run into - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

run into

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "run into" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 46 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
run into v. rast gelmek
run into v. ulaşmak
run into v. araba ile vurmak
run into v. bindirmek
run into v. karşılaşmak
run into v. denk gelmek
run into v. çarpmak
run into v. karışmak
run into v. rastlamak
run into v. -e rastlamak
run into v. -e çarpmak
run into v. girmek
run into v. düşmek
run into v. -e çarptırmak
run into v. arabayla (ağaca vb) çarpmak
run into v. toslamak
Phrasals
run into v. haline gelmek
run into v. dönüşmek
run into v. birleşmek
run into v. tekabül etmek
run into v. buluşmak
run into v. başına gelmek
run into v. çarpışmak
run into v. hızla çarpmak
run into v. tesadüfen karşılaşmak
run into v. çoğalmak
run into v. -e kadar yükselmek
run into v. -e kadar ulaşmak
run into v. aralıksız takip etmek
run into v. kesintisiz takip etmek
run into v. ardı ardına gelmek
run into v. aralıksız birbirini kovalamak
run into v. -e koşmak
run into v. içine/içine doğru koşmak
run into v. uğramak
run into v. hızlıca girip çıkmak
run into v. -e götürmek
run into v. -e bırakmak
run into v. karşılaşmak
run into v. maruz kalmak
run into v. belli bir miktara/seviyeye gelmek
run into v. belli bir miktara/seviyeye dayanmak
run into v. belli bir miktara/seviyeye ulaşmak
run into v. belli bir miktarı/seviyeyi bulmak
run into v. belli bir miktara/seviyeye varmak
Automotive
run into v. çarpmak

Bedeutungen, die der Begriff "run into" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 107 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
run into the jaws of death v. eceline susamak
run into debt v. borca batmak
run into trouble v. belaya çatmak
run into trouble v. derde çatmak
run into a contradiction v. çelişkiye düşmek
run into a difficulty v. zorlukla karşılaşmak
run into a problem v. problemle karşılaşmak
run into a trouble v. başı sıkışmak
run into a problem v. sorunla karşılaşmak
run into difficulty v. zorda kalmak
run into a problem v. bir sorunla karşılaşmak
run into a difficulty v. güçlükle karşılaşmak
run into a problem v. bir problemle karşılaşmak
run into debt v. borç batağına sürüklemek
run into troubles v. sorunlarla karşılaşmak
run into troubles v. problemlerle karşılaşmak
run into problems v. sorunlarla karşılaşmak
run into problems v. problemlerle karşılaşmak
run into each other v. çarpışmak
run into debt v. borca girmek
run into debts v. borca girmek
ran into (run into) v. rastlamak
run into some setbacks v. bazı aksaklıklarla karşılaşmak
run into a problem v. bir sorun ile karşılaşmak
ran into (run into) v. rast gelmek
Phrasals
run into (some place) v. (bir yere) uğramak
run into (some place) v. (bir yere) kısa süreliğine girip çıkmak
run someone or something into something v. birini/bir şeyi bir yere götürmek
run someone or something into something v. birini/bir şeyi bir yere bırakmak
run something into something v. bir şeyi (kablo, boru) bir yere/şeye uzatmak
run something into something v. bir şeyi (kablo, boru) bir yere/şeye yönlendirmek
run something into something v. bir şeyi (kablo, boru) bir yerin/şeyin içine kadar getirmek
run something into something v. bir şeyi bir şeye vurmak
run something into something v. bir şeyi bir şeye çarpmak
run something into something v. bir şeyi bir şeye bindirmek
run something into something v. bir şeyi bir şeye toslamak
run something into something v. bir şeyi yere/zemine çakmak
run something into something v. bir şeyi yere/zemine sokmak
run something into something v. bir şeyi çok uzatmak
run something into something v. çok ileri gitmek
run something into something v. bir şeyin suyunu çıkartmak
run into someone or something v. birine/bir şeye çarpmak
run into someone or something v. birine/bir şeye bindirmek
run into someone or something v. birine/bir şeye toslamak
run (one) into (some place) v. (birini bir yere) götürmek
run into (someone, something, or some place) v. (birine/bir şeye/bir yere) çarpmak
run into (someone, something, or some place) v. (birine/bir şeye/bir yere) bindirmek
run into (someone, something, or some place) v. (birine/bir şeye/bir yere) toslamak
run into (someone, something, or some place) v. (birine/bir şeye/bir yere) çarptırmak
run into (someone, something, or some place) v. (birine/bir şeye/bir yere) toslatmak
run into (some place) v. (bir yere) uğramak
run into (some place) v. hızlıca (bir yere) girip çıkmak
run into (some place) v. (bir yere) getirmek/götürmek
run into (some place) v. hızlıca (bir yere) getirmek/götürmek
run into (someone) v. (biriyle) karşılaşmak
run into (someone) v. (birine) rastlamak
run into (someone) v. (birine) rast gelmek
run into (someone) v. (biriyle) denk gelmek
run into (something) v. (bir şeyin/durumun) içine düşmek
run into (something) v. (bir şeye/duruma) düşmek
run into (something) v. (bir şeye/duruma) girmek
run into (something) v. (bir şeyin/durumun) içine düşürmek
run into (something) v. (bir şeye/duruma) düşürmek
run into (something) v. (bir şeye/duruma) sokmak
run into (something) v. (bir şeye/sayıya) doğru büyümek
run into (something) v. (bir şeye/sayıya) doğru ilerlemek
run into (something) v. (bir şeye/sayıya) yaklaşmak
run into (something) v. (yüksek bir sayıyı/miktarı) bulmak
run into (something) v. (yüksek bir sayıya/miktara) gelmek
Phrases
break into a run expr. koşmaya başlamak
Idioms
run into the ground v. abartmak
run into the ground v. aşırıya kaçmak
run into the ground v. boşa gitmek
run something into the ground v. bir şeyi çok ileri götürmek
run into the sand v. başarısız olmak
run one's head against or into a brick wall v. boşuna uğraşmak
run one's head against or into a brick wall v. boş yere çabalamak
run into the ground v. başarısız olmak
run into a stone wall v. bir engelle karşılaşmak
run into a stone wall v. duvara toslamak
run into a stone wall v. çıkmaza girmek
run into the jaws of death v. eceline susamak
run one's head against or into a brick wall v. havanda su dövmek
run into the sand v. heba olmak
run into the ground v. işe yaramamak
run oneself into the ground v. kendini çok yormak
run oneself into the ground v. kendini bitap düşürmek
run into rough weather v. sert kayaya çarpmak
run into rough weather v. sorunla karşılaşmak
run something into the ground v. (sözde/davranışta) ölçüyü aşmak
run something into the ground v. bir şeyi yere/zemine çakmak
run something into the ground v. bir şeyi yere/zemine sokmak
run (oneself) into the ground v. çok çalışmaktan hasta düşmek
run (oneself) into the ground v. çok çalışmaktan yorgun düşmek
run (oneself) into the ground v. çok çalışmaktan bitap düşmek
run (something) into the ground v. (bir şeyi) aşırı kullanmak
run (something) into the ground v. (bir şeyi) bakımsız bırakmak
run (something) into the ground v. (bir şeyi) tartışmaya devam etmek
run (something) into the ground v. (bir şey) hakkında konuşmaya devam etmek
run yourself into the ground v. çok çalışmaktan hasta düşmek
run yourself into the ground v. çok çalışmaktan yorgun düşmek
run yourself into the ground v. çok çalışmaktan bitap düşmek
run yourself into the ground v. oyunda çok koşmak
run yourself into the ground v. oyunda deli gibi koşmak
run yourself into the ground v. oyunda çok koşturmak
Trade/Economic
run into debt v. borca girmek
run into debt v. borçlanmak