Sorry - Turkish English Dictionary

Sorry

Meanings of "Sorry" in Turkish English Dictionary : 35 result(s)

English Turkish
Common Usage
sorry adj. üzgün
General
sorry n. özür dileme
sorry n. af dileme
sorry n. affına sığınma
sorry n. özür
sorry n. af
sorry v. eseflenmek
sorry v. esef etmek
sorry adj. kederli
sorry adj. acınacak halde
sorry adj. hüzünlü
sorry adj. pişman
sorry adj. sudan
sorry adj. acı
sorry adj. gamlı
sorry adj. maalesef
sorry adj. kötü
sorry adj. saçma
sorry adj. kasvetli
sorry adj. elemli
sorry adj. kepaze
sorry adj. üzüntülü
sorry adj. zavallı
sorry adj. üzücü
sorry adj. berbat
sorry adj. müteessir
sorry adj. üzgün
sorry adj. üzülmüş
sorry adj. özür dileyen
sorry inerj. (sözün tekrarlanmasını isterken) duyamadım?
Speaking
sorry interj. affedersiniz
sorry expr. özür dilerim
sorry expr. üzgünüm
Computer
sorry expr. pardon
sorry expr. üzgünüz

Meanings of "Sorry" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
feel sorry for v. acımak
be sorry v. üzülmek
General
sorry pickle n. zor durum
be sorry v. özür dilemek
be too sorry to say a word v. ağzını bıçak açmamak
feel very sorry v. dizini dövmek
feel sorry for v. üzülmek
be sorry v. esef etmek
be sorry v. yerinmek
make sorry show v. başarısız olmak
be sorry for v. acınmak
be sorry for v. yerinmek
be sorry v. eseflenmek
be sorry v. pişman olmak
feel sorry v. pişman olmak
be sorry v. üzgün olmak
be very sorry v. bin pişman olmak
be sorry for v. acımak
be sorry v. müteessir olmak
feel sorry v. üzülmek
be sorry to v. üzgün olmak
be sorry v. üzülmek
make somebody feel sorry v. pişman etmek
make sorry show v. becerememek
feel sorry for somebody v. acımak
be sorry for v. pişman olmak
be sorry for v. üzülmek
be greatly sorry (for someone) v. yürek sızlamak
not feel sorry v. acımamak
feel sorry for oneself v. derdine yanmak
be sorry v. esef duymak
be deeply sorry v. derin üzüntü duymak
be sorry for v. -e acımak
feel sorry for v. -e acımak
be sorry to inform that v. üzülerek bildirmek
be sorry to hear v. duyduğuna üzülmek
feel sorry v. üzüntü duymak
make someone feel sorry v. bin pişman etmek
be sorry to tell v. üzülerek söylemek
be sorry to say v. üzülerek söylemek
feel sorry v. yazığı gelmek
sorry! interj. üzgünüm!
Phrases
I am sorry to say that expr. üzülerek söylemeliyim ki
I am sorry to say that expr. üzülerek belirtmek durumundayım ki
I am sorry to inform you that expr. üzülerek belirtmek durumundayım ki
I am sorry to say that expr. üzülerek söylüyorum ki
sorry for my late reply expr. (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
sorry for the late response expr. (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
sorry for the late reply expr. (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
sorry for the late response expr. (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for the late reply expr. (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for my late reply expr. (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for my late reply expr. geç cevap yazdığım için üzgünüm
sorry in advance expr. peşinen özür dilerim
sorry in advance expr. şimdiden özür dilerim
sorry for late reply expr. geç cevap için özür
sorry for the inconvenience expr. rahatsızlıktan dolayı özür dilerim/dileriz
better safe than sorry expr. eşeği sağlam kazığa bağlamalı
better safe than sorry expr. eşeği sağlam kazığa bağla
sorry for the delay expr. gecikme için kusura bakmayın
Proverb
better safe than sorry üzülmektense tedbirli olmak iyidir
better safe than sorry üzgün olmaktansa tedbirli olmak daha iyidir
better safe than sorry sonradan dizini dövmektense önceden önlem almak/dikkatli olmak iyidir
better safe than sorry korkulu rüya görmektense uyanık yatmak iyidir
it's better to be safe than sorry korkulu rüya görmektense uyanık yatmak iyidir
better (be) safe than sorry [cliché] sonradan dizini dövmektense önceden önlem almak/dikkatli olmak iyidir
better (be) safe than sorry [cliché] korkulu rüya görmektense uyanık yatmak iyidir
it's better to be safe than sorry sonradan dizini dövmektense önceden önlem almak/dikkatli olmak iyidir
better (be) safe than sorry [cliché] pişman olacağına sağlamcı davran
it's better to be safe than sorry pişman olacağına sağlamcı davran
better safe than sorry pişman olacağına sağlamcı davran
Colloquial
a sorry state of affairs n. çok acıklı bir durum
be sorry for (someone) v. (birinin) üzüntüsünü paylaşmak
be sorry for (oneself) v. (kendi) kendine acımak
be sorry for (oneself) v. (kendi) haline acımak
be sorry for (oneself) v. (kendi) derdine yanmak
be sorry for (someone) v. (biri) için üzülmek
be sorry for (someone) v. (birinin) haline/durumuna üzülmek
be sorry for (someone) v. (birinin) haline/durumuna acımak
sorry for the things i did expr. yaptıklarım için üzgünüm
sorry for my ignorance expr. cahilliğimi mazur gör
sorry for my ignorance expr. cahilliğimi mazur görün
Sorry I asked expr. sorduğum için üzgünüm
sorry that I asked expr. sorduğum için üzgünüm
sorry we are closed expr. üzgünüz kapalıyız
sorry for my delayed reply expr. geç cevap verdiğim için üzgünüm
sorry about that expr. kusura bakmayın
sorry about this formality expr. bu formalite için özür dilerim
sorry for my late reply expr. geç cevap verdiğim için üzgünüm
sorry for my delayed reply expr. geç cevabım için üzgünüm
sorry for my late reply expr. geç cevabım için üzgünüm
sorry for being late expr. geç kaldığım için özür dilerim
sorry for being a pain expr. başınızın etini yediğim için özür dilerim
sorry I woke you up expr. uyandırdığım için özür dilerim
sorry for being rude expr. kabalığım için üzgünüm
sorry for your trouble expr. başınız sağolsun
sorry for our loss expr. başımız sağolsun
sorry for your loss expr. başınız sağolsun
sorry I must go expr. kusura bakma ama gitmeliyim
sorry not my thing expr. kusura bakma benim alanım değil
sorry about your brother expr. erkek kardeşin için üzüldüm
sorry for your brother expr. erkek kardeşin için üzüldüm
stop feeling sorry for yourself expr. kendine acımayı kes
sorry 'bout that expr. kusura bakmayın
sorry I can't go out tonight expr. kusura bakma bu gece çıkamam
sorry dude too long didn't read it (tldr) expr. okumadım kardeş durumumuz yoktu
sorry dude too long didn't read it (tldr) expr. çok uzundu okumadım dostum
sorry I snapped at you expr. sana patladığım için özür dilerim
(someone) will be sorry expr. (biri) yaptığına pişman olacak
(someone) will be sorry expr. (biri) pişman olacak
(someone) will be sorry expr. (biri) yaptığı şey için özür dileyecek
(I'm) sorry I asked expr. sorduğuma pişman ettin
(I'm) sorry I asked expr. keşke hiç sormasaydım
(I'm) sorry I asked expr. sorduğuma pişman oldum
(I'm) sorry I asked expr. sorduğuma soracağıma pişman oldum
sorry dude too long didn't read it (tldr) expr. okumadım kardeş çok uzundu
it's too late for sorry expr. özür dilemek bir işe yaramaz
it's too late for sorry expr. şimdi özür dilemenin bir yararı yok
it's too late for sorry expr. özür dilemek için çok geç
it's too late for sorry expr. özür dilemek durumu değiştirmiyor
scnr (sorry, could not resist) expr. pardon, dayanamadım (yapılan kötü bir şakadan veya biriyle dalga geçtikten sonra)
scnr (sorry, could not resist) expr. affedersin, kendimi tutamadım (yapılan kötü bir şakadan veya biriyle dalga geçtikten sonra)
sfyl (sorry for your loss) expr. başınız sağ olsun
sfyl (sorry for your loss) expr. başın sağ olsun
slr (sorry late reply) expr. geç cevap yazdığım için üzgünüm
slr (sorry late reply) expr. geç cevap için özür dilerim
smidsy (sorry, mate, I didn't see you) [uk] expr. (kaza veya kaza tehlikesi durumunda bir araç sürücüsü tarafından bir bisikletliye ya da motor sürücüsüne bahane olarak söylenen) pardon görmedim/seni fark etmedim
sorry you asked? expr. sorduğuna pişman mısın?
sorry you asked? expr. sorduğuna pişman oldun mu?
Idioms
a sorry state of affairs n. üzüntü veren durum
a sorry state of affairs n. üzücü durum
a sorry sight n. üzücü bir görüntü
a sorry sight n. dağınık
a sorry sight n. kirli
a sorry sight n. üzücü bir sahne
sorry excuse n. sudan bahane
sorry excuse n. inandırıcı olmayan mazeret
sorry excuse n. saçma özür
a sorry state (of affairs) n. kötü bir hal
a sorry state (of affairs) n. talihsiz bir durum
cut a sorry figure v. kötü bir izlenim bırakmak
cut a sorry figure v. olumsuz bir izlenim bırakmak
be in a sorry state v. kötü durumda olmak
be in a sorry state v. kullanılmaz hale gelmek
be in a sorry state v. zavallı durumda olmak
be in a sorry state v. sefil halde olmak
be in a sorry state v. berbat durumda olmak
be in a sorry state v. üzücü durumda olmak
be in a sorry state v. acınası/acınacak durumda olmak
be in a sorry state v. zayıf durumda olmak