Coming - Turco Inglés Diccionario

Coming

Significados de "Coming" en diccionario turco inglés : 24 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
coming n. geliş
General
coming n. yaklaşma
coming n. zuhur
coming n. gelme
coming n. varış
coming adj. gelecek
coming adj. gelen
coming adj. yaklaşan
coming adj. gelecek (ay, yıl)
coming adj. başarılı
coming adj. ümit vadeden
coming adj. geleceği parlak
coming adj. hak edilmiş
coming adj. hak kazanmış
coming adj. yeni moda
coming adj. olgunlaşan
coming adj. başarılara koşan
coming adj. önümüzdeki
Colloquial
coming n. orgazm
coming n. boşalma
Religious
coming n. isa'nın görkemli bir şekilde geri dönüşü
Archaic
coming adj. sunan
coming adj. ileri aktaran
coming adj. ileten

Significados de "Coming" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
home coming n. eve dönüş
coming together n. toplanma
coming to an end n. tükenme
coming out n. toplum önüne çıkma
coming years n. gelecek yıllar
coming months n. gelecek aylar
coming and going n. gidişgeliş
coming back n. geri gelme
coming to life n. canlanma
coming off n. boşalma
jewish coming of age ceremony for girls n. bat mitzvah
coming days n. gelecek günler
short-coming n. noksan
short-coming n. eksik
coming together n. bir araya gelme
snowfall coming down during the evening hours n. akşam saatlerinde bastıran kar yağışı
the coming of spring n. baharın gelişi
the coming of summer n. yazın gelişi
the coming of winter n. kışın gelişi
the coming danger n. yaklaşan tehlike
loud music coming from upstairs n. üst kattan gelen yüksek ses
coming-out party n. sosyeteye tanıtma partisi
coming storm n. yaklaşan fırtına
coming and going n. hayhuy
coming out n. cinsel yönelimin ortaya çıkması
coming-of-age n. saygınlık kazanma
coming of age n. reşit olunan yaş
coming in [obsolete] n. başlangıç
coming-of-age n. reşit olma
coming-of-age n. olgunluğa ulaşma
coming-of-age n. şöhret kazanma
coming in [obsolete] n. giriş
coming of age n. reşit olma (töreni)
coming-out n. cinsel yönelimin ortaya çıkması
coming-out n. toplum içine çıkma
coming upon n. gayriresmi buluşma
coming and going n. koşuşturma
coming-out n. cinsel yönelimini açıklama
coming and going n. iş güç hareketliliği
coming out n. cinsel yönelimini açıklama
coming-of-age n. tanınma
coming ins n. kazanç
coming of age n. önemli bir gelişme aşamasına gelinen an
coming ins n. gelir
coming in [obsolete] n. girme şekli
get what's coming to one v. layığını bulmak
have it coming v. hak etmek
get what's coming to one v. cezasını bulmak
get what's coming to one v. hak ettiği cezayı yemek
get what's coming to one v. müstahakkını bulmak
hit a truck coming in the opposite direction v. karşı yönden gelen kamyona çarpmak
hit a vehicle coming in the opposite direction v. karşı yönden gelen araca çarpmak
hit a truck coming in the opposite direction v. karşı yönden seyreden kamyona çarpmak
hit a car coming in the opposite direction v. karşı yönden seyreden arabaya çarpmak
hit a vehicle coming in the opposite direction v. karşı yönden seyreden araca çarpmak
hit a car coming in the opposite direction v. karşı yönden gelen arabaya çarpmak
hit a truck coming in the opposite direction v. karşı yönden seyreden bir kamyona çarpmak
crash into a truck coming from the opposite direction v. karşı yönden gelen kamyona çarpmak
crash into a truck coming from the opposite direction v. karşı yönden seyreden bir kamyona çarpmak
be coming out v. belirmeye başlamak
herald the coming of spring v. baharın gelişini müjdelemek
promote up-and-coming bands v. yeni çıkan grupları desteklemek
stop coming v. gelmekten vazgeçmek
hear the sound of music coming from a passing car v. yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak
up and coming adj. açıkgöz
up and coming adj. gelecek vaat eden
up-and-coming adj. girişken
up and coming adj. gelecek vadeden
up and coming adj. girişken
up and coming adj. geleceği parlak
up and coming adj. faal
home-coming adj. eve dönüş yapan
late-coming adj. geç gelen
up-and-coming adj. faal ve geleceği parlak
up-and-coming adj. geleceği parlak
up-and-coming adj. gelecek vaat eden
up-and-coming adj. açıkgöz
up-and coming adj. hırslı ve başarılı
up-and coming adj. çalışkan
up-and coming adj. gayretli
coming from the depth of history adj. tarihin derinlerinden gelen
coming from the depth of history adj. tarihin derinliklerinden gelen
up and coming adj. yeni çıkan
up-and-coming adj. umut/ümit veren/vadeden
up-and-coming adj. prestij kazanan
up-and-coming adj. önem kazanan
in the coming years adv. ileriki yıllarda
in the coming days adv. önümüzdeki günlerde
in the coming years adv. önümüzdeki yıllarda
in the coming years adv. önümüzdeki senelerde
in the coming months adv. önümüzdeki aylarda
in the coming weeks adv. önümüzdeki haftalarda
Phrases
backwards about coming forward adj. tutuk
backwards about coming forward adj. dili tutuk
backward about coming forward adj. dili tutuk
backward about coming forward adj. düşüncelerini dile getirmede çekingen
backwards about coming forward adj. aklındakileri söylemekte utangaç
backwards about coming forward adj. düşüncelerini dile getirmede çekingen
backward about coming forward adj. düşüncelerini dillendirme konusunda ketum
backward about coming forward adj. tutuk
backward about coming forward adj. aklındakileri söylemekte utangaç
backwards about coming forward adj. düşüncelerini dillendirme konusunda ketum
not long in coming adv. çok yakında
coming soon expr. çok yakında
in the coming days expr. önümüzdeki günler
coming from the past expr. geçmişten gelen
we're coming in for a landing! expr. inişe geçiyoruz!
what's the world coming to! expr. dünyanın çivisi çıkmış!
coming up next expr. az sonra ekranlarınızda...
coming up next expr. birazdan ekranlarınızda...
coming up next expr. birazdan ekranda...
I see where you are coming from expr. ne demek istediğini anlıyorum
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim bir kek yapardım
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim börekler açardım sana
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. ne güzel sürpriz anlamında, beklenmedik birinin gelişiyle duyulan heyecanı anlatan bir söz
henry! henry aldrich! coming, mother! expr. the aldrich family isimli radyo programında kullanılan söz
henry! henry aldrich! coming, mother! expr. henry! henry aldrich! geliyorum anne!
where someone is coming from expr. birinin niyeti/maksadı
where somebody is coming from expr. birinin söylediği şeyin altında yatan inançları, fikirleri, kişiliği
where somebody is coming from expr. birinin bir görüşe nereden vardığı
where one is coming from expr. birini bir görüşe/eyleme iten davranış
where someone is coming from expr. birinin karakteri
where someone is coming from expr. birinin demek istediği
where one is coming from expr. birinin bakış açısı
where one is coming from expr. birinin niyeti/maksadı
where someone is coming from expr. birinin görüşünün/bakış açısının altında yatan şey
where someone is coming from expr. birinin görüşü
where one is coming from expr. birinin görüşünün/bakış açısının altında yatan şey
where somebody is coming from expr. birinin bir görüşe nereden geldiği
where one is coming from expr. birinin demek istediği
where someone is coming from expr. birinin bakış açısı
where someone is coming from expr. birini bir görüşe/eyleme iten davranış
where someone is coming from expr. birinin kişiliği
where one is coming from expr. birinin görüşü
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. Gelecekleri varsa görecekleri de var
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. Gelecekleri varsa görecekleri de var
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. gelecekleri varsa görecekleri de var
Proverb
coming events cast their shadows before perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
the chickens are coming home to roost ne ekersen onu biçersin
the chickens are coming home to roost ektiğini biçersin
the chickens are coming home to roost bugün yediğin hurmalar yarın götünü tırmalar
Colloquial
a rejected woman coming after someone n. birinin peşini bırakmayan reddedilmiş kadın
have it coming v. müstahak olmak
have it coming v. hak etmek
get what's coming to one v. ettiğini bulmak
get what's coming to one v. hak ettiği cezayı almak
have someone coming and going v. birini kararsız bırakmak
have someone coming and going v. birine çıkar yol bırakmamak
have someone coming and going v. birine uygun bir seçenek bırakmamak
have someone coming and going v. birine çıkış yolu bırakmamak