little - Turkish English Dictionary
History

little

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "little" in Turkish English Dictionary : 21 result(s)

English Turkish
Common Usage
little adj. ufak
little adj. az
little adj. küçük
General
little n. az miktar
little n. ufak şey
little adj. önemsiz
little adj. cici
little adj. geri
little adj. dar görüşlü
little adj. ehemmiyetsiz
little adj. az (less/least)
little adj. bayağı
little adj. adi
little adj. değersiz
little adj. azıcık
little adj. küçük
little adj. naçiz
little adj. genç
little adj. kısa
little adj. birazcık
little adj. az miktarda

Meanings of "little" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
a little bit adv. azıcık
a little bit adv. birazcık
a little adv. azıcık
a little adv. bir parça
little by little adv. azar azar
a little later adv. birazdan
in a little while adv. birazdan
a little adv. biraz
too little adv. çok az
General
regard as too little v. az bulmak
spend little v. az tüketmek
think little of v. değer vermemek
consume little v. az tüketmek
know little v. az bilmek
make little of v. küçümsemek
dig in a little v. ayrıntıya girmek
cost little to produce v. ucuza çıkmak
think little of v. önemsiz saymak
make little of v. önem vermemek
make little of v. önemsememek
regard as too little v. azımsamak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz atlatmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz kurtulmak
know a little v. az bilmek
wait a little while v. az beklemek
eat a little v. az yemek
be regarded as too little v. azımsanmak
have little importance v. az önemi olmak
think little of v. hakkında iyi düşünmemek
think little of v. hiçe saymak
twist someone around one's little finger v. birini parmağında oynatmak
think little of v. -e göre mesele olmamak
think little of v. -in gözünde büyük bir iş olmamak
think little of v. -e değer vermemek
think little of v. -i önemsiz saymak
get outdoors a little v. biraz dışarı çıkmak
have little to do v. yapacak çok az şeyi olmak
cost little v. az tutmak
have a little nap v. kestirmek (kısa uyku)
have a little nap v. birazcık kestirmek
have little need of something v. az ihtiyaç duymak
need little v. az ihtiyaç duymak
change little v. az değişmek
have little in common v. çok az ortak yönleri olmak
know very little about something v. bir şeyi çok az bilmek
know very little about something v. bir şey hakkında çok az bilgisi olmak
scream like a little girl v. küçük bir kız gibi bağırmak
find the assignments a little unchallenging v. verilen görevleri biraz basit bulmak
discuss a little problem v. küçük bir sorunu tartışmak
show a little love v. biraz sevgi göstermek
sleep little v. az uyumak
do a little research about someone v. biri hakkında küçük bir araştırma yapmak
do a little research about someone v. biri hakkında ufak bir araştırma yapmak
punch a little child v. küçük bir çocuğa yumruk atmak
look like a little angel v. küçük bir melek gibi görünmek
act a little strange lately v. son zamanlarda biraz garip davranmak
know very little about someone v. biri hakkında çok az şey bilmek
know little about someone v. biri hakkında çok az şey bilmek
know very little about something v. bir konu hakkında çok az bilgisi olmak
have little value in itself v. fazla bir değeri olmamak
have little faith in drugs v. ilaçlara pek güvenmemek
have a little too much to drink v. içkiyi biraz fazla kaçırmak
have a little party v. küçük bir parti vermek
die a little bit every day v. her gün birazcık daha ölmek
go a little heavy on the eye makeup v. göz makyajını biraz abartmak
obsess over every little thing v. her küçük şeyi takıntı haline getirmek
be a little late v. biraz geç kalmak
be a little sad v. biraz üzülmek
get a little upset v. biraz üzülmek
little girls n. küçük kızlar
little bittern n. cüce balaban
little skate n. küçük vatoz
little stint n. küçük kumkuşu
little grebe n. küçük batağan
little time left n. az zaman kaldı
little perisher n. yaramaz
little hill n. tepecik
little bear n. küçükayı
little dipper n. küçükayı
little sister n. küçük kardeş
little missouri river n. küçük misuri nehri
little dear n. maskara
little dog n. küçük köpek
little mouse ear n. küçük fare kulağı
little brother n. küçük erkek kardeş
little darling n. minnoş
little son n. oğulcuk
little finger n. serçe parmak
little gull n. küçük martı
this poor little thing n. buncağız
little bittern n. küçük balaban
little egret n. küçük ak balıkçıl
little monster n. afacan
little owl n. kukumav
little black ant n. küçük siyah karınca
little toe n. küçük parmak
little dictionary n. küçük sözlük
little perisher n. afacan
little ringed plover n. halkalı küçük cılıbıt
little bunting n. küçük kirazkuşu
little rock n. küçük kaya
little owl n. küçük baykuş
little stint n. küçük kum kuşu
little fox n. tilkicik
little dipper n. küçük kepçe
little one n. yavru
craftsman and little artisan n. esnaf ve küçük sanatkarlar
little finger n. küçük parmak
little ottoman town caravanserai n. han
little man n. adamcık
little tern n. küçük sumru
little girl n. küçük kız
little swift n. küçük ebabil
little gull n. cücemartı
little blue heron n. mavi balıkçıl
little brown bat n. küçük kahverengi yarasa
little grebe n. küçük dalgıçkuşu
little bunting n. küçük çinte
little missouri n. küçük misuri nehri
little one n. ufaklık
the little bear n. küçükayı
little toe n. serçe parmak
little egret n. küçük beyaz balıkçıl
little horse n. tay
little crake n. bataklık suyelvesi
little lamb n. kuzucuk
little tern n. beyaz alınlı deniz kırlangıcı
little hand n. küçük el
little sound n. hafif ses
little guy n. küçük adam
little man n. küçük adam
little importance n. az önem
the little finger n. serçe parmak
do-little n. tembel
do-little n. uyuşuk tip
little town n. kasaba
little town n. küçük şehir
little red riding hood n. kırmızı başlıklı kız
little chance n. uzak ihtimal
little chance n. düşük ihtimal
little chance n. küçük şans
little fish n. küçük balık
little toe n. ayak küçük parmağı
little pig n. küçük domuz
little boy n. küçük çocuk
little boy n. parmak çocuk
the little boy n. ufak çocuk
a little garden n. küçük bir bahçe
little secret n. küçük sır
little cousin n. küçük kuzen
little people n. alt tabakadaki insanlar
little people n. son derece kısa boylu insanlar
little people n. cüceler
little terror n. arsız/haşarı/yaramaz çocuk
little man syndrome n. boy kompleksi
a little request n. küçük bir istek
little things n. küçük şeyler
little finger n. serçe parmağı
little hand n. akrep(saat)
little league n. küçükler ligi
a little flesh wound n. küçük bir sıyrık
a little flesh wound n. ufak bir sıyrık
little cat n. küçük kedi
little chick n. küçük civciv
little bridge n. küçük köprü
my little brother n. benim küçük erkek kardeşim
daddy's little monster n. babasının küçük/ufak canavarı
with little beard adj. köse
lil (little) adj. küçük
lil (little) adj. ufak
very little adj. küçümen
with too little oil adj. yavan
in little adj. minyatür halinde
a little bit ill adj. biraz hasta
a little of adj. -in birazını
as yet little known adj. az tanınan adı pek duyulmamış
as little as adj. kadar küçük
as little as adj. kadar az
precious little/few adj. çok küçük/az
of little use adj. az kullanılan
of little use adj. pek işe yaramayan
of little use adj. faydasız
of little use adj. yararsız
of little use adj. tedavide vs. pek başvurulmayan
as yet little known adj. adı pek duyulmamış
as yet little known adj. az tanınan
so little adj. çok küçük
not a little adv. bir hayli
little by little adv. az az
for a little while adv. kısa bir süreden beri
a little bit adv. bir parça
little or nothing adv. hiç denecek kadar az
little or nothing adv. ya az ya hiç
a little at a time adv. bölüm bölüm
a little later adv. biraz sonra
in little adv. muhtasar olarak
a little way off adv. biraz uzakta
not a little adv. ziyadesiyle
little by little adv. yavaş yavaş
for a little adv. kısa bir zaman için
little by little adv. tedricen
little by little adv. dirhem dirhem
little or nothing adv. hemen hemen hiç
a little while ago adv. henüz
a little adv. az
little by little adv. kerte kerte
a little adv. bir dirhem
at little cost adv. az giderle
very little adv. açlıktan ölmeyecek kadar
a little adv. çat pat
a little while ago adv. biraz önce
a little adv. biraz
a little adv. az buçuk
not a little adv. epey
for a little while adv. birsüre
for a little adv. azıcık
a little adv. bir miktar
little or nothing adv. hiç denecek kadar
in little speckles adv. noktacıklar halinde
in a little while adv. kısa sürede
a little more time adv. bir müddet daha
a little bit late adv. biraz geç
a little bit late adv. azıcık geç
a little while back adv. yakın zaman önce
after a little while adv. kısa bir süre sonra
little more than adv. -den biraz fazla
a little bit of both adv. ikisinden de biraz
a little too much adv. biraz çok
a little bit more adv. çok az daha
a little beyond adv. az ötesinde
a little bit more adv. birazcık daha
quite a little adv. oldukça fazla
poor little thing interj. yavrucak
my little one interj. yavrum
my little one interj. küçüğüm
little duck ördekçik
Phrases
a little bit louder n. biraz daha yüksek (ses)
he little knows bilmiyor ki
the least little bit zerre kadar
little if any yok denecek kadar az
even a little az da olsa
once upon a time there was a little girl bir zamanlar küçük bir kız varmış
to exaggerate a little biraz abartırsak
twinkle twinkle little star daha dün annemizin
a little while before den/e bir süre önce
a little while before çok az bir süre önce
little to no hemen hemen hiç
little to no neredeyse hiç
a little goes a long way az miktarda kullanımı yeterlidir
little miss küçük hanım
Proverb
a little stone may upset a large cart ummadık taş baş yarar
little pitchers have big ears çocukların kulağı delik olur
a little knowledge is a dangerous thing yarı cahilden kork
many a little makes a mickle damlaya damlaya göl olur
little pitchers have long ears çocukların kulağı delik olur
too little too late iş işten geçti
too little too late bu saatten sonra artık çok zor
too little too late çok geç
too little too late geçti bor'un pazarı sür eşeğini niğde'ye
little things please little minds küçük beyinler küçük şeylerle uğraşır
difficult is done at once; the impossible takes a little longer zoru hemen yaparız; imkansız, biraz zaman alır
little thieves are hanged but great ones escape ufak hırsızlar asılır büyük hırsızlar serbest bırakılır
the big fish eats the little one büyük balık küçük balığı yutar
mighty oaks from little acorns grow küçük şeylerden büyük şeyler doğar
great oaks from little acorns grow küçük şeylerden büyük şeyler doğar
little learning is a dangerous thing yarı cahilden kork
little learning is a dangerous thing az bilmek tehlikelidir
little knowledge is a dangerous thing az bilmek tehlikelidir
little knowledge is a dangerous thing yarı cahilden kork
little and often fills the purse damlaya damlaya göl olur
little strokes fell great oaks damlayan su taşı deler
little strokes fell great oaks damlaya damlaya göl olur
little hard work never killed anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little hard work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little work never killed anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little (hard) work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
Colloquial
go for little hiçbir işe yaramamak
go for little heba olmak
go for very little heba olmak
go for very little hiçbir işe yaramamak
go for very little güme gitmek
go for little güme gitmek
little by little yavaş yavaş
little by little azar azar
little by little adım adım
little by little ufak ufak
a little is better than none hiç yoktan iyidir
little differences küçük farklılıklar
little chinese girl küçük çinli kız
be a little angry biraz kızgın olmak
know how little is left ne kadar az kaldığını bilmek
a little game küçük bir oyun
come a little closer biraz yaklaşmak
such things matter little to children çocuklar böyle şeyleri önemsemez
a little honesty biraz dürüstlük
be a little shook up biraz sarsılmak
every little helps en ufak katkı bile işe yarar
every little bit helps en ufak katkı bile işe yarar
every little bit helps ne kadar az olursa olsun işe yarar
every little helps ne kadar az olursa olsun işe yarar
a little stressed biraz stresli
a little skinny biraz sıska
ye gods and little fishes! vay anasını!
a little terrace ufak bir teras
a little family problem küçük bir aile problemi
a little family problem küçük bir ailevi problemi
our little secret küçük sırrımız
a little expensive biraz pahalı
perhaps a little later belki az sonra
perhaps a little later belki biraz sonra
go for a little ride küçük bir yolculuğa çıkmak
oh ye of little faith siz inanmayanlar/güvenmeyenler!
not even one little bit bir gıdım bile
little money az para
with a little money çok az bir parayla
a little this a little that biraz şundan biraz bundan
only a little longer sadece kısa bir süre sonra
a little weird biraz tuhaf
big fish eat little fish büyük balık küçük balığı yer
(a little/bit) rough around the edges kaba ama iş görür
(a little/bit) rough around the edges vasat ama işe yarar
(a little/bit) rough around the edges kaba saba
(a little/bit) rough around the edges görgüsüz
(a little/bit) rough around the edges kültürsüz
(a little/bit) rough around the edges akşamdan kalma
little do you know? biraz olsun haberin var mı?
little do you know? biraz olsun biliyor musun?
Idioms
a little stone can upset a large cart ummadık taş baş yarar
good words are worth much, and cost little tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır
of little moment ehemmiyetsiz
little pitchers have long ears deliden al uslu haberi
little greed, big loss az tamah çok zarar getirir
little pitchers have long ears çocuktan al haberi
a little tin god kendisini dev aynasında gören
a little tin god küçük dağları ben yarattım havalarında
a little bird told me kuşlar söyledi
a little tin god küçük dağları ben yarattım diyen kimse
wrap around one's little finger parmağının ucunda oynatmak
twist around one's little finger istediğini yaptırabilmek
twist around one's little finger parmağının ucunda oynatmak
wind around one's little finger birini kolayca kandırabilmek
twist around one's little finger parmağında oynatmak
wind around one's little finger parmağında oynatmak
wind around one's little finger istediğini yaptırabilmek
wrap around one's little finger istediğini yaptırabilmek
wind around one's little finger parmağının ucunda oynatmak
twist around one's little finger birini kolayca kandırabilmek
wrap around one's little finger birini kolayca kandırabilmek
wrap around one's little finger parmağında oynatmak
wind someone around one's little finger parmağında oynatmak
wrap someone around one's little finger parmağında oynatmak
sure as god made little green apples kesin
sure as god made little green apples şüphe götürmez
sure as god made little green apples iki artı ikinin dört ettiği kadar
little frog in a big pond büyük denizde küçük balık
wind someone around one's little finger birisini parmağında oynatmak
twist someone around one's little finger birisini parmağında oynatmak
a big fish in a little pond küçük denizde büyük balık
come out of the little end of the horn iflasın eşiğine sürüklenmek
come out of the little end of the horn çok kaybetmek
come out the little end of the horn çok kaybetmek
come out the little end of the horn iflasın eşiğine sürüklenmek
little white lie küçük beyaz yalan
little white lie küçük masum yalan
be little off bir tahtası eksik
give a little az vermek
wind someone around one's little finger serçe parmağında oynatmak
twist someone around one's little finger küçük parmağında oynatmak
twist someone around one's little finger parmağında oynatmak
twist someone around one's little finger serçe parmağında oynatmak
wind someone around one's little finger küçük parmağında oynatmak
bother one's pretty little head about something bir şeye kafasını takmak
not trouble one's pretty little head about endişelenmemek
a little horror küçük/tam bir canavar
a little horror haşarı/azgın ufaklık
down the little red lane gırtlaktan aşağıya
least little thing en ufak/küçük şey
get upset over the least little thing en ufak/küçük şeye bile üzülmek
little bitty ufak tefek
little bitty minik
little bitty ufacık
little bitty mini minnacık
little bitty minicik
little off bir tahtası eksik
little off hafif kaçık
find someone little off birini biraz kaçık bulmak
little shaver bebek
little pricey biraz tuzlu/pahalı
little steep biraz tuzlu/pahalı
little old someone or something azıcık
little old someone or something küçücük
a nice little earner (brit) karlı iş
a nice little earner (brit) çok para kazandıran iş
be feeling a little under the weather kendini iyi hissetmemek
be feeling a little under the weather kendini çok iyi hissetmemek
feel a little under the weather kendini kötü hissetmek
be feeling a little under the weather kendini kötü hissetmek
feel a little under the weather kendini çok iyi hissetmemek
feel a little under the weather kendini iyi hissetmemek
little old someone or something birazcık
little ford fauntleroy çok kibar ve iyi giyimli erkek çocuğu
a little bird whispered in my ear bana kuşlar söyledi
(a little/bit) rough and ready kaba ama iş görür
(a little/bit) rough and ready vasat ama işe yarar
(it's) little wonder şaşırtmadı
(it's) little wonder şaşırtıcı değil
Speaking
little did i think aklımdan geçirmedim
there is little if any varsa da pek az
he did what little he could elinden geleni yaptı
there is little if any olsa bile pek az
every little helps ne kadar az olursa olsun işe yarar
i know a little az biliyorum
there is little if any varsa da
who eats little boğazsız
a little bit louder sesi biraz daha aç
i am a little busy biraz meşgulüm
just a little friendly advice from me benden sana bir arkadaş tavsiyesi
tell me a little about yourself biraz kendinden söz etsene
tell me a little about yourself bana biraz kendinden bahsetsene
just a little friendly advice from me benden sana bir dost tavsiyesi
just a little friendly advice from me benden sana bir arkadaş nasihatı
tell me a little about yourself biraz kendinden bahsetsene
just a little friendly advice from me benden sana bir dost nasihatı
wait a little bekle biraz
wait a little biraz bekle
i'm a little busy now şu anda biraz meşgulüm
I know little english çok az ingilizce biliyorum
don't bother your pretty little head sıkma tatlı canını
a little louder biraz daha yüksek sesli
I know little english ben çok az ingilizce biliyorum
leave the door open a little kapıyı biraz açık bırak
is it a little strange? bu biraz garip değil mi?
I speak little english ben çok az ingilizce konuşuyorum
I'm getting a little pissed tepemin tası atıyor
my head's a little dizzy biraz başım dönüyor
give me a chance to get to know you a little better seni biraz daha tanımam için bana bir şans ver
when i was little ben küçükken
how's every little thing? nasılsın?
how's every little thing? nasıl gidiyor?
when i was a little boy küçük bir çocukken
we came here when i was little buraya ben küçükken geldik
i just had a little accident ufak bir kaza geçirdim
did you hear about the little girl who was missing? kaybolan küçük kızı duydunuz mu?
can you rewind it just a little bit? biraz başa sarabilir misin?
let me give you one little tip size küçük bir ipucu vereyim
i'm going to be a little late biraz gecikeceğim
would you mind moving up just a little? (arabayı vb) biraz ileri alabilir misiniz?
i have a little present for you sana küçük bir hediyem var
nothing wrong with a little romance biraz romantizmin kimseye zararı olmaz
you remind me a little of myself bana bir parça kendi halimi anımsatıyorsun
you remind me a little of myself bana bir parça kendimi hatırlatıyorsun
she's a little lonely out here by herself burada kendi başına biraz yalnızlık çekiyor
this huge tree grew from a little seed bu büyük ağaç küçük bir tohumdan büyüdü
let's take a little walk around hadi biraz dolaşalım
just stay a little longer biraz daha kal
things got a little out of hand işler biraz kontrolden çıktı
i've been a little bit careless biraz dikkatsiz davrandım
i will be there in a little bit birazdan oradayım
they need a little lesson küçük bir derse ihtiyaçları var
they need a little lesson ufak bir ders almaları gerek
it's a little expensive biraz pahalı
i want to ask you a little favor senden ufak bir iyilik istiyorum
i'll see you in a little while birazdan görüşürüz
i think i'm being a little bit paranoid sanırım biraz paranoyaklaşıyorum
why don't we talk a little bit about your father? neden biraz da baban hakkında konuşmuyoruz?
i want to tell you a little secret sana küçük bir sır vermek istiyorum
i'm a little new to all this tüm bunlara biraz yeniyim
let them rest a little while longer bırak da biraz daha dinlensinler
let me tell you about myself a little bit size biraz kendimden bahsedeyim
let me tell you about myself a little bit sana biraz kendimden bahsedeyim
a little time apart would be good for both of us biraz ayrı kalmak ikimiz için de iyi olur
is it a little weird? biraz tuhaf değil mi?
is it a little strange? biraz garip değil mi?
is it a little weird? biraz garip değil mi?
is it a little strange? biraz tuhaf değil mi?
you look a little blue biraz üzgün görünüyorsun
i have a little time biraz zamanım var
what would you say if we went a little early biraz erken gitsek ne dersiniz?
a little later az sonra
a little later biraz sonra
aren't you a little old for this? bunun için biraz fazla yaşlı değil misin?
that's a little too much, don't you think? sence de bu biraz fazla değil mi?
why don't you show us a little respect? bize biraz saygı göstermeye ne dersiniz?
give us a little credit güven bize biraz
trust us a little bit güven bize biraz
bend your knee a little bit dizini biraz bük
i was a little shocked biraz afalladım
i was a little shocked biraz şaşırdım
i was a little surprised biraz şaşırdım
let's be a little realistic here gerçekçi olalım biraz
i have a little gift for you sana küçük bir hediyem var
i need a little help biraz yardıma ihtiyacım var
what about a little test? küçük bir teste ne dersin?
i'm a little early ben biraz erken geldim
a little tiring biraz yorucu
hello my little friend merhaba benim küçük arkadaşım
why don't you tell us a little bit about yourself? neden bize biraz kendinden bahsetmiyorsun?
it'll be our little secret bu bizim küçük sırrımız olacak
my dad is a little overweight benim babam biraz kilolu