situation - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

situation

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "situation" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
situation n. hal
situation n. durum
General
situation n. ekmek kapısı
situation n. görev
situation n.
situation n. memuriyet
situation n. mahal
situation n. yer
situation n. halet
situation n. vazife
situation n. durum
situation n. konum
situation n. vaziyet
situation n. mevki
situation n. yağday
Trade/Economic
situation hal
situation memuriyet
situation vaziyet
situation durum
situation yer
situation mevzi
situation makam
situation mevki
Politics
situation vaziyet
Technical
situation durum
situation konum
Medical
situation sitüasyon
Linguistics
situation durum
situation konum

Bedeutungen, die der Begriff "situation" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 278 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
put into a difficult situation v. müşkül etmek
get into a difficult situation v. müşkül olmak
be in a difficult situation v. müşkül olmak
leave someone in a difficult situation v. zor durumda bırakmak
get into an impossible situation v. açmaza girmek
be stuck in a difficult situation v. zor durumda kalmak
make the best of a bad situation v. kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak
endure the difficult situation v. zorluklara göğüs germek
endure the difficult situation v. badireyi atlatmak
endure the difficult situation v. badire atlatmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz kurtulmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz atlatmak
go against (for events/a situation) v. aleyhine dönmek
(a problem/a situation) have no solution v. çaresiz olmak
determine the situation of v. durum tespiti yapmak
appraise the situation v. durumu değerlendirmek
evaluate the situation v. durumu değerlendirmek
be in a tight situation v. iki arada bir derede kalmak
take a look at your situation v. durumuna bakmak
be content with one's situation v. halinden memnun olmak
make an established situation official v. işi resmiyete dökmek
make an established situation official v. resmiyete dökmek
be caught in an impossible-to-escape situation v. kıskıvrak yakalanmak
save the situation v. hızır gibi yetişmek
have no advantage out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
get no benefit out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
have no benefit out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
get no advantage out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
kick a life-threatening situation v. hayati tehlike atlatmak
overcome a life-threatening situation v. hayati tehlike atlatmak
change the situation v. durumu değiştirmek
take advantage of the situation v. fırsattan istifade etmek
exploit the situation v. durumdan faydalanmak
get a grip on the situation v. durumu kontrol altına almak
be suppressed (before the situation became graver) v. çok fazla büyümeden önlenmek
face with the same situation v. aynı durum ile karşılaşmak
make use of the situation v. durumdan istifade etmek
take advantage of the situation v. durumdan faydalanmak
make use of the situation v. durumdan faydalanmak
take advantage of the situation v. durumdan istifade etmek
occupy a situation v. meşgul olmak
apply for a situation v. bir göreve talip olmak
feel uncomfortable about the situation v. durumdan rahatsız olmak
feel uncomfortable with the situation v. durumdan rahatsız olmak
create a positive situation v. olumlu durum yaratmak
create a positive situation v. olumlu bir durum yaratmak
be in a difficult situation v. güç durumda olmak
be in an awkward situation v. zor durumda olmak
be in a difficult situation v. zor durumda olmak
be in an awkward situation v. güç durumda olmak
understand the seriousness of the situation v. durumun vahametini anlamak
understand the seriousness of the situation v. durumun vehametini anlamak
understand the severity of the situation v. durumun vehametini anlamak
understand the severity of the situation v. durumun vahametini anlamak
handle the situation v. durumun icabına bakmak
handle the situation v. durumun üstesinden gelmek
handle the situation v. durumla ilgilenmek
handle the situation v. durumu idare etmek
handle the situation v. durumu kontrol etmek
handle the situation v. durumu kontrol altında tutmak
handle the situation v. durumla başa çıkmak
put someone in a situation v. birisini bir duruma düşürmek
review the situation v. durumu incelemek
get used to a new situation v. yeni bir duruma alışmak
clarify the situation v. durumu açıklığa kavuşturmak
(situation) to resolve itself v. (durum) kendiliğinden çözülmek
have a reverse situation v. tam tersi bir duruma sahip olmak
have a reverse situation v. tam tersi bir durumu olmak
be suppressed (before the situation became graver) v. önünü almak/önlemek
deadlocked situation n. çıkmaza saplanmışlık durumu
personality and situation n. kişilik ve konum
general situation n. genel seyir
final situation n. son durum
a desperate situation n. vahim bir durum
unexpected situation n. beklenmeyen hal
factual situation n. vaziyet
unsettled political situation n. karışık siyasal durum
current situation n. şimdiki durum
current situation n. şu anki durum
appreciation of the situation n. durum değerlendirmesi
appreciation of the situation n. durum muhakemesi
contrary situation n. aksi durum
contrary situation n. aksi hal
urgent situation n. acil hal
a life and death situation n. can pazarı
final situation n. son durumu
unexpected situation n. beklenmeyen durum
overall situation assessment n. genel durum değerlendirmesi
situation assessment n. durum değerlendirmesi
assessment of the general situation n. genel durum değerlendirmesi
financial situation n. maddi durum
difficult situation n. zor durum
current situation n. mevcut hal
current situation n. mevcut durum
balanced situation n. dengeli durum
important situation n. önemli durum
financial situation n. mali durum
general situation n. genel vaziyet
general situation n. genel durum
general situation n. genel gidişat
present situation n. gelinen nokta
present situation n. mevcut durum
life and/or death situation n. ölüm kalım meselesi
conflict situation n. ihtilaf durumu
compulsory situation n. zorunlu hal
compulsory situation n. zorunlu durum
actual situation n. aktüel durum
a disgraceful situation n. utanılacak durum
a situation to be ashamed of n. utanılacak durum
a shameful situation n. utanılacak durum
the exact opposite situation n. tam tersi durum
current situation n. gelinen nokta
touchy situation n. hassas durum
similar situation n. benzer durum
social situation n. sosyal durum
duress situation n. zor durum
emergency situation n. acil durum
particular situation n. özel mevki
particular situation n. özel durum
present situation of our country n. ülkemizin şu anki hali
suspicious situation n. şüphe uyandırıcı durum
insecure situation n. emniyetsiz durum
insecure situation n. tehlikeli durum/vaziyet
an awkward situation n. nazik durum
a difficult situation n. zor bir durum
credit situation n. kredi durumu
dangerous situation n. tehlikeli durum
unavoidable situation n. kaçınılmaz durum
situation determination n. durum saptaması
tough situation n. zor durum
case situation n. durum
case situation n. vaziyet
good situation n. iyi durum
situation of the sector n. sektörün durumu
permanent situation n. kalıcı durum
critical situation n. önemli durum
actual situation n. güncel durum
situation specific adj. duruma özgü
in the current situation adv. mevcut durumda
in the current situation adv. içinde bulunduğumuz durumda
in the face of such a situation adv. böyle bir durum karşısında
Phrases
(by) taking this situation into account/consideration bu durumu düşünerek
bearing/keeping this situation in mind bu durumu düşünerek
considering this situation bu durumu göz önüne alarak
(by) taking this situation into account/consideration bu durumu göz önüne alarak
considering this situation bu durumu düşünerek
bearing/keeping this situation in mind bu durumu göz önüne alarak
if the situation calls for it durum bunu gerektiriyorsa
because of this situation bu durum yüzünden
Colloquial
extraordinary situation olağanüstü hal
a tricky situation karışık bir durum
here's the situation durum şu
considering our current situation şu anki durumumuzu düşününce
considering our current situation şu anki durumumuzu dikkate alınca
an unusual situation alışık olunmayan bir durum
an unusual situation alışık olmadığımız bir durum
weird situation garip durum
a sticky situation zor bir durum
Idioms
take stock of a situation enine boyuna tartmak
a chicken and egg situation tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar durumu
a chicken and egg situation tavuk ve yumurta durumu
a chicken and egg situation çözümsüz durum
a chicken and egg situation kısır döngü
make the best of a bad situation zor koşullar altında elinden gelenin en iyisini yapmak
make the best of a bad situation zarardan yarar sağlamak
lose-lose situation kazanma ihtimali olmayan durum
reality of the situation durumun özü
no-win situation kazanma ihtimali olmayan durum
reality of the situation durumun gerçeği
catch 22 situation çıkmaz durum
a no-lose situation kaybeden tarafın olmaması durumu
a no-lose situation kaybetmenin imkansız olduğu durum
them and us situation karşı karşıya gelme (durumu)
Speaking
fill me in on the situation durumu bana açıkla
look at your own situation kendi durumuna bak
your situation is worse than mine senin halin benimkinden beter
your situation is worse than mine senin halin benden beter
what is the latest situation? son durum ne?
this unexpected situation bu beklenmedik durum
this situation that we're in içinde bulunduğumuz durum
if i ever found myself in this situation eğer kendimi bu durumda bulursam
a temporary situation geçici bir durum
here's the situation durum şöyle
i put you in a tricky situation sizi zor duruma soktum
are you aware of the situation? durumun farkında mısınız?
Slang
catch 22 situation çözümsüz olay
snafu (situation normal all fucked up) her zamanki berbat durum
Trade/Economic
situation analysis durum analizi
situation of risk riziko durumu
cash situation likidite durumu
employment situation istihdam durumu
financial situation mali durum
market situation piyasanın durumu
situation of the market piyasanın durumu
current marketing situation mevcut pazarlama durumu
situation wanted boş makamlar
situation vacant boş makamlar
situation wanted çalışmak için boş olan yer
situation vacant çalışmak için boş olan yer
situation vacant iş teklifi
situation wanted iş teklifi
situation vacant boş mevkiler
situation wanted boş mevkiler
special situation özel durum
summarised statement of financial situation mali durum özet tablosu
insecure situation güvensiz durum
pareto efficient situation bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum
situation wanted istenen pozisyon
situation vacant istenen pozisyon
economic situation ekonomik durum
crisis situation kriz durumu
cyclical situation konjonktürel durum
Politics
key of the situation meselenin anahtarı
remedy a situation bir durumu düzeltmek
key of the situation çözüm yolu
situation analysis durum analizi
if some day you are compelled to defend your independence and your republic, you must not tarry to weigh the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!
protracted refugee situation uzun süren mülteci durumu
refugee-like situation mülteci benzeri durum
protracted refugee situation sürüncemeli mülteci durumu
clear-cut situation açık durum
win-win situation kazan-kazan stratejisi
Insurance
situation of risk riziko durumu
situation of risk riskin durumu
Media
situation comedy durum komedisi
Technical
situation maps durum haritaları
situation of the project projenin durumu
synoptic situation sinoptik hava durumu
test situation test durumu
Construction
construction situation report inşaat durum raporu
Railway
situation graph kuvve bilgisi
situation graph durum çizelgesi
Aeronautic
horizontal situation display yatay konum skobu
situation room pilotların oturdukları oda
horizontal situation indicator ufki durum göstergesi
electronic horizontal situation indicator elektronik yatay durum belirteci
Medical
stressful situation stres yaratan durum
asymptomatic clinicopathologic situation asemptomatik seyreden klinikopatolojik durum
Psychology
strange situation technique yabancı ortam tekniği
Apiculture
sheltered situation korunmuş olma durumu
exposed situation açık durum
Linguistics
context of situation durum bağlamı
situation of utterance sözce konumu
speech situation konuşma ortamı
Environment
abnormal situation anormal durum
radiation situation map radyasyon vaziyet planı
existing situation mevcut durum
financial situation of the municipality belediye'nin mali durumu
Military
duress situation tehdit durumu
horizontal situation display yatay durum teşhiri
horizontal situation indicator yatay durum göstergesi
weapons control situation silah kontrol durumu
radiation situation map radyasyon durum haritası
psychological situation psikolojik durum
strategic estimate of the situation stratejik durum muhakemesi
natural disaster daily situation report doğal afet günlük durum raporu
vertical situation display dikey durum göstergesi
disciplinary situation report disiplin durum raporu
estimate of the situation durum muhakemesi
situation map durum haritası
situation report durum raporu
estimate of the situation durum değerlendirmesi
situation room durum odası
internal security operation daily situation report iç güvenlik harekatı günlük durum raporu
daily operational situation report harekat günlük durum raporu
domestic intelligence immediate situation report iç istihbarat ani durum raporu
internal security operation monthly situation report iç güvenlik harekatı aylık durum raporu
intelligence situation map istihbarat durum haritası
intelligence estimate of the situation istihbarat durum muhakemesi
engineer situation map istihkam durum haritası
commander's estimate of the situation komutanın durum değerlendirmesi
intelligence estimate of the situation istihbarat durum değerlendirmesi
logistic estimate of the situation lojistik durum tahmini
logistic estimate of the situation lojistik durum muhakemesi
military situation assessment askeri durum değerlendirmesi
initial situation report başlangıç durum raporu
sitrep (situation report) durum raporu
Basketball
penalty situation takımın bir periyotta dört faul limitini aşması