökü
polo neck n. boğazlı yaka
stiff neck n. boyun tutulması
stiff neck n. inatçılık
v neck n. v şeklindeki yaka
neck exercise n. boyun egzersizi
the scruff of the neck n. ense kökü
nape of the neck n. ense
neck (bottle) n. boğaz (şişe)
the nape of the neck n. ense
neck strap n. boyun askısı
crew neck n. sıfır yaka
ewe-neck n. kavisli boyun
swan-neck n. kuğu boynu
neck rest n. boyunluk
soft curve of one's neck n. boynunun yumuşak kavisi
neck float n. boyun simidi
neck pillow n. boyun yastığı
neck pain n. boyun ağrısı
neck ache n. boyun ağrısı
tie neck dress n. boyundan bağlı elbise
neck lanyard n. boyun askı ipi
neck-gear n. diş teli
neck-scarf n. fular
halter-neck n. boyundan askı
bull neck n. boğanın boyun postundan yapılan deri
bull neck n. kısa, kalın ve güçlü boyun
polo-neck collar n. balıkçı yaka
polo-neck collar n. polo yaka
stiff neck n. kendini beğenmiş kimse
stiff neck n. gururlu kimse
stiff neck n. dikbaşlı kimse
stiff neck n. burnu havada kimse
stiff neck n. mağrur kimse
stiff neck n. kurumlu kimse
stiff neck n. tepeden bakan kimse
stiff neck n. kibirli kimse
swan-neck n. merdiven trabzanında rampalı kıvrım
swan-neck n. dekoratif alınlıkta s şekilli korniş
have a stiff neck v. boynu tutulmak
break one's neck v. boynu kırılmak
breathe down somebody's neck v. başına dikilmek
break one's neck v. dişini tırnağına takmak
break one's neck v. paralanmak
take somebody by the scruff of the neck v. enselemek
break one's neck v. kendini paralamak
risk one's neck v. hayatını tehlikeye koymak
seize by the neck v. ensesinden yakalamak
have a crick in one's neck v. boynu tutulmak
break one's neck v. boynunu kırmak
be neck and neck v. başa baş gitmek
be neck and neck v. kafa kafaya gitmek
be neck and neck v. başabaş gitmek
be a millstone about one's neck v. ayak bağı olmak
be a millstone round one's neck v. ayak bağı olmak
have a sore neck v. boynu tutulmak
hug someone's neck v. boynuna sarılmak
stab someone in the neck v. birini boynundan bıçaklamak
break one’s neck v. boynunu kırmak
slip and break one’s neck v. kayıp boynunu kırmak
throw one's arms around one's neck v. boynuna sarılmak
crane one's neck v. boynunu uzatmak
neck-rein v. çekilen dizgine göre yönlenmek (at)
neck-rein v. dizginlerini çekerek atı yönlendirmek
break the neck v. boynunu kırmak
having a neck adj. boğazlı
having a neck adj. boyunlu
low-neck adj. dekolte
roll-neck adj. balıkçı yakalı (giysi)
polo-neck adj. boğazlı
without neck adj. boyunsuz
neck and neck adv. pek yakın
neck and crop adv. hepsi birden
neck and neck adv. başa baş
neck and neck adv. başabaş
neck and crop adv. tamamen
neck and crop adv. hep beraber
by a neck adv. kıl payı
neck and neck adv. müsavi
neck and neck adv. yarışta at başı beraber
neck and neck adv. kafa kafaya
neck and crop adv. tamamiyle
by the scruff of the neck adv. ensesinden
neck and crop adv. palas pandıras
neck and neck adv. at başı beraber
on the neck of adv. kısa süre sonra
on the neck of adv. yakından takipte
on the neck of adv. ardı sıra
Phrasals
neck up v. kovanın çapını (daha büyük kalibreli bir mermiye göre) ayarlamak
neck down v. kafaya dikmek
neck down v. fondip yapmak
neck down v. kovanın çapını (daha küçük kalibreli bir mermiye göre) ayarlamak
neck down v. bir dikişte içmek
neck down v. mermi kovanını daraltmak
neck up v. mermi kovanını genişletmek
Phrases
by the nape of (one's) neck adv. ensesine/yakasına (yapışarak)
by the nape of the neck adv. ensesine/yakasına (yapışarak)
by the nape of its neck adv. ensesine/yakasına (yapışarak)
by the nape of the neck adv. ensesinden/yakasından (tutarak/yakalayarak)
by the nape of (one's) neck adv. ensesinden/yakasından (tutarak/yakalayarak)
by the nape of its neck adv. ensesinden/yakasından (tutarak/yakalayarak)
Colloquial
pain in the neck n. karın ağrısı
pain in the neck n. püsküllü bela
a pain in the neck n. can sıkıcı
a pain in the neck n. başa bela
no-neck n. boyunsuz kimse
hard neck [ireland] n. gayret
hard neck [ireland] n. cesaret
brass neck [uk] n. küstahlık
brass neck [uk] n. sinir
save someone's neck v. yardımına koşmak
save someone's neck v. birinin kıçını kurtarmak
save someone's neck v. yardımına yetişmek
save someone's neck v. yardım etmek
save someone's neck v. imdadına yetişmek
neck with someone v. biriyle yiyişmek
break your neck v. kıçını yırtmak
break your neck v. paralanmak
break your neck v. eşek gibi çalışmak
break your neck v. canını dişine takmak
break your neck v. kendini paralamak
break your neck v. göbeği çatlamak
break your neck v. büyük çaba sarf etmek
neck or nothing expr. her şeyi göze alarak
pain in the neck expr. can sıkıcı tip
neck or nothing expr. ya herrü ya merrü
neck or nothing expr. ya hep ya hiç
dead from the neck up expr. aptal
kiss mi neck back expr. nasıl yani
kiss mi neck back expr. hadi ya
kiss mi neck back expr. vay canına
kiss mi neck back expr. hadi canım sen de
kiss mi neck back expr. inanılır gibi değil
kiss mi neck back expr. şaka yapıyorsun
kiss mi neck back expr. hadi canım
kiss mi neck back expr. yok daha neler
kiss mi neck back expr. vay anasını
kiss mi neck back expr. daha neler
kiss mi neck back expr. inanmam
Idioms
an albatross round someone's neck n. mimli
an albatross round about someone's neck n. mimli
the albatross round someone's neck n. mimli
the albatross round about someone's neck n. mimli
an albatross round about someone's neck n. bahtı kara