durum - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

durum



Bedeutungen von dem Begriff "durum" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
durum n. unundan makarna yapılan bir cins buğday

Bedeutungen von dem Begriff "durum" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 89 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
durum case n.
durum circumstance n.
durum situation n.
durum state n.
durum position n.
durum condition n.
durum status n.
General
durum trim n.
durum metamorphosis n.
durum set n.
durum repair n.
durum lay n.
durum point n.
durum ball game n.
durum lie n.
durum size n.
durum conjuncture n.
durum things n.
durum event n.
durum pass n.
durum fettle n.
durum order n.
durum stand n.
durum weather n.
durum fact n.
durum layup n.
durum way n.
durum state of affairs n.
durum juncture n.
durum posture n.
durum frame of mind n.
durum aspect n.
durum situs n.
durum score n.
durum showing n.
durum standing n.
durum shape n.
durum instance n.
durum plight n.
durum footing n.
durum context n.
durum estate n.
durum matter n.
durum character n.
durum configuration n.
durum stance n.
durum circumstance n.
durum state n.
durum position n.
durum occasion n.
durum case n.
durum situation n.
durum condition n.
durum attitude n.
durum complexion n.
durum set-up n.
durum capacity n.
durum state of play n.
durum state of affair n.
durum affair n.
durum quality n.
durum statement n.
durum scenario n.
durum case situation n.
durum tenor n.
Trade/Economic
durum report
durum situation
Law
durum status
durum arrest
Technical
durum status
durum state
durum position
durum case
durum inertia
durum condition
durum situation
durum configuration
durum attitude
durum circumstance
Computer
durum status of
durum mode
Medical
durum constellation
Physics
durum inertia
Biochemistry
durum phase
Linguistics
durum case
durum situation
Sport
durum position
Latin
durum status
British Slang
durum two and eight

Bedeutungen, die der Begriff "durum" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
bozulmak (sağlık/durum vb) deteriorate v.
kötü durum plight n.
sabit durum steady n.
zor/güç durum strait n.
General
bozulmak (durum vb) fall into decay v.
zor bir durum karşısında cesaret göstermek put a bold face on v.
insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili gerçekleri dile getirmek put the record straight v.
durum değiştirmek change state v.
aşırı boyutlara varmak (kötü bir durum) run rampant v.
insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili doğruları açıklamak set the record straight v.
ile karşılaşmak (kötü bir durum) meet with v.
kötüye gitmek (durum) slip v.
kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak make the best of a bad situation v.
durum almak take a stand v.
arasında gidip gelmek (iki durum) alternate between v.
durum tespiti yapmak determine the state of v.
durum tespiti yapmak determine the situation of v.
bir durum karşısında herhangi bir önlem almamak let something ride v.
meydana gelmek (bir olay/bir durum sürerken başka bir şey) supervene v.
meydana gelmek (bir olay/bir durum meydana geldikten sonra başka bir şey) supervene v.
tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak pose a risk v.
tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak pose a threat v.
tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak pose a danger v.
aynı durum ile karşılaşmak face with the same situation v.
acil durum ilan etmek declare a state of emergency v.
olumlu durum yaratmak create a positive situation v.
olumlu bir durum yaratmak create a positive situation v.
(durum) kendiliğinden çözülmek (situation) to resolve itself v.
hazırlamak (bir durum/grup veya kullanım için) gear v.
ahlaki durum moral conditions n.
son durum development n.
olağanüstü durum yönetimi emergency management n.
zor durum nice pickle n.
ulusal devlet durum çalışmaları national state case studies n.
acil durum malumatı emergency information n.
bilgelik durum ve seviyesi sageness n.
doğal durum port n.
zor durum scrape n.
hassas durum sore issue n.
ruhsal durum habit of mind n.
tehlikeli durum desperate straits n.
ani hareket gerektiren durum exigency n.
zor bir durum distress n.
güç durum spot n.
zor durum dolorousness n.
zor durum toughie n.
ruhsal durum vein n.
zor durum grievousness n.
hoş olmayan durum unpleasantness n.
içinden çıkılması zor durum a can of worms n.
faydalı olan durum salutariness n.
zor durum push n.
acil durum planlaması emergency planning n.
kötü durum bad condition n.
bütünleşik acil durum yönetimi integrated emergency management n.
özel durum incident n.
ulusal acil durum planı national contingency plan n.
acil durum hizmetleri emergency services n.
denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum low water n.
acil durum iniş yolu landing strip n.
elverişsiz durum handicap n.
istenilen ve olması gereken durum tone n.
akli durum mental condition n.
acil durum erken dönemi emergency phase n.
içinden çıkılmaz durum labyrinth n.
gençlerle sosyal durum çalışması social case work with youth n.
durum çalışmaları case studies n.
hayali mükemmel yer veya durum utopia n.
mali durum sağlığı financial health n.
farklı ideolojilere sahip ülkeler arasında iletişimi ve mal alışverişini engelleyen durum iron curtain n.
acil durum sınıflandırması emergency classification n.
acil durum talimatı emergency instructions n.
durum raporu information report n.
fiziksel durum existence n.
medeni durum condition n.
nadir durum rare case n.
dayanıklı durum metastable state n.
elzem acil durum görevi essential emergency function n.
acil durum sığınağı emergency shelter n.
son durum final situation n.
geçici durum transiency n.
insanı kamçılayan bir durum challenge n.
mali durum circumstances n.
akli durum mental state n.
vahim bir durum a desperate situation n.
onur kırıcı durum indignity n.
durum kutucuğu status box n.
önemsiz durum small matter n.
kırsal durum rural condition n.
acil durum operasyon planı emergency operations plan n.
durum bundan ibaret be much more the case n.
elverişli durum opportunity n.
engelleyici durum impeding condition n.
acil durum süreci emergency procedure n.
acil durum alarm sistemi emergency alert system n.
özel durum spirit n.
son durum finality n.
sabit durum steady n.
geçici durum transience n.
acil durum kartı emergency response card n.
vahim bir durum deep trouble n.
karışık siyasal durum unsettled political situation n.
özel durum occasion n.
acil durum planlama alanı emergency planning area n.
durum değişimi change of state n.
sosyal durum çalışması social case work n.
iyi durum place in the sun n.
ruhsal durum frame of mind n.
gerçek durum fact n.
acil durum haritalandırma disaster emergency mapping n.
çekinceli durum state of distress n.
acil durum yayın sistemi emergency broadcast system n.
acil durum destek görevi emergency support function n.
ulusal acil durum koordinasyon merkezi national emergency coordination center n.
ruhsal durum state of mind n.
acil durum destek ekibi emergency support team n.
ekonomik durum economic conditions n.
içinden çıkılmaz durum impasse n.
toplumsal durum position n.
nazik durum jeopardy n.
özel durum special case n.
zor durum sorry pickle n.
sıkışık durum push n.
acil durum müdahale aracı emergency response vehicle n.
sosyal durum social conditions n.
problem yaratan durum villain n.
örnek oluşturan durum precedent n.
dışarıdan gelmiş acil durum müdahale ekibi foreign emergency response team n.
acil durum state of emergency n.
tatsız durum predicament n.
acil durum düzeni emergency function n.
mali durum financial standing n.
yerel acil durum planlama komitesi local emergency planning committee n.
çalışır durum order n.
ekonomik durum economic condition n.
zor durum impasse n.
acil durum politikası emergency policy n.
özel durum special occasion n.
çok kötü bir durum misery n.
sıvı durum liquid state n.
mali durum finance n.
avantajlı durum vantage n.
acil durum müdahale seviyesi emergency action level n.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze n.
kraliçelere yakışır durum queenliness n.
aşağılık bir durum degradation n.
dramatik durum drama n.
şikayeti gerektiren durum grievances n.
acil durum yardımı emergency supply n.
güç durum tickler n.
çok kötü durum ruin n.
güç durum dilemma n.
zor durum den n.
şimdiki durum current situation n.
ruhi durum mood n.
kızlara özel olan ve genellikle erkeklerin anlam veremediği durum girl thing n.
acil durum planlama alanı contingency planning zone n.
acınacak durum pitifulness n.
şikayete yol açan durum grievance n.
kritik durum baskısı critical incident stress n.
karşılıklı durum reciprocity n.
avantajlı durum catbird seat n.
zor durum lurch n.
iyi durum well n.
rüya gibi durum idyll n.
ideal durum utopia n.
sıkıntılı bir durum adversity n.
güç durum fix n.
acil durum operasyon binası emergency operations facility n.
bahçe durum garden state n.
zor durum sad pickle n.
zor durum spot n.
acil durum planı emergency plan n.
karmaşık durum imbroglio n.
uygun durum opportunity n.
geçici durum temporary state n.
her iki kategoriye de girebilecek bir durum borderline case n.
acil durum çalışanı emergency worker n.
kötü durum predicament n.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze n.
zor durum foul n.
zor durum hole n.
özgün durum eigenstate n.
yalın durum nominative n.
sözcüklerle anlatılamayacak durum speechlessness n.
tehlikeli bir durum distress n.
yararlı olan durum salutariness n.
sıradışı durum exception n.
acil durum yönetimi emergency management n.
fırtınalı durum storminess n.
acil durum operasyon merkezi emergency operations center n.
genel acil durum general emergency n.
acil durum hazırlığı emergency preparedness n.
yasal durum legal status n.
durum ortacı present participle n.
çözülmesi zor durum crux n.
tüyler ürpertici durum creepiness n.
atmosferik durum atmospheric state n.
karışık durum mess n.
en uygun durum optimum n.
sosyal durum station in life n.
hukuki durum legal status n.
olağanüstü durum emergency n.
acil durum medya merkezi emergency news center n.
iyi durum good condition n.
acil durum müdahale ekibi emergency response team n.
mali durum finances n.
milliyetçilik durum çalışmaları nationalism case studies n.
zor durum crunch n.
acil durum müdahale ekibinin öncü kısmı emergency response team advance element n.
çok acı bir durum misery n.
zor durum pickle n.
dönme (eski durum/alışkanlık/inanç vb'ne) reversion n.
güç durum mess n.
acil bir durum a state of emergency n.
ruhsal durum mood n.
zor durum predicament n.
insanın kafasını bulandıran durum perplexity n.
şüpheli durum doubt n.
şu anki durum current situation n.
durum değerlendirmesi appreciation of the situation n.
durum muhakemesi appreciation of the situation n.
aksi durum otherwise n.
acil durum emergency case n.
acil durum emergency n.
çok önemli durum key position n.
şikayete sebep olan durum an axe to grind n.
şikayete sebep olan durum grievance n.
bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç throttlehold n.
bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç chokehold n.
bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç choke hold n.
bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç stranglehold n.
durum buğdayı maccaroni wheat n.
durum buğdayı triticum turgidum n.
durum buğdayı durum wheat n.
durum buğdayı hard wheat n.
durum buğdayı triticum durum n.
zor durum cleft stick n.
zor durum tight corner n.
güç durum tight corner n.
vücudun hareket etmesiyle oluşan durum (deniz tutması gibi) kinetosis n.
aksi durum contrary situation n.
özel durum exception n.
medeni durum marital status n.
ivegen durum emergency n.
normal durum normalcy n.
aleyhte durum incommodity n.
acil durum yönetimi disaster management n.
ilk durum first instance n.
sağlam durum sound condition n.
beklenmeyen durum unexpected situation n.
genel durum değerlendirmesi overall situation assessment n.
durum değerlendirmesi situation assessment n.
genel durum değerlendirmesi assessment of the general situation n.
üç önermeli durum trilemma n.
üç ihtimalden birinin seçilmesi gerektiği zor durum trilemma n.
dinamik durum dynamic state n.
statik durum static state n.
özel durum special condition n.
her durum any case n.
maddi durum financial situation n.
zor durum difficult situation n.
güç durum straits n.
advers durum adverse condition n.
ters durum adverse condition n.
mevcut durum present condition n.
mevcut durum existing state n.
mevcut durum current situation n.
dengeli durum balanced situation n.
acil durum tatbikatı emergency drill n.
fiziksel durum physical condition n.
acil durum butonu emergency button n.
mali durum bildirimi declaration of financial status n.
önemli durum important situation n.
mükemmel durum perfect condition n.
mali durum financial situation n.
mali durum financial condition n.
durum belgesi certificate n.
mali durum financial status n.
durum belgesi certificate of good conduct n.
iyi durum belgesi certificate of good conduct n.
her bir durum each case n.
genel durum general situation n.
acil durum exigency n.
mevcut durum present situation n.
küçük ama nihayetinde istenmeyen sonuçlar doğuracak bir durum camel's nose n.
durum kontrolü attitude control n.
sıkıntılı durum pickle n.
durum çalışması case study n.
durum izleme condition monitoring n.
sahip olduğu durum çizgisi condition line n.
beklenmedik durum planı contingency plan n.
beklenmedik durum önlemi contingency measure n.
beklenmedik durum contingency n.
olağanüstü durum disaster n.
çalışır durum enabled state n.
tehlike durum aydınlatması emergency light n.
acil durum aydınlatması emergency lighting n.
acil durum kapısı emergency door n.
acil durum şeridi emergency lane n.
erkli durum enabled state n.
mücadeleli durum dog-eat-dog n.
şaşırtıcı (durum) eye-opener n.
karışık durum hugger-mugger n.
savaştan önceki durum status quo ante-bellum n.
kimin kazanacağı hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
akımlı durum on-position n.
hangi seçeneğin daha iyi olduğu hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
karışık durum mix-up n.
en kötü durum senaryosu worst-case scenario n.
kesinleşmemiş durum hold n.
küçük düşürücü durum indignity n.
genel durum context n.
zor durum dilemma n.
üzücü durum dumps n.
hukuki durum legal position n.
güç durum impasse n.
ender durum exception n.
parasal durum finance n.
hal durum fettle n.
zorunlu durum compulsory case n.
zorunlu durum compulsory situation n.
zorunlu durum obligatory case n.
soğurmayan durum non-absorbing state n.
kapalı durum off-position n.
ciddi durum plight n.
tehlikeli durum state of distress n.
güç durum scrape n.
sosyal durum walk of life n.
aktüel durum actual situation n.
olağan durum normalcy n.
karşılıklı durum mutuality n.
kritik durum emergency n.
durum komedisi sitcom n.
psikolojik durum mental state n.
psikolojik durum psychological state n.
utanılacak durum a shameful situation n.
utanılacak durum a disgraceful situation n.
utanılacak durum a situation to be ashamed of n.
fiziksel veya ruhsal acı veren durum tormenting n.
durum değerlendirmesi stocktaking n.
tam tersi durum the exact opposite situation n.
durum komedyası sitcom n.
(bir işin) gelebileceği en berbat durum low point (to be in something) n.
hassas durum touchy situation n.
beklenmedik durum happenstance n.
beklenmedik durum happenchance n.
hakim durum dominant position n.
benzer durum similar situation n.
sosyal durum social situation n.
zor durum plight n.
zor durum duress situation n.
mevcut durum status quo n.
kararsız durum unstable state n.
sosyal durum walks of life n.
belli olmayan durum twilight zone n.
acil durum emergency situation n.
özel durum special consideration n.
fiili durum actual state n.
özel durum particular situation n.
sosyal durum status n.
kilit durum key aspect n.
sosyal durum social standing n.
şimdiki durum present state n.
halihazır durum present state n.
mevcut durum present state n.
nadir durum rare exception n.
ender durum rare exception n.
fizyolojik durum physiological state n.
fizyolojik durum physiological condition n.
mali durum financial position n.
hatalı görünen bir durum false note n.
ender rastlanır durum a rare occasion n.
şüphe uyandırıcı durum suspicious situation n.
düşük sosyoekonomik durum low socio-economical status n.
istisnai durum exceptional case n.
tehlikeli durum/vaziyet insecure situation n.
emniyetsiz durum insecure situation n.
en iyi durum senaryosu best-case scenario n.
uyku ile uyanıklık arasındaki durum half awake half asleep state n.
acil durum çekici emergency hammer n.
her şeyin kötü olduğu durum dystopia n.
mesleki durum professional status n.
acil durum maliyet merkezi emergency cost center n.
varolan/mevcut durum preexisting condition n.
acil durum çıkışı emergency exit n.
acil durum çıkış kapısı fire escape n.
acil durum çıkış kapısı emergency exit n.
nazik durum an awkward situation n.
zor bir durum a difficult situation n.
karmaşık durum morass n.
tehlikeli durum dangerous situation n.
kaçınılmaz durum unavoidable situation n.
hiç gelişme olmayan yer/durum backwater n.
uygunsuz durum compromising position n.
güllük gülistanlık durum bed of roses n.
aleyhe dönen durum boomerang n.
aleyhte durum disadvantage n.
acil durum paketi emergency pack n.
durum saptaması situation determination n.
rüya gibi durum idyl n.
acil durum kartı emergency card n.
acil durum planı contingency plan n.
özel durum particular case n.
başbakanlık afet ve acil durum yönetimi başkanlığı prime minister's disaster relief agency n.
kötü bir durum karşısında espri/mizah yapabilme wry humour n.
zor durum tough situation n.
durum değerlendirmesi status evaluation n.
iç durum internal state n.
uygunsuz durum inconvenience n.
iyi durum good situation n.
acil durum toplanma noktası emergency assembly point n.
iyi akademik durum good academic standing n.
uzlaşmacı durum. compromising position n.
durum mesajı status message n.
acil durum merkezinde ihbarlarını karşılayan kişi (itfaiyecilik) call taker (fire brigade) n.
kolay ulaşılabilir durum örneklemesi convenience sampling n.
acil durum çantası go bag n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potemkin village n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potyomkin village n.
durum sınıflandırması status classification n.
son durum endstate n.
anlık durum current mood n.
güncel durum current mood n.
kalıcı durum permanent situation n.
ne kadar tartışılırsa tartışılsın bir önemi olmayan, sonuca varılamayan durum moot point n.
şüpheli durum suspicious case n.
sürekli tekrarlanan durum ya da eylem constant refrain n.
önemli durum critical situation n.
bir hizmetin istendiği fakat henüz onaylanmadığı durum request n.
yerine getirilmesi fazla uzmanlık gerektirmeyen durum banana problem n.
acil durum sinyali gönderen cihaz/sistem call alarm n.
güncel durum actual situation n.
riskli durum ragged edge n.
tehlikeli durum ragged edge n.
patlamaya hazır (durum) volatile adj.
eşişlevsel durum dizgesi ergative adj.
hiç sağlam olmayan (durum) slippery adj.
bahsi geçen (durum vb) given adj.
bozulan (sağlık, durum vb) deteriorating adj.
hassas (durum) touchy adj.
nazik (durum) delicate adj.
sözü geçen (durum vb) given adj.
berbat (bir durum) abject adj.
sorunlu (olay/durum) problematic adj.
bu durum karşısında with this adv.
bu durum karşısında under these circumstances adv.
bu durum üzerine as a consequence of that adv.
bu durum üzerine therefore adv.
durum gerektirdiği takdirde as may be required adv.
en iyi durum at the best adv.
tam tersi durum on the contrary adv.
tam tersi durum just the contrary adv.
tam tersi durum the other way round adv.
böyle bir durum karşısında in the face of such a situation adv.
bu durum üzerine so that conj.
durum böyle there it is interj.
acil durum ışığı emergency light
acil durum eylem planı emergency action plan
acil durum müdahale prosedürü emergency response procedure
acil durum senaryosu emergency scenario
Phrasals
birisini bir durum/vaziyet içerisinde tutmak maintain someone in something
Phrases
durum böyle olunca in the circumstances
o zaman durum değişir that puts another complexion
durum tam tersine döndü the boot is on the other foot
bu durum karşısında under the circumstances
durum bunu gerektiriyorsa if the situation calls for it
bu durum yüzünden because of this situation
Colloquial
durum uygun iken while the going is good
(bir durum vb) yakında olması kesin olmak stare in the face
kötü durum hornets' nest
kötü durum a hornet's nest
şansa bağlı durum hit-or-miss
zor durum a hot potato
karışık bir durum a tricky situation
durum şu here's the situation
garip durum a rum do
başta umut veren ama sonra hayal kırıklığı yaratan bir şey/durum a false dawn
anlaşmayı bozan/ihlal eden/çiğneyen durum deal breaker
yaşanılmayacak kötü bir yer veya durum a living hell
çok acıklı bir durum a sorry state of affairs
acil bir durum olursa diye just in case something happens
alışık olunmayan bir durum an unusual situation
alışık olmadığımız bir durum an unusual situation
garip durum weird situation
kafa karıştırıcı durum head-scratching
zor bir durum a sticky situation
Idioms
ne ala! (hiç istenmeyen bir durum karşısında söylenir) that's a fine kettle of fish!
durum değişti the boot is on the other leg
riskli durum slippery slope
riskli durum slick incline
riskli durum slippery hill
küçük ama nihayetinde istenmeyen sonuçlar doğuracak bir durum (the) thin end of the wedge
durum düzelince after the dust settles
kötü durum the fat is in the fire
pis durum the fat is in the fire
olağan durum foregone conclusion
zor bir durum karşısında çıt çıkartmamak keep a stiff upper lip
zor durum on thin ice
tehlikeli durum on thin ice