order - Turkish English Dictionary
History

order

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "order" in Turkish English Dictionary : 112 result(s)

English Turkish
Common Usage
order v. sipariş vermek
order v. emretmek
order v. buyurmak
order v. ısmarlamak
order v. sipariş etmek
order n. sıra
order n. emir
order n. düzen
order n. buyruk
order n. sipariş
General
order v. emir vermek
order v. söylemek
order v. tertip etmek
order v. istemek
order v. tertiplemek
order v. buyurmak
order v. ısmarlamak
order v. getirtmek
order v. sıraya koymak
order v. sıralamak
order v. düzenlemek
order v. düzen sağlamak
order v. düzenlemede bulunmak
order v. düzenini sağlamak
order v. komut vermek
order v. sipariş etmek
order v. emretmek
order v. düzeltmek
order v. papaz yapmak
order v. papazlığa terfi ettirmek
order v. papazlığa atamak
order n. yol
order n. havale
order n. nişan
order n. mimari üslup
order n. ödeme emri
order n. buyruk
order n. tertip
order n. ısmarlama
order n. usul
order n. direktif
order n. düzen
order n. şeref rütbesi
order n. düzgünlük
order n. buyrultu
order n. tür
order n. sipariş
order n. tarikat
order n. gündem
order n. mezhep
order n. düzenlik
order n. rapor
order n. paso
order n. nizam
order n. rabıta
order n. kumanda
order n. kural
order n. hal
order n. yöntem
order n. cins
order n. intizam
order n. tarz
order n. sınıf
order n. çalışır durum
order n. durum
order n. çeşit
order n. tabaka
order n. asayiş
order n. komut
order n. talimat
order n. dizi
order n. buyuru
order n. sistem
order n. güvenlik
order n. meleklere verilmiş dokuz rütbeden her biri
order n. mesleki birlik
order n. mesleki cemiyet
order n. paye
order n. şeref rütbesi
Trade/Economic
order ordino
order talimat
order teslim etme emri
order rütbe
order borsa emirleri
order ödeme emri
order sipariş
Law
order hükmetmek
order mahkeme kararı
Technical
order dizi
order sıra
Computer
order kerte
order sırala
order sırası
order derece
order komut vermek
Textile
order sipariş
Automotive
order sipariş
order sipariş vermek
Medical
order tavsiye etmek (doktor)
Food Engineering
order düzen
order takım
order derece
Math
order hane
order basamak
order bölük
order mertebe
Chemistry
order mertebe
Biology
order takım
order grup
order silsile
Linguistics
order düzen
order sözcüklerin diziliş sırası

Meanings of "order" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
put in order v. sıraya koymak
give an order v. sipariş vermek
place an order v. sipariş vermek
put in order v. düzenlemek
religious order n. tarikat
public order n. asayiş
money order n. havale
public order n. kamu düzeni
out of order adj. arızalı
out of order adj. bozuk
in order adv. sırayla
General
order away v. yollamak
order away v. göndermek
be arranged in an order v. dizilmek
put in order v. düzeltmek
order food from outside v. dışarıdan yemek söylemek
place order v. sipariş vermek
be out of order v. usule aykırı olmak
send a money order v. havale göndermek
restore the order v. düzeni yeniden sağlamak
brought order to v. düzene sokmak
be in good working order v. iyi işler durumda olmak
go out of order v. arıza meydana gelmek
call to order v. toplantıyı açmak
put in order v. düzene sokmak
restore the law and order v. kanun ve düzeni yeniden inşaa etmek
bring something to good working order v. çalışır duruma getirmek
maintain law and order v. kanun ve düzeni sağlamak
maintain order v. düzeni sağlamak
go out of order v. arıza vermek
be out of order v. düzensiz olmak
put in order v. tanzim etmek
order out v. çıkarmak
order out v. kovmak
give an order v. ısmarlamak
be out of order v. uygunsuz olmak
bring order into v. düzene sokmak
set a place in order v. bir yeri düzene sokmak
be out of order v. (makine/aygıt) bozulmuş olmak
make to order v. ısmarlama yapmak
take an order v. birinden sipariş almak
put something in order v. nizama sokmak
order food from outside v. dışarıdan yemek
put under one's order v. emrine vermek
be a member of a religious order v. tarikata bağlı olmak
rule something out of order v. kabul etmemek
brought order into v. düzene sokmak
put in order v. hale yola koymak
place an order with v. sipariş vermek
put something in order v. düzen vermek
get out of order v. bozulmak
be out of order v. çalışmamak
be out of order v. bozuk olmak (makine/aygıt)
put in order v. adam etmek
be put in order v. düzelmek
be in order v. sıralanmış durumda olmak
order away v. kovmak
bring order to v. düzene sokmak
go out of order v. arızalanmak
order off v. atmak
set a place in order v. bir yeri derleyip toplamak
put in order v. çekidüzen vermek
put in order v. sıralamak
order off v. çıkarmak
keep order v. disiplini korumak
give order v. emir vermek
place an order v. ısmarlamak
arrange in order v. sıralamak
take an order v. birinden emir almak
be in order v. yolunda olmak (işler)
put in order v. düzene koymak
receive an order v. sipariş almak
impose law and order v. kanun ve nizam getirmek
make an order v. sipariş etmek
make an order v. sipariş geçmek
make an order v. ısmarlamak
place an order with v. sipariş etmek
place an order with v. ısmarlamak
place an order with v. sipariş geçmek
send an order v. sipariş etmek
send an order v. sipariş geçmek
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toplamak
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toparlamak
put (something) in order v. düzene oturtmak
be in order v. düzenli olmak
put (something) in order v. düzenlemede bulunmak
bring an order v. düzenleme getirmek
put in order v. düzenleme getirmek
put (something) in order v. düzen altına almak
keep (something) in order v. düzenli tutmak
be in order v. düzene girmek
arrange in an alphabetical order v. alfabetik sıraya göre dizmek
put in an order v. sipariş vermek
issue a work order v. iş emri çıkarmak
acknowledge court order v. mahkeme kararını tanımak
write an order form for medication v. reçetelemek
close the order v. siparişi kapatmak
prepare an order v. sipariş düzenlemek
accept the order v. siparişi kabul etmek
give order v. talimatta bulunmak
place an order v. sipariş geçmek
threaten to unravel the secular order v. laik düzeni yıkmaya çalışmak
try to destroy the secular order v. laik düzeni yıkmaya çalışmak
fulfil an order v. siparişi yerine getirmek
clear a piece of land (in order to grow crops) v. tarla açmak
make to order v. sipariş üzerine yapmak
withdraw an order v. siparişi iptal etmek
order tea v. çay söylemek
make to order v. isteğe göre yapmak
make to order v. emre göre yapmak
make to order v. siparişe göre yapmak
conform the order v. siparişe uygun olmak
put in order v. sıraya sokmak
do in certain order v. belirli bir düzen içinde yapmak
order in v. dışarıdan yemek
order in v. dışarıdan yemek söylemek
proceed with an order v. sipariş işlemine başlamak
send an order v. siparişi göndermek
order around v. emir yağdırmak
cancel an order v. siparişi geri almak
cancel an order v. siparişi iptal etmek
revoke an order v. siparişleri geri almak
make an additional order v. ek sipariş yapmak
order on trial v. deneme siparişi vermek
make an additional order v. ilave sipariş yapmak
order again v. tekrar sipariş etmek
give order v. sipariş vermek
work in order v. düzen içinde çalışmak
study in order v. düzen içinde çalışmak
order coffee v. kahve sipariş etmek
order pizza v. pizza sipariş etmek
order pizza v. pizza siparişi vermek
order pizza v. pizza söylemek
order the secretary of defence to use military force v. savunma bakanına askeri güç kullanma emri vermek
order modestly v. sade şeyler sipariş etmek
be listed in alphabetical order v. alfabetik sıraya göre listelenmek
keep order v. düzeni sağlamak
order books in bulk v. toptan kitap siparişi vermek
order dessert v. tatlı siparişi vermek
order a take away v. dışarıdan eve yemek sipariş etmek
order a take away v. dışarıdan eve yemek söylemek
defy order v. emre karşı gelmek
enter order v. sipariş girmek
put in an order v. sıraya koymak
order in v. girmesini söylemek
be in working order v. çalışır vaziyette olmak
be in working order v. çalışır durumda olmak
bring the order v. siparişi getirmek
deliver the order v. siparişi getirmek
bring/deliver order v. sipariş getirmek
open an order v. sipariş açmak
enter an order v. sipariş girmek
get a court order v. mahkeme emri çıkarttırmak
order take-out v. dışarıdan yemek sipariş etmek
fulfil the order v. siparişi karşılamak
fulfil the order v. siparişe cevap vermek
take order for v. sorumluluğu üstlenmek
take order for v. yükümlülüğü üzerine almak
take order for v. emir almak
take order for v. sipariş almak
imperial order n. ferman
economic order n. ekonomik düzen
order of the day n. günün konusu
money order n. havale
transportation order n. taşıma siparişi
trial order n. deneme siparişi
order of merit n. liyakat nişanı
large order n. büyük sipariş
cease and desist order n. faaliyetten men
side order n. meze
money order n. posta havalesi
out of order n. düzeni bozuk
putting in order n. sıralama
affinity order n. yakınlık sırası
standing order n. belirli aralıklarla gönderilen sipariş
low order n. alçak konum
provisional order n. geçici emir
order of magnitude n. mertebe hesabı
order of the day n. gündem
standing order n. henüz gönderilmemiş sipariş
purchase order n. satınalma emri
second order system n. ikinci derece düzgeç
order of the garter n. dizbağı nişanı
order to pay n. verile
miscellaneous charges order n. muhtelif giderler emri
tall order n. zor görev
placing an order n. sipariş verme
low order detonation n. alçak detonasyon
fair order n. adil düzen
rush order n. acele sipariş
banker's order n. ödeme emri
order form n. sipariş formu
order of white rose of finland n. finlandiya devlet nişanı
just order n. adil düzen
standing order n. süreli sipariş
the affinity order of n. molekül vb gibi şeylerin yakınlık sırası
batting order n. vur emri
social order n. sosyal düzen
order of evacuation n. tahliye düzeyi
mail order n. posta havalesi
provisional order n. geçici talimat
order of precedence n. öncelik sırası
money order n. banka havalesi
social order n. içtimai nizam
dervish order n. tarikat
placing an order n. ısmarlama
law and order n. yasa ve düzen
putting in order n. tanzim
executive order n. başkanlık emri
corinthian order n. korint üslubu
pecking order n. ast üst sistemi
order date n. sipariş tarihi
word order n. kelime sırası
mail order n. posta ile sipariş
order of precedence n. kıdem sırası
word order n. sözdizim
new world order n. yeni dünya düzeni
low order burst n. yavaş paralanma
founder of an order n. pir
side order n. garnitür
law and order n. kanun ve nizam
written order n. yazılı sipariş
mail order business n. postayla ticaret
postal money order n. postayla para havalesi
restraining order n. yasaklama emri
restraining order n. men kararı
order blanks n. sipariş formları
work order n. iş emri
purchase order n. sipariş formu
purchase order n. sipariş
order statistics n. sıra istatistikleri
alphabetical order n. alfabetik sıra
order arranged a to z n. alfabetik sıra
bulk order n. yüklü sipariş
large order n. zor iş
large order n. zor mesele
large order n. yüklü sipariş
record order n. yüklü sipariş
new order n. yeni düzen
new order n. genel reform
purchase request order n. satın alma talep formu
order book n. sipariş defteri
order of magnitude n. büyüklük kertesi
order of the system n. sistem derecesi
order of magnitude n. büyüklüğe göre diziliş
order statistic n. sıra istatistiği
order of a differential equation n. türevsel deklemin derecesi
acceptance of order n. sipariş kabulü
lawful order n. yasal düzen
automatic payment order n. otomatik ödeme talimatı
order instruction n. sipariş talimatı
order instructions n. sipariş talimatları
mobilization order n. seferberlik emri
pending order n. bekleyen sipariş
customer order n. müşteri siparişi
order of importance n. önem sırası
change order n. değişiklik emri
social order n. toplum düzeni
conditional order n. koşullu ısmarlama
consecutive order n. art arda dizi
consecutive order n. sıralı dizi
descending order n. azalan sıra
working order n. çalışma talimatı
ahi-order n. ahilik
ahi-order n. ahi birliği
ahi-order n. ahi teşkilatı
apple-pie order n. düzenli olma
mail-order house n. posta ile sipariş alan mağaza
ottoman constabulary-official for public order n. muhtesib
putting on a belt during a master ceremony according to an ahi-order n. şed kuşanma
order-of-magnitude n. büyüklük sırası
ottoman constabulary-official for public order n. ihtisab emini
social order n. toplumsal düzen
telegraphic money order n. telgraf havalesi
repetition order n. tekrar sipariş
pecking order n. hiyerarşi
postal money order n. posta havalesi
postal order n. posta havalesi
tall order n. olmayacak iş
tall order n. yapılması olanaksız iş
payment of gas bill by standing order n. otomatik doğalgaz faturası ödemesi
the new order n. nizam-ı cedid
internal order n. iç düzen
birth order n. doğum sırası
chronological order n. kronolojik sıra
protective order n. koruyucu hüküm
protective order n. koruyucu talimat
order of seating n. oturma düzeni
seating order n. oturma düzeni
legal order n. yasal düzen
the world order n. dünya düzeni
the world order n. dünyanın düzeni
legal order n. yasal nizam
corrupt order n. bozuk düzen
collapse of public order n. kamu düzeninin çökmesi
money order n. para havalesi
next order n. sonraki sipariş
following order n. sonraki sipariş
tall order n. zor iş
final judgment order n. kesin hüküm
final judgment order n. nihai karar
chaotic order n. kaotik düzen
team order n. takım emri
establishment of law and order n. kanun ve düzenin kurulması
will-to-order n. kural istemi
series/order of things n. olaylar dizisi
battle order n. savaş emri
battle order n. savaş düzeni
symbolic order n. sembolik düzen
compliance order n. itaat emri
appointment order n. atama emri
order of preference n. tercih sırası
order of choice n. tercih sırası
lack or order n. başıbozukluk
order information n. sipariş bilgileri
order table n. sıra tablosu/cetveli
order mark (school, brit) n. (okulda verilen) ufak ceza
work order n. çalışma düzeni
repair order n. onarım emri
correct order n. doğru sıra
phase order n. faz sırası
height order n. boy sırası
benedictine order n. benedik tarikatı
actual order n. gerçek sipariş
old order n. eski düzen
established order n. müesses nizam
established order n. kurulu düzen
order duration n. sipariş süresi
public health and order n. kamu sağlığı ve düzeni
customer order form n. müşteri̇ si̇pari̇ş formu
menu order n. menü düzeni
order status n. siparişin durumu
status of order n. siparişin durumu
delay of order n. sipariş gecikmesi
order delay n. sipariş gecikmesi
order picker n. sipariş toplayıcı
feudal social order n. feodal sosyal düzen
tasking order n. görevlendirme
tasking order n. görevlendirme emri
tasking order n. görevlendirme
tasking order n. görevlendirme emri
tasking order n. görevlendirme
tasking order n. görevlendirme emri
telephone order n. telefon siparişi
telephone order n. telefondan alınan sipariş
temporal order n. olayların zamana göre sıralanması
first order of business n. yapılacak ilk şey
first order of business n. yapılması gereken ilk şey
in alphabetical order adj. alfabetik olarak dizilmiş
in order adj. düzenli
out of order adj. karmakarışık
out of order adj. intizamsız
payable to order adj. emre ödenecek
in order adj. ahenkli
in bad order adj. bozuk
arranged in order adj. sıralı
made to order adj. ısmarlama
in order adj. nizamlı
out of order adj. ayarı bozuk
at one's order adj. emre hazır
in order adj. sıralı
which (in order) adj. kaçıncı
in good order adj. muntazam
out of order adj. sırasız
out of order adj. intizamsız sırasız
out of order adj. bozuk
in good order adj. yolunda
made-to-order adj. ısmarlama
low-order adj. düşük değerli
mail-order adj. posta siparişiyle alınan
out-of-order adj. karmakarışık
out-of-order adj. düzensiz
out of order adj. çalışmaz
out of order adj. düzensiz
out of order adj. işlemez
out of order adj. nizamsız
out of order adj. yolsuz
out of order adj. arızalı
on order adj. siparişi verilmiş
arranged in an order adj. sıraya dizilmiş
arranged in an order adj. sıraya dizilen
out of order adj. darmaduman
of the highest order adj. en üst düzeyde
of the highest order adj. en üst kalitede
in chronological order adv. kronolojik sıra ile
in alphabetical order adv. alfabetik sıraya göre
in alphabetical order adv. harf sırasına göre
by order of adv. emrine göre
by order of adv. in emriyle
until a further order is made adv. ikinci bir emre kadar
by order of adv. emri gereğince
in order adv. sıra ile
in order of priorities adv. önem sırasına göre
in alphabetic order adv. alfabetik olarak
in order adv. usule göre
in short order adv. çabucak
in good order adv. iyi bir halde
in alphabetical order adv. alfabetik sırayla
by order adv. emir gereğince
in what order adv. hangi sıraya göre
in short order adv. çabuk
in short order adv. çarçabuk
in order adv. yolunda
by order of adv. emriyle
in apple pie order adv. çok düzenli
in short order adv. hemen
by order adv. emre göre
in order adv. düzenli sıra ile yolunda
to order adv. emrine
to his own order adv. emrine
until further order adv. yeni bir emre kadar
until further order adv. yeni bir talimata kadar
in order adv. usulüne göre
in order adv. usule uygun
in apple-pie order adv. çok düzenli bir şekilde
in descending order adv. azalan sırada
in chronological order adv. tarih sırasıyla
to one's own order adv. emrine
in alphabetical order adv. alfabetik düzende
in alphabetical order adv. alfabetik olarak
in alphabetical order adv. alfabetik sırada
in abc order adv. alfabetik düzende
in abc order adv. alfabetik olarak
in abc order adv. alfabetik sırada
on the order of prep. tarzında
on the order of prep. kabilinde
in order of prep. sırasıyla
to the order of prep. usulüne göre
to the order of prep. emrine
on the order of prep. yaklaşık
in the order of prep. ...mertebesinde / düzeyinde
in order that conj. ta ki
in order that conj. için
in order that conj. diye
in order that conj. olması için
in order that conj. -mesi için
in order that conj. -sın diye
in order that conj. -sin diye
in order for conj. teminen
in order for conj. için
your order sir interj. emret komutanım
Phrasals
order someone around birine emirler yağdırmak
order someone about birine emirler yağdırmak
order something from something bir yerden bir şeyler sipariş etmek
order someone into something birine bir yere girmesini söylemek/emretmek
order someone in something birine bir yere girmesini söylemek/emretmek
order something in dışarıdan yemek sipariş etmek
order something in dışarından yemek söylemek
order someone off (of something) birine bir yerden/bir şeyden inmesini söylemek/emretmek
order someone out birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek
order someone out of some place birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek
put something into order (odayı vb) düzeltmek
back-order something (müşteri için) yenisini sipariş etmek
put something into order bir şeyi düzene sokmak
Phrases
in order to için
in order to amacı ile
in order to diye
as per order siparişe göre
in order to support desteklemek amacıyla
in order to olması için
in order to -mek için/-mak için
in order to clarify (it) açıklayıcı olması açısından
in order to achieve başarmak için
in order to examine incelemek için
in order to achieve our objective amacımıza ulaşmak için
in order to achieve our target hedefimize ulaşmak için
in order to achieve our goal hedefimize ulaşmak için
in order to achieve our goal amacımıza ulaşmak için
in order to achieve our target amacımıza ulaşmak için
in order to achieve our objective hedefimize ulaşmak için
in order to improve geliştirmek için
put the dialogue in the correct order diyalogdaki cümleleri/ifadeleri doğru sıraya koyunuz
by order of receipt alınış sırasına göre
in order not to (olumsuz) için
in order to be seen görülmesi için
enclosed please find the order confirmation ekte sipariş onayını gönderiyorum
in order not to -mamak için
in order not to -memek için
the good order of society kamu düzeni
Colloquial
of the first order türünün en iyisi
of the first order türünün en mükemmeli
in order to avoid a misunderstanding yanlış anlaşılma olmasın
in order to get sağlamak amacıyla
a tall order gerçekleştirilmesi zor istek
on order ısmarlanmış
in good order düzenli olarak
a tall order abartılı istek
in good order düzgün biçimde
on order sipariş edilmiş
on order istek üzerine
in good order düzgün
in order to be better daha iyi olmak için
obey the order, no matter what! emir demiri keser
Idioms
large order n. zor istek/iş
tall order n. zor istek/iş
large order n. zor görev
tall order n. zor görev
in order to keep up appearances ele güne karşı rezil olmamak için
call to order sükunete davet etmek
apple-pie order derli toplu