little - Turco Inglés Diccionario

little

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

little — Definition

Significado:
küçük, az
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈlɪtəl/ – BrE /ˈlɪtəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat/Zamir/Zarf
Sinónimo:
small, slight
Antónimos:
big, much

Significados de "little" en diccionario turco inglés : 29 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
little adj. ufak
There is only a little matter of car which you crashed.
Sadece şu kaza yaptığınız araba ile ilgili ufak bir sorun var.

More Sentences
little adj. az
This too is characteristic of American society, which hears little about it.
Bu da bu konuda çok az şey duyan Amerikan toplumunun karakteristik bir özelliğidir.

More Sentences
little adj. küçük
I spent most of my time playing video games when I was little.
Küçükken zamanımın çoğunu video oyunları oynayarak geçirirdim.

More Sentences
little adv. biraz
We are dealing here with little more than media hysteria and ignorance.
Burada medya histerisi ve cehaletten biraz daha fazlasıyla karşı karşıyayız.

More Sentences
little adj. azıcık
They do not fight each other, but they rob the civilian population of the little it has left.
Birbirleriyle savaşmıyorlar ama sivil halkın elinde kalan azıcık şeyi de çalıyorlar.

More Sentences
General
little n. az miktar
Very little is stored in the body.
Vücutta çok az miktarda depolanır.

More Sentences
little adj. önemsiz
We should discuss every little detail before making our decision.
Kararımızı vermeden önce her önemsiz ayrıntıyı tartışmalıyız.

More Sentences
little adj. küçük
I spent most of my time playing video games when I was little.
Küçükken zamanımın çoğunu video oyunları oynayarak geçirirdim.

More Sentences
little adj. kısa
Hopefully, we shall have agreed, in as little as two weeks' time in Seville, to take entirely practical initiatives.
Umarım, Sevilla'da iki hafta gibi kısa bir süre içinde tamamen pratik girişimlerde bulunma konusunda anlaşmış oluruz.

More Sentences
little adj. belli belirsiz
The poor man gave a little smile when I gave a sandwich to him.
Ona bir sandviç verdiğimde zavallı adam belli belirsiz gülümsedi.

More Sentences
little adj. biraz
The guard took a little nap in the cabin.
Bekçi kulübede biraz kestirdi.

More Sentences
little adv. çok az
His appearance changed little despite all the years.
Aradan geçen onca yıla rağmen görünüşü çok az değişti.

More Sentences
little adv. azıcık
They do not fight each other, but they rob the civilian population of the little it has left.
Birbirleriyle savaşmıyorlar ama sivil halkın elinde kalan azıcık şeyi de çalıyorlar.

More Sentences
little pron. çok az şey
My mom only knows a little about the price of my new dress.
Annem yeni elbisemin fiyatı hakkında çok az şey biliyor.

More Sentences
little n. ufak şey
little n. kısa zaman
little n. kısa süre
little adj. bayağı
little adj. geri
little adj. cici
little adj. ehemmiyetsiz
little adj. adi
little adj. dar görüşlü
little adj. naçiz
little adj. değersiz
little adj. az miktarda
little adj. genç
little adj. birazcık
little pron. çok azını

Significados de "little" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
a little adv. bir parça
a little adv. azıcık
a little later adv. birazdan
a little bit adv. birazcık
a little bit adv. azıcık
in a little while adv. birazdan
little by little adv. azar azar
a little adv. biraz
too little adv. çok az
General
little black ant n. küçük siyah karınca
little bittern n. cüce balaban
little rock n. küçük kaya
little egret n. küçük beyaz balıkçıl
little stint n. küçük kum kuşu
little perisher n. yaramaz
little blue heron n. mavi balıkçıl
little dog n. küçük köpek
little toe n. serçe parmak
little sister n. küçük kardeş
little girl n. küçük kız
little swift n. küçük ebabil
little owl n. küçük baykuş
little gull n. küçük martı
little missouri n. küçük misuri nehri
little time left n. az zaman kaldı
little fox n. tilkicik
little finger n. küçük parmak
little ottoman town caravanserai n. han
little ringed plover n. halkalı küçük cılıbıt
little crake n. bataklık suyelvesi
little bear n. küçükayı
little girls n. küçük kızlar
little brother n. küçük erkek kardeş
little skate n. küçük vatoz
little one n. yavru
little bittern n. küçük balaban
little tern n. küçük sumru
little stint n. küçük kumkuşu
little bunting n. küçük çinte
little horse n. tay
little brown bat n. küçük kahverengi yarasa
little dipper n. küçük kepçe
little toe n. küçük parmak
little finger n. serçe parmak
craftsman and little artisan n. esnaf ve küçük sanatkarlar
little monster n. afacan
little egret n. küçük ak balıkçıl
little hill n. tepecik
little grebe n. küçük batağan
the little bear n. küçükayı
little son n. oğulcuk
little bunting n. küçük kirazkuşu
little hand n. küçük el
little dictionary n. küçük sözlük
little gull n. cücemartı
little dear n. maskara
little one n. ufaklık
little missouri river n. küçük misuri nehri
little perisher n. afacan
little man n. adamcık
little grebe n. küçük dalgıçkuşu
this poor little thing n. buncağız
little lamb n. kuzucuk
little dipper n. küçükayı
little darling n. minnoş
little tern n. beyaz alınlı deniz kırlangıcı
little owl n. kukumav
little mouse ear n. küçük fare kulağı
little sound n. hafif ses
little guy n. küçük adam
little man n. küçük adam
little importance n. az önem
the little finger n. serçe parmak
do-little n. uyuşuk tip
do-little n. tembel
little town n. küçük şehir
little town n. kasaba
little red riding hood n. kırmızı başlıklı kız
little chance n. düşük ihtimal
little chance n. küçük şans
little chance n. uzak ihtimal
little fish n. küçük balık
little toe n. ayak küçük parmağı
little pig n. küçük domuz
little boy n. küçük çocuk
little boy n. parmak çocuk
the little boy n. ufak çocuk
a little garden n. küçük bir bahçe
little secret n. küçük sır
little cousin n. küçük kuzen
little people n. cüceler
little people n. son derece kısa boylu insanlar
little people n. alt tabakadaki insanlar
little terror n. arsız/haşarı/yaramaz çocuk
little man syndrome n. boy kompleksi
a little request n. küçük bir istek
little things n. küçük şeyler
little finger n. serçe parmağı
little hand n. akrep (saat)
little league n. küçükler ligi
a little flesh wound n. küçük bir sıyrık
a little flesh wound n. ufak bir sıyrık
little cat n. küçük kedi
little chick n. küçük civciv
little bridge n. küçük köprü
little duck n. ördekçik
my little brother n. benim küçük erkek kardeşim
daddy's little monster n. babasının küçük/ufak canavarı
the little matter n. (ironik olarak) içinden çıkılması zor sorun
the little woman [obsolete] n. bir adamın karısı
quite a little n. büyük miktar
quite a little n. büyük oran
quite a little n. büyük ölçü
quite a little n. çok sayıda olan şey
a little something n. az miktar
a little something n. küçük bir şey
little joe n. dört
little folk n. çocuklar
little folk n. halk
little folk n. avam
little people n. halk
little folk n. cinler
little people n. cinler
little people n. çocuklar
little people n. periler
little people n. çoluk çocuk
little people n. avam
little folk n. çoluk çocuk
little folk n. periler
little phoebe n. beş
little russian n. ukraynalı
little lord fauntleroy suit n. şımarık çocuk
little herd n. yirmi geyiklik bir sürü
little russian n. ukrayna'da yaşayan ruthenya halklarından birinin eski adı
little masters n. on altıncı yüzyılda çok küçük yazı yazan bazı alman gravürcülere verilen ad
little russian n. ukrayna'da yaşayan ruthenya halklarından birinin ukraynaca lehçesi
little magazine n. edebi çalışmalar yayımlayan küçük dergi
little russian n. ukraynaca
a little of us n. biraz bizden
little chefs n. minik şefler
little ax n. küçük balta
regard as too little v. az bulmak
make little of v. önemsememek
consume little v. az tüketmek
think little of v. değer vermemek
regard as too little v. azımsamak
make little of v. önem vermemek
dig in a little v. ayrıntıya girmek
know little v. az bilmek
think little of v. önemsiz saymak