gelecek - Turco Inglés Diccionario

gelecek

Significados de "gelecek" en diccionario inglés turco : 33 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
gelecek future n.
Finally, I also should like to briefly comment on the third point, namely the Union's future.
Son olarak üçüncü nokta olan Birliğin geleceği hakkında da kısaca yorum yapmak istiyorum.

More Sentences
General
gelecek the future n.
I am pleased that this report sets out plans for the future.
Bu raporun geleceğe yönelik planları ortaya koymasından memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
gelecek outlook n.
The outlook for our business isn't good.
İşimizin geleceği iyi değil.

More Sentences
gelecek forthcoming adj.
The payment we requested was not forthcoming.
Talep ettiğimiz ödemenin geleceği yoktu.

More Sentences
gelecek oncoming adj.
He failed to see the stop sign at the intersection and hit an oncoming car.
Kavşaktaki dur işaretini göremedi ve karşıdan gelen bir arabaya çarptı.

More Sentences
gelecek next adj.
He’ll be behind Red Bull next year.
Gelecek sene Red Bull'un arkasında olacak.

More Sentences
gelecek future adj.
We need to work together to protect the world for future generations.
Gelecek nesiller için dünyayı korumak amacıyla birlikte çalışmamız gerekiyor.

More Sentences
gelecek following adj.
Justice is a key word on the European and international stages following 11 September.
Adalet, 11 Eylül'ün ardından Avrupa ve uluslararası sahnede anahtar kelime haline geldi.

More Sentences
gelecek upcoming adj.
I would of course urge both Denmark and the upcoming Presidency to take note of this.
Elbette hem Danimarka'yı hem de gelecek Dönem Başkanlığını bunu dikkate almaya davet ediyorum.

More Sentences
Colloquial
gelecek is due exclam.
Emotional Freedom Techniques (EFT) has also been submitted and the results are due soon.
Duygusal Özgürleşme Teknikleri (DÖT) de sunuldu ve sonuçlar yakında gelecek.

More Sentences
Linguistics
gelecek future n.
Finally, I also should like to briefly comment on the third point, namely the Union's future.
Son olarak üçüncü nokta olan Birliğin geleceği hakkında da kısaca yorum yapmak istiyorum.

More Sentences
General
gelecek aftertime n.
gelecek fate n.
gelecek futurity n.
gelecek hereafter n.
gelecek fortune n.
gelecek time to come n.
gelecek avenir n.
gelecek fut (future) n.
gelecek fut. (future) n.
gelecek tomorrow n.
gelecek ensuing adj.
gelecek unborn adj.
gelecek coming adj.
gelecek to come adj.
gelecek due in adj.
gelecek to-be adj.
gelecek puisne adj.
gelecek proximate adj.
gelecek ahead adv.
Idioms
gelecek days to come n.
gelecek on the slate expr.
Trade/Economic
gelecek expectant adj.

Significados de "gelecek" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
gelecek yıllar coming years n.
grup anlamına gelecek şekilde kullanılan sözcük party n.
yakın gelecek foreseeable future n.
gelecek vadeden comer n.
gelecek bilim futurology n.
gelecek zaman future n.
ortak gelecek common future n.
gelecek aylar coming months n.
gelecek bir felaketi önceden haber veren kişi doomwatcher n.
işaret (gelecek hakkında) prognostication n.
iki anlama gelecek şekilde konuşan equivocator n.
gelecek program trailer n.
iki anlama gelecek söz söyleme equivocating n.
gelecek kuşaklar posterity n.
gelecek nesiller posterity n.
denizden gelecek saldırıları önlemek için yapılan surlar sea wall n.
evlenme ilanı (gelecek bir tarihe ait) banns n.
gelecek doğum günündeki yaş age next birthday n.
gelecek değer future value n.
gelecek planlama future planning n.
gelecek kuşak next generation n.
gelecek nesil next generation n.
yakın gelecek near future n.
parlak gelecek bright future n.
uzak gelecek distant future n.
parlak gelecek promising future n.
uzak gelecek remote future n.
gelecek endişesi concern for the future n.
gelecek kaygısı concern for the future n.
gelecek kaygısı future anxiety n.
gelecek endişesi future anxiety n.
gelecek günler coming days n.
umut dolu bir gelecek a rosy future n.
temiz gelecek clean future n.
temiz gelecek secure future n.
gelecek kararı future decision n.
gelecek kararları future decisions n.
gelecek beklentisi future expectation n.
gelecek yaş günündeki yaş next birthday age n.
gelecek bilimci futurist n.
gelecek bilimci futurologist n.
gelecek zaman future time n.
gelecek bin yıl the next millennium n.
gelecek planları future plans n.
gelecek planı future plan n.
gelecek vadeden bir yıldız a promising star n.
gelecek vadeden kimse comer n.
gelecek istasyon next station n.
uzak gelecek far future n.
gelecek vaat eden öğrenci promising student n.
gelecek yıl bugün this day next year n.
gelecek yaz next summer n.
gelecek cevaplar further replies n.
gelecek nesil future generation n.
gelecek planlarım my plans for the future n.
bir dersin sonunda öğrendiğin ve seninle birlikte bu ders devam etmese bile gelecek şeyler take-home lessons n.
(gelecek nesilleri düşünerek yapılan) kaynak yönetimi resource stewardship n.
gelecek nesiller generations to come n.
geçmişe göre gelecek görüşü retrovision n.
şirket yetkililerinin şirketin gelecek satışları, kazancı ve ürün beklentileri ile alakalı verdikleri bilgi guidance n.
bir sorunun gelecek gözetilerek incelenmesi long view n.
ileriyi gelecek çerçevesinde ele alma long view n.
yakın gelecek offing n.
harekat emniyetiyle ilgili bilgiler içeren dostça hareketlerin düşman tarafından değerlendirilip bu bilgilerin gelecek hamlelerde etkin biçimde kullanılması operations security vulnerability n.
büyük gelecek şekilde yapılmış ayar overadjustment n.
çocuklar için iyi bir gelecek hazırlama amacını güden uluslararası büyük bir derneğe mensup kimse optimist n.
gelecek vadetme positiveness n.
gelecek vadeden başlangıç flying start n.
gelecek birini ya da bir şeyi duyuran kimse foreshadower n.
gelecek beklentisi outlook n.
gelecek vadeden nitelik pregnant [obsolete] n.
gelecek vaat eden yol street n.
(din görevlisini) kendinden sonra gelecek görevli yerine tayin etme superordination n.
gelecek yaşam future world n.
gelecek korkusu future shock n.
gelecek nesiller futurity n.
gelecek zaman için kullanılır/zorunluluk gösterir/niyet gösterir be going to v.
gelecek vaat etmek look bright v.
gelecek zamana kalması için kullanmamak husband v.
işaret etmek (gelecek hakkında bir şeye) prognosticate v.
gelecek kuşaklara bırakmak leave to the next generations v.
gelecek kuşaklara aktarmak transfer to the next generations v.
iki anlama gelecek söz söylemek equivocate v.
gelecek olayları önceden tahmin etmek previse v.
gelecek vaat etmek be promising v.
gelecek için plan yapmak plan for future v.
gelecek görmemek see no future v.
gelecek vaat etmek have a promising future v.
gelecek vaadiyle kandırılmak be led on v.
gelecek vaadiyle kandırmak lead someone on v.
gelecek nesillere aktarmak hand down the next generations v.
kararlılık, niyet, plan bildiren gelecek zaman yardımcı fiili shall v.
iyi bir gelecek bırakmak leave a good future v.
gelecek için planlar yapmak think ahead v.
gelecek kuşaklara bırakmak pass on to the next generation v.
gelecek planları hakkında konuşmak talk about one's future plans v.
gelecek haftaya ertelenmek be postponed to next week v.
gelecek haftaya sarkmak extend to next week v.
daha iyi bir gelecek oluşturmak carve out a better future v.
gelecek için bir model oluşturmak provide a blueprint for future v.
gelecek için bir model sağlamak provide a blueprint for future v.
(eseri) gelecek nesiller için değer taşıyacak şekilde anıtlaştırmak celebrate v.
bir gelecek zaman hali oluşturmak için durum ortacıyla kullanılan bir fiil be v.
birbiriyle köşe köşeye gelecek şekilde dikmek mitre v.
dış yüzey iç yüzey haline gelecek şekilde katlamak invaginate v.
(klasörü) sekmeler farklı yerlere gelecek şekilde düzenlemek stagger v.
(alttaki toprak üste gelecek şekilde) sabanla sürmek turn v.
gelecek vadeden up and coming adj.
gelecek vadeden promising adj.
iki anlama gelecek şekilde söylenmiş equivocated adj.
gelecek ay proximo adj.
gelecek vaat eden up and coming adj.
gelecek ay içinde prox. adj.
gelecek (ay, yıl) coming adj.
gelecek vaat eden up-and-coming adj.
gelecek ile ilgili apocalyptic adj.
gelecek için uygun olan futuristic adj.
gelecek yıla devreden carried over to the next year adj.
gelecek odaklı future-oriented adj.
gelecek vadetmeyen unpromising adj.
gelecek zamanda evermore adj.
gelecek vadeden brilliant adj.
(devamında gelecek koşullara) bağlı dependant upon adj.
(devamında gelecek koşullara) bağlı depending on adj.
gelecek kaygısından uzak grasshopper adj.
gelecek felaketlerin öncüsü olan doomsday adj.
gelecek vadeden pregnant [obsolete] adj.
üst üste gelecek şekilde döşenmiş kiremitlerle kaplı scaled adj.
gelecek vadeden aspiring adj.
yakın (gelecek) foreseeable adj.
gelecek dünya ile ilgili otherwise adj.
gelecek dünya ile ilgili otherworld adj.
gelecek dünyaya hazırlayan otherwise adj.
gelecek dünyaya hazırlayan otherworld adj.
makama gelecek olan future adj.
gelecek vadetmeyen futureless adj.
gelecek vadeden budding adj.
gelecek ay bugün this day month adv.
kulağa hoş gelecek şekilde euphoniously adv.
gelecek posta ile by return post adv.
geniş taraf öne gelecek şekilde broadside adv.
gelecek hafta bugün this day week adv.
peş peşe gelecek şekilde consecutively adv.
gelecek iki hafta içinde for two weeks to come adv.
gelecek sefer next time adv.
peş peşe gelecek şekilde in a sequential manner adv.
gelecek zamanlarda in days to come adv.
gelecek hafta next week adv.
gelecek yıl next year adv.
gelecek ay next month adv.