ahead - Turco Inglés Diccionario

ahead

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

ahead — Definition

Significado:
ileride, önde, önceden
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈhed/ – BrE /əˈhed/)
Categoría gramatical:
Zarf
Sinónimo:
forward, in front, beforehand
Antónimos:
behind, backward, later

Significados de "ahead" en diccionario turco inglés : 24 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
ahead n. ilerisi
Tom hasn't thought that far ahead.
Tom o kadar ilerisini düşünmedi.

More Sentences
ahead adv. ilerde
The school is two kilometers ahead.
Okul iki kilometre ilerde.

More Sentences
General
ahead n. ilerisi
Tom hasn't thought that far ahead.
Tom o kadar ilerisini düşünmedi.

More Sentences
ahead adj. öndeki
Some are a little bit ahead of others.
Bazıları diğerlerinden biraz daha önde.

More Sentences
ahead adv. önceden
I prepared the dessert ahead of time and froze it.
Tatlıyı önceden hazırlayıp dondurdum.

More Sentences
ahead adv. ileride
There should be a gas station up ahead.
Şu ileride bir benzin istasyonu olması lazım.

More Sentences
ahead adv. önde
They develop their own technologies to stay ahead of the competition.
Rekabette bir adım önde olmak için kendi teknolojilerini geliştiriyorlar.

More Sentences
ahead adv. ileri
Enterprises need guarantees in order to plan ahead.
İşletmelerin ileriyi planlayabilmeleri için garantiye ihtiyaçları vardır.

More Sentences
ahead adv. önünde
She was a steady eight points ahead of her competitor.
Rakibinin sekiz puan önünde yer alıyordu.

More Sentences
ahead adv. önden
I'll go on ahead.
Ben önden gidiyorum.

More Sentences
ahead adv. ilerisinde
A Clockwork Orange was way ahead of its time.
Otomatik Portakal filmi zamanının çok ilerisindeydi.

More Sentences
ahead adv. önüne
Can't you see the Eifel Tower? Look straight ahead.
Eiffel Kulesi'ni göremiyor musunuz? Tam önünüze bakın.

More Sentences
ahead adv. önüne
Can't you see the Eifel Tower? Look straight ahead.
Eiffel Kulesi'ni göremiyor musunuz? Tam önünüze bakın.

More Sentences
Colloquial
ahead expr. önümüzde
That must be our ambition in the months ahead.
Önümüzdeki aylarda hedefimiz bu olmalıdır.

More Sentences
General
ahead adv. ileriye
ahead adv. önünden
ahead adv. gelecek
ahead adv. önceye
ahead adv. sonraya
Trade/Economic
ahead adv. gerçekleşebileceği düşüncesiyle
Technical
ahead adv. geminin baş tarafında
Marine
ahead n. ileri yol
ahead adv. pruvada
ahead expr. tam yol ileri

Significados de "ahead" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
completion ahead of schedule n. programdan önce tamamlama
the go-ahead n. izin
the go-ahead n. müsaade
full speed ahead n. tam yol ileri
the years ahead n. önümüzdeki yıllar
the years ahead n. ileriki yıllar
the road ahead n. önümüzdeki yol
go-ahead n. enerji
go-ahead n. ruh
go-ahead n. girişimken kimse
go-ahead n. enerjik kimse
go-ahead n. atılganlık
go-ahead n. yeşil ışık
go-ahead n. (özellikle hawai ve kaliforniya'da) bir tür sandalet
go-ahead n. devam etme izni
be one step ahead v. bir adım önde olmak
get ahead v. ilerlemek
shoot ahead of v. hızla geçmek
shoot ahead v. hızla öne geçmek
forge ahead v. ilerlemek
forge ahead v. hızla ilerlemek
go ahead with v. işbirliği yapmak
get ahead of v. geçmek (rakibi)
look ahead v. geleceği düşünmek
lie ahead v. başına gelmek
forge ahead v. yarışta en ileriye geçmek
go ahead v. devam etmek
go ahead v. gelişmek
draw ahead v. yavaş yavaş öne geçmek
go ahead v. ilerlemek
look ahead v. ileriye bakmak
go ahead with something v. devam etmek
forge ahead v. öne geçmek
shoot ahead v. atılmak
move ahead v. ilerlemek
get ahead v. iş hayatında ilerlemek
go ahead v. önde gitmek
shoot ahead v. fırlamak
go ahead with something v. sürdürmek
reach ahead v. ileriye uzanmak
go far ahead v. ifrata kaçmak
get ahead v. başarılı olmak
get ahead v. önde olmak
keep ahead v. önde olmak
get ahead v. başarmak
get ahead v. maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek
get ahead v. öne geçmek
get ahead v. önüne geçmek
get ahead v. ilerleme kaydetmek
shoot ahead of v. geride bırakmak
plan ahead v. önceden plan yapmak
get ahead of somebody v. önüne geçmek
come out ahead v. karlı çıkmak
pull ahead v. mesafe katetmek
pull ahead v. mesafe almak
pull ahead v. mesafe almak
zoom ahead v. birdenbire işi ilerletmek
zoom ahead v. ticareti geliştirmek
be ahead one's time v. zamanın ilerisinde kalmak
zoom ahead v. işi geliştirmek
zoom ahead v. birdenbire ticareti ilerletmek
think ahead v. ilerisini düşünmek
think ahead v. gelecek için planlar yapmak
think ahead v. gelecekte ne olacağı hakkında çok düşünmek
think ahead v. ileriyi düşünmek
think ahead v. önceden düşünmek
think ahead v. geleceği düşünmek
go ahead v. başlamak
go ahead v. sürmek
go ahead with v. -e devam etmek
get ahead of v. -i geçmek
go ahead of v. -den önce gitmek
get ahead v. ilerleme göstermek
get ahead v. gelişme göstermek
get ahead v. ilerleyerek diğerlerinin önüne geçmek
get ahead v. gelişme kaydetmek
be a step ahead v. bir adım önde olmak
stay one step ahead v. bir adım önde olmak
think ahead v. bugünün yarınını düşünmek
look ahead v. ilerisi için plan yapmak
shoot ahead v. iyi başlangıç yapıp başarılı olmak
shoot ahead v. erken davranıp öne geçmek
go straight ahead v. dosdoğru gitmek
be one step ahead of technology v. teknolojinin bir adım ilerisinde olmak
push ahead with v. (ile) ilerlemeye devam etmek
push ahead with v. (ile) ilerlemek
set the clock ahead v. saatleri ileri almak
spring ahead v. saatleri geri almak
go straight ahead v. düz devam etmek
go straight ahead v. dümdüz gitmek
be one step ahead of v. bir adım önünde yer almak
be one step ahead of v. bir adım önde olmak
quit while one is ahead v. iyi giderken bırakmak
arrive ahead of time v. vaktinden önce varmak
get there ahead of time v. vaktinden önce varmak
show up ahead of time v. (söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak
get there ahead of time v. (söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak
arrive ahead of time v. (söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak
be one step ahead of v. bir adım önünde olmak
quit while one's ahead v. öndeyken/avantajlı durumdayken bırakmak
have difficult days ahead v. zor günler beklemek
have hard times ahead v. zor günler beklemek
remain ahead of v. önünde olmak
stay ahead of v. önünde olmak
keep ahead of v. önünde olmak
be ahead of v. önünde olmak
get ahead of v. önünde olmak
can't see ahead of something v. bir şeyin önünü görememek
call ahead v. önceden/önden aramak
look ahead v. önüne bakmak
go ahead fast v. hızlı ilerlemek
send on ahead v. önden göndermek
go-ahead adj. yeni yöntem veya düşüncelere açık olan
go-ahead adj. yenilikçi
go-ahead adj. enerjik ve girişken
go-ahead adj. enerjik ve inisiyatifini kullanan
go-ahead [uk] adj. atılgan
go-ahead adj. ilerlenebileceğini gösteren
straight-ahead adj. standart
straight-ahead adj. geleneksel
straight-ahead adj. basmakalıp
straight-ahead adj. yerleşik
straight-ahead adj. sıradan
straight-ahead adj. beklenen
straight-ahead adj. beklenen
straight-ahead adj. her zamanki gibi olan
straight-ahead adj. alışılagelmiş
straight-ahead adj. aynı
ahead of time adv. erken
right ahead adv. dosdoğru
straight ahead adv. tam karşıda
straight ahead adv. dümdüz
dead ahead adv. dosdoğru
straight ahead adv. doğruca
ahead of time adv. önceden
straight ahead adv. dosdoğru
way ahead adv. çok önde
ahead of time adv. vaktinden önce
right ahead adv. doğruca
ahead of time adv. şimdiden
looking ahead adv. geleceğe bakarak
ahead of time adv. çok erken
ahead of the game adv. avantajlı durumda
in the years ahead adv. ileriki senelerde
in the years ahead adv. ileriki yıllarda
ahead of prep. ileride
ahead of prep. ilerisinde
ahead of prep. in önünde
ahead of prep. -in önünde
ahead of prep. -den iyi